10 yıl önce
Gotham dizisine yorum yazdı:
Geliş filmine yorum yazdı:
Bu film gerçekten müthiş bir dram ve ondan daha da müthiş bir gizem ve bir iki tutam da gerilimden oluşuyor. Ancak bu filme safkan bir bilim-kurgu filmi demek için sahip olmanız gereken 1-2 adet çok kritik özellik bulunuyor
1.si; The Contact filmini bilimsellik açısından değerlendirebilmiş ve de filmin bilimsel bir takım hipotezler üzerine kurulmuş olduğunu kabul etmiş olmanız gerekiyor. Bu kriterde kimsenin sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum. 2.sine geçmeden önce bir ara not düşmek isiterim.
Star Wars, Star Trek gibi, gelecekte geçermiş gibi olduklarından bilim-kurgu desek de, aslında çoğunlukla fantastik olan ve sunulan teknolojik görselleştirmelerin daha çok hayal gücü ve abartıya dayalı olduğunu bir masaya yatırmak gerekiyor. Ben burada ne kadar dil döksem de, bunlar bilim-kurgu türünün içerisinde yer alıyor. Tabi böyle bir durum varken, işin fantastik kısmına kaçsa da, Arrival filmine bilim-kurgu değil bu demek çok komik olurdu...
2.si ise o pek meşhur Interstellar filmi ile ilgil ... DevamıBu film gerçekten müthiş bir dram ve ondan daha da müthiş bir gizem ve bir iki tutam da gerilimden oluşuyor. Ancak bu filme safkan bir bilim-kurgu filmi demek için sahip olmanız gereken 1-2 adet çok kritik özellik bulunuyor
1.si; The Contact filmini bilimsellik açısından değerlendirebilmiş ve de filmin bilimsel bir takım hipotezler üzerine kurulmuş olduğunu kabul etmiş olmanız gerekiyor. Bu kriterde kimsenin sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum. 2.sine geçmeden önce bir ara not düşmek isiterim.
Star Wars, Star Trek gibi, gelecekte geçermiş gibi olduklarından bilim-kurgu desek de, aslında çoğunlukla fantastik olan ve sunulan teknolojik görselleştirmelerin daha çok hayal gücü ve abartıya dayalı olduğunu bir masaya yatırmak gerekiyor. Ben burada ne kadar dil döksem de, bunlar bilim-kurgu türünün içerisinde yer alıyor. Tabi böyle bir durum varken, işin fantastik kısmına kaçsa da, Arrival filmine bilim-kurgu değil bu demek çok komik olurdu...
2.si ise o pek meşhur Interstellar filmi ile ilgili. Eğer ki o filmde sonda bağlanan yeri ya da bir takım diğer şeyleri bilimsel değil bu falan deyip eleştirdiyseniz, ha işte orada bir duracaksınız. Bu sizin bu filme "müthiş bir bilim-kurgu" deme lüksünüzü elinizden alır ve ilahı gelse bu hakkı size veremez.
Ben bu iki özelliğe de uyduğumdan, filme rahatlıkla fantastik yönü oldukça OLDUKÇA OLDUKÇA!!!! ağır basan bir film olduğunu söyleyebilirim. "the science of interstellar diye kısa da olsa bir belgesel yayınlanmışken ya da benzer şeyleri Neil deGrasse Tyson sunduğu programda anlatmışken o filmin bilimselliğini tartışıp buna direk bilim-kurgu demek ne psikolojinin, ne de objektifliğin kalıbına sığmaz.
Filmin başında sunduğu gizemin müthiş olduğu bir gerçek. Bunun bağlandığı sonuç ise tartışılır. Beni tatmin etmedi. Prisoners ve Sicario gibi filmler çekmiş bir yönetmene yakışır bir film olsa da, bu tema içerisinde, hele hele bilimi de işin içine katarak değerlendirdiğimizde, şahsen tatmin olmadım. Bunun haricinde, filmde tekrar eden bir takım sahneler de sonuna doğru rahatsızlık vermeye başladı.
Filmi dövdüm gibi oldu ancak zamanında o kadar nefret çeken interstellar, beni buna itti. Yönetmene güvendim, fragmana daha da güvendim, sonuç... 2016 yılının en büyük hayal kırıklığı oldu. O kadar emindim ki, daha film başlamadan baş ucuma alacaktım, ancak böyle bir şey söz konusu bile değil. kesin 100lük film diyecekken, 73 verip geçeceğim. O da özgünlükten yıkılan ve bir takım dini inançlara göndermeler yapan sahnelerden ötürü.
Film sinema tarihinde gelmiş geçmiş en büyük Amerikan propogandalarından birini yapmak üzereydi ki, bundan kıl payı kaçmayı başarmış. Yönetmeni de burda samimiyetle tebrik etmek isterim. Gene bir göz kırpmış, ancak yapmamış. Bunu sevdim.
Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı filmine yorum yazdı:
Spoiler olmayan kısım haricinde söyleyeceğim tek birşey var: "Güzel olan şeyler, ilgiye ihtiyaç duymaz."
(Orjinali; "Beautiful things don’t ask for attention.)
91/100
------SPOILER------SPOILER------SPOILER------SPOILER------SPOILER------SPOILER-----
Aşağıdaki yoruma istinaden: Filmde o havuzbaşında gösterilen sekanslar ile, dergiye kapak olan kare farklı. Belli ki Mike karakteri arada sırada düşünmek ya da hayal kurmak için oraya gidiyordu ve Shaun da onu gizliden gizliye takip ediyordu. Kareler incelendiğinde elinde tuttuklarının farklı envanterler olduğu oldukça net. :)
O kar leoparını gördükleri sahne, oradaki oyuncuların halleri, filmde kullanılan tüm müzikler... Açıkçası kafamı boşaltmak için boş, tatlı ve sevimli bir film izleyeceğimi düşünmüştüm. Daha önce hiç bu kadar yanıldığımı hatırlamıyorum.
------SPOILER------SPOILER------SPOILER------SPOILER------SPOILER------SPOILER-----
American Hero filmine yorum yazdı:
Ya ben bunu geçen sene izledim galiba da...
yani izledim de... izledimyani.com
Bu kadar, başka hiçbir şey hatırlamıyorum.
Not 1: şu ana kadar filimadami'nda işaretlemiş olduğum tüm film ve dizilere dair en azından 2-3 sahne hatırlamaktayım. Bunda 1/2 hatırlıyorum. zaten koskoca sitede de izleyen bi ben varmışım. Ya bari 2-3 kişi daha izleyiversin de, tek vaktini kaybetmiş enayi ben olmayayım. Saygılar
Not 2: Oh... tek izleyen ben değilmişim. Not1'inson cümlesine gerek kalmadı.
Zor Saatler filmine yorum yazdı:
Bu filme "vakit kaybı" ve "çerezlik" şeklinde ekitleyenlerin, sırt çantalarındaki başucu ve karantina filmlerini çok merak ettim doğrusu.
Başyapıt olmadığını yinelemeye gerek yok, ancak gerek imdb, gerekse filimadamı puanını hakettiğinin çok altında buldum. Nice salak filme 75-80 puan verirken, bu filmin ortalamasının 70'i görememesi anlaşılır şey değil açıkçası. Herşeyden önce şu ana kadar izlediğim en müthiş "azgın deniz" görselleştirmesi bu filmdeydi. Evet belki öyle oha manyak çüş deve diyebileceğimiz abartılı bir görselleştirme değildi bu (san andreas vb. gibi), lakin bu görselleştirmeyi müthiş yapan da buydu. Disney'in böyle bir konuya ve filme el atması ise nadirlik tabirini sorgulatıyor insana. Disney gibi bir oluşumun, böyle bir konuyu, bu çapta işlemesi bile puanı 70lerden başlatır bence.
Tabi ki hikaye anlatılışında bir takım gariplikler, kopukluklar var, değişik bir şeyler denemişler, ancak ne kadar başarılı olduğu tartışılır. Oyunculuk hususunda casey affleck ve chris pi ... DevamıBu filme "vakit kaybı" ve "çerezlik" şeklinde ekitleyenlerin, sırt çantalarındaki başucu ve karantina filmlerini çok merak ettim doğrusu.
Başyapıt olmadığını yinelemeye gerek yok, ancak gerek imdb, gerekse filimadamı puanını hakettiğinin çok altında buldum. Nice salak filme 75-80 puan verirken, bu filmin ortalamasının 70'i görememesi anlaşılır şey değil açıkçası. Herşeyden önce şu ana kadar izlediğim en müthiş "azgın deniz" görselleştirmesi bu filmdeydi. Evet belki öyle oha manyak çüş deve diyebileceğimiz abartılı bir görselleştirme değildi bu (san andreas vb. gibi), lakin bu görselleştirmeyi müthiş yapan da buydu. Disney'in böyle bir konuya ve filme el atması ise nadirlik tabirini sorgulatıyor insana. Disney gibi bir oluşumun, böyle bir konuyu, bu çapta işlemesi bile puanı 70lerden başlatır bence.
Tabi ki hikaye anlatılışında bir takım gariplikler, kopukluklar var, değişik bir şeyler denemişler, ancak ne kadar başarılı olduğu tartışılır. Oyunculuk hususunda casey affleck ve chris pine, alkışı sonuna kadar hakediyor. kadroda ilginç başka isimler de olsa, bu ikisi ön plana çıkarılmış.
Klişe bir senaryo elbette, ancak gerçek bir hikayeden uyarlama neticede. Başka bir kurtarma hikayesi daha. Bu onu klişe yapar, ancak başarısız yapmaz. Notum bu.
Saygılar.
80/100
Sihirbazlar Çetesi 2 filmine yorum yazdı:
2 filmde de hiç sıkılmadım. 2 filmde de çok eğlendim. Ben işin fantastik kısmındayım doğrusu ve hayal gücü, kamera oyunlarıyla seyirciyi etkileme çabaları falan. Bunlar beyaz perdede bu şekilde çok sık yapılan şeyler değil ve bu yüzden özgün olmadığını söylemek haksızlık olur. Lakin, işin mantık boyutunu gereğinden fazla zorlayan detaylar bu filmde ilkine oranla çoooook daha fazla, bu da herkesin hoşuna gitmez, gitmemiş de zaten. Bu gayet anlaşılır bir durum.
Sonunu çok oldu bittiye getirmişler aslında orada da bir sıkıntı mevcut. Ben yerden yere vurmayacağım, ancak müthiş de diyemeyeceğim. Yorumum bunlardan ibarettir.
Saygılar
Dokuz Canlı Bay Tüylü filmine yorum yazdı:
Kedileri çok severim, bu saçma ve fantastik filmi de sevdim.
O değil de baya saçmaydı, ama kahkahalarım eksik olmadı :D
Zodiac filmine yorum yazdı:
Zodiac'ın gerçek hikayesini az da olsa bilen (bilmeyen varsa diye söylüyorum, bu gerçek bir seri katil hikayesinin beyaz perde ile buluşmasıdır.), filmin ve gerçek hikayenin sonunda bir bağlantı olduğunu çıkaracaktır. (Hatta ben biraz daha uzatıldığını düşünmüştüm. spoiler'lı kısımda belirteyim)
Filmde oyunculuk hususunda eleştirilecek bir şey yok, yani bu saçmalık olur. Ancak karakterlerin birbirleri ile olan etkileşimi, neredeyse 3 saatlik bir film için çok yüzeysel geldi. Film zodiac katili ile kafayı bozmuş 2-3 kişinin hayatını anlatırken, kendi de bunun ruhuyla kafayı bozmuş. Bunu ben yer yer beğendim, yer yer beğenmedim.
İzlemesi kolay bir film değil kesinlikle ve, bence, biraz fazla uzatılmış ben anca 2 farklı güne yayılmış seanslarda izleyebildim. Gene de, bazı kilit sahnelerde tüylerim de ürperdi, vay be de dedim, başlarında sıkılmıştım da... Lakin, filmiin o credits kısmı akmaya başladığında, tatminkar bir şekilde ekranın başını terkettim. Bu bence çok önemli.
Filmin olums ... DevamıZodiac'ın gerçek hikayesini az da olsa bilen (bilmeyen varsa diye söylüyorum, bu gerçek bir seri katil hikayesinin beyaz perde ile buluşmasıdır.), filmin ve gerçek hikayenin sonunda bir bağlantı olduğunu çıkaracaktır. (Hatta ben biraz daha uzatıldığını düşünmüştüm. spoiler'lı kısımda belirteyim)
Filmde oyunculuk hususunda eleştirilecek bir şey yok, yani bu saçmalık olur. Ancak karakterlerin birbirleri ile olan etkileşimi, neredeyse 3 saatlik bir film için çok yüzeysel geldi. Film zodiac katili ile kafayı bozmuş 2-3 kişinin hayatını anlatırken, kendi de bunun ruhuyla kafayı bozmuş. Bunu ben yer yer beğendim, yer yer beğenmedim.
İzlemesi kolay bir film değil kesinlikle ve, bence, biraz fazla uzatılmış ben anca 2 farklı güne yayılmış seanslarda izleyebildim. Gene de, bazı kilit sahnelerde tüylerim de ürperdi, vay be de dedim, başlarında sıkılmıştım da... Lakin, filmiin o credits kısmı akmaya başladığında, tatminkar bir şekilde ekranın başını terkettim. Bu bence çok önemli.
Filmin olumsuz olarak eleştirebileceğim en kritik noktası abartılı uzun olması, ancak abartılı uzun olması, beni gerçekten korkutmuş korku filmlerini aratmayacak şekilde germesini de sağladı. Yani filmin teknik olarak sorunlu olduğunu düşündüğüm bir özelliği, çok da hoşuma giden bir tat bıraktı.
Spoilerlı kısımda final hakkındaki görüşüm bulunmaktadır. izlemeyen SAKIN bakmasın.
Not: Ya bu seri katil filmi, korku filmi değil ki... neyse, film beni de obsesif yaptı zodiac katiliyle ilgili.
---SPOILER---SPOILER---SPOILER---SPOILER---SPOILER---SPOILER---SPOILER---
Graysmith'in, muhtemel zodiac katili ile yüzleşmeye gittiği sahnede o "no" deyişi, filmin sonu olmalıydı. hikayenin, polis soruşturmasının da olduğu gibi, bitmemiş olması gerekiyordu. O son eklenen kısım filme biraz daha bir final havası katmış, ancak hikayenin aslının ruhunu kaçırmış bence.
---SPOILER---SPOILER---SPOILER---SPOILER---SPOILER---SPOILER---SPOILER---
Star Trek Sonsuzluk filmine yorum yazdı:
Serinin başlangıç filmi her açıdan en iyisi olsa da, bu filmin yaşattığı görsel şölen, pek alışıldık bir şey değil. Bir interstellar, contact vb. gibi doygun bir hikaye ve gerçek teorilere dayanan bir bilimsellik beklemek abesle iştikal. Yani bu filmlerle kıyaslamayı düşünmek dahi, "bu film çok yavan" deme hakkını elinizden alır. Elbette bilimkurgu filmlerini kıyaslayabiliriz, ancak bilimkurgu da kendi içerisinde kollara ayrılıyor. star wars, stargate star trek bunlar hayal gücü ağır basan ve işin fantastik kısmında kalan, dolayısıyla da aksiyona, ve biraz da komikliğe ihtiyaç duyan yapıtlar, hele ki günümüzde. adamlar yüzlerce milyon dolar harcayıp bir film çekiyorlar, beleş değil yani bu iş. Elbette günümüz izleyici kitlesine ulaşmak için o nostaljiyi biraz kıracak.
Derseniz mantıksız sahneler yok mu eh yani tabi ki. Bazı şeyler çok oldu bittiye getirilmiş. Hikayenin kendi içerisinde bolca sıkıntısı var. Karakterlerin canlandırılması da her nedense bir önceki filmler kadar iyi değil ... DevamıSerinin başlangıç filmi her açıdan en iyisi olsa da, bu filmin yaşattığı görsel şölen, pek alışıldık bir şey değil. Bir interstellar, contact vb. gibi doygun bir hikaye ve gerçek teorilere dayanan bir bilimsellik beklemek abesle iştikal. Yani bu filmlerle kıyaslamayı düşünmek dahi, "bu film çok yavan" deme hakkını elinizden alır. Elbette bilimkurgu filmlerini kıyaslayabiliriz, ancak bilimkurgu da kendi içerisinde kollara ayrılıyor. star wars, stargate star trek bunlar hayal gücü ağır basan ve işin fantastik kısmında kalan, dolayısıyla da aksiyona, ve biraz da komikliğe ihtiyaç duyan yapıtlar, hele ki günümüzde. adamlar yüzlerce milyon dolar harcayıp bir film çekiyorlar, beleş değil yani bu iş. Elbette günümüz izleyici kitlesine ulaşmak için o nostaljiyi biraz kıracak.
Derseniz mantıksız sahneler yok mu eh yani tabi ki. Bazı şeyler çok oldu bittiye getirilmiş. Hikayenin kendi içerisinde bolca sıkıntısı var. Karakterlerin canlandırılması da her nedense bir önceki filmler kadar iyi değil gibi geldi. Ancak dediğim gibi. Teknolojinin ve CGI tekniklerinin gelişmesiyle ve, (en önemli kısmı) fantezi ve geleceğe dönük uzayda yaşam konseptlerinin müthiş harmanlanmasıyla benim gözlerimi hiçbir filmin doyurmadığı kadar doyurdu. Daha doğrusu... hiçbir bilim-kurgu, bu kalitede ve gerçekçilikte bir görüntüler dizisi koymamıştı önüme. Her ne kadar beğenim kişisel olsa da, sonuç görselinin kalitesinin oldukça ileride olduğunu inkar edebileceğimizi düşünmüyorum.
Filmin aksiyon kısmı beni en çok eğlendiren kısmıydı. O kadar hataya ve eksikliğe rağmen (hikaye, karakterler, olayların gelişmesi-sonuçlanması vb.) hiç sıkılmadım, bir tek sonunda "eh yani bu da böyle mi olur artık yuh" dedim, ancak film 90 dakika neticede, 45 saniye değil.
Fantastik beyinli bir şehir plancısı olaraktan filme 100 üzerinden 1500 vermek istesem de, 80’den fazlasını veremem bir seyirci olarak. bunu fazla bulanlara da diyeceğim şu: bu bilim-kurgu’nun "fantastik" kesminden bir serüven. bilimsellik isteyen gitsin arrival filmi çıkınca onu izlesin (ki sabırsızlıkla bekliyorum. Müthiş olacak çok eminim), onunla contacti falan kıyaslasın. dondurma sevmeyip, cheesecake seviyorsanız, dondurmanın cheesecakeden daha kötü bir tatlı olduğunu kanıtlayamazsınız. Çok basit bir mantık bu, ancak nedense "günümüz insanı" bu hataya çok düşüyor.
Batman ve Superman: Adaletin Şafağı filmine yorum yazdı:
Y filme çok kötü puan vermiştim de... Eisenberg'ün canlandırdığı karakteri her izlediğimde içim acıyor. Adam müthiş çünkü. Keşke film bunun en azından onda biri kadar iyi olsaydı...
Her sezon başı bir afallama yaşasa da, ilerledikçe müthiş bir hal alıyor. Tartışmasız bir şekilde "Gotham" şehir isminin geldiği "gotik" kelimesinin gerçek anlamını bugüne kadar en başarılı şekilde görselleştiren yapıt bu oldu ve her geçen bölüm daha da vurguluyor bunu.
Batman, catwoman, penguin, riddle karakterlerinin gelişimi müthişken, senaryoya serpiştirilmiş yan karakterler de hakkını fazlasıyla veriyor.
Soruyu sormadan edemeyeceğim: Westworld dizisi de göz önünde bulundurularak, Gotham filminin, tarihte gelmiş geçmiş en iyi ilk 3 (hatta en iyi) spin-off hikayeleri arasına girmiş olabilir mi?
Umarım dizi bu özelliklerini yücelterek devam ettirir ve o şekilde de sonlanır.
90/100
Saygılar