11 yıl önce
Homeland dizisine yorum yazdı:
Pan filmine yorum yazdı:
Hani dersin müthiş bir senaryo var da bir takım görselleştirmeler yarım yamalak bırakılmış, o da değil.
Bazı mekan görselleştirmeleri haricinde, o kadar yavan ve 10 sene öncesinin teknolojisi ile CGI kullanılmış. Bu tarz fantastik filmlerde 2015 senesinde kabul edilebilecek birşey değil bu.
Ayrıca bir takım oyunculuklar gerçekten inandırıcılıktan uzaktı. Kılıç dövüş sahnelerinin yavanlığından bahsetmeyeceğim bile.
51 puan vermiştim, vazgeçtim. hakkıyla karantinalık bu. Güzelim çocukluk hikayesi hiç nasıl edilir görmek isterseniz buyurun izleyin.
Fantastik Dörtlü filmine yorum yazdı:
Karantinaya almaya gerek olduğunu düşünmesem de, baya kötü olmuş. Aslında sıkılmadım izlerken, ancak film bir süper kahraman filmi olarak yalnızca 20-25 dakika sürüyor. Hatta o kadar bile olmayabilir.
Filmi elbette ki müthiş göselliği ve aksiyonu için izlemek istedi bir çoğumuz. Bunlar son derece kısıtlı olduğundan ve binlerce mantık, diyalog vb. hatalarından ötürü beğeni kazanmadı film.
Aralara serpiştirdiği sosyal mesajlar takdire şayan, ancak biliyoruz ki bu mesajlar ancak düzgün bir şekilde paketlenirse adrese ulaşıyor. (bkz. El Labirento Del Fauno; District 9 vb. vb.)
Senaristin belli ki söylemek istediği ve gerçekten de can alıcı olan şeyler varmış, ancak film bunları anlatırken nasıl batarım acaba sorusuna yoğunlaşmış olduğundan hiç işe yaramamış...
Yazık.
Geçmişten Gelen filmine yorum yazdı:
Film gereğinden fazla uzatılmış burası bir gerçek, ancak senaryodaki klişe olaylar ve müthiş spin-offlar arasındaki denge çok iyi kurulmuş. Katiyen spoiler'lı yorum yapacağım bir film değil. Ufak tefek mantık hataları varmış gibi geliyor, ancak filmdeki detaylara dikkat etmezseniz buna maruz kalabilirsiniz. Belki 1-2 karakter gereğinden fazla abartılı gelmiş olabilir, ancak senaryonun çözümlenmeye başladığı (ve sorunun temelini oluşturan) hazin olay ve malum karakterin buna tepkisi... Hani derler ya gerçekler acıdır, adam öyle bir kullandı ki, dedim gerçekler acı macı değil, gerçekler gerçektir ve daha da ötesi, başka versiyonu yoktur...
Film yarısından sonra kendisini müthiş affettirdi. Her anlamda izlemesi zor bir film. Bu herkese göre bir şey değil, ancak hikayesine, oyunculuğuna ve sorunun temeline laf etmek doğru olmaz... diyemeyeceğim, çünkü bu gerçek dışı olur.
Tekrar söylüyorum, sanatsal bir film diyebiliriz buna, izlememiş olduğum bir filmden kopya mı onu da bilmiyorum. Ben ... DevamıFilm gereğinden fazla uzatılmış burası bir gerçek, ancak senaryodaki klişe olaylar ve müthiş spin-offlar arasındaki denge çok iyi kurulmuş. Katiyen spoiler'lı yorum yapacağım bir film değil. Ufak tefek mantık hataları varmış gibi geliyor, ancak filmdeki detaylara dikkat etmezseniz buna maruz kalabilirsiniz. Belki 1-2 karakter gereğinden fazla abartılı gelmiş olabilir, ancak senaryonun çözümlenmeye başladığı (ve sorunun temelini oluşturan) hazin olay ve malum karakterin buna tepkisi... Hani derler ya gerçekler acıdır, adam öyle bir kullandı ki, dedim gerçekler acı macı değil, gerçekler gerçektir ve daha da ötesi, başka versiyonu yoktur...
Film yarısından sonra kendisini müthiş affettirdi. Her anlamda izlemesi zor bir film. Bu herkese göre bir şey değil, ancak hikayesine, oyunculuğuna ve sorunun temeline laf etmek doğru olmaz... diyemeyeceğim, çünkü bu gerçek dışı olur.
Tekrar söylüyorum, sanatsal bir film diyebiliriz buna, izlememiş olduğum bir filmden kopya mı onu da bilmiyorum. Ben sadece izlediğim şeyi biliyorum, yönetmenin ne kadar titizlikle çalışmış olduğunu (ki zaten filmin başrollerinden Edgertn abimiz) görüyorum; oyuncuların çabasını, hikayenin aslında ne kadar basit ve bir yandan da ne kadar çarpıcı olduğunu görüyorum; senaryodaki ana diyalogların ne kadar gerçek hissettirdiğini biliyorum.
Bu kadar klişe eski dost/yeni tanıştığım zat hayatımızı etkiliyor temalı holivıd yapımı arasında zirveye oturan bir film.
Supernatural dizisine yorum yazdı:
Burayı da foruma çevirmeye başlamışım, aynı sayfada 3 yorum falan da... Yemin ederim alıştım diziye artık. Yani, izlemek zorundayım... hani nasıl böyle tuvalete gitmek zorundayız, ya da sakallarımızı kesip sonrasında gelen yanma hissini tatmak zorundayız, ya da bulaşık makinesini pis bulaşıklarla doldurmak zorundayız, ya da hergün şehir trafiğini çekmek zorundayız... Bu da öyle artık.
ZORUNDAYIIIIIIIZZZZ :....(((((
Not: Zorunda olmamalıydık...
Azınlık Raporu dizisine yorum yazdı:
Oğlmmaz. oğlmmaz, bu iş olamağağağağaz...
Ulan bari başroldeki kadının fiziksel özelliklerine ve oyunculuk kabiliyetine dikkat etseydiniz... Hayatımda hiçbir oyuncuya bu kadar uyuz olduğumu hatırlamıyorum.
Son Şans filmine yorum yazdı:
Jake abinin oyunculuğuna miligram lafım yok ama, film "overrated"ın önde bayrakla koşanı...
Tamam bu film lov-en-ordır değil, hiçbirimiz de Amerikan kanunlarına vakıf değiliz ancak ana karakterimizin hayatını altüst eden olayın akibeti son derece mantıksız, bunun beyaz perdeye yansıması ise akıl dışı ve inandırıcılıktan uzak.
1.si: Bu gittikleri pek V.I.P olan yerde kamera yok muydu? Cevap hayır olamayacağına göre, kameralar o açıyı göremediğinden katil zanlısı tespit edilemedi diyelim
2.si: Kamerada görünmediğini varsayarsak (ki en azından kadının duruş pozisyonu, merminin olası çıkış noktaları, o esnada kimlerin olduğu/olmadığı vb. tespit edilebilirdi), katılan tek bir kişi bile olayı görmediğini, ya da olay ile ilgili konuşmaktan korktuğunu... durun bir dakika buralardan sonra küfre başlamam gerekiyor. Sustum!
3.sü: Yukarıdaki birbiriyle hem alakalı hem alakasız binlerce hatta milyonlarca parametrenin bir araya gelerek, katilin kati sure ... DevamıJake abinin oyunculuğuna miligram lafım yok ama, film "overrated"ın önde bayrakla koşanı...
Tamam bu film lov-en-ordır değil, hiçbirimiz de Amerikan kanunlarına vakıf değiliz ancak ana karakterimizin hayatını altüst eden olayın akibeti son derece mantıksız, bunun beyaz perdeye yansıması ise akıl dışı ve inandırıcılıktan uzak.
1.si: Bu gittikleri pek V.I.P olan yerde kamera yok muydu? Cevap hayır olamayacağına göre, kameralar o açıyı göremediğinden katil zanlısı tespit edilemedi diyelim
2.si: Kamerada görünmediğini varsayarsak (ki en azından kadının duruş pozisyonu, merminin olası çıkış noktaları, o esnada kimlerin olduğu/olmadığı vb. tespit edilebilirdi), katılan tek bir kişi bile olayı görmediğini, ya da olay ile ilgili konuşmaktan korktuğunu... durun bir dakika buralardan sonra küfre başlamam gerekiyor. Sustum!
3.sü: Yukarıdaki birbiriyle hem alakalı hem alakasız binlerce hatta milyonlarca parametrenin bir araya gelerek, katilin kati suretle tespit edilemediğini de yuttuk diyelim: Polis, abimizle konuşurken korumalarından birinin silahından bahsediyor. Hesapta sorguya çekiliyor, ancak diyaloğun tamamıyla ilintisiz bir bilgi. İlintili gibi görünse de ilintisiz, çünkü polis konu hakkında kimsenin konuşmadığını, katili bulamadıklarını, ancak yakın arkadaşının bir silahının olduğunu belirtiyor. Konu tam da burada kesildiğinden ve film boyunca bir daha hiç açılmadığından, bahsi geçen silah ve kadının karnındaki mermi ile ilgili bir balistik incelemenin yapılmadığını ve diğer hiçbir şüphelinin de avuç içi ya da el incelemesine tabi tutulmadığını (ateş artığı deniyor buna) göstermektedir, ki mermi ve silah olmaksızın ateş eden elin belirlenmesi işleminin uygulanmamış olduğu da ortaya çıkıyor.
Yani uzun lafın kısası, film, resmen Amerikan Polisi en basit balistik incelemeyi yapamayacak ve karısı yeni ölmüş bir adamı uygun bir şekilde sorguya çekemeyecek kadar gerizekalıdır derken, seyircinin de internette jenerik kaynaklardan, ya da resmi adli tıp sayfalarında balistik incelemelerin nasıl yapıldığına bakmayacak kadar salak olduğunu ifade etmekt. Hani bunun yanında, Amerika'da yıldızların yaşamları da böyle cinayetler ile kim vurduya gidebilir, çünkü polis onlar için bile kılını kıpırdatmaz da diyor.
İnanıyorum ki, ana karakterimizin hayatını altüst eden ve filmin tamamını tanımlayan olayın dayandığı gerek yasal, gerekse teknik temelin gerçekleşme ihtimali ile, tüm dünyada oynanan loto çekilişlerinin hepsini aynı hafta içerisinde tek bir kişinin kazanma ihtimali yarışır nitelikte.
Spoiler bölümünün sadece son paragrafını okursanız, neden bu filme overratedın dibi demiş olduğumu daha rahat anlarsınız diye düşünüyorum.
Evet çok müthiş bir oyunculuk gördük, ancak hikayenin de buna paralel olması gerekiyordu. Derdim klişeyle bile değil, onu kabullendik "varsayalım", ancak mantıksız ve gerçek dışı bir temele dayanan ve hesapta fantastik olmayan bir film en azından benim katlanabileceğim birşey değil.
Saygılar.
Sindirella filmine yorum yazdı:
Rengarenk ve gözlerimi kamaştıran görselliğinin yanında son zamanlarda görmüş olduğum en müthiş set dekorasyonu bu filmdeydi.
Disney’i Disney yapan öğelerin tek bir çatı altında toplandığı bir yapıttır kendisi. Tabi ki bu söylediğim olumlu ve olumsuz olarak değerlendirilebilir, lakin post-modernizmin yaratıcısı (ya da daha doğrusu mihenk taşı) olarak kabul edilen Disney’in öğeleri herkes için çok da sevindirici değil. Kendi içerisinde barındırdığı öğeler, hepimizin inanmak istediği, ancak gerçekte hiç varolmayan olaylar, kişiler vb... İnsanlarda yarattığı etki anlık olarak mutluluk da olsa, sosyolojik olarak, toplumları gerçeklerden uzaklaştıran bir etkiden bahsediyorum.
Söyleyeceklerim bunlar. Hoş bir peri masalının, müthiş bir görsellik ve gerçek oyuncularla beyaz perdeye taşınması iyi oldu, ancak şahsen, Maleficent gibi bir "spin-off" hikayesini tercih ederdim.
Sonsuzluk Projesi filmine yorum yazdı:
Final cümlesi dışında ve sonunun en sonunda çok mutlu etmese de, hakettiği saygıyı görmediğini düşündüğüm ve izlerken oldukça eğlendiğim nacizane bir filmdir kendisi.
Filmin diğer zamanda yolculuk filmleriyle benzerliği hususunda bir tartışma var anlaşılan, ancak bu bakış açısına göre değişir.
Back to the future filmi ile kıyaslamak çok da doğru değil, lakin o hepimizin çok sevdiği film zamanlarında, zamanda yolculuk ile ilgili teoriler daha yeni yeni yeşeriyordu. Bu filmde bahsedilen rippling effect muhabbeti, BTTF'de de vardı, ancak burada konu, haliyle daha çarpıcı ve içinden çıkılamaz halde işlenmiş. Bunun yanında, BTTF ile alakası olmamasının en temel sebebi, zaman akışının kırılan bir çizgiden ziyade, kesişen birçok bağımsız olay döngüsünden bahsetmesiydi. Araya serpiştirilen sahneler olarak benzediği doğru, ancak ZAMANDA YOLCULUĞUN TEMELİ hakkında sundukları teorilerin hiç alakası yok.
12 Maymun ile olan benzerliğini çok iyi anlıyorum, ancak burada daha farklı anlatılmış duru ... DevamıFinal cümlesi dışında ve sonunun en sonunda çok mutlu etmese de, hakettiği saygıyı görmediğini düşündüğüm ve izlerken oldukça eğlendiğim nacizane bir filmdir kendisi.
Filmin diğer zamanda yolculuk filmleriyle benzerliği hususunda bir tartışma var anlaşılan, ancak bu bakış açısına göre değişir.
Back to the future filmi ile kıyaslamak çok da doğru değil, lakin o hepimizin çok sevdiği film zamanlarında, zamanda yolculuk ile ilgili teoriler daha yeni yeni yeşeriyordu. Bu filmde bahsedilen rippling effect muhabbeti, BTTF'de de vardı, ancak burada konu, haliyle daha çarpıcı ve içinden çıkılamaz halde işlenmiş. Bunun yanında, BTTF ile alakası olmamasının en temel sebebi, zaman akışının kırılan bir çizgiden ziyade, kesişen birçok bağımsız olay döngüsünden bahsetmesiydi. Araya serpiştirilen sahneler olarak benzediği doğru, ancak ZAMANDA YOLCULUĞUN TEMELİ hakkında sundukları teorilerin hiç alakası yok.
12 Maymun ile olan benzerliğini çok iyi anlıyorum, ancak burada daha farklı anlatılmış durum. Ayrıca benzemeyen kısmı çok daha belirgin (hikaye olarak. Biraz daha dikkatli izlemeniz lazım). SPOILER vermemek için böyle yazıyorum.
Looper, sevdiğim bir film olmadığı için çok karşılaştırma taraftarı değilim. Temelinde benzerlik olduğu doğru, ancak bu filmde kendini görme muhabbetinin etkileri gene alakasız.
Kısacası, şu ana kadar çıkmış zamanda yolculuk filmlerinden parça parça şeyler alınmış, ancak bunun, Project Almanac filmini kopyacı yaptığını düşünmüyorum. Hepsinin birbirine benzediği kadar bu da onlara benziyor demek, en objektif düşünceyi sunar diye düşünüyorum.
Bu filmde ünlü sayılabilecek oyuncu (David'in annesini oynayan hariç) yok, ancak genç oyuncuların hakkını vermek lazım. Görselliğin de doyurucu olmadığını kimse iddia edemez. Lakin daha önce böyle bir zamanda yolculuk görseli izlediğimi hatırlamıyorum. Oldukça özgündü. Benzetilen hiçbir filmde bu tarz bir görselleştirme yoktu yolculuğu anlatan.
Film benim açımdan sürükleyiciydi, ancak zamanda yolculuk ile ilgili, güncel olarak en müthiş görselleştirme ve en orjinal fikri sunan filmin hangisi olduğunu biliyoruz (söylemeyeceğim, anlayın işte. Kitaplar, küçük kız, baba falan olan hani :) ). Onun yanına hiçbiri yaklaşamıyor, ancak geriye kalanlar arasında ortalamanın üzerinde olduğunu düşünüyorum...
Filmi beğenmemek olabilir, ancak beğenmedik diye de büyük çoğunluğu alakasız başka şeylerle bağdaştırarak, filmi beğenmemeyi anlatmaya çalışmak bana objektif gelmiyor. Filmi beğenmemek, filmi beğenmemektir. Hikayeyi sevmedim, bir noktadan sonra baydı, şurasını tam açıklayamamış, sonu tatmin etmedi, bu kamera çekimini sevmiyorum, şu filmden çalıntı (detaylıca açıklanması ve gerçekten destekleyen fikirler atılması lazım) vb. vb.
Bu kadar yazdım, filmi savundum belki de, ancak der misiniz ki başucuma alır mıyım? Asla
Bir daha izler miyim? Belki
Keyif aldım mı? Kesinlikle!!!
75/100
Ulan kaçıncı denemeniz, halen makinenin yanında masada kutular, tornavidalar duruyor, oraya buraya uçmalarına rağmen. (Ama görsel efekt uğruna, MIT'ye giren çocuğun birazcık da gerizekalı olması gerekiyordu.)
Dünyanın Durduğu Gün filmine yorum yazdı:
Film nedir? Senaryo nedir? Diyalog nedir?...
Film bu hususlarda TDK'yi solda sıfır bırakmış. Hepsini son derece kusursuz bir şekilde tanımlamış. Sorun şu ki, 1. ve 3. kelimelerin tanımı tersten yapılmış.
Filmin temasına olumsuz eleştiri getiren biri varsa, lütfen ortalarda gözükmesin rica edeceğim. Sitenin saygınlığını ayaklar altına almaya hacet yok. Ancak bu temanın anlatılış biçimine geniş bir çerçevede baktığımızda, "EPIC FAIL" dediğimiz zamazingoya kurban olan bir yapıt var karşımızda. Verdiği sosyal mesaj, işte o Amerikan hede hödö falan... Bunlar müthiş detaylar. Bir de film bunları kullanıp kaçmıyor, aksine temanın yapı taşını oluşturan bu elemanlara yoğunlaşarak hikayeyi anlatmaya çalışıyor. Ancak bu yaklaşım o kadar yavan ki, filmin saçmalamaya başlaması; yalap şap bitirilmesi ve film içi diyalogların hiçbir mantık klasmanına dahil edilemeyecek hale sokulmuş olmasına kadar süren bir serüvene dönüşüyor.
Bu bir seyirci olarak sessiz kalabileceğim bir durum değil açıkçası. So ... DevamıFilm nedir? Senaryo nedir? Diyalog nedir?...
Film bu hususlarda TDK'yi solda sıfır bırakmış. Hepsini son derece kusursuz bir şekilde tanımlamış. Sorun şu ki, 1. ve 3. kelimelerin tanımı tersten yapılmış.
Filmin temasına olumsuz eleştiri getiren biri varsa, lütfen ortalarda gözükmesin rica edeceğim. Sitenin saygınlığını ayaklar altına almaya hacet yok. Ancak bu temanın anlatılış biçimine geniş bir çerçevede baktığımızda, "EPIC FAIL" dediğimiz zamazingoya kurban olan bir yapıt var karşımızda. Verdiği sosyal mesaj, işte o Amerikan hede hödö falan... Bunlar müthiş detaylar. Bir de film bunları kullanıp kaçmıyor, aksine temanın yapı taşını oluşturan bu elemanlara yoğunlaşarak hikayeyi anlatmaya çalışıyor. Ancak bu yaklaşım o kadar yavan ki, filmin saçmalamaya başlaması; yalap şap bitirilmesi ve film içi diyalogların hiçbir mantık klasmanına dahil edilemeyecek hale sokulmuş olmasına kadar süren bir serüvene dönüşüyor.
Bu bir seyirci olarak sessiz kalabileceğim bir durum değil açıkçası. Sonunda bağlanan nokta o kadar saçmaydı ki, aşağıda bulabilirsiniz.
Hani diyor ya nobel ödüllü amcamız işte tam o dönüm noktasını farkettiğimizde biz de değişiriz sizin gibi diyor. Bunun üzerine, filmimizin son macerası başlıyor. Kadın uzaylı abimizi ikna etmek üzere; hatta etmiş galiba. Tam o sırada, yani tam uzaylı abimizin ırkımıza güvenmeye başladığı anda Amarikancı askerciklerimiz küreyi bombalıyor. Yani kısacası nobel ödüllü amcanın söylediğinin tam zıttı istikamette bir adım atıyoruz insanoğlu olarak. Ancak buna rağmen, uzaylı abimiz nobelci amcamızın sözünü yineleyerek insanlığı kurtarıyor. Ortada değişmiş bir ırk ya da düzen yokken, aksine daha da çamurun içine saplanmış bir haldeyken, mantıkla, hele hele bu kadar gelişmiş bir ırka mensup birinin mantığıyla alakası olabilecek bir durum değil bu.
Bunun haricinde, ben olsam bizi kurtarmazdım kesinlikle!!!
Kısacası, filmin finali, temanın bağlanması tam bir fiyasko. Müthiş tema ve aslında akılcı denebilecek ve kendini izlettiren bir senaryo, araya serpiştirilmiş "cuz the plot demands it" diyalogları ve bağlanamayan, mantıksız bir finalle son buldu.
Yazık.... hem de çok yazık.
Karantinaya almamak için: 50/100
Müthiş bir bölümdü yahu....