9 yıl önce
Anne! filmine yorum yazdı:
Kedi filmine yorum yazdı:
Ey İstanbul'un küçük görünen KOCAMAN İNSANLARI!
Kediye olan sevginize kimse yeteri kadar teşekkür edemez. Buna Tanrı da dahil.
Saygılar
1.000.000/100
Çin Seddi filmine yorum yazdı:
Hiç bir beklentim yoktu. Bu nedenle çok eğlendim. Senaryo tabi ki bir klişe abidesi, ancak yiğidi öldür hakkını yeme demişler. hayatımda gördüğüm en müthiş kostüm tasarımı muhtemelen bu filmdeydi. Hani zırhlar falan rengarenkti ama dedim olur lan böyle zırh inandırıcı geldi. Silah tasarımları da çok iyiydi
Savaş kareografilerine gelince. Gereksiz diyenler olmuş, abartı diyenler zaten olmuş ama daha önce fizik kurallarıyla hiç alakası olmayan çin yönetmenlerinin çektiği ne filmler gördük. Onca öcü böcüye rağmen film aralarında en gerçekçi savaş ve dövüş kareografisini sunandı.
Müthiş çerezlik bir film. Hatta bu sene izlediğim en başarılı çerezlik statüsündeki filmdi. Film tabi ki bir çok açıdan vasattı, ancak en sevdiğim yanı, yönetmenin gereksiz yere lafı uzatmadan, son derece basit bir senaryoyla bir film çekmek istemiş olması ve bunu da başarmış olmasıydı. Gereksiz uzatılmış tek bir sahne bile bulamadım filmde. 47 ronin filminde mesela, buna en güncel ve yakın rakip diye söylüyorum ... DevamıHiç bir beklentim yoktu. Bu nedenle çok eğlendim. Senaryo tabi ki bir klişe abidesi, ancak yiğidi öldür hakkını yeme demişler. hayatımda gördüğüm en müthiş kostüm tasarımı muhtemelen bu filmdeydi. Hani zırhlar falan rengarenkti ama dedim olur lan böyle zırh inandırıcı geldi. Silah tasarımları da çok iyiydi
Savaş kareografilerine gelince. Gereksiz diyenler olmuş, abartı diyenler zaten olmuş ama daha önce fizik kurallarıyla hiç alakası olmayan çin yönetmenlerinin çektiği ne filmler gördük. Onca öcü böcüye rağmen film aralarında en gerçekçi savaş ve dövüş kareografisini sunandı.
Müthiş çerezlik bir film. Hatta bu sene izlediğim en başarılı çerezlik statüsündeki filmdi. Film tabi ki bir çok açıdan vasattı, ancak en sevdiğim yanı, yönetmenin gereksiz yere lafı uzatmadan, son derece basit bir senaryoyla bir film çekmek istemiş olması ve bunu da başarmış olmasıydı. Gereksiz uzatılmış tek bir sahne bile bulamadım filmde. 47 ronin filminde mesela, buna en güncel ve yakın rakip diye söylüyorum, o kadar çok laf geveleme vardı ki sıkmıştı yani. Bunda hiç yok bunlar. Dümdüz gitti öyle.
Saygılar.
Yol Ayrımı filmine yorum yazdı:
Film biraz uzun ve başlangıcında ne oluyor yahu ne bu sıkıcılık dedirtebilir. Ancak çok uzun bir süre geçmeden film öyle bir hal alıyor ki, ne uzunluğu, ne de o baştaki sıkıcılığı hiç rahatsız etmiyor.
Ben filme gitmeden önce ne konusuna baktım, ne de fragmanını pür dikkat izledim. Başka bir mafyamvarimsi film falan zannetmiştim açıkçası ancak durum hiç de öyle olmadı. Gerçi hikayenin gerçekten başladığı noktadan dakikalar sonra olayın ne olduğu anlaşılıyor. Ben açıkçası en sonunda ne olacak acaba diye bekledim. Fazla sürprizleri olan bir film de değil (Oldukça açık ve net bir şekilde Volvo reklamı yapması haricinde). Ancak belki de en sevdiğim bir yanı vardı. Aile içerisinde kurulan diyalogların önemli bir bölümü havada kalıyor. Yani herkes düşüncesini dile getiriyor ancak bunların birbiriyle bağdaştığı noktalar az. birbiriyle çelişen diyaloglar; sorulan soruya verilen anlamlandırılamayan, hatta bazen konuyla tamamen alakasız cevaplar; çözümsüzlük, anlamsız patlamalar... bunlar gerçe ... DevamıFilm biraz uzun ve başlangıcında ne oluyor yahu ne bu sıkıcılık dedirtebilir. Ancak çok uzun bir süre geçmeden film öyle bir hal alıyor ki, ne uzunluğu, ne de o baştaki sıkıcılığı hiç rahatsız etmiyor.
Ben filme gitmeden önce ne konusuna baktım, ne de fragmanını pür dikkat izledim. Başka bir mafyamvarimsi film falan zannetmiştim açıkçası ancak durum hiç de öyle olmadı. Gerçi hikayenin gerçekten başladığı noktadan dakikalar sonra olayın ne olduğu anlaşılıyor. Ben açıkçası en sonunda ne olacak acaba diye bekledim. Fazla sürprizleri olan bir film de değil (Oldukça açık ve net bir şekilde Volvo reklamı yapması haricinde). Ancak belki de en sevdiğim bir yanı vardı. Aile içerisinde kurulan diyalogların önemli bir bölümü havada kalıyor. Yani herkes düşüncesini dile getiriyor ancak bunların birbiriyle bağdaştığı noktalar az. birbiriyle çelişen diyaloglar; sorulan soruya verilen anlamlandırılamayan, hatta bazen konuyla tamamen alakasız cevaplar; çözümsüzlük, anlamsız patlamalar... bunlar gerçekçi olma açısından çok başarılıydı.
Elbette beraberinde getirdiği çok klişe şeyler de var. Benim gözümde ne bir Av Mevsimi olabilir, ne de Babam ve Oğlum. Evet kategoriler farklı, ancak olaya kurgu olarak bakıyorum. Bu 2 film özgünlükten yıkılırken, aynı şehi Yol Ayrımı için söylemek pek mümkün değil, ancak beraberinde getirdiği çok net sosyal mesaj içeren sahneleri de yabana atmak olmaz. Aslında film doğrudan ve dolaylı olarak Türkiye'nin insanlarının Türkiye'deki şirket ve şantaj maceralarını anlatmaya çalışıyor. Genel anlamda özgün bir tema, ancak klişelikler bunu az da olsa hırpalamış.
Son olarak... Rutkay Aziz'in filme yaptığı katkı, Şener Şen'in yaptığı katkıyla kıyaslanmayacak bir mertebeye erişmiş. Aralarındaki diyalog ise bunun da üstüne çıkmış. Diyeceklerim bunlar.
Tıka basa olmasa da, oldukça doyurucu bir filmdi.
Thor: Ragnarok filmine yorum yazdı:
Sevgilinizden mi ayrıldınız?
İş yerinde biri canınızı mı sıktı?
Hemen bu filmi izleyin ve görecekseniz ki geçici bir süre de olsa bu sorunlar yok olacak. Senaryodaki genel mizah anlayışı ve serpiştirilmiş espriler şu ana kadar hiçbir aüper kahraman filminde bu kadar iyi olmamıştı. Buna Deadpool da dahil. Tabi bu hem iyi hem de kötü bir şey çünkü hikayenin de ciddiyetten haddini aşan bir miktarda uzaklaşmasına sebep olmuş. Bu herkesin hoşuna gidebilecek bir şey değil lakin, bir takım hikaye çözümlerinde de öne çıkan ve sakil duran detaylar olduğunu düşünüyorum. Ancak gene de, marvel filmleri arasında rahatlıkla ilk 3 arasına girer. Gerçekten çok eğlendim ve iyi ki gitmişim dedim. Son zamanlarda izlediğim ve zamank kaybı olmadığını düşündüğüm filmlerden.
Son olarak... Korg karakteri bir çok anlamda şu ana kadar gördüğüm en müthiş yan karakterlerden biriydi ve filmi ileri taşımakta katkısı oldukça büyüktü.
Power Rangers filmine yorum yazdı:
Bence bir ergen filmini yapmanın da bir alt sınırı olmalı. Gerçekten yani bunun bir konseyi olmalı ve o konsey piyasaya çıkacak böylesine çocukça yazılmış senaryoların beyazperdede izleyiciyle buluşmasını engelleyecek.
Oyunculuk desen eh, müzikler yaratıcılıktan uzak, diyaloglar ise... yok okonuya girmeyeceğim. Küfürsüz anlatamam.
Yahu bir de sürekli ağır çekim nedir. Süper kahraman filmlerinde benim açımdan en önemli şey giriştir. yani bir kahramanın kendini ilk gösterişi ya da bir oluşumun ne bileyim bir gizli silahın. Hani sürpizli gösterirsin ama girişi etkileyici olur. Burada ilk dönüşüm, ilk zortlara biniş sonra ilk zortlama sahneleri... hani hakkaten hepsi ZORT olmuş. maytii zorting pağvır reyncırs bu film ya. Nerede kağıttan evlerin elle idare edilen oyuncak robotlarla yıkıldığı diziler. En azından derin bir muhabbet vardı ortada bu filmle kıyaslayınca.
ZORanTina!!!!
35/100
Gece Gelen filmine yorum yazdı:
2017 senesi bitmek üzere, daha gelecek filmler var ancak şu kadar eminim ki, hiçbiri şu filmde yaşadığım hayal kırıklığını yaşatmayacak bana.
Warrior filminde çok beğendiğim, The Gift filminde mest olduğum Edgerton abimizin oyunculuğunu burda da görmek hoş oldu. Görmek derken hani böyle yoldan 250 ile geçen motorsikleti görürsün ya o kadar. Hani diyeceğim senaryonun önüne geçmesin diye geri planda tutmuş, öyle bir şey de yok.
Benim gözümde 2 tip film vardır. İlki Dürüst, ikincisi de sürprizli filmlerdir. Eğer bu iki özellik de yoksa bir ortamın, olayın ya da durumun gerilimini, dramını anlatıyor olması gerekir. Bu filmimsi varlık, ilk 2sine girmediği gibi, tipsiz filmler klasmanında saydığım özelliklerin hepsini yarım yamalak yapmış. Spoilerlı kısımda detaylandırıyorum, ama önce karantinaya aldığımı ve 43/100 verdiğimi belirtmeyi, spoiler istemeyenlere bir borç bilirim. Şimdiden saygılar.
Gerilim, psikolojik gerilim ya da korku filmi klasmanı ... Devamı2017 senesi bitmek üzere, daha gelecek filmler var ancak şu kadar eminim ki, hiçbiri şu filmde yaşadığım hayal kırıklığını yaşatmayacak bana.
Warrior filminde çok beğendiğim, The Gift filminde mest olduğum Edgerton abimizin oyunculuğunu burda da görmek hoş oldu. Görmek derken hani böyle yoldan 250 ile geçen motorsikleti görürsün ya o kadar. Hani diyeceğim senaryonun önüne geçmesin diye geri planda tutmuş, öyle bir şey de yok.
Benim gözümde 2 tip film vardır. İlki Dürüst, ikincisi de sürprizli filmlerdir. Eğer bu iki özellik de yoksa bir ortamın, olayın ya da durumun gerilimini, dramını anlatıyor olması gerekir. Bu filmimsi varlık, ilk 2sine girmediği gibi, tipsiz filmler klasmanında saydığım özelliklerin hepsini yarım yamalak yapmış. Spoilerlı kısımda detaylandırıyorum, ama önce karantinaya aldığımı ve 43/100 verdiğimi belirtmeyi, spoiler istemeyenlere bir borç bilirim. Şimdiden saygılar.
Gerilim, psikolojik gerilim ya da korku filmi klasmanında 78 puanlık metascore oldukça ciddi bir puan. Bu, hesapta, profesyonel eleştirmenlerin yorumlarını okuyunca da hatrı sayılır oranda bir beğeni görmüş olduğunu anladım filmin. Acaba bizim izlediğimiz ile, eleştirmenlerin izlediği farklı filmler miydi? Şimdi burada Get Out filmine gönderme yapmak istiyorum. Aşırı beğenmemiş olsam da, hemen hemen tüm soruları yanıtladı, ve film misyonunu kusursuza yakın bir şekilde sundu ve finalini yaptı. Peki bu IT COMES AT NIGHT ne yaptı? Bir kere yaptığı en kötü şey filmin isminden geliyor. Gece gelen neymiş? Anlamsız ve konuyla ilgisiz kabuslar mıydı? ya da siyahi genç arkadaşımızın anlamsız ve "heh bu çocukta bitiyor olay" dedirten, ancak sonunda gayet tahmin edilebilir olaylar mıydı?
Film kesinlikle dürüst değil. İsmiyle alakası bile yok. Kendi açımdan bir filmin konusu ve işlenişiyle ilgili atılmış en kötü başlıktı. Psikolojik gerilim olarak bakarsak evet bir süre geriyor ancak yarısından sonra anlıyorsunuz ki, gece gelen bir şey falan yok. Korkutan bir şey de kalmıyor. Ne üdüğü belirsiz bir hastalık var. Kalkıp da bunu cevaplasın demiyorum ama film başında bir takım şeylerin sözünü verir gibi yaptı, bir takım sorular sordurttu, ancak bunların bir tanesini bile cevaplamadı.
Benim için filmin tek sürpizi, tabi filmin çapına göre devasa (!!!) bir sürpiz, siyahi kardeşimizin hastalığı dededen kapıp küçük çocuğa bulaştırmış olabileceğiydi, ki bu da uyur gezer olmayan ufaklığın terler içinde ölü dedenin odasında bulunmuş olmasıyla çürütülebilir rahatlıkla.
işte böyle salak bir filmdi kendisi. Başlangıçta kullandığı müthiş çekim teknikleri, filmin akışı durduğunda tüm anlamını yitirdi benim gözümde.
Hep benim gözümde, bence falan deyip durdum, ancak filme objektif olarak iyi de diyemeyiz gibime geliyor. Nesine diyeceğiz? Biraz psikolojim bozuldu, ürktüm, ancak filmin senaryosunun işleniş şekli ve dürüstsüzlüğünün psikolojimi bozduğu kadar değil...
The Sinner dizisine yorum yazdı:
Pek Sayın Biel...
O oyunculuk nedir ablacım? Ben gerildim, sen gerilmedin mi yahu. Bu kadar ürkütücü ve inandırıcı olunur mu... Tırstım.
Saygılar.
Sırp Filmi filmine yorum yazdı:
Film hakkında, Dünya üzerindeki her bireyin yapabileceği sadece tek bir yorum var, başka da yok.
"Çok Sert."
Saygılar.
50/100
Inhumans dizisine yorum yazdı:
IMAX de IMAX diye gittik. Yanlız şunu anlamadık.
IMAX kameralarını ne diye hiçbir özelliği olmayan sahne çekimlerinde boşu boşuna abluka altına aldınız. Ya tamam fena değil, izleriz, şans veririz de, IMAX olayından hiçbir şey beklememek lazım. Hala sinemada oynuyor mu bakmadım bunları yazarken ancak SAKIN gitmeyin. Gerçekten zaman kaybı olur.
Çekim tekniği ise malesef bir çok kişiye sıkıcı gelecektir. Bu çok daha iyi bir şekilde yapılabilirdi. Film The Fountain gibi 90 dakikaya sığdırılmış olsa, bence daha çok beğenilirdi.
Aldığı metascore (80) puanını fazlasıyla hakeden hatta daha da fazlasına ihtiyaç duyan bir bakış açısı var filmde.
Başucuma almıyorum çok fazla gereksiz uzatmalar olduğundan, ancak o gereksiz dediğim, ve izlerken anlamsız bulduğum her şey sonunda cevaplandı. Bu çok tatminkar bir şey. Aklımda tek emin olmadığım bir şey var, o da olsun zaten.
80/100
Saygılar.