5 yıl önce
Elm Sokağında Kabus filmine yorum yazdı:
Olmasaydın, bayağı güzel olurdu.
Big Little Lies dizisine yorum yazdı:
2. Sezon haliyle 1. Sezonun altında ezilmeye mahkumdu ancak şu soruyu sordurdu bana 2. Sezon:
Voldemort, Sauron ve Mary Louise’den birisini düşmanın olarak seçmek zorunda olsan hangisini seçerdin?
Cevap: Mary Louise olmasın da kim olursa olsun...
O kadar kötü niyetli karakter tanıdık ettik; Thanos’undan Darkseid’ına; Sauron’undan Voldemort’una; Dracula’sından Lucifer’ına... Hiç birisi bu kadar ürkütmemişti beni.
Aslında belki de 2. Sezon, 1. Sezonun altında ezildiğinden daha çok, Meryl Streep’in altında ezilmiş.
Greenland filmine yorum yazdı:
İyi demek saçma, kötü demek daha da saçma olurdu. Ancak hiç bir yakıştırma çok orijinaldi’den daha saçma olamazdı.
CGI’dan ziyade, insanlara ve aralarındaki ilişkilere odaklanmaya çalışıyor filmimiz. Ancak, bu ilişkilerin tamamı oldukça yüzeysel. Oyunculuk gayet başarılı ve yer yer çok etkileyici olsa da, senaryoya serpiştirilmiş şans ve iyi kader kavramları, olması gerekenin çok üzerindeydi.
Not: Filmi çekenlerin Trump karşıtı bir propoganda izledikleri o kadar açıktı ki, spoiler vermeme gerek bile yok. O sahneyi bence net bir şekilde hatırlıyoruz.
Zack Snyder's Justice League filmine yorum yazdı:
Her ne kadar gereksiz uzatılmış sahneler olsa da; ilk filmde güzel olan 2-3 espirili şey dahil edilmemiş olsa da, sinema tarihinde uzun bir süre hiç bir yönetmen bu kadar güzel özür dileyemeyecek. Beklentim çok yüksek değildi ancak ilk rezalet JL filminin kat ve kat üstüne çıkacağına emindim. Tahminimin de üzerine çıktı.
Özrün kabul edilmiştir. Devamını getirmen dileğiyle...
Breaking Bad dizisine yorum yazdı:
Diziyi öve öve bitiremediler senelerce biraz geç de olsa 2 sene önce izleyeyim dedim.
Beğenmeyeyim diye çok uğraştım. Abartıyorlardır dedim. Beklentimi aşırı yüksekte tuttum, öylece de izledim.
9 puan vereyim dedim, o da olmadı. Olamazmış da zaten...
The Boys dizisine yorum yazdı:
Urban ve Starr...
Siz ne güzel arch enemy oluyorsunuz öyle. Birinizi LOTR’dan, birinizi Banshee’den tanıdık. Çok daha fazlasıymışsınız.
Dizi... SERT :)
Aquaman filmine yorum yazdı:
Amber Heard’ün oyuncu olduğuna eminiz değil mi? Yani kadını filmden çıkarsak hiç bir şey hissetmezdik bence...
Kidman bile kendi çapında bir şeyler yapmaya çalışmış da, yönetmen o kadar kötü yönlendirmiş ki oyuncuları kimse formunda değildi.
Dafoe %100 paraya sıkıştığı için katılmış kadroya. Ötesine, feriştahı gelse inandıramaz beni. Momoa’nın da kötü yönetmen eşliğinde pek bir şey beceremediğini görmüş olduk.
Görsellik haricinde hiç bir şey yok ki o bile belli bir noktadan sonra aşırı abartılı ve yorucuydu.
Karantinaya almayacağım gene de ama kıl payı ile kurtardı.
Not: Şaka yaptım be tabi ki karantinada.
Joker filmine yorum yazdı:
Joaquin Phoenix döktürmüş.
Gotham’ın gotik havası görselden çok, Joker karakterinin iç dünyası ile aktarılmaya çalışılmış ve bu da oldukça başarıyla sonuçlanmış.
Sanat filmi benzetmesi yapanlar da olmuş buna da çok itirazım olmayacak ancak arkadaş... Bu kadar da basit ve tahmin edilememe ihitmali KOCAMAN BİR SIFIR olan bir senaryo da olmasaymış iyiymiş. Tamam anladık DC ve WB oturmuş bizlere izlettikleri rezil filmler için özür dilemek istemiş ancak yetmemiş.
Bu film için yapılacak tek yakıştırma "OVERRATED"dır. Ötesi subjektif fikir beyanından ibarettir.
Tenet filmine yorum yazdı:
Film kendi zaman algısı ve entropi olgusu ile ilgili sunduğu ve SADECE kendi çapında bilimsel olan verileri, olağanüstü bir çekim tekniğiyle beyaz perdeye aktarmış. Son zamanlarda bu kadar karmaşık bir konunun, bu kadar kusursuz bir kamera yönetimi ile sunulduğunu görmemiştim.
ANCAK (!!!!) Bu senaryonun tutarlı olduğunu ya da filmin en başından vermiş olduğu ’ben bilimsel bir olayı size çok güzel ve gerçekçi anlatacağım" sözünü tuttuğu anlamına gelmiyor. Entropi kavramını salağa anlatır gibi anlatmaya başlayan film sonrasında bu konuyu zenginleştirmek ve anlatımı daha da ilginç kılmak için türlü türlü kılıklara giriyor. Bunları yapmasının sonucu da daha film sonuna yaklaşamadan senaryonun ölmesine sebep oluyor. (Hele hele patlama-donma hadisesi... Yahu Interstellar’daki donmuş buluta ne laflar edilmişti böyle saçmalık mı olur diye ama, bu tam saçmalıktı artık. Science of Interstellar belgeselinde de zaten fizikçiler bu konuya özellikle değinmişlerdi Nolan da biliyor onun olmayacağını ... DevamıFilm kendi zaman algısı ve entropi olgusu ile ilgili sunduğu ve SADECE kendi çapında bilimsel olan verileri, olağanüstü bir çekim tekniğiyle beyaz perdeye aktarmış. Son zamanlarda bu kadar karmaşık bir konunun, bu kadar kusursuz bir kamera yönetimi ile sunulduğunu görmemiştim.
ANCAK (!!!!) Bu senaryonun tutarlı olduğunu ya da filmin en başından vermiş olduğu ’ben bilimsel bir olayı size çok güzel ve gerçekçi anlatacağım" sözünü tuttuğu anlamına gelmiyor. Entropi kavramını salağa anlatır gibi anlatmaya başlayan film sonrasında bu konuyu zenginleştirmek ve anlatımı daha da ilginç kılmak için türlü türlü kılıklara giriyor. Bunları yapmasının sonucu da daha film sonuna yaklaşamadan senaryonun ölmesine sebep oluyor. (Hele hele patlama-donma hadisesi... Yahu Interstellar’daki donmuş buluta ne laflar edilmişti böyle saçmalık mı olur diye ama, bu tam saçmalıktı artık. Science of Interstellar belgeselinde de zaten fizikçiler bu konuya özellikle değinmişlerdi Nolan da biliyor onun olmayacağını ama hoş sahne olsun diye koymuştu falan gibisinden...)
Filmin karmaşık bulunmasını kesinlikle anlamıyorum. Nolan’ın anlatım biçiminden gelen bir takım karmaşalar var ancak sadece Inception’ı bile izleyerek bunu aşmak mümkün. (Dunkirk aslında anlatım biçimi olarak çok daha yakın) Dolayısı ile buradan gelen karmaşa zaten film biter bitmez yok oluyor. İlk paragrafımda da dediğim gibi bu kısımda ne havada kalan bir soru işareti, ne bir tutarsızlık, ne de bir kusur bulunamamış olması gerekiyordu. Bulunuyorsa, film izlenememiş. Telefon ile falan oynanmış ya da başka işle uğraşılmış sevgili ile falan gidildiyse...
Filmin cevaplamadığı bir takım sorular var ancak bunlar zaten 20 kere de izlense net sonuca varılabilecek şeyler değil. Bunlar zaten klasik Nolan hamleleri (Örn. Cobb eve döndü mü dönmedi mi şimdi yoksa rüyada mı hala)
Kısacası film genel olarak gayet basit bir film. İzlemesi kolay demiyorum ancak karmaşık görünen ne varsa hepsini kusursuzca toparlıyor. Neredeyse hiç nefes kesmeyen aksiyon ile de yalınlığını ne örtebilmiş, ne de gizleyebilmiş, daha doğrusu bence böyle bir çabaya da girmemiş. Hatta bana zamanında çok da beğenmediğim Memento’yu anımsattı bu yönüyle.
Sanki Nolan için bu yorumu bir yerde yapmıştım. Nolan son derece basit ve anlaşılır bir temayı senaryolaştıran biri. Özgün anlatım tekniğiyle de (ki bunu zaman kavramını evirip çevirerek yapıyor her zaman) bunu çok güzel süslüyor. En azından ben böyle görüyorum.
Film’in gerçek bilim sözü verip, sonlarına doğru iyice fantazya evrenine kaçmasını bir kenara bırakırsak, beni en en en çok rahatsız eden şey, Hint abla ile, baş roldeki abimizin "i am the protagonist of this story" geyiği idi. Düşünsenize bir kitap okumaya başlıyorsunuz, karakterleri mekanları falan tanıtıyor size tanrısal anlatımla, işte ahmet şöyleydi, seval burada yaşardı falan diye. Sonra birden bire seval ahmet’e "sen bu hikayenin kötü adamısın" diyor. Ahmet de "hayır! ben bu hikayenin kahramanıyım!" diye cevap veriyor sanki yazar tanrısal anlatımını ansızın terk edip, okuyucuya doğrudan bilgi vermiş gibi. Her şeyi geçtim, Nolan gibi oldukça özgün anlatıma ve derin bir altyapıya sahip birinden böylesine saçma bir şey beklemezdim.
Deadpool çekmiyorsun kardeşim. Entropi mentropi bilmem ne diye ciddi ve gergin bir film çekiyorsun. 15. dakikasında filme Nolan kendisini koyup orada "Bu bir filmdir." dese daha iyiydi.
Buna çok fena takıldım haklısınız :P
Terminatör: Kara Kader filmine yorum yazdı:
Oldukça yaratıcı bir takım aksiyon sahneleri haricinde içi bomboş bir film aslında, ancak hadi artık bitsin şu lanet film de demedim.
Bir de özellikle filmin ilk yarısında geçen diyaloglar... Sanki herkes anaokulundan fırlamış gibiydi