7 yıl önce
Cinayet Süsü filmine yorum yazdı:
Ölümlü Dünya filmine yorum yazdı:
Film vaad ettiğini yerine getiriyor. Güldürüyor yani. Ama bir şeyler eksik gibi sanki. Yemek yersin aslında güzeldir, beğenmişsindir ama damağında bi eksik tad kalır ya, öyle. Ya da bir şeyler fazla olduğu için öyle. bilemiyorum bunu tam çözemedim, her ikisi de var sanırım. Filmi izlerken ve çıktıktan sonra "çok daha güzel olabilirdi" diye düşündürdü.
Ali Atay açısından bakarsak Limonata kadar iyi değil. Türk sineması, Türk komedi filmleri açısından bakarsak gayet iyi. Önce benzer kalitede filmlerin çoğalması, sonra üzerine çıkılması gereken bir film.
Oyunculara gelirsek "bence" Sarp Apak olmamış. pek sevdiğim ve beğendiğim bir oyuncu da değil. Çok daha iyi bir komedi oyuncusuyla Feyyaz Yiğit ve Doğu Demirkol’un karakterleri arasına katılabilirdi oynadığı karakter. İrem Sak ve diğer kadın oyuncu zaten başkasının zoruyla misafirliğe gitmiş yabancı gibiydi filmde. Özgür Emre Yıldırım da misafir gibi olanlardandı.
Filmde çok küfür vardı diyenlere: artık bi aşın şunları arkadaş ya.
7/1 ... DevamıFilm vaad ettiğini yerine getiriyor. Güldürüyor yani. Ama bir şeyler eksik gibi sanki. Yemek yersin aslında güzeldir, beğenmişsindir ama damağında bi eksik tad kalır ya, öyle. Ya da bir şeyler fazla olduğu için öyle. bilemiyorum bunu tam çözemedim, her ikisi de var sanırım. Filmi izlerken ve çıktıktan sonra "çok daha güzel olabilirdi" diye düşündürdü.
Ali Atay açısından bakarsak Limonata kadar iyi değil. Türk sineması, Türk komedi filmleri açısından bakarsak gayet iyi. Önce benzer kalitede filmlerin çoğalması, sonra üzerine çıkılması gereken bir film.
Oyunculara gelirsek "bence" Sarp Apak olmamış. pek sevdiğim ve beğendiğim bir oyuncu da değil. Çok daha iyi bir komedi oyuncusuyla Feyyaz Yiğit ve Doğu Demirkol’un karakterleri arasına katılabilirdi oynadığı karakter. İrem Sak ve diğer kadın oyuncu zaten başkasının zoruyla misafirliğe gitmiş yabancı gibiydi filmde. Özgür Emre Yıldırım da misafir gibi olanlardandı.
Filmde çok küfür vardı diyenlere: artık bi aşın şunları arkadaş ya.
7/10.
Arif V 216 filmine yorum yazdı:
Dün izledim. Hadi burada da şuna gönderme yapalım düşüncesiyle filme zorlama şekilde eklenen karakterler çoğu yerde iticiydi. Yani bu gönderme yapma işinin de b.ku çıkmış, Cem Yılmaz filmi yazarken gönderme yaptıkça başka şeyler çağrışmış, çağrışım geldikçe de gönderme yapmış. Göndermesiz sahnesi yok filmin neredeyse. Hani bi özgünlük yok. Kafa sürekli başka filmlere gidiyo, izlediğin şey film değil gibi sanki. güldüğüm birkaç sahne vardı illa ki ancak artık bütün olmadıkça akmıyor ya.
Bi de Cem Yılmaz bizim 6-7 yıl önce yarıldığımız internet esprilerini 2017’de yeni keşfeden orta yaşlı adamlar gibi olmadı mı artık ya? Misal: "o neydi gız?"
Cem Yılmaz’ın twitter’da smiley’li gülücüklü tweet’ler atarak başladığı bu değişime ve yeni döneme geç ve hafif yabancı kalmışlığı bu filmde biraz daha kendini göstermiş bence. Herkesin bir devri var sonuçta.
6/10.
Dogville filmine yorum yazdı:
İnsanı değiştiren, daha acımasız hale getiren bir film bu. Yazacak çok şey var da, biraz daha düşünmek lazım, ölçüp biçmek, tartmak lazım.
Tarafsız Bölge filmine yorum yazdı:
Savaşı kimin başlattığı sorusuna verilen cevabın silahın kimde olduğuna göre değiştiği film. Chiki de Nino da silah elindeyken karşısındakine savaşı kimin başlattığını sorduğu ve onların başlattığını kabul ettirdiği sahnelerden sonra, ikisinde de silah yokken aynı soruyu sormalarını bekledim.
Birkaç vicdan sahibi kişinin dışında kimsenin umurunda olmayan, kurtarılmayı bekleyen ikisi Boşnak biri Sırp 3 asker. En çok umursuyor gözüken gazeteci orospusu ise herkesin arkasından ettiği laflarla filmin en ikiyüzlü karakteri.
Kara Şahin Düştü filmine yorum yazdı:
Kucağında bebeklerle ortalıkta koşan Somali'lileri de ara ara gösterip "Tamam Somali'lilere de acıyın ama biz de kahramanız yani" diyen film.
Neden Tarkovski Olamıyorum... filmine yorum yazdı:
Bahadır’ın tepkisizliği ve sakinliğiyle kendimi özdeşleştirdiğim film. Hiçbir şeye fevri tepkiler vermeyen bir adam. Yönetmeni olduğu sette yaşanan abuk sabuk problemlere sadece "napcaz" diyen, senin bu senaryonla olmaz diyen yapımcıya ve ayrılık konuşmasında bi ton şey söyleyen eski sevgilisine cevap bile ver-e-meyen bir adam. Öyle bir boşvermişlik, bıkmışlık, hayattan bezmişlik. Hayatın içindeki eğlenceli anlara uyum sağlayan ama can sıkıcı şeylere reaksiyon verebilecek enerjisi kalmamış, kendini anlatmaya çalışmaktan yorulmuş ve sıkılmış tepkisiz bir adam.
Çok sevdim seni be Bahadır.
Limonata filmine yorum yazdı:
olmuş film. gidiniz, izleyiniz.
senaryoyu birlikte yazan ali atay ve ertan saban memleketlerinin havalarını da katmışlar filme. annesi karadenizli olan selim karakterinin afkurmak fiilini kullanması hoş ve ince bir detaydı bu açıdan. sakip karakteri zaten malum. ilk yarısı çok eğlenceliydi, diyaloglar, karakterlerin tepkileri.. en çok güldüğüm sahnesi selim'in annesiyle babasını telefonda konuşturduğu sahneydi, özellikle annenin söyledikleriyle yakalanan gerçekçilik. bi an o telefonda babaannem konuşuyo sandım. benim için tekrar tekrar izlenecek bir film, o tekrarlardan sonra filmin en eğlenceli sahnesi de değişebilir tabi nazarımda.
İhtiyarlara Yer Yok filmine yorum yazdı:
Javier Bardem bi yerden pat diye çıkıp, beni de vurur mu acaba diye tırsmadım değil. Muhteşem oynamış, hatta oynamamış yaşamış karakteri.
Mukaddes Vazife filmine yorum yazdı:
Filmin sonuna doğru oksijenleri azalıp, nefes alışları zorlaştığında benim de nefes alışım zorlaşmıştı sanki.
limonata’nın gözleri yaşlı, ağlıyor şu an. en sevdiğim yerli filmlerden biri limonata. ölümlü dünya’nın da fena olmadığını, yeni bi yol açtığını ve daha iyi olabileceğini düşünen biriyim. ama bu yeni yol bu film değil. zaten bu bi film de değil.
genel olarak yorumlara biraz bakındım da bu filmimsi şey nasıl bu kadar beğenilmiş? şoktayım valla. film diye bişey yok lan ortada. hele ilk yarısında fenalık geldi. youtube’da kendi arasında geyik yapıp, saçma sapan konuşup komik olduğunu sanan tipler gibi zaten komik olmayan muhabbetleri sündürdükçe sündürmüşler. devamında ne diyeceklerini, geyiğin nereye varacağını bilerek o boş muhabbetleri izlemek o kadar boğdu ki. aynı şey kısmen ölümlü dünya’da da vardı da daha çekilirdi buna nazaran. bi de daha önce yaptıkları şey sürekli sunulur hale gelince tadı da komikliği de kalmıyo işte..
hikaye namına hiçbir şey olmuyo filmde. hiçbir şey olmazken ... Devamı
limonata’nın gözleri yaşlı, ağlıyor şu an. en sevdiğim yerli filmlerden biri limonata. ölümlü dünya’nın da fena olmadığını, yeni bi yol açtığını ve daha iyi olabileceğini düşünen biriyim. ama bu yeni yol bu film değil. zaten bu bi film de değil.
genel olarak yorumlara biraz bakındım da bu filmimsi şey nasıl bu kadar beğenilmiş? şoktayım valla. film diye bişey yok lan ortada. hele ilk yarısında fenalık geldi. youtube’da kendi arasında geyik yapıp, saçma sapan konuşup komik olduğunu sanan tipler gibi zaten komik olmayan muhabbetleri sündürdükçe sündürmüşler. devamında ne diyeceklerini, geyiğin nereye varacağını bilerek o boş muhabbetleri izlemek o kadar boğdu ki. aynı şey kısmen ölümlü dünya’da da vardı da daha çekilirdi buna nazaran. bi de daha önce yaptıkları şey sürekli sunulur hale gelince tadı da komikliği de kalmıyo işte..
hikaye namına hiçbir şey olmuyo filmde. hiçbir şey olmazken konuşuyorlar sürekli, geyikler, boş muhabbetler uzun uzun, insanın içini bayana kadar. sonra hiçbir bok olmadan başka bi sahneye geçiliyo orda yine geyik yapıyolar ama yine hiçbir şey olmuyo. en azından bir şeyler olurken olsa şu muhabbetler çekilir olacak ama yok.
chat ve müfit kayacan’ın sahnesi olmasa tebessüm bile etmeden çıkacaktım nerdeyse.
"tüm film boyunca hiç bi bok olmadı, bari filmin sonunda bi sosyal mesaj verelim de götü kurtaralım" da iyi fikir he. hakkını vereyim cinayet süsü’nü de iki anlamda iyi kullanmışlar. cinayet süsü altında boş geyik, cinayet süsü altında sosyal mesaj.
neden bu adamlar her defasında daha kötüye giden işler yapıyolar abi ya?
(bkz: burak aksak)
(bkz: selçuk aydemir)
(bkz: ali atay)
çirkin-kilolu-bakımsız kadın polis karakteriyle ve o karaktere asılan bi başka karakterle coen olabilecek cesaretle işe girip bu kadar boş beleş bir şey ortaya çıkarmasaydınız keşke be abim. senaryonun bu kadar zayıf ve kötü olması, akla gelen 2 dakikalık fikirden 2 saatlik film yapılması ve filmin içinin bu kadar doldurulamaması, üstüne de bi dünya reklam için her yere çıkılması ve filmin ekip tarafından övülmesi, önceki işlerinden üstün görülmesi bu ekip adına da ümidi azaltan etkenler arasında.
ha şunu da söyliyim "limonata gibi bi film yaptık da noldu? gişede 70bin küsür kişi izledi, bu millet bundan anlıyo" derse ali atay, haklısın abim derim.
son not yazmazsam olmaz. asuman’la dizdar’ın peşine takılıp gelen düğün konvoyunun da olduğu baskın sahnesinde bi adam kaçarken görülüyo, sonra ofise geliyolar, amirleri "neyse yakaladık adamı yoksa gösterirdim ben size" gibi bişi diyo, sonra o adam bi daha hiç geçmiyo filmde. kimdi, niye kaçıyodu, yakalanınca ne oldu? filme hizmeti neydi?
edit: adam kaçakçıymış, o kısmı gözden kaçırmışım.