ilki o klasik müzik bölümü ile gönlümde taht kurmuştur. İkincisi yani bu film erkek olsan her şey böyle kolay olur muydu ya da zor olur muyduyu işlemesi açısından sesimize ses olmuştur. Ve lars von trier filmin sonunda yaptığı süprizle yine kendinden bekleneni vermiştir.
trier 'in yerinde olsam filmin sonunda amcaya mastürbasyon yaptırırdım. Böyle daha gerçekçi olurdu. Kimseyi elleyememiş bakire entel bir amca o kadar cesaretli olamaz.
Öncelikle ilkinden daha çok beğendim. Çünkü insanı düşündürmeye sevk ediyor. Pedofili konusunda oldukça düşündüm. Çok geriyor film. Cidden zor izlemesi.
Final sahnesi beni vurdu diyebilirim. O kadar zaman Seligman'ın aseksüel olduğunu ve objektif bakabileceğini düşündükten sonra. yaptığı olay "bu da mı vurdu be" dedirtti.
Final sahnesi olmasa yorum yazmayacaktım sanırım. Filmin tamamında bizi Seligman’a inandırmakla uğraştı, ki inandık da. Aseksüelliğini açıklayış sahnesinde "çüküyle düşünmeyen bir erkek" diye düşündük, az biraz mutlu olduk. Fakat bu durumun bir ilizyon olduğunu ve "erkek her zaman erkek"tir algımızın ne denli doğru olduğunu sille tokat çarptı yüzümüze. Ya da "everything is about sex. except sex. sex is about power"ın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gördük diyeyim. Bütün o entelektüel sohbetin, anlayışlı triplerinin, ben diğerleri gibi değilim pozlarının altında, evet en azından bilinçaltında, sonunda bir şey koparabilir miyim niyeti yatıyor çok net. Ve bunu "o kadar adamla yatmışsın, bana da versen nolur yani" sözüyle perçinleyince tokatlayasım geldi. Joe daha iyisini yaparak vurdu, içimin yağları eridi. Erkeklerdeki bu bakış o kadar aynı ki, kültürden kültüre bile çok az farklılık gösteriyor. Onlarca erkekle yatmana da lüzum yok, eğer bir ... Devamı
Final sahnesi olmasa yorum yazmayacaktım sanırım. Filmin tamamında bizi Seligman’a inandırmakla uğraştı, ki inandık da. Aseksüelliğini açıklayış sahnesinde "çüküyle düşünmeyen bir erkek" diye düşündük, az biraz mutlu olduk. Fakat bu durumun bir ilizyon olduğunu ve "erkek her zaman erkek"tir algımızın ne denli doğru olduğunu sille tokat çarptı yüzümüze. Ya da "everything is about sex. except sex. sex is about power"ın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gördük diyeyim. Bütün o entelektüel sohbetin, anlayışlı triplerinin, ben diğerleri gibi değilim pozlarının altında, evet en azından bilinçaltında, sonunda bir şey koparabilir miyim niyeti yatıyor çok net. Ve bunu "o kadar adamla yatmışsın, bana da versen nolur yani" sözüyle perçinleyince tokatlayasım geldi. Joe daha iyisini yaparak vurdu, içimin yağları eridi. Erkeklerdeki bu bakış o kadar aynı ki, kültürden kültüre bile çok az farklılık gösteriyor. Onlarca erkekle yatmana da lüzum yok, eğer bir kere o lanet zar yırtılmışsa onunla da yatmanda bir mesele yokmuş gibi bir yaklaşım içersine giriyorlar zira mühim olan o zar, yırtıldıktan sonra şecere tutan yok.
Onun dışında algılarımı sarsan bir konu da pedofili oldu. Yani en azından üzerine düşündürttü. İcraata geçmedikten sonra fantezi kurmanın neresi kötü? Fantezi boyutunda herhangi bir canlıya zarar vermiyor neticede. Zoofili de aynı. İnsan hayvanla çiftleşmeyi arzuluyor, bundan tahrik oluyor diye ona ’iğrenç’ demeli miyiz? Yoksa hayvanla ilişkiye girdiği noktada mı iğrençleşiyor mevzu, yani rıza yok ortada. Sonuç olarak Lars yine yaptın yapacağını, sinirimden kudurdum.
filmde hemen hemen her "sapkınlık" dediğimiz ya da kesin çizgilerle reddettiğimiz durumlara yer verilmiş. çok başka bir yer de çok başka insanlar pedofiliden bahsetse hiç bir bahane kabul etmeden elimizin tersiyle atarız ancak öyle bir sunulmuş ki cidden insanı küçük bir an durup düşündürtüyor. kadın karakterin "aşk" a isyan niteliğinde ki tüm kaçışları sonuçsuz kalıyor belki o kadar derin ki hisleri bununla baş edemeyip kaçıyor bu doyumsuzluk, yetinmemek gibi gösteriyor kendini çünkü bir kez bırakırsa kendini o ikiyüzlülükle karşılaşmak onun için çok daha yıkıcı olacak. bu yüzden kaçıyor kaçabildiği kadar. ancak en korktuğu şeyi yaşarken buluyor kendini o hislere kaptırdığında tıpkı on beş yaşında ki ilk tecrübesi gibi. kendini tam da olmaktan kaçtığı yerde buluyor en sonunda. ne zaman ki kaçmaktan vazgeçip özgürleştirmeye karar veriyor kendini o zaman da son sahne peşini bırakmıyor. kısaca kanatları var ve neden uçmsaın ki?...
allahım.bu nasıl bir film ya...fragmanı izlerken bile içim bir tuhaf oldu...hayatımda ben böyle akıcı böyle acıklı-kadına acıdım...böyle iç titretici,böylesine mide bulandırıcı,böylesine üzücü,böylesine seksi,böylesine seksüel,böylesine ...off...söylenecek kelimem yok...içim ezildi bu kadının görüntülerini izlerken...erkeklerden tiksinir oldum...her zaman söylerim erkekler getirir bu hale kadınları her zaman...keşke bi film olsa bunlar...ama değil...her yerde böyle şeyler...YALANMI?...
Genel olarak anlatımı beğendim fakat final sahnesini bir türlü oturtamadım aklımda.
Bilemiyorum neden, Saligman’ın 6 yaşındaki çocuk ifadesi ile o kadar mantıklı ve kültürlü açıklamalar yaptıktan sonra böylesi bir yaklaşımı sindiremiyor sanırım ki insan hemen. aslında filmi de açıklıyor, cinselliğin her insanın doğasında olduğunu. tetestosteron oyunu- ya da filmi gibi ama yine de çok küt bir kesim olmuş sanırım biraz düşünmek gerekiyor sindirebilmek için.
ekşideki yorumum için;
sürekli aklımda olan cümle şu, ben seks bağımlısı değilim, nemfomanyağım. çünkü böyle olmayı seviyorum, bunu seviyorum. bu cümleleri filmde izlerken joe’ya dışarıdan bakıyoruz, kendini ifade eden bir insana bakıyoruz. o noktada haklı mı değil mi bilemiyoruz çünkü kendini savunma tezi olarak da bu cümleleri sarfediyor olabilir fakat, filmin sonunda saligman’ın binlercesiyle yatmışsın benimle yatsan ne değişir ki kısmında joe’nun hayır deyip tetiği çekmesi onun gerçekte... Devamı
Genel olarak anlatımı beğendim fakat final sahnesini bir türlü oturtamadım aklımda.
Bilemiyorum neden, Saligman’ın 6 yaşındaki çocuk ifadesi ile o kadar mantıklı ve kültürlü açıklamalar yaptıktan sonra böylesi bir yaklaşımı sindiremiyor sanırım ki insan hemen. aslında filmi de açıklıyor, cinselliğin her insanın doğasında olduğunu. tetestosteron oyunu- ya da filmi gibi ama yine de çok küt bir kesim olmuş sanırım biraz düşünmek gerekiyor sindirebilmek için.
ekşideki yorumum için;
sürekli aklımda olan cümle şu, ben seks bağımlısı değilim, nemfomanyağım. çünkü böyle olmayı seviyorum, bunu seviyorum. bu cümleleri filmde izlerken joe’ya dışarıdan bakıyoruz, kendini ifade eden bir insana bakıyoruz. o noktada haklı mı değil mi bilemiyoruz çünkü kendini savunma tezi olarak da bu cümleleri sarfediyor olabilir fakat, filmin sonunda saligman’ın binlercesiyle yatmışsın benimle yatsan ne değişir ki kısmında joe’nun hayır deyip tetiği çekmesi onun gerçekten seks bağımlısı değil, nemfomanyak olduğunu gösteriyor.
bunun dışında o kadar bilge olan bir adamın, her anlatılana metaforik başka öğeler sunan akıl hocası bazındaki adamın, son sahnede yüzünde yastığının altında çikolata bulmuş ifadesi ile odaya girip joe’ya yanaşmasındaki durum sanıyorum, oyun atölyesinde bir zamanlarkemal aydoğanyönetiminde sunulantestosteron(bkz:#23533623) oyununun da bize sunduğu gerçeği destekliyor. erkekler bir hormon belasına takılmıştır, ne olursa olsun bir yerde hormon aklı bastırıyor ve kendisini öne çıkartıyor. bu kadar bilge bir adamın o zamana kadar seksüelliğini içine atıp sonra anda bütün empatisini yenip joe’ya sıradan bir erkek gibi yaklaşması, cinsellikle kültürün ya da bilgili olmanın hiçbir alakasının olmadığı kanıtındadır.
ayrıca joe’nun jerome ile birlikteliğindeki orgazm olamama konusu da oldukça ilgi çekici bir noktaya parmak basmış bence. yıllardır sadece sevişmek için sevişen joe, belki de jerome’ı meta haline getirdi. ilk deneyiminin bu kadar yüzeysel olması onun cinsellikteki diğer performanslarına yansığını düşünürken, ilk deneyiminin farklı olması ihtimali ile sekse ya da cinselliğe farklı bakacağını düşündü. belki de her şeyi değiştirebilecek kilit olarak baktı ve gözünde büyüttü. bir yandan suçlarken bir yandan onu çözüm olarak belirledi lakin jerome ile birlikte olduğunda, diğer erkeklerle olan birlikteliğindekinden bir fark göremeyince hissizleşmeye başladı. çünkü bu süreç zarfında jerome’u çok farklı bir kalıba koymuştu. belki onunla birlikte olursa bütün bu anlamsızlık ya da sıradanlık sıradışılığa, bir anlama yüklenecekti.
ayrıca benim gözümde pornodan uzak bir kalıpta. evet porbografi var fakat filmin amacı bu değil ve bunu çok net farkına varıyorsunuz.
filmin beni en etkileyen kısmı, -finali dışında- sübyancılık konusu oldu diyebilirim.
..
+Bu adam kendi arzusunu bastırmayı başarmış. Ve ben onu zorlayana kadar boyun eğmemiş biriydi. İnkar dolu bir hayat yaşamış ve kimseyi incitmemiş biriydi. Bence bu takdire şayan.
-Ne kadar denersem deneyeyim, sübyancılığın takdire şayan bir yanını göremiyorum.
+Çünkü sen, gerçekten çocuklara zarar veren yüzde 5lik kitleyi düşünüyorsun. Kalan yüzde 95, asla fantezelerini gerçekleştirmiyor. Çektikleri acıları düşünsene. Cinsellik.. insanların içindeki en büyük güçtür. Yasak bir cinsel eğilimle doğmak çok acı verici olmalı. Arzusunun utancıyla yaşamayı başarıp bu konuda hiçbir şey yapmayan sübyancı kesinlikle madalyayı tak ediyor.
diyor kadın ve hikayesine devam ediyor..
Anlayışlı bir toplum olarak heroseksüellere, biseksüellere, cinsiyet değiştiren kişilere anlayış gösteriyor ama sübyancı insanlara -çocuklara zarar vermeyenlerde dahil- aşağılıkmış gibi bakıyoruz. Kadının konuşma sahnes... Devamı
filmin beni en etkileyen kısmı, -finali dışında- sübyancılık konusu oldu diyebilirim.
..
+Bu adam kendi arzusunu bastırmayı başarmış. Ve ben onu zorlayana kadar boyun eğmemiş biriydi. İnkar dolu bir hayat yaşamış ve kimseyi incitmemiş biriydi. Bence bu takdire şayan.
-Ne kadar denersem deneyeyim, sübyancılığın takdire şayan bir yanını göremiyorum.
+Çünkü sen, gerçekten çocuklara zarar veren yüzde 5lik kitleyi düşünüyorsun. Kalan yüzde 95, asla fantezelerini gerçekleştirmiyor. Çektikleri acıları düşünsene. Cinsellik.. insanların içindeki en büyük güçtür. Yasak bir cinsel eğilimle doğmak çok acı verici olmalı. Arzusunun utancıyla yaşamayı başarıp bu konuda hiçbir şey yapmayan sübyancı kesinlikle madalyayı tak ediyor.
diyor kadın ve hikayesine devam ediyor..
Anlayışlı bir toplum olarak heroseksüellere, biseksüellere, cinsiyet değiştiren kişilere anlayış gösteriyor ama sübyancı insanlara -çocuklara zarar vermeyenlerde dahil- aşağılıkmış gibi bakıyoruz. Kadının konuşma sahnesi gelinceye kadar sübyancı adama öfke dolu küfürler saydım.. Ama Joe’nun yaptığı konuşma beni derinden etkiledi. Hiç bu açıdan bakmamıştım. . Karşımızdaki insanın kensinden oldukça küçük kişilere ilgisi olduğunu duyunca çıldırıyoruz. Kişinin böyle bir girişimde bulunup bulunmaması da önemli değil üstelik bizim için. Onu sırf böyle doğduğu için, böyle hissettiği için suçluyoruz, yargılıyoruz.. Evet çünkü bir çoğumuz Seligman gibi sadece yüzde 5lik kısımı görüyor, 95lik kısımda kalan insanların çektikleri acıları umursamıyoruz.
Joe’a -artık- kesinlikle katılıyorum ’arzusunun utancıyla yaşamayı başarıp bu konu da hiçbir şey yapmayan sübyancı kesinlikle madalyayı hak ediyor.’
Eğer son sahnede Seligman bunu yapmasaydı film çöp olurdu tamamen mantık hatası olurdu. Bu doğalıydı hadi dedim Lars bu olmalı bunu dusunmen lazım ve kapı açıldığında evet dedım. Evet hollywood değil.
ya herşeyi anladım olayların derinliği kadının durumu adamın durumu vs. ama o final sahnesine benim kafam hiç bi türlü basmadı o nasıl bi çelişkidir ya sen kucaktan kucağa atla sonunda güvenebileceğin bi insanın arzusuna karşı çıkıp onu öldür ya ister sapık diyin ama ben bi ara bakirim dediği sahnede bişeyler olabilir dedim bekledim yani biraz gidişat oydu sonrada son sahnede gitti adamı vurdu
@senadir
13 yıl önce
trier 'in yerinde olsam filmin sonunda amcaya mastürbasyon yaptırırdım. Böyle daha gerçekçi olurdu. Kimseyi elleyememiş bakire entel bir amca o kadar cesaretli olamaz.
@karamat
13 yıl önce
Final sahnesi beni vurdu diyebilirim. O kadar zaman Seligman'ın aseksüel olduğunu ve objektif bakabileceğini düşündükten sonra. yaptığı olay "bu da mı vurdu be" dedirtti.
@lorin
13 yıl önce
8 / 10
Onun dışında algılarımı sarsan bir konu da pedofili oldu. Yani en azından üzerine düşündürttü. İcraata geçmedikten sonra fantezi kurmanın neresi kötü? Fantezi boyutunda herhangi bir canlıya zarar vermiyor neticede. Zoofili de aynı. İnsan hayvanla çiftleşmeyi arzuluyor, bundan tahrik oluyor diye ona ’iğrenç’ demeli miyiz? Yoksa hayvanla ilişkiye girdiği noktada mı iğrençleşiyor mevzu, yani rıza yok ortada. Sonuç olarak Lars yine yaptın yapacağını, sinirimden kudurdum.
@aslihanulu
13 yıl önce
filmde hemen hemen her "sapkınlık" dediğimiz ya da kesin çizgilerle reddettiğimiz durumlara yer verilmiş. çok başka bir yer de çok başka insanlar pedofiliden bahsetse hiç bir bahane kabul etmeden elimizin tersiyle atarız ancak öyle bir sunulmuş ki cidden insanı küçük bir an durup düşündürtüyor. kadın karakterin "aşk" a isyan niteliğinde ki tüm kaçışları sonuçsuz kalıyor belki o kadar derin ki hisleri bununla baş edemeyip kaçıyor bu doyumsuzluk, yetinmemek gibi gösteriyor kendini çünkü bir kez bırakırsa kendini o ikiyüzlülükle karşılaşmak onun için çok daha yıkıcı olacak. bu yüzden kaçıyor kaçabildiği kadar. ancak en korktuğu şeyi yaşarken buluyor kendini o hislere kaptırdığında tıpkı on beş yaşında ki ilk tecrübesi gibi. kendini tam da olmaktan kaçtığı yerde buluyor en sonunda. ne zaman ki kaçmaktan vazgeçip özgürleştirmeye karar veriyor kendini o zaman da son sahne peşini bırakmıyor. kısaca kanatları var ve neden uçmsaın ki?...
@onur4444
13 yıl önce
üzücü,iç karartıcı,mide bulandırıcı...
@behtul
13 yıl önce
7.7 / 10
Bilemiyorum neden, Saligman’ın 6 yaşındaki çocuk ifadesi ile o kadar mantıklı ve kültürlü açıklamalar yaptıktan sonra böylesi bir yaklaşımı sindiremiyor sanırım ki insan hemen. aslında filmi de açıklıyor, cinselliğin her insanın doğasında olduğunu. tetestosteron oyunu- ya da filmi gibi ama yine de çok küt bir kesim olmuş sanırım biraz düşünmek gerekiyor sindirebilmek için.
ekşideki yorumum için;
sürekli aklımda olan cümle şu, ben seks bağımlısı değilim, nemfomanyağım. çünkü böyle olmayı seviyorum, bunu seviyorum. bu cümleleri filmde izlerken joe’ya dışarıdan bakıyoruz, kendini ifade eden bir insana bakıyoruz. o noktada haklı mı değil mi bilemiyoruz çünkü kendini savunma tezi olarak da bu cümleleri sarfediyor olabilir fakat, filmin sonunda saligman’ın binlercesiyle yatmışsın benimle yatsan ne değişir ki kısmında joe’nun hayır deyip tetiği çekmesi onun gerçekte ... Devamı
Bilemiyorum neden, Saligman’ın 6 yaşındaki çocuk ifadesi ile o kadar mantıklı ve kültürlü açıklamalar yaptıktan sonra böylesi bir yaklaşımı sindiremiyor sanırım ki insan hemen. aslında filmi de açıklıyor, cinselliğin her insanın doğasında olduğunu. tetestosteron oyunu- ya da filmi gibi ama yine de çok küt bir kesim olmuş sanırım biraz düşünmek gerekiyor sindirebilmek için.
ekşideki yorumum için;
sürekli aklımda olan cümle şu, ben seks bağımlısı değilim, nemfomanyağım. çünkü böyle olmayı seviyorum, bunu seviyorum. bu cümleleri filmde izlerken joe’ya dışarıdan bakıyoruz, kendini ifade eden bir insana bakıyoruz. o noktada haklı mı değil mi bilemiyoruz çünkü kendini savunma tezi olarak da bu cümleleri sarfediyor olabilir fakat, filmin sonunda saligman’ın binlercesiyle yatmışsın benimle yatsan ne değişir ki kısmında joe’nun hayır deyip tetiği çekmesi onun gerçekten seks bağımlısı değil, nemfomanyak olduğunu gösteriyor.
bunun dışında o kadar bilge olan bir adamın, her anlatılana metaforik başka öğeler sunan akıl hocası bazındaki adamın, son sahnede yüzünde yastığının altında çikolata bulmuş ifadesi ile odaya girip joe’ya yanaşmasındaki durum sanıyorum, oyun atölyesinde bir zamanlarkemal aydoğanyönetiminde sunulantestosteron(bkz:#23533623) oyununun da bize sunduğu gerçeği destekliyor. erkekler bir hormon belasına takılmıştır, ne olursa olsun bir yerde hormon aklı bastırıyor ve kendisini öne çıkartıyor. bu kadar bilge bir adamın o zamana kadar seksüelliğini içine atıp sonra anda bütün empatisini yenip joe’ya sıradan bir erkek gibi yaklaşması, cinsellikle kültürün ya da bilgili olmanın hiçbir alakasının olmadığı kanıtındadır.
ayrıca joe’nun jerome ile birlikteliğindeki orgazm olamama konusu da oldukça ilgi çekici bir noktaya parmak basmış bence. yıllardır sadece sevişmek için sevişen joe, belki de jerome’ı meta haline getirdi. ilk deneyiminin bu kadar yüzeysel olması onun cinsellikteki diğer performanslarına yansığını düşünürken, ilk deneyiminin farklı olması ihtimali ile sekse ya da cinselliğe farklı bakacağını düşündü. belki de her şeyi değiştirebilecek kilit olarak baktı ve gözünde büyüttü. bir yandan suçlarken bir yandan onu çözüm olarak belirledi lakin jerome ile birlikte olduğunda, diğer erkeklerle olan birlikteliğindekinden bir fark göremeyince hissizleşmeye başladı. çünkü bu süreç zarfında jerome’u çok farklı bir kalıba koymuştu. belki onunla birlikte olursa bütün bu anlamsızlık ya da sıradanlık sıradışılığa, bir anlama yüklenecekti.
ayrıca benim gözümde pornodan uzak bir kalıpta. evet porbografi var fakat filmin amacı bu değil ve bunu çok net farkına varıyorsunuz.
@denizo
13 yıl önce
@bokakonansinek
13 yıl önce
..
+Bu adam kendi arzusunu bastırmayı başarmış. Ve ben onu zorlayana kadar boyun eğmemiş biriydi. İnkar dolu bir hayat yaşamış ve kimseyi incitmemiş biriydi. Bence bu takdire şayan.
-Ne kadar denersem deneyeyim, sübyancılığın takdire şayan bir yanını göremiyorum.
+Çünkü sen, gerçekten çocuklara zarar veren yüzde 5lik kitleyi düşünüyorsun. Kalan yüzde 95, asla fantezelerini gerçekleştirmiyor. Çektikleri acıları düşünsene. Cinsellik.. insanların içindeki en büyük güçtür. Yasak bir cinsel eğilimle doğmak çok acı verici olmalı. Arzusunun utancıyla yaşamayı başarıp bu konuda hiçbir şey yapmayan sübyancı kesinlikle madalyayı tak ediyor.
diyor kadın ve hikayesine devam ediyor..
Anlayışlı bir toplum olarak heroseksüellere, biseksüellere, cinsiyet değiştiren kişilere anlayış gösteriyor ama sübyancı insanlara -çocuklara zarar vermeyenlerde dahil- aşağılıkmış gibi bakıyoruz. Kadının konuşma sahnes
..
+Bu adam kendi arzusunu bastırmayı başarmış. Ve ben onu zorlayana kadar boyun eğmemiş biriydi. İnkar dolu bir hayat yaşamış ve kimseyi incitmemiş biriydi. Bence bu takdire şayan.
-Ne kadar denersem deneyeyim, sübyancılığın takdire şayan bir yanını göremiyorum.
+Çünkü sen, gerçekten çocuklara zarar veren yüzde 5lik kitleyi düşünüyorsun. Kalan yüzde 95, asla fantezelerini gerçekleştirmiyor. Çektikleri acıları düşünsene. Cinsellik.. insanların içindeki en büyük güçtür. Yasak bir cinsel eğilimle doğmak çok acı verici olmalı. Arzusunun utancıyla yaşamayı başarıp bu konuda hiçbir şey yapmayan sübyancı kesinlikle madalyayı tak ediyor.
diyor kadın ve hikayesine devam ediyor..
Anlayışlı bir toplum olarak heroseksüellere, biseksüellere, cinsiyet değiştiren kişilere anlayış gösteriyor ama sübyancı insanlara -çocuklara zarar vermeyenlerde dahil- aşağılıkmış gibi bakıyoruz. Kadının konuşma sahnesi gelinceye kadar sübyancı adama öfke dolu küfürler saydım.. Ama Joe’nun yaptığı konuşma beni derinden etkiledi. Hiç bu açıdan bakmamıştım. . Karşımızdaki insanın kensinden oldukça küçük kişilere ilgisi olduğunu duyunca çıldırıyoruz. Kişinin böyle bir girişimde bulunup bulunmaması da önemli değil üstelik bizim için. Onu sırf böyle doğduğu için, böyle hissettiği için suçluyoruz, yargılıyoruz.. Evet çünkü bir çoğumuz Seligman gibi sadece yüzde 5lik kısımı görüyor, 95lik kısımda kalan insanların çektikleri acıları umursamıyoruz.
Joe’a -artık- kesinlikle katılıyorum ’arzusunun utancıyla yaşamayı başarıp bu konu da hiçbir şey yapmayan sübyancı kesinlikle madalyayı hak ediyor.’
@bscglclk
13 yıl önce
8.1 / 10
@macklyn
13 yıl önce
ya herşeyi anladım olayların derinliği kadının durumu adamın durumu vs. ama o final sahnesine benim kafam hiç bi türlü basmadı o nasıl bi çelişkidir ya sen kucaktan kucağa atla sonunda güvenebileceğin bi insanın arzusuna karşı çıkıp onu öldür ya ister sapık diyin ama ben bi ara bakirim dediği sahnede bişeyler olabilir dedim bekledim yani biraz gidişat oydu sonrada son sahnede gitti adamı vurdu
-----Spoiler-------