şu filmin bu kadar düşük puan almasını hayretle izliyorum. bu oyunculuğa, akışa, yönetmene, senaryoya böyle düşük puan? o meşhur tecavüz sahnesi bile insanın vahşi yüzünü anlatmaya bu kadar yeterken filmi yetersiz bulanların yüksek puan verdiği filmleri merak ediyorum. ps; muhtemelen harry potter :/

@hans-landa

6 ay önce

7.6 / 10

Tecavüz sahnesi iki haftada çekilmiş. Nutkum tutuldu.

@normajeane

1 yıl önce

8.6 / 10

Oldukça rahatsız edici.

@enik-kral

2 yıl önce

Film daha jeneriğin ters bir şekilde akarak başlamasıyla, bir şeylerin normal olmadığını belli ediyor ve sondan başa ilerleyen bir kurguya sahip olduğunu anlamamızla da bu durum netleşiyor.

Filmin sondan başa ilerleyen kurgusu birçok açıdan dikkate değer. Bu durum bir filmde ilk kez gördüğümüz bir şey değil. Daha önce Christopher Nolan?ın ?Memento?(2000) adlı filminde de benzer bir kurgu ile karşılaşmıştık. Ancak yönetmen bu kurgu biçimini kullanarak hikayesine farklı bir dil kazandırmış. İntikam duygusunu başta gösterdikten sonra, hikayenin öncesine dönüldüğünde, şiddetin sebebini de anlıyoruz. İntikam duygusunun insanın gözünü karartması yüzünden, aslında yanlış kişinin öldürüldüğünü anlamamızla, bu duygu içerisindeyken ne kadar mantıksızca ve acele hareket edildiğini görüyoruz. Tabi olayların veriliş sırası bu aşamada daha da önem kazanmış oluyor. Ama seyrettiğimiz sahneyi, öncesini bilmediğimiz için izlerken sadece o sahne özelinde değerlen
... Devamı
Film daha jeneriğin ters bir şekilde akarak başlamasıyla, bir şeylerin normal olmadığını belli ediyor ve sondan başa ilerleyen bir kurguya sahip olduğunu anlamamızla da bu durum netleşiyor.

Filmin sondan başa ilerleyen kurgusu birçok açıdan dikkate değer. Bu durum bir filmde ilk kez gördüğümüz bir şey değil. Daha önce Christopher Nolan?ın ?Memento?(2000) adlı filminde de benzer bir kurgu ile karşılaşmıştık. Ancak yönetmen bu kurgu biçimini kullanarak hikayesine farklı bir dil kazandırmış. İntikam duygusunu başta gösterdikten sonra, hikayenin öncesine dönüldüğünde, şiddetin sebebini de anlıyoruz. İntikam duygusunun insanın gözünü karartması yüzünden, aslında yanlış kişinin öldürüldüğünü anlamamızla, bu duygu içerisindeyken ne kadar mantıksızca ve acele hareket edildiğini görüyoruz. Tabi olayların veriliş sırası bu aşamada daha da önem kazanmış oluyor. Ama seyrettiğimiz sahneyi, öncesini bilmediğimiz için izlerken sadece o sahne özelinde değerlendirip, ?ne yaptı bu adam! ne gerek var bu kadar şiddete? diyebilirsiniz.

Finalini daha en baştan görmemize rağmen, film merak ve seyir zevkinden hiçbir şey kaybetmiyor. Hikayenin başına dönüldükçe olaylar durulmasına rağmen film kendini büyük bir merak ve dikkatle seyrettirmeyi başarıyor.

Filmin başında, daha doğrusu hikayenin sonlarındaki kameranın sürekli hareket eder halde kullanılması izleyeni son derece rahatsız edecek bir seyre maruz bırakıyor. Bu durum kadının yeni sevgilisi/kocası Marcus?un partiden çıktıktan sonra aldığı uyuşturucu ve Alex?in halini gördükten sonra yaşadığı travmaya bağlı bakış açışının kameraya yansımasıdır. Bu görüntülere, sesin de bozulmuş trans bir etkiye sahip olarak, paralel bir şekilde eklenmesi ile seyredeni oldukça zor duruma sokmaktadır. Yönetmen, zaten diğer filmlerinde de bu tarz ses ve görüntü kullanımını sıkça tercih etmektedir.

Filmdeki görüntüler ve atmosfer, başta koyu karanlık -yani belli belirsizken- finale doğru, hikayenin başına doğru gidildikçe kullanılan filtrelerin değişmesiyle, film giderek aydınlık bir hal alır. Filmin başında kameranın hareketli kullanımı, kullanılan mekanlar ve renkler yüzünden iç karartıcı bir hava hakimdir. Yanıp sönen ışıklar, kıpkırmızı boyanmış bir tünel ile tam bir kabusun içerisinde gibiyizdir. Ne zaman ki, Alex uykusundan uyanır, her şeyin rengi değişmeye başlar. Film içinde Alex?in bir yerde okuduğu rüyalarla ilgili kitaptan bahsetmesi, yine uyandığında ?rüyamda kırmızı bir tüneldeydim? demesi aslında o ana dek yaşanılan her şeyin bir rüya ya da kabus olarak ta değerlendirilebileceği yönünde yorumlanabilir.

Marcus?un, partiden çıktıktan sonra tesadüfen Alex?i uğradığı tecavüz sonrası görmesi ve sonrasında yanına gelen kişilerin ?hep bize uzak gelir böyle şeyler, başımıza gelince de dünyamız yıkılır? demesinin altını yönetmen filmde ayrıca çizer. Tüneldeki tecavüz sahnesinde, o sahneye dek yerinde durmayan kamera bir anda kendini yerde ve tecavüze seyirci kalmış bir vaziyette bulur. Yine o sahnede tecavüz yaşanırken tünelin diğer ucunda bir adam belirir, tecavüzü görünce önce ne yapacağını bilemez daha sonra arkasını dönüp gider. Aslında bu sahne, uzun tecavüz sahnesinin başladığı anda filmi izlemekten rahatsızlık duyup vazgeçenler için, yönetmenin başta söylediği ?hep bize uzak gelir böyle şeyler, başımıza gelince de dünyamız yıkılır? sözü gibidir.

Filmdeki karakterlerden eski koca, baştan sona söyledikleriyle, yaptıklarıyla hep kontrollü ve kendinden eminken, intikam sahnesinde kendinden geçip kontrolünü kaybediyor. Yeni sevgili Marcus ise Alex?in uyuşturucu almasını eleştirmesi üzerine her şeyin kontrolü altında olduğunu söylemektedir. Ama intikam duygusu ile kendini kaybettiğini ve yine kendisini zor durumda bıraktığını görüyoruz. Alex ise ?son sözü kadın söyler?, ben ne dersem o olur havasındadır. Zaten Tenya bile bunu hemen fark etmiştir. Sevgilisine kızarak partiyi terk ederken hiçbir şeyi gözü görmez, tamamen tehlikeye açık bir haldedir. Öyleki kendini geç bir saatte ıssız bir tünele bırakmıştır. Tenya ise, filmdeki tek tutarlı ve kendinden emin karakterdir. Tecavüz esnasındaki soğukkanlılığı, intikam almak için başına öfkeyle dikilmiş iki adama rağmen hiç değişmez. Sonuç olarak bu duruşu ve belki biraz da şansı sayesinde intikam için gelenlerden de kurtulmuştur.

Filmin finalinde yani hikayenin en başında Alex?in odasında, Stanley Kubrick?in ?A Space Odyssey? filminin afişini görürüz. Yine kapanış sahnesinde de bu filmin soundtracklerinden birini duyarız. Yönetmenin bu filme gönderme yapmasını, kadının dünyaya getireceği çocukla ilişkilendirebiliriz. Kadın çocuğu dünyaya getiremeden ya ölecektir, ya da muhtemelen gördüğü şiddet yüzünden çocuğu düşürmüş olacaktır. Kubrick?in filminde bu konu ise şöyle ele alınmıştır: Finalde insan kendi ölümüyle yüzleşmektedir, son yemeğini yerken bardak düşer ve kırılır. Ama içerisindeki yere dökülür yani yok olmaz, beden ölse bile ruh bakidir. Noe, kadın ölse bile geriye bıraktıkları yaşayacaktır gibi bir şey söylemektedir. Ya da Gaspar Noe, yine Kubrick?in filminin finalinde dünyaya bakan yıldız çocuğa, dünyadaki insanlığın son durumu bu demek istemiş diyebiliriz. A Space Odyssey?deki, insan atası maymunların bir kemik parçası kullanarak bir kafatasını parçaladığını görüyoruz. Noe?nin filminde ise benzer bir şekilde intikam almak için ilkel bir içgüdü ile kafatası dağıtıldığına şahitlik ediyoruz.

Noe?nin filminde, yine bir Kubrick filmi olan ?A Clockwork Orange? filmine de göndermeler olduğu söylenebilir. İrreversible?ın başındaki, daha doğrusu sonundaki şiddeti baştan izlemeye maruz kalmamız aslında yönetmenin bilinçli bir tercihidir. Yönetmen bu görüntüleri izlememizi ve kaçmadan yüzleşmemizi, durumu sorgulamamızı istemektedir. İrreversible?daki bu açılış, ?A Clockwork Orange? daki şiddet görüntülerini izlemeye zorlayarak uygulanan tedavi yöntemini akıllara getiriyor. İki filmde de baş karakterlerin isimlerinin?ALEX? olması da bu göndermeyi daha da güçlendirmektedir. Gaspar Noe?nin göndermeleri sevdiğini yine filminin başında, oturmuş sohbet eden iki adamın olduğu sahneden de anlamak mümkün. Buradaki karakterlerden birisi aynı zamanda yönetmenin 1998 yılında çektiği ?Seul Contre Tous? adlı filminin de baş kişisidir.

@rien-toutce

3 yıl önce

çoğumuzun sinemayı sahip olamadığımız mutlulukları bulmak için izlediği düşünüldüğünde bu filmin izlenmek istenmemesi ya da izlenilince sevilmemesi çok normal.

gerçek hayatta olduğu ve doğru söyleyenin dahi sevilmediği bir düzende böylesine korkunç bir hikayenin çekici gelmemesi de normal.

her neyse herkesin söylediği şeyleri tekrar etmeme gerek yok. evet çarpıcı bir filmdi çünkü gerçek acılar vardı. ama belki kimse hissetmedi ama ben şunu da hissettim; belki de başımıza gelen kötü olaylar yaptığımız seçimlerle doğrudan ilişkili. yaşarken daha dikkatli olabilmek dileğiyle...
F

@fthgzl79

3 yıl önce

7.4 / 10

Monica'nın güzelliği enfes..Vincent'in oyunculuğu da muhteşem..Filmin baş taraflarında ''ne yapıyor bu yönetmen? veya ''bu nasıl bir film?'' gibi şeyleri aklımdan geçirdim ama film ilerledikçe,filmden keyif almaya başladım..İz bırakan,aklınızda kalacak bir film..

Tecavüz sahnesi fena..Ayrıca şiddet içeren sahnelerde çok gerçekçi çekilmiş..

@scarletcarson

3 yıl önce

Bir kere filmin çekimi gayet kendine özgü ve baş döndürücüydü. Alışana kadar midemle baya mücadele ettik. Ama alıştıktan sonra kurgu daha merak uyandırıcı bir hal alıyor ve filmin sonu güzel bir son ve (en az başı kadar) başlangıç. Buna benzer bir teknik daha önce başka bir yönetmen tarafından kullanıldı mı bilmiyorum ama alışılmadık olduğu için gizemli geldi bana. Fakat aradaki felsefi konuşmalar, müzikler ve o yoğun duygulu sahneler dışındaki sahneler oldukça rahatsız ediciydi.(+18 in en üst seviyesi diyebilirim bence) Nacizane fikrim psikolojinize dikkat ederek izleyin. Kendinize bu filmin sadece bir film olduğunu sık sık hatırlatın.

@sioux

4 yıl önce

8 / 10

Yalanlarla şişirilmiş samimiyet yoksunu o kadar çok film var ki, kadrajda bu kadar realite görmek insanları rahatsız ediyor buna hiç şaşırmadım.Tereddüt etmeden İzleyin efendim.

@nevisahsinamuna

4 yıl önce

7 / 10

Rahatsız edici filmler listesinden görüp izledim fakat -gercekten rahatsız edici sahneler olmakla birlikte- pekte öyle deil. Galiba hiçbir film bir sırp filminin yerini tutamıcak bu alanda...

Monica belucci ise; hayran kalmamak mümkün deil.
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL