Gizemli Nehir Yorumları

Gizemli Nehir filmi detayları

@altuneli

9 yıl önce

Tim Robbins Sean Penn'den daha iyi bir performans çıkarmış bence. Çok zekice yazılmış bir senaryo. Herşey filmin son 10-15 dakikasında çözülüyor. Şok sonu olan filmler gibi değil ama olayın esrarını sona kadar saklamayı çok iyi başarmışlar. Ve çözüldüğünde şu niye böyle oldu bu niye böyle oldu gibi sorular sorulamıyor. Mantık dahilinde tüm olaylar iyi gizlenmiş. Uzun belki ama senaryonun kalitesi oyuncuların kalitesi filmi bağlayıcı kılıyor.

@mirfe

10 yıl önce

Bu nasıl bir filmdi böyle. Her taşın altından bir şeyler çıktı valla. Dave'e çok acıdım. Filmin başı, ortası ve sonu hepsi ayrı bir güzel ve sürükleyiciydi.

@selmass

10 yıl önce

7.4 / 10

gizemini sürekli koruduğu için beğendiğim ama aynı zamanda son sahnede oldukça üzüldüğüm filmdir. uzun zamandır böyle bir film izlememiştim iyi geldi aslında..

@anotherearth

10 yıl önce

8 / 10

güçlülerin, güçsüzleri nasıl ezdiğini gösteren bir film.
R

@refidun

10 yıl önce

8.3 / 10

tam katili buldum diye sevinirken yine ters köşe yapmasıyla beni sinirlendirmiş ama bu durumdan şikayetçi olmadığım filmdir. clint eastwood'un daha kötü filmini izlemedim zaten kadrodaki üç esas adamı da sevdiğimden yağ gibi aktı film. çok farklı mesajlar var filmde. son sahnede annenin tören sırasında çocuğuna bağırıp onun farketmesini beklerken yaşadığı ruh halini görünce bu mesajlardan birini daha almış oldum. kaybeden yalnızca oydu. spoiler vermek istemediğim film.zleyin 8.3 veriyom.

teşekkürler clint eastwood

teşekkürler sean penn, tim robbins ve kevin bacon.

@prethorian

10 yıl önce

Bu filmi ve Milk`i arka arkaya izleyerek Sean Penn`in ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu anlayabilirsiniz.

@birkan250

10 yıl önce

7.5 / 10

çeviri hatası nehrin gizeminden bahsetmiyor ne bekliyordum ne buldum.Mystic orada özel isim,nehrin gizemli olduğunu nitelemiyor

@ustunkoru

11 yıl önce

5.2 / 10

vallahi bir dönün bakın ne yaptığınıza, ne yalpaladığınıza hocam...sayın eastwood, o kadar daraltıcı, zoraki sürdürmüş ki filmi, oyunculuklar bile sakil kalıyor -.. 5.2/10

@triumph

11 yıl önce

8.5 / 10

Dave Karakteri Üzerinden Bir Mystic River İncelemesi

--Yazı eser miktarda bilgi içermektedir--

Clint Eastwood'un yönettiği, başrollerini Sean Penn, Kevin Bacon, Tim Robbins'in üstlendikleri 2003 yapımı bir film olan Mystic River, Eastwood'un atmosfer kurma konusundaki başarısını tekrarladığı, kendini izleten, büyük lafları olmayan iyi bir ana akım film. Buraya kadarki özellikleriyle uzun bir eleştiriye gerek duyulmayacak bir film gibi gözükse de bu klişeler yumağından ibaret filme sanki uzaydan düşmüşçesine gerçek yazılmış ve gerçek oynanmış bir karakter olan Dave karakteri, üzerinde durup incelenmeyi hak ediyor.

Film üç küçük çocuğun; Jimmy (Sean Penn), Sean (Kevin Bacon) ve Dave (Tim Robbins)'in sokakta oynarken bir arabanın gelip Dave'i götürmesi, Dave'in dört gün boyunca cinsel istismara maruz kalması ve sonra kaçıp kurtulması ama Jimmy ve Sean ile arkadaşlığının da bitmesi şeklinde bir öykü ile başlıyor ve akabinde yıllar sonrasına atlıy
... Devamı
Dave Karakteri Üzerinden Bir Mystic River İncelemesi

--Yazı eser miktarda bilgi içermektedir--

Clint Eastwood'un yönettiği, başrollerini Sean Penn, Kevin Bacon, Tim Robbins'in üstlendikleri 2003 yapımı bir film olan Mystic River, Eastwood'un atmosfer kurma konusundaki başarısını tekrarladığı, kendini izleten, büyük lafları olmayan iyi bir ana akım film. Buraya kadarki özellikleriyle uzun bir eleştiriye gerek duyulmayacak bir film gibi gözükse de bu klişeler yumağından ibaret filme sanki uzaydan düşmüşçesine gerçek yazılmış ve gerçek oynanmış bir karakter olan Dave karakteri, üzerinde durup incelenmeyi hak ediyor.

Film üç küçük çocuğun; Jimmy (Sean Penn), Sean (Kevin Bacon) ve Dave (Tim Robbins)'in sokakta oynarken bir arabanın gelip Dave'i götürmesi, Dave'in dört gün boyunca cinsel istismara maruz kalması ve sonra kaçıp kurtulması ama Jimmy ve Sean ile arkadaşlığının da bitmesi şeklinde bir öykü ile başlıyor ve akabinde yıllar sonrasına atlıyor. Artık her üçü de orta yaşlı olmuş, evlenmiş ve çocukları olmuş olan karakterlerden Jimmy'nin kızının öldürülmesi ile polisiye bir olay örgüsü başlıyor ve bu örgü filmin sonuna kadar da devam ediyor. Cinayet gecesi olanlar polis ve Jimmy'nin çetesi tarafından adım adım araştırıldıkça şüpheler Dave'in üzerinde toplanmaya başlıyor ve Dave'in tutarsız davranışları da üzerindeki şüpheleri bir kat daha arttırıyor. Bu esnada senarist de şüpheleri Dave'in üzerinde toplamak için çeşitli diyaloglar yaratıp finalde de şaşırtmacayı verip senaryoyu toplamak istiyor, böylece klişe bir kurmacanın çatısını tamamlamak için olmazsa olmaz kozunu oynayıp filmi kapatıyor.

Buraya kadar iyi işçilik yapılmış sıradan bir Hollywood filmi tadında olan filme Dave karakteri kanımca bambaşka bir yol açıyor. Filmdeki diğer karakterler dışında sanki yönetmenin bile umursamazmış gibi göründüğü, sadece rolünü yerine getirip defolup gitmesi gereken işe yaramaz bir adam muamelesi gören bu karakter hakkında, filmin çeşitli yerlerinde "yaşayan bir ölü" olduğu çeşitli karakterler tarafından dile getiriliyor ve Dave'e karısı da dahil olmak üzere herkes tarafından yaşayan ölü muamelesi yapılıyor. Dave de filmin bir sahnesinde yaşayan ölülerden, vampirlerden, kurt adamlardan bahsediyor ve o da kendisine böyle bir benzetmeyi uygun görüyor.

Peki, Dave'e eşi, çocukluk arkadaşları, durumu bilen kasaba halkı neden böyle bir muamele yapıyor? Görünürde kimsenin bir saygısızlığı olmasa da hiç kimse Dave'e saygı da duymuyor, Jimmy ile Sean'ın yakın sosyal ilişkileri olduğunu defalarca görsek de Dave'in tek bir yakın arkadaşını bile göremiyoruz, eşi bile ona (henüz hiçbir şey yokken bile) mesafeli davranıyor. Görünürde hiçbir sorunu olmayan, gayet dost olunabilecek bu adama etrafındaki herkesin mesafeli davranması acaba sadece uzun yıllar önce Dave'in geçirdiği travmatik olaydan dolayı ona önyargıyla bakmalarından mı kaynaklanıyor, yoksa Dave bu olayı atlatamadığından dolayı, bir türlü kendisi olmayı başaramadığından, "yürüyen bir ölü" olmaktan çıkıp, silkinip kendine gelemediğinden mi kaynaklanıyor? Bunun cevabını bizzat Dave'in kendisi veriyor: "Dave öldü! O kilerden kimin çıktığını bilmiyorum ama Dave olmadığı kesin! Bak hayatım? Lanet olsun. Vampirler gibi. Bir kez içine girince? Orada kalıyor."

Film ilerledikçe şüphelerin Dave'in üzerinde toplanması sadece senaristin kurgulama marifetinden kaynaklanan bir şey değil; Dave karakterinin doğasından kaynaklanan bazı şeyler de şüpheyi ona çekiyor, ağır bir cismin etrafındaki cisimler üzerinde yarattığı çekim etkisi gibi Dave'in suçlanmaya hazır olan, devamlı savunmada kalmaya alışmış karakteri de suç delillerinin üzerine çökmesini sağlayacak bir etki oluşturuyor. Bunu filmin çeşitli yerlerinde, özellikle de finalinde o gece nerede olduğu, elinde ne olduğu vb. gibi sorular karşısında bocalamasıyla ve verdiği çelişkili cevaplarla görebiliyoruz. Kendini savunma uğraşıyla pasifleştikçe pasifleşiyor, kendi evrenini koruma noktasında aciz kalan, kendi düşünce evreninde dahi hakimiyet kuramayan ve bu nedenle çelişkilere düşen bir konuma getiriyor kendini. Öte yandan kendi durumlarını koruyan diğer insanlar ise yanlış yaptıkları halde bunun etkisinden kolayca çıkabiliyor, kendi dünyalarını kontrol altına alıp tekrar başkalarının dünyalarına saldıracak konuma geliyorlar. Filmin sonunda Sean ve Jimmy arasındaki işaretleşme de her ikisi de kendi statülerini korumuş, kendi alanlarında yanlış yapsalar da bunu hakimiyet alanları üzerinde kurdukları iradelerle önemsiz hale getirmiş ve hükümranlıklarına aynı şekilde devam edecek olan iki karakter arasındaki sembolik bir anlaşmayı gösteriyor. Film boyunca söylenegelen "o arabaya o değil de ben binseydim" düşüncesi filmin sonunda "binen ben değildim, oydu, dolayısıyla ben kazananım, o ise kaybeden, ben önemliyim, o ise önemsiz; yapacak bir şey yok" fikrine doğru evriliyor. Jimmy Dave'i öldürmeden önceki son diyaloglarında bu konu da karakterler tarafından açıkça dile getiriliyor:

-O gece Mc Gills'de bana bir rüyamı hatırlattı.

-Ne rüyası?

-Gençlik rüyası. Gençliğimi yaşadığımı hatırlamıyorum.

-Demek rüya yüzünden.

-Evet, rüya. Benim yerime arabaya sen binseydin ne dediğimi anlardın.

-Ama ben binmedim. Sen bindin.

Filmin sonunda aslında doğruyu söylediğini öğrendiğimiz, üzerindeki tüm şüpheleri boşa çıkaran Dave'in bu kadar basit bir durumu bile koruyamamış olması ve en sonunda çocukluğunda olduğu gibi yine olayların gidişatının iyiler tarafından değil de güçlüler tarafından belirlenmesi kuralına boyun eğip yapmadığı bir şeyi üstlenmesi de Dave'in hayatının kalanıyla örtüşen bir davranış. Bu noktada filmin bize gösterdiklerinin ötesinde göstermediği şeyler üzerinden de yürüyebiliriz. Örneğin Dave neden bu olaydan sonra biraz büyüyünce hemen kasabasından ayrılıp bambaşka bir yerde, hiç tanımadığı insanlar arasında kendisine yeni bir yaşam kurmamış? Neden muhtemelen kendisine dayatılan bir yaşamı seçip, kendisi hakkında nasıl düşündüklerini az çok tahmin ettikleri insanlar arasında, her gün devamlı olarak gizli bir küçümsenme altında yaşamayı kabul etmiş?

Bunların tümü, "kazananların" paradigmalarıyla sorulan sorulardır. "kaybedenlerin" paradigmaları elbette ki çok farklıdır, onlar biraz da o yüzden kaybedendirler; yoksa hiç kimsenin hayatında sorundan bol bir şey yoktur, gerçek sorunlar, ya da kafamızda kurduğumuz sanal sorunlar. Dave gibi özsaygı mekanizması çok küçük yaşta kırılmış, kendine güveni yok edilmiş, hayata tutunmak için bir atak yapacak mecali kalmamış, motivasyonsuz bir insan için "normal" bir kişinin cevabını kolaylıkla verebileceği bu sorular birer muammaya dönüşebilir, üstesinden gelinemeyecek bir sorunlar yumağı gibi gözükebilir. Epikteto'nun dediği gibi "İnsanları tedirgin eden olan biten değil, olan bitenle ilgili inandıklarıdır."

Bu noktada insanların Dave'i neden dışladığının yanıtı da belirmeye başlıyor. Evrim üzerine bir yazıda evrimin doğal seçilim için gerekli olan şeylerin insanın hoşuna gitmesinin sağlanması yoluyla kamufle edilmesinden bahsediyordu. Örneğin insan cinsel ilişkiye girer, ama bunu evrim gereği soyunun devamını sağlamak için dölünü olabildiğince fazla yaymaktan ziyade bu işi sevdiği için yapar. Evrimsel süreç de bu işi insana sevdirerek insanın bunu yapmasını sağlamıştır. Aynı şekilde güçlü olanın ayakta kaldığını gören insan güçlü olana özenir, kendisi de elinden geldiğince güçlü olmaya çalışır ve gücü sever. Bu şekilde zaman içinde "zayıflar" elenir, toplum giderek "güçlenir" ve yarış olağanca hızıyla devam eder. Bu yarışın dışında kalanlar hayvanlar aleminde yalnızlığa terk edilir, insanlar arasında ise "acınacak, yardım edilecek nesne" olarak değerlendirilir; yaşı, konumu, ekonomik durumu önemli değildir; bu insanlar birer ego tatmin aracıdırlar ve alttan alta her daim ucube muamelesi görmeye, hastalıklı damgası yemeye ve toplumdan dışlanmaya mahkumdurlar. Doğa içindeki her sistemde var olan bu yarışa karşı gelmek, herkesin gittiği yola ayak uyduramamak, herhangi bir nedenden dolayı geride kalmak, "doğal" değildir, yani patolojiktir. "doğal" davranan insanlar da kendileriyle aynı hedefi benimsemeyen, aynı yere doğru yürümeyen, doğa yasalarınca da "patolojik" ilan edilmiş bireylere karşı elbette mesafelidirler, güvenemezler, kendilerinden saymazlar. Böyle insanların ölümüne de doğal olarak aynı yolda ilerledikleri başka birinin ölümü kadar önem vermeyecekler ve üzülmeyeceklerdir.

Yani Dave'in kendine güvensizliği filmdeki diğer karakterlerde merhamet ve bunun sonucunda da hoşgörü yaratmaz, aksine acıma ve tiksinti yaratır, Dave'in bağlanmakta zorluk çektiği toplum Dave'i zaten istememektedir.

Filmin finalinde Jimmy, Dave'in katil olmadığını öğrenip eve döndüğünde karısı şöyle der: "Babaları bir kral. Ve bir kral zor olsa bile ne yapacağını bilir ve de yapar. Babaları sevdikleri için ne gerekirse yapacaktı. Önemli olan da bu. Çünkü herkes güçsüz Jimmy. Biz hariç. Asla güçsüz olmayacağız. Ve sen... Bu şehre hükmedebilirsin."

Rashomon'dan şunu biliyoruz ki dünyada objektivite yoktur, anlatan anlatıya egemendir. Yaşayan, gerçek anlamda yaşayan ve hükmeden ise hayata. Bu fikir ne kadar acımasız, ne kadar adaletsiz gelirse gelsin, içimizdeki hayvanın bize dikte ettiği bir şeydir. Filmin sonunda Dave değil de Jimmy ya da Sean ölseydi daha mı çok üzülecektik? Ya da film boyunca şüphelerin üzerinde toplandığı adam Jimmy ya da Sean olsaydı daha mı az şüphelenecektik? Belki filmin sonunda katil Jimmy ya da Sean'dan birisi olsaydı daha mı az ayıplayacaktık, bir de makul nedenleri olsaydı belki haklı bile görebilecektik, belki de adam öldürmeyi yakıştıracaktık?... İçimizdeki en yüce yargılama mekanizmaları bile "kendi"sini, kendi karakterini ve bu karakterin yarattığı evreni koruyan birinin bunun karşılığında birtakım ufak haksızlıklar yapmasını mazur mu görüyor, yoksa çoğumuzda uzun zamandır işlemediği için paslanıp bir hurda yığınına dönmüş olan bu mekanizmanın kendisinde hala tıkır tıkır çalışıp en küçük hassasiyete göre adaleti tayin edebilen birileri hala var mıdır? Yoksa biz de kazananların tarafındayız ve Dave sadece Jimmy ve Sean'ın değil hepimizin ötekisi midir, bu sorulara samimiyetle cevap vermek gerekir.

@sevgikara

11 yıl önce

bir kadının suçluluk duyan kocasını teselli ederek onu suçluluk duygusundan kurtarıp daha da güçlü bir adama çevirmesi etkileyiciydi.

bu sahneyi arada bir izlemek gerek.derin bir sahe.daha iyi anlamak gerek.
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL