The Sopranos Yorumları

The Sopranos dizisi detayları

@lavinia

5 ay önce

9.5 / 10

tıpkı paulie gibi işaret ve küçük parmakla elini doğrultmak,
''oooff madonne!'' demek,
gabagool gibi italyanca terimler.. teşekkürler sopranos, izlediğim en gerçekçi fakat bir o kadar da orijinal şey oldun.

@kbrcktlbs

9 ay önce

9.7 / 10

Son sahnede Tony öldü ve siyah ekran onun bakış açısını temsil ediyordu. Onu öldüren Philly Leotardo ailesinden biri ve bunu Pauli ile aralarında anlaşarak yaptılar. Pauli ailenin (mafya ailesinin) yeni reisi. Burada bunu açıklayacağım. Eğer mafya sineması seviyorsanız mutlaka The Godfather’ı izlemişsinizdir ve bu dizi de birçok yerde The Godfather göndermesi yapıyor. Bunlardan en çok göze batanı portakal. The Godfather’da ne zaman bir portakal görülse, bu birinin öleceğine işaret ediyordu. Don Carleone bahçede ölmeden önce son yediği şeyin bir portakal olduğunu hatırlayın. Tony, 6 sezon boyunca dolabı açıp et veya makarnadan başka bir şey yemeyen adam, bu bölümde Carmela’nın evinde buzdolabını açıp portakal yiyordu. Bu turuncu renkli kedi (İngilizcede turuncu = orange, portakal anlamına da geliyor) birçok kez gözümüze sokuldu. Kedinin birçok simgesel anlamı var ama ben yalnızca turuncu renkli olmasına işaret edeceğim. Bunun yanında Tony ile Bob
... Devamı
Son sahnede Tony öldü ve siyah ekran onun bakış açısını temsil ediyordu. Onu öldüren Philly Leotardo ailesinden biri ve bunu Pauli ile aralarında anlaşarak yaptılar. Pauli ailenin (mafya ailesinin) yeni reisi. Burada bunu açıklayacağım. Eğer mafya sineması seviyorsanız mutlaka The Godfather’ı izlemişsinizdir ve bu dizi de birçok yerde The Godfather göndermesi yapıyor. Bunlardan en çok göze batanı portakal. The Godfather’da ne zaman bir portakal görülse, bu birinin öleceğine işaret ediyordu. Don Carleone bahçede ölmeden önce son yediği şeyin bir portakal olduğunu hatırlayın. Tony, 6 sezon boyunca dolabı açıp et veya makarnadan başka bir şey yemeyen adam, bu bölümde Carmela’nın evinde buzdolabını açıp portakal yiyordu. Bu turuncu renkli kedi (İngilizcede turuncu = orange, portakal anlamına da geliyor) birçok kez gözümüze sokuldu. Kedinin birçok simgesel anlamı var ama ben yalnızca turuncu renkli olmasına işaret edeceğim. Bunun yanında Tony ile Bobby arasındaki konuşmada geçen “Suikaste uğrarken büyük ihtimalle hiçbir şey hissetmiyorsun” sözü de bir kez daha bize hatırlatıldı. Bu bilgilerin ışığında son sahneyi inceleyelim. Tony restorana girdikten sonra dört kere kapıya bakar ve bu dört çekimde de Tony’nin bakış açısından gösterilir. İlk önce tanımadığı bir kadın girer, arkasından tanımadığı bir adam, daha sonra Carmela ve son olarak da Tony’nin tetikçisi ve onun hemen arkasından AJ. Tony’nin tetikçisinin WC’ye girdiğini gördük fakat çıktığını görmedik. Tam Meadow girdiği anda daha önce de olduğu gibi kapı Tony’nin bakış açısından gösterilir, simsiyah, çünkü Tony o anda vurulur, hiçbir şey hissetmez ve zifiri bir karanlıktadır. Bu şekilde öldürülmemesine şaşırmamak gerekir, çünkü AJ ile daha önceki bir konuşmalarında “The Godfather’daki en sevdiğinin sahnenin Michael Carleone’nin restoranda babasını öldüren adamları vurduğu sahne olduğunu söylerdin” dediğini biliyoruz ve büyük ihtimalle yazarlar bu sahneyi ilk günden beri planlıyordu. O sahnede de aynı bu sahnede olduğu gibi adam önce WC’ye gider ve oradan çıkarak hedefini vurur ve bu adam büyük ihtimalle Philly Leotardo’nun soyundan biri. Dizide Tony’nin ölmesini isteyecek pek az kişi kaldı ve bence en önemlilerinden biri Leotardo ailesi, çünkü onların ailelerinden biri öldürüldüğünde bizzat intikam istediklerini Philly’den çok iyi biliyoruz. Philly öldürüldüğünde yanında eşi ve iki torunu vardı ve tam da eşiyle konuşurken öldürüldü, bu hesaba katıldığında tutarlı bir intikam suikasti olduğu görülüyor. Pauli’nin bu işte parmağının olmasının sebebi ise, Pauli’nin en büyük endişesi Tony tarafından öldürülmekti. Ralphie öldürüldüğünde de Tony’yi haksız bulmuştu ve kendisine de olacağından korkmaya başlamıştı. En son Tony ile yaptıkları tekne turunda da ölümün kıyısından döndüğünü biliyordu. Bunun yanında Pauli, Tony’yi çok seviyor ve onu ulu biri gibi görüyordu (tablosundan hatırlayacaksınız), dizideki çok ağır katolik izlerine de bakacak olursak burada bir Judas-İsa göndermesi yapılıyor. Hristiyan inancına göre Judas 30 gümüş karşılığında İsa’ya ihanet etmişti. Belki Pauli’nin getirdiği “gümüş berber bıçakları” buna işaret olabilir, ama bilemiyorum. Tony’nin verdiği inşaat işini reddederken de söylediği gibi bu işi alan herkes eceli gelmeden öldü, yani Tony sebebiyle gelecek bir ölümden korkuyordu. Tony’nin aile liderliğinden inmesini isteyenlerin olduğunu da biliyoruz, Silvio’nun hastaneye yatmadan önce infaz ettiği aile üyesi buna bir örnek. Eğer Tony’nin sağ kolunu ikna etmeye gelecek kadar büyük bir hareketse, demek ki birçok kişi artık Tony’nin ailenin liderliğinden gitmesini istiyor. Pauli’nin de New York çetesiyle daha önce işbirliği yapmaya çalıştığını biliyoruz, yani Tony’ye ihanet etmeyi daha önceden planlamıştı fakat başarılı olamamıştı. New York’taki yönetimin değişmesiyle beraber ilk baştaki engel ortadan kalktı. New York çetesinin de suikast kararı alırken Pauli’yi es geçmeleri bu yönde bir işaret olabilir. Son olarak da son sahnede herkesin ağzına birer tane soğan halkası koymasını çok ilginç buldum ve anlam veremedim. Bir circle of life göndermesi yapıldığını hissediyorum ama emin değilim. Son söyleyeceklerim bu kadar. Dizinin sonunun bu şekilde yoruma bırakılması güzel ve isabetli olmuş, dizinin kendisi gibi ne mutlu ne de mutsuz, ne beyaz ne de siyah, gri bir tonda bitirildi. Yazarları tebrik ediyorum.

@hicbilemezsin

2 yıl önce

8 / 10

her ne kadar aynı olay üstünden ilerliyor gibi gözükse de her karakterin yaşamlarına ayrı ayrı odaklanmış ve bu sayede beni içine çekmiş dizi. bir de müzikleri var ki her bölüm sonunda açıp tekrar dinlemelik

@kuzgunadam

3 yıl önce

8.9 / 10

harika karakterler başarılı bir senaryo ve müzikleri ile bir mafya dizisinden fazlası.

@lefty

7 yıl önce

10 / 10

Diyalog ağırlıklı bir dizi. Psikoloji , aksiyon, dram. Bir başyapıt.
P

@philocine

10 yıl önce

9.3 / 10

efsanedir

@parfenrogojin

10 yıl önce

10 / 10

Sopranos’un ilk beş sezonu bana bir şekilde edebiyat okuduğumu düşündürdü. Mafya dizileri ya da filmleri beni çok fazla etkilemese de Sopranos’un sıradan bir mafya dizisi olmadığının çok fazla kanıtı var. Senarist Tony Soprano karakteri aracılığıyla örneğin Breaking Bad’de olduğu gibi bir dönüşüm hikayesi sunmuyor, dizideki olaylar aslında çok da önemsenecek büyük olaylar değil. Esas hikaye sürekli olarak konuşmak, anlamaya çalışmakla geçiyor. Dizideki karakterler son derece gerçekçi görünüyorlar ve dizi karakterlerine benzemiyorlar. Bu anlamda bir çok bölümde rutin, sıkıcı, olağan konuşmalar, olaylar görüyoruz. Senarist David Chase Tony Soprano karakterini kullanarak mafyayla ilgili klişeleri aslında ters yüz ediyor: bir mafya babasının piskiyatriste gitmesi örneğin...hem de 7 sezon boyunca! Öte yandan İtalyanların annelerine düşkünlüğünü düşündüğümüzde psikiyatristin Tony’ye annesiyle olan ilişkisinin çok başka nitelikleri olabileceğini düşündürmesi, burada spoiler vermiş olacağım am
... Devamı
Sopranos’un ilk beş sezonu bana bir şekilde edebiyat okuduğumu düşündürdü. Mafya dizileri ya da filmleri beni çok fazla etkilemese de Sopranos’un sıradan bir mafya dizisi olmadığının çok fazla kanıtı var. Senarist Tony Soprano karakteri aracılığıyla örneğin Breaking Bad’de olduğu gibi bir dönüşüm hikayesi sunmuyor, dizideki olaylar aslında çok da önemsenecek büyük olaylar değil. Esas hikaye sürekli olarak konuşmak, anlamaya çalışmakla geçiyor. Dizideki karakterler son derece gerçekçi görünüyorlar ve dizi karakterlerine benzemiyorlar. Bu anlamda bir çok bölümde rutin, sıkıcı, olağan konuşmalar, olaylar görüyoruz. Senarist David Chase Tony Soprano karakterini kullanarak mafyayla ilgili klişeleri aslında ters yüz ediyor: bir mafya babasının piskiyatriste gitmesi örneğin...hem de 7 sezon boyunca! Öte yandan İtalyanların annelerine düşkünlüğünü düşündüğümüzde psikiyatristin Tony’ye annesiyle olan ilişkisinin çok başka nitelikleri olabileceğini düşündürmesi, burada spoiler vermiş olacağım ama annenin Tony Soprano’yu öldürtmeye çalışması... bütün o güç, iktidar , hayatta kalma mücadelesine rağmen tony’nin de anlayamaması, anlamaya çalışması ve varoluşunu çözmek istemesi, ve sürekli olarak aynı noktalara geri dönerek aynı hataları tekrar etmesi, suistimalleri, manipülasyonları, yalanları ve sevgisi. Bütün çabanın yaşamaya ve ölmemeye çalışmak olması...italyan kültürüne ait olmanın getirdiği bütün o sosyal etiketler, yaftalamalar, aile kavramının önemi üzerine kurulan bir kültürde bunu gerçek anlamda başaramamış insanların bunu anlayamadan yaşamaları.

Dizinin çok fazla önemli ve iyi yönü var. Bunlardan birincisi bana göre ilk 5 sezonun edebiyat tadı vermesi. Bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Bunun yanı sıra; bir çok bölüm gerçekten çok etkileyici bir tarzda sona eriyor, 7 sezon boyunca bunun bir çok örneğini görüyoruz. Ayrıca bazı bölümlerde, bazı sekanslarda çok büyük bir estetik yaratıcılığa ulaşılıyor, örneğin 5. sezon 11. bölümün neredeyse tamamına yayılan rüya sekansı- sekansları gibi. 6. sezonun başında 2. bölümdeki rüya sekansları da aynı şekilde. Muhteşem.

Elbette diziyi bitiren herkesin bildiği gibi, final artık klasikleşmiş durumda. Öyle ki; aradan 7 sene geçmesine rağmen daha bir kaç ay önce gene sosyal medyada finalle ilgili açıklamalar görüldü. David Chase’in yaptığı son açıklamayı okudum. Ayrıca final üzerine harika başka bir yazı okudum. Sinemasal olarak da bu çok etkileyici finalin ne anlama geldiğinin bu kadar konuşulması da raslantı değil, çünkü finali David Chase 5. sezondan itibaren düşünmeye başlamış, 2 sene boyunca üzerine düşünüp hazırlamış. Ben de etkilendim, Six Feet Under’dan sonra gördüğüm en iyi final olduğunu düşünüyorum.

The Sopranos çok çok iyi bir edebiyat ve sinema eseri olarak izlenmeyi kesinlikle hak ediyor. Henüz The Wire’ı izlemediğim için ne olur bilemem ama benim için ilk beşe girdiğini söyleyebilirim.

"In the midst of life, we are in death. Or is it: in the midst of death, we are in life? Either way, you?re up the ass." Paulie- The sopranos

@wenda

10 yıl önce

9 / 10

beyaz bornoz, sabah gazetesi, buzdolabı kapağı, aile, çatal-bıçak sesleri

bada bing, fonda striptiz, godfather, para zarfları, steve buscemi, ihanet, pizza

rüyalar, psikanaliz, freud, orta yaş bunalımı, oedipus, yüzleşme, makarna, çatal-bıçak sesleri

cenaze töreni, yakılan puro sesi, kumar, scotch, seks, şarap

aile, lazanya, ergenlik gelgitleri, eski filmler, the kinks ve çatal-bıçak sesleri...

sadece bir mafya dizisi olmanın çok ötesindedir.
T

@tatoguzhan

3 yıl önce

müthiş özetlemişsin

@kafamgzl

10 yıl önce

9.2 / 10

Final gibi final yapan dizi. Psikologların faydalı olduğunu ya da öyleymiş gibi gözüktüğü halde aslında bi işe yaramadığını çarpıcı boyutta önümüze sermiştir. 6 sezon boyunca saçmalamadan, esas konudan çıkmadan devam etmiş; tony, beyaz atleti ve bornozunu bi kaç sezon daha olsa izlerdim ben dedirtmiş, italyan yemeklerini merak ettirmiş, ilişkiler ve bencillik üzerine sağlam dersler vermiş, casting olayında aşmış ... vb vs yegane dizilerdendir.

@fthgzl79

10 yıl önce

8.8 / 10

İlk 3 bölümü izledim ve diğer bölümleri de izleyeceğim..Harika bir dizi..
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL