Food Matters Yorumları

Food Matters filmi detayları

@pinarskywalker

7 yıl önce

Vücudumuza aldığımız besinlerin, kimyasalların ve diğer şeylerin onun üzerinde nasıl etkileri olduğunu anlamamızı sağlayacak bir belgesel Food Matters. Çekilmesinin üzerinden neredeyse 10 sene geçmiş yani bazı şeyler güncelliğini yitirmiş olabilir

mesela lavman yaptırmak bağırsaklardaki yararlı bakterileri de çıkardığı için pek tavsiye edilmiyor ve detoksun da sık sık yapılmaması gerektiği söyleniyor

ama genel olarak hala güncelliğini koruyordu. İlaç sektörünün, hasta insanların iyileşmesini istemediği zaten ortada olan bir şey. Bu yüzden çareyi kimyasallarda, işlenmiş ürünlerde aramak bizi ancak bir çıkmaza sokar. Bir hastalığı tedavi ederken bir başkasına sebebiyet verir ve sektörün devamlılığı sağlanır... İnsanlar mutlu, huzurlu ve sağlıklı olmak istiyorlarsa doğayla barışmalılar. Bu kesin! Paketli ürünlerden, işlenmiş şekerden, trans yağlardan uzak duralım ve bol bol toprakla meşgul olalım.

@havlayankuzu

10 yıl önce

8.7 / 10

Haftanın dört günü, Kocaeli Tıp Fakültesinin onkoloji bölümüne gitmek durumundayım. İnsan hayatında hangi zaman aralığında öğrendiklerini tatbik edeceğini bilemiyor. Kanser tedavisi adı altında nasıl bir prosedür izlendiğini şahsen gözlemleme imkanı buldum. ,Doktorlarımız,tek düze ve fabrik tedaviler peşinde koşuyor. Bildikleri tek tedavi kemoterapi ve üzerine radyoterapi o da olmazsa ameliyat. Birçok farklı doktorla, ketojenik diyeti konuştum. Bazıları bunun ne olduğunu bile bilmiyordu. Bazıları,beni gülümseyerek geri çevirdi. Onlara göre, zehrimizi almamız ve üzerien radyasyon yememiz gerekiyordu. Sormak lazım,insan adını bile duymadığı bir tedavi türüne yönelik nasıl bir tepki vermeli. Bir onkolog olsam ve bu alanda kendimi geliştrimek istesem biraz araştırma yapardım. Oysa bu tür tedaviler dünyada 1995'ten berri ciddi ciddi araştırılıyor.

Kanserin kesin bir tedavisi vardır demeyeceğim. Ama dünya çapında Hipertermi ve Ketojenik diyet ,kalori sınırlandırması gibi,alternatif ve yardı
... Devamı
Haftanın dört günü, Kocaeli Tıp Fakültesinin onkoloji bölümüne gitmek durumundayım. İnsan hayatında hangi zaman aralığında öğrendiklerini tatbik edeceğini bilemiyor. Kanser tedavisi adı altında nasıl bir prosedür izlendiğini şahsen gözlemleme imkanı buldum. ,Doktorlarımız,tek düze ve fabrik tedaviler peşinde koşuyor. Bildikleri tek tedavi kemoterapi ve üzerine radyoterapi o da olmazsa ameliyat. Birçok farklı doktorla, ketojenik diyeti konuştum. Bazıları bunun ne olduğunu bile bilmiyordu. Bazıları,beni gülümseyerek geri çevirdi. Onlara göre, zehrimizi almamız ve üzerien radyasyon yememiz gerekiyordu. Sormak lazım,insan adını bile duymadığı bir tedavi türüne yönelik nasıl bir tepki vermeli. Bir onkolog olsam ve bu alanda kendimi geliştrimek istesem biraz araştırma yapardım. Oysa bu tür tedaviler dünyada 1995'ten berri ciddi ciddi araştırılıyor.

Kanserin kesin bir tedavisi vardır demeyeceğim. Ama dünya çapında Hipertermi ve Ketojenik diyet ,kalori sınırlandırması gibi,alternatif ve yardımcı tedavilere yönelik yoğun çalışmalar yürütülürken ve birçok özel klinik açılmışken bizim ülkemizdeki çoğu doktor bunları duyar duymaz "olur mu canım öyle şey" duruşuna geçiveriyor.

Geçenlerde televizyon kanallarından birinde Doç.Dr.Mutlu Demiray'ı gördüm ve kendisiyle şahsen tanışma imkanı buldum. Bizim gibi ülkelerde bilim alınıyor,üretilmiyor ne yazık ki. Bize ortodoks tedaviler ve tek çözümler öneriliyor ancak doğru veya yanlış hem vitamin kürlerinin hem de düşük kalori diyetlerinin araştırılması gerek. En azından umut vaadeden sonuçlar elde ediliyor bu alanda. Belgeseli bu mihvalde bir kere daha andım. İzlemenizi öneririm.

@kraker

11 yıl önce

8 / 10

Özet geç diyenler için: Her sabah aç karnına 1000 mg C vitamini alın gençler.Mide ağrısı yaparsa da Rennie için,yok yok ya da en iyisi ot yiyebilirsiniz geçer belki.

@zett

12 yıl önce

Çoğu noktada haklı olan belgesel.

Kısaca diyor ki: işte bunlar hep sektör zayiatı.

@poormf

12 yıl önce

6.9 / 10

Ortaya konan iddialar ilginç ve belli ölçüde gerçeklik payı taşısa da yalnızca yüksek dozda vitamin ile hastalık tedavisi biraz ütopik geldi. Çünkü doğruluk payı olsaydı az sayıda da olsa namuslu, insancıl hekim tarafından kabul görüp uygulanır ve bizler de duyardık...

Konu hakkında bilimsel düşünme yetimiz sınırlı olduğu için her şeye rağmen söylenenlerin doğru olmasını dilemekten başka yapacak birşey yok.

@beriberibulue

12 yıl önce

yaklaşık 45 dakikalık bir görüşmenin ardından bana Prozac tedavisi uygulamayı uygun gören,bir iki gündür kendimi ağır depresyonda hissetmeme sebebiyet veren - ki iyiydim ben yahu-sayın psikiyatrist hanımefendinin kulaklarını çınlatarak ilacı çöpe atmamı sağlayan, birkaç kilo yer fıstığı ve sarı kantaronla daha motive bi hayat süreceğime inandıran belgesel. olur da bi gün kanser tanısı konulursa kendimi C vitaminine boğacağım.

edit: psikiyatrist hanım beni eksileyen sen misin? =)

@yorgun_nihilist

12 yıl önce

8.9 / 10

Niasin isimli vitamin ilacını pazarlamaya dönük bir belgesel olmuş hafiften ya da bana öyle geldi.

@yorgun_nihilist

12 yıl önce

8.9 / 10

Film "Başına bir hastalık geldiyse bil ki vitamin eksikliğindendir ."mesajını taşıyor özetle.muhakkak izlenmeli.

@havlayankuzu

12 yıl önce

8.7 / 10

Belgeselin en çarpıcı iddiasını eklemeyi unuttum.

Çok yüksek dozlarda C vitamini takviyesi ile, kanser hastalığını tedavi etmek mümkündür. 100.000 mg ve hatta 200.000 mg'a varan oranlarda C vitaminini damardan enjeksiyon ederseniz,kanser hücreleri için toksik bir ortam yaratırsınız. İnsan vücudu ise bu enjeksiyondan hiçbir şekilde olumsuz etkilenmeyecektir.

Bu iddia bile başlı başına bir olay olmalı. Kanseri tedavi etmek,bu kadar kolay olabilir mi ? Yapılan gıda ve vitamin kürleri sonucu ex n (neredeyse ölmek üzere olan) hastalarının %50'si yaşama dönmüşler. Bu,gerçekten araştırılmaya değer bir iddia.

Belgesel özellikleGerson Plus kürü üzerinde durmuş. Gerson,C vitamini enjeksiyonu üzerine çalışmalar yürütmüş,sayılı isimlerden.

Yapılan öneri,kanser hastalarının,öz iradeleriyle, damardan C vitamini enjeksiyonu yaptırmaları ve sonucu kendileri görmeleri. Açık olan bir gerçek şu ki, damardan C vitamini enjeksiyonunun, doğrudan ölümcül semptomlara sebebiyet verme olasılığı çok ama çok
... Devamı
Belgeselin en çarpıcı iddiasını eklemeyi unuttum.

Çok yüksek dozlarda C vitamini takviyesi ile, kanser hastalığını tedavi etmek mümkündür. 100.000 mg ve hatta 200.000 mg'a varan oranlarda C vitaminini damardan enjeksiyon ederseniz,kanser hücreleri için toksik bir ortam yaratırsınız. İnsan vücudu ise bu enjeksiyondan hiçbir şekilde olumsuz etkilenmeyecektir.

Bu iddia bile başlı başına bir olay olmalı. Kanseri tedavi etmek,bu kadar kolay olabilir mi ? Yapılan gıda ve vitamin kürleri sonucu ex n (neredeyse ölmek üzere olan) hastalarının %50'si yaşama dönmüşler. Bu,gerçekten araştırılmaya değer bir iddia.

Belgesel özellikleGerson Plus kürü üzerinde durmuş. Gerson,C vitamini enjeksiyonu üzerine çalışmalar yürütmüş,sayılı isimlerden.

Yapılan öneri,kanser hastalarının,öz iradeleriyle, damardan C vitamini enjeksiyonu yaptırmaları ve sonucu kendileri görmeleri. Açık olan bir gerçek şu ki, damardan C vitamini enjeksiyonunun, doğrudan ölümcül semptomlara sebebiyet verme olasılığı çok ama çok düşük. En azından, kemoterapiden veya radyoterapiden çok daha güvenli.

Buradan çağrı yapmak istemem. Kaç kişi ciddiye alır onu da bilmiyorum,ancak C vitamini enjeksiyonu üzerine biraz olsun inceleme yapmakta çok fayda var gibi görünüyor.

İddiaları hayranlık uyandırıcı,doğru olduklarına inanmayı çok ama çok isterim.

@havlayankuzu

12 yıl önce

8.7 / 10

Hastalıkların neredeyse tamamını yetersiz vitamin alımı ve yanlış beslenme ile ilişkilendiren,oldukça büyük iddialara sahip bir belgesel. Her şeyden önce,belgesel boyunca sunulan referansların ve söz hakkı verilen katılımcıların sayısı son derece az. Bilimsel bir düsturda gidiyorsa bile bu kadar az kaynakla,bu kadar büyük iddiaların arkasını doldurmaya çalışmaları biraz garip.

Belgesel boyunca öne sürülen tezleri kısaca özetlemek gerekirse:

-Beden kendi kendisini iyileştirme yetisine sahiptir. İlaç olarak kullanılan kimyasal ve biyolojik ajanlar,insan bedenine yarardan çok zarar verirler. İlaç olarak tüketilebilecek tek şey, "mucize gıda" bileşenleridir.

-Vitamin takviyeleri,zararlı değil yararlıdır. Yüksek dozda C vitamini takviyesiyle, bedenin kendi kendisini yenileme gücü arttırılabilir. Vitamin takviyelerinden her gün almanız gerekir. Üstelik önerilen dozların çoğu "düşük" dozlardır. Örneğin 60 mg C vitamini,stresli bir işte çalışıyorsanız size yetmeyecektir.

-"Mucize gıda" den
... Devamı
Hastalıkların neredeyse tamamını yetersiz vitamin alımı ve yanlış beslenme ile ilişkilendiren,oldukça büyük iddialara sahip bir belgesel. Her şeyden önce,belgesel boyunca sunulan referansların ve söz hakkı verilen katılımcıların sayısı son derece az. Bilimsel bir düsturda gidiyorsa bile bu kadar az kaynakla,bu kadar büyük iddiaların arkasını doldurmaya çalışmaları biraz garip.

Belgesel boyunca öne sürülen tezleri kısaca özetlemek gerekirse:

-Beden kendi kendisini iyileştirme yetisine sahiptir. İlaç olarak kullanılan kimyasal ve biyolojik ajanlar,insan bedenine yarardan çok zarar verirler. İlaç olarak tüketilebilecek tek şey, "mucize gıda" bileşenleridir.

-Vitamin takviyeleri,zararlı değil yararlıdır. Yüksek dozda C vitamini takviyesiyle, bedenin kendi kendisini yenileme gücü arttırılabilir. Vitamin takviyelerinden her gün almanız gerekir. Üstelik önerilen dozların çoğu "düşük" dozlardır. Örneğin 60 mg C vitamini,stresli bir işte çalışıyorsanız size yetmeyecektir.

-"Mucize gıda" denen şey bir mit değil, gerçektir.Spirulina gibi besinler,bilinen en yoğun protein kaynaklarıdır. Kakao, çiğ olarak tüketildiğinde çok iyi bir mineral kaynağıdır. İhtiyacınız olan tüm minerali kakao çekirdeklerinden sağlayabilirsiniz.

-Besinleri az da olsa pişirmek bile,bedeninizin onlara yabancı madde muamelesi yapmasına sebep olur. %51 oranında pişmiş besin içeren diyetler bile sağlıksızdır. Besinlerin en az %51'i çiğ tüketilmelidir.

-Önleyici tıp,modern tıbbın yerini almalıdır. Modern tıp,hastalığın sonuçlarını yok eder,sebeplerini değil.

-Doktorların,çoğu MD (tıp doktoru) ünvanına sahiptir. Beslenme konusunda uzman eğitimi almış doktor sayısı %6 bile değildir. Bu böyleyken,modern tıbbın beslenme konusunda söyleyeceklerini ciddiye almak anlamsızdır.

Özellikle vitaminler konusunda kafası karışık bir yapım olduğu kanaatindeyim. Hem ilaç şirketlerine alenen meydan okuyup hem de bu şirketlerin tekelindeki, vitamin takviyesi sektörünü böyle iştahla savunmak, en azından bu kadar düşük referanslarla yapılmaması gereken bir iş.

Diğer iddiaların doğruluğunu ise zaman göstersin.
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL