11 yıl önce
M filmine yorum yazdı:
The Lobster filmine yorum yazdı:
farklı bir sinema deneyimi vadeden bir yapım. sevgi olgusunu tüm antitezleriyle birlikte işliyor ve onu yüceltme işini fedakarlığa bırakıyor. evet sevgi için her nane yenebilir ama onu en çok fedakarlık yüceltebilir. bu kışkırtıcı ve tanıdık temaya harikulade müzikleri enfes görüntüleri ve parmak ısırtan performansları ekleyin ve sinema tanrısına bir kez daha biat edin.
Dünyalı filmine yorum yazdı:
bilimkurgu klişelerine yüz vermeden bu türün seçkin örnekleri arasına girme başarısı göstermiş bir film. düşük bütçeli bir tek mekan filmi. bu kalıbın akla gelen ilk referansı 12 kızgın adam. filmin senaryosu olabildiğince farklı, heyecan uyandırıcı ve filmden sonra hatırlanıcı ama biraz daha iyi yazılabilirdi. belki oyuncularda biraz daha iyi oynayabilirdi. müzikler ve ışık biraz daha iyi kullanılabilirdi. daha iyi olabilirli cümleleri artırmak mümkün ama bir çok kategoride daha iyi olamamış bu film bir bütün olarak çok iyi bir film. çağrışıma oldukça müsait bir film. bulmaca içeren diyaloglar bulunmamasına rağmen kendini pür dikkat izletmeyi başarıyor. çünkü istisnasız herkes 14000 yaşındaki (veya öyle olması muhtemel) bir adamı merakla dinler.
kahramanımız john oldman. kendisi bir tarih profesörü. istifasını verdiği günün birkaç gün sonrasında evinden kimsenin bilmediği bir yere gidecekken dostları tarafından yolu kesilir ve onlara bir açıklama borçlu olduğu söylenir. john başlangı ... Devamıbilimkurgu klişelerine yüz vermeden bu türün seçkin örnekleri arasına girme başarısı göstermiş bir film. düşük bütçeli bir tek mekan filmi. bu kalıbın akla gelen ilk referansı 12 kızgın adam. filmin senaryosu olabildiğince farklı, heyecan uyandırıcı ve filmden sonra hatırlanıcı ama biraz daha iyi yazılabilirdi. belki oyuncularda biraz daha iyi oynayabilirdi. müzikler ve ışık biraz daha iyi kullanılabilirdi. daha iyi olabilirli cümleleri artırmak mümkün ama bir çok kategoride daha iyi olamamış bu film bir bütün olarak çok iyi bir film. çağrışıma oldukça müsait bir film. bulmaca içeren diyaloglar bulunmamasına rağmen kendini pür dikkat izletmeyi başarıyor. çünkü istisnasız herkes 14000 yaşındaki (veya öyle olması muhtemel) bir adamı merakla dinler.
kahramanımız john oldman. kendisi bir tarih profesörü. istifasını verdiği günün birkaç gün sonrasında evinden kimsenin bilmediği bir yere gidecekken dostları tarafından yolu kesilir ve onlara bir açıklama borçlu olduğu söylenir. john başlangıçta bu gizemli kaçışın içsel bir talep olduğunu hiç bir yerde köklenmek istemediğini falan söyler ama gecenin ilerleyen saatlerinde kendi inanılmaz öyküsünü inanılmaz bir soğukkanlılıkla anlatmaya başlar.
değişik filmleri izlemeyi seven güruha duyurulur
Yukarı Bak filmine yorum yazdı:
piksar'ın seyirci spektrumu geniş animasyonlarından birisi, hatta eniyilerinden birisi. hayatın gerçeklerine sırt çevirmeyen yaşlılık ve ölüm olgusunu barındıran ama umut ve neşe ilaveleriyle keyif vermeyi bilen bir film yukarı bak. yaşlı carl'ın tünelden önceki son çıkışı olan cennet şelalesi seyahati aslında bir olgunlaşma seyahati, evet yanlış duymadınız, yaşlı bir adamın olgunlaşmasına tanıklık ediyoruz. bizi huysuz ihtiyarlara çeviren yaşanmamışlıklar değil farketmeyişlerdir aslında. mutluluk düşünelek değil yaşanarak üretilen bir olgudur. ve bunu anlamak en büyük olgunluktur. carlın öyküsü hepimizi ilgilendiriyor. iyi seyirler...
Tokyo Hikayesi filmine yorum yazdı:
tokyo hikayesi hikaye anlatımındaki yalınlığa tezat bir biçimde bizi canevimizden vuran bir yapıt. bu filmi izlememizin ve sonrasında buruk bir memnuniyetle hayatlarımıza kaldığımız yerden devam etmemizin pek çok nedeni olabilir. mesela ellili yılların japonyasına doğru bir zaman yolculuğu, mesela değişen dünyanıntoplumsal ve bireysel sancılarına tanıklık etmek mesela bir öykü nasıl anlatılır görmek mesela suskunluğun gürültüsünü işitmek ve daha pek çok neden. ama ben bu filmi niye izledim diye sorarsanız ölüm olgusunun toplumsal bir narkoz gibi değişimi mümkün kıldığını görmek için derim.
yaşlı insanlar beyinlerinin en verimli çağında sevdikleri dünyaları değişirken onların artık mutlu olmalarının mümkün olmadığı bir eşik geliyor ve o saatten sonra büyük planın çarkları dönerken küçük planlar unutuluş mezarlığının yolunu tutuyor. biz algı kanalları açık insanların görevi değişimin önüne set kurmak değil değişimi daha anlamlı geçirmek. filmimizde işlenen ebeveyn evlat uçurumunu sadece ... Devamıtokyo hikayesi hikaye anlatımındaki yalınlığa tezat bir biçimde bizi canevimizden vuran bir yapıt. bu filmi izlememizin ve sonrasında buruk bir memnuniyetle hayatlarımıza kaldığımız yerden devam etmemizin pek çok nedeni olabilir. mesela ellili yılların japonyasına doğru bir zaman yolculuğu, mesela değişen dünyanıntoplumsal ve bireysel sancılarına tanıklık etmek mesela bir öykü nasıl anlatılır görmek mesela suskunluğun gürültüsünü işitmek ve daha pek çok neden. ama ben bu filmi niye izledim diye sorarsanız ölüm olgusunun toplumsal bir narkoz gibi değişimi mümkün kıldığını görmek için derim.
yaşlı insanlar beyinlerinin en verimli çağında sevdikleri dünyaları değişirken onların artık mutlu olmalarının mümkün olmadığı bir eşik geliyor ve o saatten sonra büyük planın çarkları dönerken küçük planlar unutuluş mezarlığının yolunu tutuyor. biz algı kanalları açık insanların görevi değişimin önüne set kurmak değil değişimi daha anlamlı geçirmek. filmimizde işlenen ebeveyn evlat uçurumunu sadece şekilsel olarak eleştirebiliriz. zira dünya dönüyor ya bizle birlikte ya da bize rağmen...
tokyo hikayesi cana yakın olmasa da can'a yakın bir filmdir. para kazanmaktan zaman ayırabilirseniz izleyin...
Gece filmine yorum yazdı:
can babanın dediği gibi en uzak mesafe birbirini anlamayan iki insan arasındaki mesafedir. öyle bir çift ile karşı karşıyayız gece filminde.hani aşıklar aşklarının üzerine gece çökmez sanır ya işte gece çöktükten sonrası anlatılıyor filmde. üstelik iyimser bir gün doğumu vadederek.
tanınmış yazar pontano aşkın yolunu arzulara sorduğundan beri karısı lidiaya bir yabancıymış gibi davranmaktadır. lidia da tekkeyi bekleyen derviş edasıyla acı çekmektedir. 2. dünya savaşı sonrası zenginlerinden birinin evindeki davette kör sezgisinin esiri olan pontano kendini genç bir kıza kur yaparken bulur. orta yaş üstü erkeklerin cinselliği reset tuşu gibi kullanmaları yeni bir durum değil fakat pontanonun atladığı kollarında huzur bulacağı tek kadının yine lidia oluşu. tabi lidiaya baharın tekrar geldiğine inandırabilirse. etkileyici bir film. sanki birinci gözden tanıklık ediyoruz.
PK filmine yorum yazdı:
boolywodun yüz akı aamir khandan bir modern klasik daha. 3 idiots filminde eğitim sistemini eleştiren, ve tüm arızalarına rağmen tamakta kalan bir film kotarmayı bilen aamir khan yine aynı skalada bir işe imza atmış. zaten bu iki film de aynı yönetmenin.
Dinler içine doğduğumuz bir olgu, bu sebeple çoğumuz bu olguya dair ya eleştirecek birşey bulamayız ya da eleştirmeye korkarız. PK nin kurgusunda bu durumun üstesinden gelmek için dünyaya bırakılan uzaylı formülü geliştirilmiş. böylece bir çocuk cesaretiyle bir yetişkin zekasının birleşip din mefhumu hakkında ileri geri sorular sorabilmesinin yolu açılmış. Tabi bu bahsettiğim olay kurgusal düzeyde geçerli, elbette filmin tüm kurgulayıcıları sıradan inananlar. Pekay ismi hindistanda çok içki içenlere takılan bir kınama sözü, kahramanımızın başka bir konu hakkında olsa çok seçkin sayılabilecek sorularının dinle ilgili olmasından dolayı iletişim kurduğu insanların ona taktığı bir lakap. aslında sarhoşun gerçekte kim olduğu da filmin değe ... Devamıboolywodun yüz akı aamir khandan bir modern klasik daha. 3 idiots filminde eğitim sistemini eleştiren, ve tüm arızalarına rağmen tamakta kalan bir film kotarmayı bilen aamir khan yine aynı skalada bir işe imza atmış. zaten bu iki film de aynı yönetmenin.
Dinler içine doğduğumuz bir olgu, bu sebeple çoğumuz bu olguya dair ya eleştirecek birşey bulamayız ya da eleştirmeye korkarız. PK nin kurgusunda bu durumun üstesinden gelmek için dünyaya bırakılan uzaylı formülü geliştirilmiş. böylece bir çocuk cesaretiyle bir yetişkin zekasının birleşip din mefhumu hakkında ileri geri sorular sorabilmesinin yolu açılmış. Tabi bu bahsettiğim olay kurgusal düzeyde geçerli, elbette filmin tüm kurgulayıcıları sıradan inananlar. Pekay ismi hindistanda çok içki içenlere takılan bir kınama sözü, kahramanımızın başka bir konu hakkında olsa çok seçkin sayılabilecek sorularının dinle ilgili olmasından dolayı iletişim kurduğu insanların ona taktığı bir lakap. aslında sarhoşun gerçekte kim olduğu da filmin değerli çıkarımlarından biri. Sadece dinlerin insan kardeşliği temelinde yükselmesi gerektiği öngörüsü bile bu filmi hem hint hem de ortadoğu coğrafyası için oldukça gerekli bir tespit. insan eşitliği temasının nasıl tahrip edildiği, tanrıyı gösteren parmakların gerçekte kimi gösterdiği her kesimin anlayacağı bir dille anlatılmış. Elbette her hint filminde olması gereken müzikal fasıllar ve duygusal dopingler mevcut. bu filmi pek çok kesimden insan aynı huşu ile izleyebilir bu durum filmin hem artısı hem de eksisi. gerçi başka türli olsaydı bu filmi topa tutarlardı muhtemelen. neticede sevabı günahından daha bol bir film. iyi seyirler...
Bay Hulot'nun Tatili filmine yorum yazdı:
her anlamda özgün bir film. 50 lerin sinemasında bir komedi karakterinden beklediğimiz işler sınırlıydı. gerçi bu sınırları genişleten üstatlar oldu zaten yıllar sonra halen büyük bir saygıyla sinema muhabbetlerine katık olmaları da bunun ispatı, ama hiçbiri hulot karakteri gibidüz bir adamın hayatındaki komedi detaylarını işlemedi. farklılığı bizle aynılığında gizli bir karakter hulot karakteri. en yakın göbek bağı olan karakter muhtemelen buster keatondur. ama o bile sinemanın imkanlarını karakterinin mizahını artırmak için kullanmaktan çekinmemiştir. fakat hulot kendi gibi davranmayan bir insan karikatürü olması hasebiyle en yakınında duran keatona bile benzemiyor.
filmimizin oldukça kısa bir konusu var. 2. dünya savaşının ardından gelen göreceli zenginliğin tadını çıkaran fransada artık orta gelirlilerin bile dahil olduğu tatil planlarından birindeyiz. bay hulot don kişotvari bir karakter. bu bakımdan başlı başına bir komedi manzarası. toplumu izleyip eksik kalmamak güdüsüyle kend ... Devamıher anlamda özgün bir film. 50 lerin sinemasında bir komedi karakterinden beklediğimiz işler sınırlıydı. gerçi bu sınırları genişleten üstatlar oldu zaten yıllar sonra halen büyük bir saygıyla sinema muhabbetlerine katık olmaları da bunun ispatı, ama hiçbiri hulot karakteri gibidüz bir adamın hayatındaki komedi detaylarını işlemedi. farklılığı bizle aynılığında gizli bir karakter hulot karakteri. en yakın göbek bağı olan karakter muhtemelen buster keatondur. ama o bile sinemanın imkanlarını karakterinin mizahını artırmak için kullanmaktan çekinmemiştir. fakat hulot kendi gibi davranmayan bir insan karikatürü olması hasebiyle en yakınında duran keatona bile benzemiyor.
filmimizin oldukça kısa bir konusu var. 2. dünya savaşının ardından gelen göreceli zenginliğin tadını çıkaran fransada artık orta gelirlilerin bile dahil olduğu tatil planlarından birindeyiz. bay hulot don kişotvari bir karakter. bu bakımdan başlı başına bir komedi manzarası. toplumu izleyip eksik kalmamak güdüsüyle kendi doğalından ayrılıp bir tatil beldesine gelen hulot burada başkası gibi davranmaya çalışır, bu eğrelti tutumuna sakarlığı da eklenir ve komedi unsurları barındıran değişik bir film başlar. abartılı sahnelerin bulunmayışı, sinemanın imkanlarını zorllamayan bir film yönetimi, çok az diyaloğun çok fazla dış sesin kullanılması. geniş plan çekimlerine ağırlık verilerek mimik komiğinden medet ummama hali ve gerçekten bir film izliyormuş hissinin asgariye indirilmesi gibi ilaveler, hulot karakterinin bu ilk filmini türdeşlerinin fersah fersah uzağına itiyor. sadece sinema da değil sanatın tüm dallarında yeniler sıkıcı gelir insana ama yeniler atnı zamanda yeni duygusal öğretilere ulaştırır bizi. komedi ağza çalınan bir baldır, bu bala şurup eklenmesiyle büyük komedi filmleri yaratılmıştır. keaton ve chaplin gibi üstatlar bunun en iyi örnekleri ve bu filmi izledikten sonra modern hayatın sıkı bir eleştirisi olan hulot karakteri ve ona can veren jacques tati de benim için komedinin sultanlarından biri. iyi seyirler...
Para filmine yorum yazdı:
tolstoyun bir kısa filminden uyarlanmış bir film. bresson üstat merhalesine erişmiş bir yönetmen ve minimalist çizgisinden de taviz vermediği bu son filminde para-insan ilişkisini incelemiş. tabi bunu yaparken kullandığı inceleme aleti kamerası. filmimiz sahte insanların verdiği sahte para yüzünden hapse düşen bir servis şoförünün bu insanların alayının katli vacip deyip minimalist bir kıyıma başlaması sonrada ben artık hapishaneye yakışırım deyip teslim olması arasında geçen süreci anlatıyor.
yönetmenin sinemadaki yoğurt yiyişlerine yabancı izleyiciler için 120 dakikalık sürenin uzun geleceğini söylemek lazım. izleme zorluğunun nedeni filmin basit bir konuyu yine basit bir şekilde ele alışı. ayrıca yönetmenin model dediği oyuncuların da vitrin mankenlerinden bir farkı olmadığını hesaba katarsak seyri zor bir film. ama sonuça odaklanırsak derdi olan bir film. para-insan ilişkisini katıksız anlatan çok az sayıda film çekilmiştir sanırım. paranın bozduğu insan kötümüdür. ahlak nerede de ... Devamıtolstoyun bir kısa filminden uyarlanmış bir film. bresson üstat merhalesine erişmiş bir yönetmen ve minimalist çizgisinden de taviz vermediği bu son filminde para-insan ilişkisini incelemiş. tabi bunu yaparken kullandığı inceleme aleti kamerası. filmimiz sahte insanların verdiği sahte para yüzünden hapse düşen bir servis şoförünün bu insanların alayının katli vacip deyip minimalist bir kıyıma başlaması sonrada ben artık hapishaneye yakışırım deyip teslim olması arasında geçen süreci anlatıyor.
yönetmenin sinemadaki yoğurt yiyişlerine yabancı izleyiciler için 120 dakikalık sürenin uzun geleceğini söylemek lazım. izleme zorluğunun nedeni filmin basit bir konuyu yine basit bir şekilde ele alışı. ayrıca yönetmenin model dediği oyuncuların da vitrin mankenlerinden bir farkı olmadığını hesaba katarsak seyri zor bir film. ama sonuça odaklanırsak derdi olan bir film. para-insan ilişkisini katıksız anlatan çok az sayıda film çekilmiştir sanırım. paranın bozduğu insan kötümüdür. ahlak nerede devreye girmeli yoksa ahlakta yeterince parayla satın alınır mı gibi soruları olan kendi anlamında kavrulan bir film. iyiki izledim diyeceğiniz en fazla bir daha izlemeyeceğiniz bir film. belki biraz daha fazlası. ayrıca cannes film festivalinde tarkovskinin muhteşem filmi nostaljiyle aynı ödülü paylaştığını da ekleyeyim. iyi seyirler...
Cinayet Var filmine yorum yazdı:
cinayet var tiyatrovari bir atmosferde zeka ile kotarılmış bir film. hitchcock sadece yönetmenler arasında arasında değil sinema severler arasında da peygamber mertebesine ulaşmış bir zat. bunu başarmasının altında yatan neden ise her seferinde kendi dehasıyla yarışan senaryo üretebilme becerisi. cinayet var tiyatro oyunundan gelen bir senaryoya sahip. ve pek çok hitchcock filmi gibi mükemmel cinayetin mümkün olduğu iddiası üzerinde şekilleniyor. Eski profesyonel tenisçi tony kendini aldattığını öğrendiği karısı margotu öldürmek ister. ve bir yıl boyunca mükemmel olduğuna inandığı bir plan kurgular. ilk başta gerçek hayatın azizlikleri planını bozsa da o oyun içinde yeni oyunlar kurgulayarak intikamından vazgeçmez. iyi senaryo ile iyi yönetmen bir araya gelirse mutlaka gol olur dedirten, seyrine doyum olmayan bir film. iyi seyirler...
sordurduğu soruların ayrıksılığı bir yana filmimiz sahip olduğu iyi film öğeleriyle -ve bu öğeleri sinemanın emekleme yıllarında kullanmasıyla- 80 küsür yıl sonra bile bir sinemacılık dersidir.