12 yıl önce
Kid Auto Races at Venice filmine yorum yazdı:
Slapstick anlayışının güzide örneklerindendir.
Kid Auto Races at Venice filmine yorum yazdı:
Slapstick anlayışının güzide örneklerindendir.
Ada filmine yorum yazdı:
Distopya açısından klonlar tatmin edici seviyede, yine de bir Zamyatin ya da Orwell beklemek ciddi hayal kırıklığına sebep olacaktır.
Anna Karenina filmine yorum yazdı:
Anna Karenina bu halini alana kadar dört kez değişmiş ve ilk halinin epigrafı "Öç almak bana özgüdür," sözüyle başlamıştır. Ardından kitabın birinci versiyonunda Anna şişman, bücür, çirkin ve Tolstoy'un "tiksindirici kadın" sözüyle tarif edilmiş, ilahi adaletin en açık şekliyle cezalandırılması için karakter haline bürünmüş fakat daha sonra yazara her ne olduysa, Anna'nın da haklı tarafları sivrilmiş, güzelleşmiş, çekicileşmiş ve eser farklı karakterler ve ruhsal çözümlemeler ile bir destan niteliğine çıkmıştır. Çekicileşmesine şu yüzden dikkat çekiyorum, Tolstoy fahişeler ile erkeklere çekici gözükmeye çalışan kadınları aynı kefeye koyacak ve notları ilerleyen zamanlarda büyük yankı uyandıracaktır ki aynı notlarda Tolstoy, Anna'yı haksız bulduğunu fakat ona aşık olduğunu da söylemeden duramaz. Bu, Femme Fatale tamamlayıcısı ya da bir çelişkidir. İlerleyen dönemlerde futurizm kuramcısı Borisoviç eseri okuduktan sonra, Anna için söylenen Femme Fatale algısını tamamiyle reddedecek öyle b ... DevamıAnna Karenina bu halini alana kadar dört kez değişmiş ve ilk halinin epigrafı "Öç almak bana özgüdür," sözüyle başlamıştır. Ardından kitabın birinci versiyonunda Anna şişman, bücür, çirkin ve Tolstoy'un "tiksindirici kadın" sözüyle tarif edilmiş, ilahi adaletin en açık şekliyle cezalandırılması için karakter haline bürünmüş fakat daha sonra yazara her ne olduysa, Anna'nın da haklı tarafları sivrilmiş, güzelleşmiş, çekicileşmiş ve eser farklı karakterler ve ruhsal çözümlemeler ile bir destan niteliğine çıkmıştır. Çekicileşmesine şu yüzden dikkat çekiyorum, Tolstoy fahişeler ile erkeklere çekici gözükmeye çalışan kadınları aynı kefeye koyacak ve notları ilerleyen zamanlarda büyük yankı uyandıracaktır ki aynı notlarda Tolstoy, Anna'yı haksız bulduğunu fakat ona aşık olduğunu da söylemeden duramaz. Bu, Femme Fatale tamamlayıcısı ya da bir çelişkidir. İlerleyen dönemlerde futurizm kuramcısı Borisoviç eseri okuduktan sonra, Anna için söylenen Femme Fatale algısını tamamiyle reddedecek öyle bir adamı aldatmaması imkansız yorumu yapacaktır.
Yine de bu eser, her ne olursa olsun o dönemin ünlü ilahi adalet anlayışına bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Topluma, tutku anlayışına çok ciddi taşlamalar mevcut, bilinmesi şarttır ki Anna Karenina, 10 yıl sonra yazdığı "Şeytan" isimli yapıtına bir giriş niteliği taşır.
Dip Not: Bir kaç bilgiyi Parer'in kaynaklarından aldım.
Daisy Miller filmine yorum yazdı:
Gelmiş geçmiş en iyi altmetinlerden birine sahiptir Daisy Miller ve en önemlisi ticari diyebileceğimiz yapımlardan birisi değildir. İki kişi, üzerinde saatlerce konuştuktan sonra kesin yargılara varamamıştık.
Muhteşem.
Dr. Jekyll ve Bay Hyde filmine yorum yazdı:
Stevenson'a ihanet etmiş eserlerden birisi daha. Victor Fleming'in çok başarılı olması bu gerçeği hiç bir zaman değiştirmeyecek.
İz Sürücü filmine yorum yazdı:
Muhteşem!
Tarkovskiy bu film için bölgenin ve odanın hiçbir zaman var olmadığını, iz sürücünün daima kaybetmeye mahkum olduğunu ve yenilişin, varlığının bir sonucu olduğunu belirtir. Analiz yapanların kaçırdıkları nokta; filmi karakterlerin gözünden aynı mekanlar ve renkler dahilinde görmeleridir.
"Gerçekler diye bir şey yok. Özellikle burada. Tüm bunlar birinin aptalca buluşları. Hissetmiyor musunuz? Ama sen, elbette bunun kimin buluşu olduğunu bulmalısın. Ama neden? Bilgin ne işe yarıyor? Bunun yüzünden kim vicdan azabı çekecek? Ben mi? Benim vicdanım yok. Yalnızca sinirlerim var. Bazı piçler beni eleştirir, yaralanırım. Diğerleri beni yüceltir, yine yaralanırım.
Yüreğimi ve ruhumu koyarım içine, hem ruhumu hem yüreğimi telaşla yerler. Pis ruhumu kurtarırım, onu da yerler. Hepsi çok okumuş. Hepsinin duyusal yoksunluğu var. Hepsi sürü halinde geziyor, gazeteciler editörler, eleştirmenler, sonu gelmeyen şefler! Ve hepsi çok, daha çok istiyor! ... DevamıMuhteşem!
Tarkovskiy bu film için bölgenin ve odanın hiçbir zaman var olmadığını, iz sürücünün daima kaybetmeye mahkum olduğunu ve yenilişin, varlığının bir sonucu olduğunu belirtir. Analiz yapanların kaçırdıkları nokta; filmi karakterlerin gözünden aynı mekanlar ve renkler dahilinde görmeleridir.
"Gerçekler diye bir şey yok. Özellikle burada. Tüm bunlar birinin aptalca buluşları. Hissetmiyor musunuz? Ama sen, elbette bunun kimin buluşu olduğunu bulmalısın. Ama neden? Bilgin ne işe yarıyor? Bunun yüzünden kim vicdan azabı çekecek? Ben mi? Benim vicdanım yok. Yalnızca sinirlerim var. Bazı piçler beni eleştirir, yaralanırım. Diğerleri beni yüceltir, yine yaralanırım.
Yüreğimi ve ruhumu koyarım içine, hem ruhumu hem yüreğimi telaşla yerler. Pis ruhumu kurtarırım, onu da yerler. Hepsi çok okumuş. Hepsinin duyusal yoksunluğu var. Hepsi sürü halinde geziyor, gazeteciler editörler, eleştirmenler, sonu gelmeyen şefler! Ve hepsi çok, daha çok istiyor! Yazmaktan nefret ediyorsam ne tür bir yazarım ben? Benim için sabit bir azap, acı dolu, utandırıcı bir uğraş bir tür hemoroit sıkma ise... Eskiden birilerinin benim kitaplarım sayesinde daha iyi olabileceğini |düşünürdüm. Hayır, kimsenin bana ihtiyacı yok! Ben öldükten iki gün sonra başka birini midelerine indirmeye başlayacaklar. Onları değiştirmek istedim, ama onlar beni değiştirdi. Beni kendi imgelerine uygun hale getirdiler. "Gelecek","şimdi"nin yalnızca devamıydı. Ufkun gerisinde hayal gibi beliren tüm değişimlerle. Şu an "gelecek" ve "şimdi" aynı şey. Buna hazırlar mı? Hiçbir şey bilmek istemiyorlar! Tek bildikleri nasıl mideye indirileceği!"
Yabancı filmine yorum yazdı:
Yabancı, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi varoluşçuluk eserlerinden birisi ve gözümde Camus'nun Düşüş'ten sonra yazdığı en iyi kitabı ancak film bu mükemmelliyete yaklaşmaya uzak. Tabiatı gereği, yazar kendisini tarih yazanların hizmetine sunamaz; o, tarihten zarar görenlerin hizmetindedir diyen bu muhteşem insanın eserlerini bilmek günümüzde zorunluluktur.
O zaman, Marie, "Evlilik ciddi bir şeydir," dedi. Ben de, "Değildir," diye karşılık verdim. Bir an sustu, bana sessiz sessiz baktı. Sonra yine konuştu, "Aynı biçimde bağlı olduğun bir başka kadın sana aynı öneride bulunsa kabul eder miydin onu öğrenmek istiyorum," dedi. "Elbette ederdim," dedim. O zaman, "Ben seni seviyor muyum acaba?" diye sordu. Ben de, "Bu konuda hiç düşünmedim," diye karşılık verdim. Yine sustuktan sonra, ne kadar tuhaf bir adam olduğumu, beni kesinlikle bunun için sevdiğini, ama belki günün birinde yine aynı nedenlerden ötürü benden nefret de edebileceğini mırıldandı. Bun ... DevamıYabancı, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi varoluşçuluk eserlerinden birisi ve gözümde Camus'nun Düşüş'ten sonra yazdığı en iyi kitabı ancak film bu mükemmelliyete yaklaşmaya uzak. Tabiatı gereği, yazar kendisini tarih yazanların hizmetine sunamaz; o, tarihten zarar görenlerin hizmetindedir diyen bu muhteşem insanın eserlerini bilmek günümüzde zorunluluktur.
O zaman, Marie, "Evlilik ciddi bir şeydir," dedi. Ben de, "Değildir," diye karşılık verdim. Bir an sustu, bana sessiz sessiz baktı. Sonra yine konuştu, "Aynı biçimde bağlı olduğun bir başka kadın sana aynı öneride bulunsa kabul eder miydin onu öğrenmek istiyorum," dedi. "Elbette ederdim," dedim. O zaman, "Ben seni seviyor muyum acaba?" diye sordu. Ben de, "Bu konuda hiç düşünmedim," diye karşılık verdim. Yine sustuktan sonra, ne kadar tuhaf bir adam olduğumu, beni kesinlikle bunun için sevdiğini, ama belki günün birinde yine aynı nedenlerden ötürü benden nefret de edebileceğini mırıldandı. Bunlara ekleyeceğim bir sözüm olmadığı için susuyordum. Gülümseyerek kolumu tuttu, "Seninle evlenmek istiyorum," dedi. Ben de, "Ne zaman istersen evleniriz," dedim.
İzlemeden önce mutlaka okuyun. Film, ufak bir tamamlayıcı olabilir kitaba. Kim bilir; belki bir an Kafka'nın Gregor'u hissedersiniz kendinizi.
Ucuz Roman filmine yorum yazdı:
Bu film hayatın tükettiklerine ve dahası tüketilenlere paralel açıdan bakıyor ve çok kabaca suç algısının arkasındaki masumluğa değiniyor ama sorun şu ki Tarantino'nun karakterleri gerçekçi değil ve daima gerçekçi diyaloglara giriyorlar, bu şekilde bakınca kişi yaratımı Allen'la örtüşüyor ve diğerlerine oranla farklı olması, kötü adamlara duygusal açıdan, bambaşka bir teknik değiştirerek değinmesi bu filmi oldukça iyi yaparken muhteşem yapmaya yetmiyor. Tarantino, filmlerinin çeşitli kısımlarında kullandığı klasik nihilist anlayışla ve fantezi düzeyindeki sahnelerle kitlelere kendini daima sevdirebilir ve seven insanlar, var olmayanın da çok daha ötesinde anlam arayabilirler oysa bu muhteşem oyunculuklardan sonra elde kalan en önemli şeyin nihilizm olduğu gerçeği benim için can sıkıcı ve yetersiz. Bana kalırsa bu hayranları tarafından Çehov olması için zorlanan Maupassant tarzının ta kendisi.
Ölüm Makinesi filmine yorum yazdı:
Asimov'un varolan robot yasası günümüzde sosyoloji derslerinde bile ilk okutulan konu halini almıştır ve algoritmada bu durumun kesin şart kabul edilmemesi, yapılmaması gereken bir hata olarak görülür.
1- Bir robot hiçbir şekilde insanoğluna zarar veremez; veya pasif kalmak suretiyle zarar görmesine izin veremez.
2- Bir robot kendisine insanlar tarafından verilen komutlara 1. kuralla çelişmediği sürece itaat etmek zorundadır.
3- Bir robot 1. ve 2. kurallarla çelişmediği sürece kendi varlığını korumak zorundadır.
Bu bağlamda film beni oldukça tatmin etti.
Pompeii filmine yorum yazdı:
Senaryosu çok sıradan ancak görsel efektleri muhteşem gözüküyor.
Aksiyon dolu bir buçuk saat için bu yılın filmleri arasında iyi bir tercih.