The Killer Yorumları

The Killer filmi detayları

@dilekcandar

3 gün önce

6.7 / 10

Film normal bir aksiyon gerilim filmine göre ağır ilerliyor fakat izlettiyor kendisini. Plan akışında bazı mantık hataları da var elbette ama genel olarak vaktiniz varsa izlenebilir.sonunda neden adamı öldürmediğini anlayamadım ama açıkcası. Öldürse bence daha güzel bir son olurdu

@stiff

2 ay önce

7 / 10

Hikaye ve tarz olarak en başından itibaren beni içine çekmeyi başardı. Çok hareketli sayılmasa da temposunu sevdim. Son dönemde izlediğim filmlere odaklanmakta zorlandığım oluyor. Merak uyandırsın istiyorum. The Killer bunu da yapabildi. Michael Fassbender çok iyiydi. Farklı şehirlerde geçmesi, bölüm bölüm anlatılması ve bunların görsel anlamda başarılı olması bence iyi bir puanı hak ediyor. Karakter odaklı, üstelik bir katilin duygu ve düşüncelerine odaklı olması da benim için farklı bir deneyim oldu. O sakinlik ve soğukkanlılık oldukça iyi aktarılmış. Sonu daha iyi olsa, biraz daha sıradışı olsa; belki çok daha iyi bir film olarak akılda kalabilirdi.
O

@ozguvenna

3 ay önce

4 / 10

Bırakın aday olmayı, The Killer ve Oscar aynı cümlede geçmemeli bile. Sıradan bir senaryo, hiç akmayan sahneler... Michael Fassbender'ın performansı bile kurtaramamış filmi. David Fincher için berbat bir Netflix'e geri dönüş projesi olmuş.

@peektv

3 ay önce

7.9 / 10

Suikastin duygu düşüncelerini işleye işleye anlatılmış aksiyonu düşük ama fikirler çok iyi
K

@kaeii

3 ay önce

7.5 / 10

klasik tetikçi filmlerinden farklı. daha yavaş ama kendini izletiyor film. Soğuk kanlı bir profesyonel tetikçinin kafasından bir hikaye anlatılıyor. Saçma sapan müzikleri olmayan gerçeklikten uzak dövüş sahneleri olmayan bir gerilim filmi. Aslında pek Amerikanvari değil .

@rei

3 ay önce

Film boyunca The Smiths müziklerinin çalması filmi yukarılara çekmiş.

@fthgzl79

3 ay önce

6.5 / 10

Michael Fassbender çok iyiydi. Uzun bir dövüş sahnesi var ki, ekrana kitlenirsiniz.

@kiti

3 ay önce

7 / 10

Üzerine uzun uzun yazılacak derinlikte bir film olduğunu düşünmüyorum. John Wick'in daha az şov olan ve daha gerçekçi versiyonu diyebiliriz. Müthiş ağır akan, bittiğinde sanki saatlerdir film izliyorum duygusu yaşatan bir film olmuş. Böyle ağır aktığının bilinciyle otursaydım benim için daha keyifli olabilirdi. Kötü bir film asla değil ama konusu itibariyle orjinal de değil. Fazla övgünün kurbanı oldum, yüksek beklentiyle oturdum filmin başına. Neden neden insanlar her şeyi bu kadar çok övüyorlar...

@mckurkcu

3 ay önce

7.3 / 10

Yıllar sonra David Fincher'dan suç filmi izlemek iyiydi. Onun suç filmlerinde suçluların zihni, motivasyonları, yöntemleri, psikolojileri ve kurbanları ile kurdukları ilişkiler ağırlıklı yer tutar ve böylelikle izleyici kendi icinde de bir yerlerde saklı duran ama günlük hayatında oldukça uzak yaşadığı suçlu psikolojisini derinden hisseder. Yani Fincher insan dogasinin kötücül yanını kaşımayı ve seyirciyi rahatsiz etmeyi cok sever. Yıllar sonra gelen bu filmde de teknik ve görsel olarak klasik bir Fincher filmi izlemek güzeldi ancak senaryo oldukça zayıf oldugu için beklenti bir başka Fincher filmine kaldı. Her şey çok güzel başlıyor, soğuk kanlı bir kiralık katilin kafasının içine giriyoruz ardından o saat gibi işleyen katilimiz bir hata yapıyor ve yanlış kişiyi öldürüyor ancak burdan sonra film hiç bir yere ilerlemiyor. Hiç bir çatışma veya karakter gelişimi yok. Güzel bir dizinin herhangi bir bölümü gibi akıp gidiyor. Bir çizgi roman veya oyun senaryosunun dışına çıkamamış gibi. O y
... Devamı
Yıllar sonra David Fincher'dan suç filmi izlemek iyiydi. Onun suç filmlerinde suçluların zihni, motivasyonları, yöntemleri, psikolojileri ve kurbanları ile kurdukları ilişkiler ağırlıklı yer tutar ve böylelikle izleyici kendi icinde de bir yerlerde saklı duran ama günlük hayatında oldukça uzak yaşadığı suçlu psikolojisini derinden hisseder. Yani Fincher insan dogasinin kötücül yanını kaşımayı ve seyirciyi rahatsiz etmeyi cok sever. Yıllar sonra gelen bu filmde de teknik ve görsel olarak klasik bir Fincher filmi izlemek güzeldi ancak senaryo oldukça zayıf oldugu için beklenti bir başka Fincher filmine kaldı. Her şey çok güzel başlıyor, soğuk kanlı bir kiralık katilin kafasının içine giriyoruz ardından o saat gibi işleyen katilimiz bir hata yapıyor ve yanlış kişiyi öldürüyor ancak burdan sonra film hiç bir yere ilerlemiyor. Hiç bir çatışma veya karakter gelişimi yok. Güzel bir dizinin herhangi bir bölümü gibi akıp gidiyor. Bir çizgi roman veya oyun senaryosunun dışına çıkamamış gibi. O yüzden Fincher'in suç filmlerinin içinde en zayıfı olarak hatırlayacağım. Bunun yerine mindhuntera yeni sezon çekse daha tatmin edici olurdu. Ancak film sadece senaryodan ibaret değil diyenler için çerezlik bir film olmuş ki çerezlik tabiri herhalde Fincher'a yapılabilecek en ağır hakaret.

@furkandgn9

3 ay önce

7.5 / 10

"Plana sadık kal. Empati Gösterme. Doğaçlama Yapma. Hiç kimseye güvenme."

David Fincher'ın en karakter odaklı, en steril filmi oldu The Killer. Pek de konuşmayan profesyonel suikastçının iç sesini, dolayısıyla iç yolculuğunu ve vizyonunu kurcalarken son yıllarda akıllara yapışan "bu adam ben!" Patrick Bateman'ını bıçaklıyor. Bir başyapıt olarak anılacağını hiç sanmasam da, Fassbender'ın oyunculuğunun etkisiyle potansiyel kültler arasına ismini yazdırıyor.

Katilimiz işinde kusursuz noktaya neredeyse varacak kadar takıntılı. İnsan öldürmenin izlerini ise dokunulmaz olmanın cazibesiyle kapatıyor. Sağlıklı bir beden, zehir gibi bir zihin, para ve dolayısıyla soyutlanmış, dokunulmaz bir hayat. Ta ki işinde hata yapana kadar. Bu hatası onun dokunulmazlığını elinden alıyor ve hikayenin ana sıçramalarını barındıran intikam serüvenine geçiyoruz.

Film, karakter kurma aşamasını ağırdan alıyor. Bu belli anlarda oldukça ilgi çekici olsa da, uzadıkça uzuyor ve karakteri fiillerle değil, anl
... Devamı
"Plana sadık kal. Empati Gösterme. Doğaçlama Yapma. Hiç kimseye güvenme."

David Fincher'ın en karakter odaklı, en steril filmi oldu The Killer. Pek de konuşmayan profesyonel suikastçının iç sesini, dolayısıyla iç yolculuğunu ve vizyonunu kurcalarken son yıllarda akıllara yapışan "bu adam ben!" Patrick Bateman'ını bıçaklıyor. Bir başyapıt olarak anılacağını hiç sanmasam da, Fassbender'ın oyunculuğunun etkisiyle potansiyel kültler arasına ismini yazdırıyor.

Katilimiz işinde kusursuz noktaya neredeyse varacak kadar takıntılı. İnsan öldürmenin izlerini ise dokunulmaz olmanın cazibesiyle kapatıyor. Sağlıklı bir beden, zehir gibi bir zihin, para ve dolayısıyla soyutlanmış, dokunulmaz bir hayat. Ta ki işinde hata yapana kadar. Bu hatası onun dokunulmazlığını elinden alıyor ve hikayenin ana sıçramalarını barındıran intikam serüvenine geçiyoruz.

Film, karakter kurma aşamasını ağırdan alıyor. Bu belli anlarda oldukça ilgi çekici olsa da, uzadıkça uzuyor ve karakteri fiillerle değil, anlatarak anlatma hatasına düşüyor. Oysa sinema izleyerek anlaşılacak bir sanat değil mi? Bu hata "karakter odaklı" bu filmin ana karakterine yeterince ilgi gösterememe sebebimdi. 2. yarıdaki koreografiler ve özellikle Tilda Swinton olmak üzere oyunculuklar muazzamdı ancak bu hatanın izini tamamen kapatmaya yetmedi. Yine aynı hata sebebiyle içini okumakla görevlendirildiğimiz suikastçinin motivasyonu yeterince derinlikli olamadı. Bu derinliğe dalamadığım için düşük tempo da mesajlarımı kontrol etme aşamasına sürükledi.

Tüm kusurlarına rağmen bu bir Fincher filmidir. Bulacağınız bazı parçalar kusurları kenara iteklemeye değer. Fassbender'ın monologlarının Fincher'ın beyin kıvrımlarından çıktığına çok emin olup keyif alacaksınız. Ve kusursuzluğun getirdiği kusurlar hakkında düşüncelere dalacaksınız.
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL