7.5

221 OY
PUAN VER
5

IMDb: 7.6 (5.011 OY)

KONUSU
Fransız yazar ve düşünür Albert Camusnun hayatın anlamını sorguladığı Yabancı adlı romanından esinle yazılan ve Efes Pilsenin desteği ile çekilen film, iradesiz, ya da iradesini kullanmayı reddeden bir gümrük muhasebecisinin öyküsünü anlatıyor.

Yaşamın boş ve saçma olduğunu, herşeyin aynı kapıya çı
... Devamı
Fransız yazar ve düşünür Albert Camusnun hayatın anlamını sorguladığı Yabancı adlı romanından esinle yazılan ve Efes Pilsenin desteği ile çekilen film, iradesiz, ya da iradesini kullanmayı reddeden bir gümrük muhasebecisinin öyküsünü anlatıyor.

Yaşamın boş ve saçma olduğunu, herşeyin aynı kapıya çıktığını düşünen Musa, kendini olayların akışına bırakmış gitmektedir.Annesinin ölümüne dahi fazla aldırmaz. Hatta, onu sevdiği halde bir tür sevinç bile duyar bu ölümden. Hoşlanmadığı bir kızla sırf o istiyor diye evlenir. Ancak yine iradesizce verdiği bu karar,kaderin bile güç ve iradeler tarafından yazıldığı bir dünyanın eşiğine getirip bırakır onu.İki çocuğun ve bir annenin katledilmesinden sorumlu tutulmaktadır.

Peki gerçekten suçlu mudur?

YORUM YAZ

SPOILER

POPÜLER YORUMLAR

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@bnbnbnbnbn

5 yıl önce

savcının dahil olduğu uzun diyalog son derece yapay. "sanıyoRdum, biliyoRdum" vb. sözler kulak tırmalıyor. ayrıca mümkünse hiçbir filmde türklere "tanrı" kelimesini kullandırmayın. yapmacık oluyor.

onun dışında serdar orçin ve engin günaydın'ın oyunculuklarını çok beğendim.

@cagdasbdy

5 yıl önce

8 / 10

Bu filmi izleseniz de olur izlemeseniz de olur. Farketmez yani...
O

@ozgen

7 yıl önce

9.5 / 10

Güzel bir analiz yazısı için buradan yakın:http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/yazgi-nihilizm-ve-musa-5678
O

@ozgen

7 yıl önce

9.5 / 10

Serdar Orçin ve Engin Günaydın'ın iyi oyunculuklarına rağmen, Zeynep Tokuş'un oyunculuğu göz tırmalamış, rahatsız etmiştir. Zeki Demirkubuz ise hem senaryo aşamasında hem de yönetmenlik koltuğunda döktürmüş. 10 üzerinden kaç verirsin diye sorarsanız: farketmez...

Annesi ölünce Musa'nın TV nin karşısına geçip, kendine kahve yapması, hatta yetinmeyip annesinin ölü yattığı odanın açık olan kapı ve ışığından rahatsız olması, kapatıp TV karşısına geçmesi kanımı dondurdu. Karakteri çok abartmış diye düşünürken film ilerledikçe aslında karakterin çok iyi inşa edildiğini anlıyorsunuz. Öyle ki vereceği tepkileri önceden tahmin edebiliyorsunuz. Savcı ile yaptığı konuşma 3-4 kere izlemeyi dinlemeyi hak ediyor.

@geppetto

7 yıl önce

Romanın en can alıcı kısmını sadeleştirmiş filmde Zeki Demirkubuz. Killing an Arab epizodunun olduğu kısım filmde climax bile yaratacakken hatta görsel olarak romanda çok iyi resmedilmişken fazlasıyla yüzeysel geçmiş filmde Zeki. Zaten daha sonra verdiği bir röportajında romanda ideolojik olarak kabul etmediği yerlerden biri olduğunu söylüyor ve katil değil filmde Mersault. Tam tersine suçu üzerine alan biri. Romanın hikayesi görsele vurulduğunda baya bi foyası çıkdığını söylemiş yönetmen bende aynı fikirdeyim. Romanda kadın karakterler fazlasıyla konu dışıyken ve sembolikken filmde ahlaki ve sosyo-ekonomik açıdan bir gedik oluştururlar. Sinem karakteri filmde inanılmaz ahlaksız gözükür Musa'nın tam tersi olarak. Bu duruma neden olan görsel ile metin arasındaki farktır. Arabın öldürüldüğü kısımlara Kürt temasıda eklenebilirdi ama eklemedi Zeki çünkü yan anlam olarak fazlasıyla ırkçılığa kayacaktı romandaki gibi filmde. İntihar edenler d
... Devamı
Romanın en can alıcı kısmını sadeleştirmiş filmde Zeki Demirkubuz. Killing an Arab epizodunun olduğu kısım filmde climax bile yaratacakken hatta görsel olarak romanda çok iyi resmedilmişken fazlasıyla yüzeysel geçmiş filmde Zeki. Zaten daha sonra verdiği bir röportajında romanda ideolojik olarak kabul etmediği yerlerden biri olduğunu söylüyor ve katil değil filmde Mersault. Tam tersine suçu üzerine alan biri. Romanın hikayesi görsele vurulduğunda baya bi foyası çıkdığını söylemiş yönetmen bende aynı fikirdeyim. Romanda kadın karakterler fazlasıyla konu dışıyken ve sembolikken filmde ahlaki ve sosyo-ekonomik açıdan bir gedik oluştururlar. Sinem karakteri filmde inanılmaz ahlaksız gözükür Musa'nın tam tersi olarak. Bu duruma neden olan görsel ile metin arasındaki farktır. Arabın öldürüldüğü kısımlara Kürt temasıda eklenebilirdi ama eklemedi Zeki çünkü yan anlam olarak fazlasıyla ırkçılığa kayacaktı romandaki gibi filmde. İntihar edenler değişir filmde yine bu nedenle Sinem karakterinin kötü görüntüsünü zayıflatıp dikkatleri Musanın üzerine çekmek için. Roman 1942'de yazıldı en büyük söylemlerii romanın kutsal bir dünyada yaşamıyoruz , insan doğası hakkında söyleyebileceğimiz iyi yada kötü bir şey yok ve ruhumuz otorite ile araya koyduğumuz mesafeden ibaret gibl geçmiş bayatlamış söylemler. Mahkeme sahnesinde adalete bu kadar giydirilmesine gerek yok zaten hukuk sistemi mahkemeler kuruluşları itibariyle zenginleri tüccarları halk içinde korumak ve daha önce çalıp çırptıkları metaları meşru zemine oturtmak için varlar anyı mantıkla aynı dönemlerde polis ve jandarma sistemide kuruldu zaten. Romanı okurken pek farkedilmiyor fakat izlerken yine ortaya çıkan bir hakikat Musat karakteri tamamen kadınların arzularına teslim olmuş bir karakter. İnsan ruhunun yabancı dil bilmek iyi bilgisayar kullanmak ve yakışıklı olmaktan farkı yok söylemi, Musanın sırf istedi diye Sinemle evlenmesi, onu aldatınca karşı çıkmaması kabullenmesi, sinemaya gittikleri sırada onları reddetmelerine rağmen tekrar gelmesini sorgulamaması, sevişmek istemediği zaman bırakması kızmaması, bacağını açtığı zaman uyarılması. Hafızasız neden-sonuç ilşkilerini reddetmiş halinin tersine kadınlara dair bazı değişmez durumları direk hakikat olarak kabul etmesi bu durumun güçlü kanıtları. Aslında Musa ve Mersault karakterleri ölüdür ve karşı çıktığı şey adalet ataerkil düzen ve sistem değildir, karşı çıktığı kabul etmediği şey bir erkeğin yaşamak için motivasyona ihtiyacı (neden değil) olmadığıdır.

@bosphorusbh

7 yıl önce

8.5 / 10

albert camus nun yabancısı benim için bi şaheser niteliğinde kitaptır.filmi ilk keşfettiğimde Zeki Demirkubuz kesin hakkını vermiştir dedim ve yanıltmadı beni. Bu filmle Zeki Demirkubuz un gerçekten de sadece isminin olmadığını filmleriyle isminin hakkını vermiş olduğunu iyice pekiştirdim. Bence en iyi kitap uyarlamarı arasından sıyrılabilecek bir film.Ve filmde kurguyu,uyarlamayı felan geçtim onlar zaten iyi de, özellikle replikleri harika. Sadece replikleri için bile, Demirkubuz bunun senaryosunu kitap olarak satsa gider direk alırım!!

@davay_davay

7 yıl önce

8.3 / 10

zeki demirkubuz'un en iyi filmidir. yönetmen bu filmin üzerine çıkamadı henüz.

@oscarlover

7 yıl önce

savcı sahnesini izlerken gözümü bile kırpmadım ama yavaştan beynimin yanmaya başladığını hissettim bir ara acaba savcının oyunculuğu kötümü diye düşündüm ardından yine boşluk ve sahne bittikten sonra vay bee diye haykırdım sanki yıllarca süren bi uykudan uyandım düşünmeye başladım belkide basit varlıklarız gerçektende içimizde büyük bir boşluk var ve bu boşluğu doldurmak için daha derin düşünüyoruz duygularımızı ve hislerimizi daha yoğun yaşıyoruz birbirine karıştırıyoruz türk sinemasındaki çok sevdiğim dramı tam dozunda derinleştirmiş yönetmen sizi öyle düşüncelere sevk ediyoki sırıtan oyunculukları görmezden geliyosunuz harika film !

@surgeon

7 yıl önce

9 / 10

Filmi izlemek için bu kadar beklediğim için çok üzgünüm. Filmin başında kafasını yarmak istediğiniz Musa, sonlara doğru baştacınız, hatta idolünüz olabilir. Filmi açtığınızdan itibaren ekrandan bir saniye de olsa gözünüzü alamayacağınızı, durdurmak dahi istemeyeceğinizi, hiçbir hareketlilik olmamasına rağmen sizi içine çekip adeta hipnotize etmesini, bittiğinde ise o siyah ekrana kendinizi boş boş bakarken bulacağınızı garanti ederim.

@havlayankuzu

8 yıl önce

8.5 / 10

Gece gece,abudik gubidik bir silsile sonucu aklıma geldin Musa.

Gerçekten de haklı olduğunu anlayabilmek biraz da olsa zamanımı aldı.

Ama senin de çok önce farkına vardığın gibi: bir işin zaman alabilmesi aslında mümkün değildir.

Tabi sen bunu açık seçik demedin,çünkü,gerek yoktu.

Çünkü her şey,bir şekilde olur ve tüm ihtimaller aynı oranda yaşanırken,biz ucu bize değenlerle bu kadar uğraşıyorsak eğer,aslında bu da,kaydadeğer bir şey değil.

Sevgili Musa,seni sevip sevmememin bir önemi olmadığı konusunda sonuna kadar haklısın. Zaten,ben de bunu sorun yapmayacağım. Hepimiz bir şekilde her şeyin farkına varacağız nasıl olsa. Bunu bilmek bizi rahatlatmamalı elbette. Hem netice itibariyle,rahat olabilmek için evveliyatında rahatsız olmak gerekirdi. E,sen ne zaman rahatsız oldun ki ?

@karamat

9 yıl önce

Çok iyi bir uyarlama diyebilirim. Kitabı cidden pekiştiriyor. Sessiz sakin bir adam olan Musa'nın tek sözü "Farketmez." Repliklerden en güzeli savcıyla Musa arasında geçenlerdi o da şöyle;

-Gerçekten tanrıya inanmıyor musunuz?

-Hayır.

-Bunun üzerine düşündünüz mü?

-Hayır. Benim için düşünülmeye değer bir şey değil.

-Peki neye inanırsınız?

-Hiçbir şeye.


Son sözler olan "... Ve ruhum hala bomboştu."

İşte bu replikler için bile izlenir.
D

@dilsah

10 yıl önce

"bütün sanıklar, yaptıkları eylemlerden ötürü suçlanırlar. ancak yaptıkları eylemlerin, toplumsal ve ahlaki anlamları yüzünden cezalandırılırlar."

@metehan

10 yıl önce

6 / 10

Sadece Musa ile savcı arasında geçen diyalog için bile izlenebilir diyeceğim Engin Günaydın'a haksızlık olacak...Film için ya da düzelteyim Zeki Demirkubuz filmleri için söylemeden geçemeyeceğim şey ise oyuncuların hiç birinin tek kuruş almadan oynadığıdır.
S

@shutterbugiconi

10 yıl önce

6 / 10

Zeki Demirkubuz'un "Karanlık Üstüne Öyküler" üçlemesinin ikinci filmiymiş YAZGI. Doğrusu ilk filmi "İtiraf"ı izlemedim ama Demirkubuz için her ne kadar taklit etmez kendi sinema dünyasında yeniden yaratır deseler de Demirkubuz'un orijinal hikayeler yerine uyarlama yapmaktan daha keyif aldığı açık. Daha önce Nahid Sırrı Örik'in eserinden uyarladığı Kıskanmak'ı izlemiştim. O film için Sinema Ve Müzik'in evliliği pek de hoşuma gitmiyor tabirinden bir şeyler söylemişti. Zaten dikkat ettiyseniz sahne gerilim yüklü bile olsa müzik kullanmıyor. Gene bu filmde de hayatta her şeye benim için fark etmez tavrıyla yaklaşan Musa'nın caddede yürüyüşünü bile izlerken tek duyduğumuz şey sokağın doğal sesi. Ya da Musa karısı Sinem'in konuşmasına hiç yanıt vermezken sizin tek duyduğunuz şey Musa'nın izlediği Yeşilçam filmleri. Hele hapisten çıkıp eve geldiğinde yine televizyon başına oturması ve karısının yanına boş bakışlarla oturduğunda Musa'nın elinde
... Devamı
Zeki Demirkubuz'un "Karanlık Üstüne Öyküler" üçlemesinin ikinci filmiymiş YAZGI. Doğrusu ilk filmi "İtiraf"ı izlemedim ama Demirkubuz için her ne kadar taklit etmez kendi sinema dünyasında yeniden yaratır deseler de Demirkubuz'un orijinal hikayeler yerine uyarlama yapmaktan daha keyif aldığı açık. Daha önce Nahid Sırrı Örik'in eserinden uyarladığı Kıskanmak'ı izlemiştim. O film için Sinema Ve Müzik'in evliliği pek de hoşuma gitmiyor tabirinden bir şeyler söylemişti. Zaten dikkat ettiyseniz sahne gerilim yüklü bile olsa müzik kullanmıyor. Gene bu filmde de hayatta her şeye benim için fark etmez tavrıyla yaklaşan Musa'nın caddede yürüyüşünü bile izlerken tek duyduğumuz şey sokağın doğal sesi. Ya da Musa karısı Sinem'in konuşmasına hiç yanıt vermezken sizin tek duyduğunuz şey Musa'nın izlediği Yeşilçam filmleri. Hele hapisten çıkıp eve geldiğinde yine televizyon başına oturması ve karısının yanına boş bakışlarla oturduğunda Musa'nın elinde sütlü kahveyle oturmuş izlediği filmden gelen "Bir daha hiç aç kalmayacağız anne di mi?" diye gelen sezercikvari ses yok mu! Hani en azından bu tarz yerlerde az da olsa klasik tarzda fon müziği kullansa bari demişimdir kendi kendime.

Filmde Musa ve Savcı, Musa ile Sinem arasında geçen diyaloglar filmden sonra hafızanıza kazınsa da, filmdeki oyunculuklar sizi tatmin etse de, film her şeye rağmen bir Camus uyarlaması olsa da ben gene de filme tam anlamıyla bayıldığımı kesinkes görülmesi gereken bir film olduğunu söyleyemiyorum. Musa'nın Boynunu koparacağınız insana borcunu ödeyeceksin demek işinize geliyor. "Bana da yaptığınız gibi? Üç insanı öldürmekle suçladınız; ama annemin ölümüne üzülemediğim ve karımın aldatmasına kayıtsız kaldığım için cezalandırdınız." Deyişini anlıyorum ama gene de Musa gibi her şeye "Benim için fark etmez; ama sen istiyorsan evleniriz." diyebilen, "Peki, beni seviyor musun? Öyleyse neden evleneceksin?? sorusuna ise "Bilmiyorum; Bunun bir önemi yok, istersen evleniriz." diye yanıt veren bir karakterle bir ortak payda yakalayabilmek, onun bir benzerini gerçek dünyada görmeye çalışmak, o karakteri sevebilmek herhalde zulüm olurdu. Gene de Musa'nın filmin sonunda "O uzun ve saçma yılların sonunda o gece ölüme o kadar yakınken neler hissetmişti acaba? Aklından neler geçmişti diye düşündüm.." diye annesi hakkında sarf ettiği sözcükler belki de Musa'nın ruhunun o kadar da boş olmadığı gösteriyor. Kim bilir?

Filmin sonunda savcı ve Musa arasında geçen diyalog

http://www.mediafire.com/?1nzatx4gpojbd6p
M

@maritza

10 yıl önce

7 / 10

Aslında içimizden birilerini, ya da herkesin içindeki birini anlatan bir filmdi. Dile getiremediklerimizi, hatta dillendirini de hayretle inkar ettiklerimizi anlatıyordu. "Her insan sevdiğinin ölümüne biraz olsun sevinir" oldukça düşündürücü bir cümleydi.

Filmin ismi ironi amacıyla mı böyle seçilmiş bilemiyorum, ama eğer öyleyse cidden iyi düşünülmüş.

Musa karakteri oyuncuyla çok iyi uymuş. Filmi genel itibariyle beğendim de. Bu tür filmlerde ryha baskınlık yapmak için bu kadar ağır çekimler yapılması illaki gerekli mi insan düşünüyor.

10/7 İzlenmesi gerekli
SPOILER

Yazgı filmine Benzer Film ekliyorsun.

Arama Sonuçları

Yazgı filmini Kategorize ediyorsun.

Bu filmi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

Yazgı filmine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

FİLM İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL