Oz Yorumları

Oz dizisi detayları

@tiamath

5 ay önce

8.5 / 10

Hapishane konusunda izleyebileceğiniz en sert gerçekçi dizi. Gerek senaryosu, gerek karakterlerin ve olayların gelişimi hiçbir şekilde sırıtmıyor. Özellikle belirlenmiş bir baş rol yok ve heran herkes gidebilir.

Ayrıca dizi boyunca hemen her konuda felsefelerin yapılması ise dizinin ayrı bir keyif katan yanı. Sadece mahkumlar üzerinden değil, hapishane çalışanlarının üzerinden dönen bir felsefesi de mevcut. 4.sezonunda biraz sıkıldım. Ama ilk üç sezon tek kelimeyle efsaneydi.

@kiara

4 yıl önce

Gerçekten harika bir dizi ama kolay etkilenen kişiler için uyarıda bulunmak istiyorum. Şöyle söyleyeyim, dizi bana çok ağır geldi. Çok güzel ilerliyor ama kaldıramadığımı hissettim ben. Her türlü pislik ve iğrençlik en çıplak haliyle gösteriliyor. ben sadece 2 sezon izleyebildim. Onun dışında eğer etkilenmem ben öyle kolay kolay diyorsanız hemen izleyin hiç vakti kaybetmeyin cidden çok kaliteli.

@theerdinc555

7 yıl önce

10 / 10

Onlarca başrolü içinde barındırması bir yana, karakterlerin psikolojik ve fiziksel değişimlerini bir kez olsun saçmalamadan işleyişi mükemmel olan bir dizidir. Bittikten sonra hapisten çıkmış gibi olacaksınız. Hayatınızda bir boşluk oluşacak, Oz’a geri dönmek isteyeceksiniz. Yani diziyi tekrar izleyeceksiniz; benim yapacağım gibi.
D

@dygtnl

9 yıl önce

Hapishane dizisi adı altında felsefe dizisidir. İzlerken size aşkı, hayatı, dini, korkularınızı, içinizdeki o kötü yanı, yaşam amacınızı sorgulatır. Final yaptığınız andan uzun bir süre sonra hala aklınızın bir köşesinde kalır; çünkü neredeyse onlardan biri olmuşsunuzdur.

Oz, benim için biraz da Ryan O’Reily’dir.

@no_one

9 yıl önce

9 / 10

ryan o'reily tüm dünyaya mutlak doğrunun olmadığını gösterdi.bir hapishanede asla dışardaki kurallarla kahraman olamazsınız.Asıl olay ise Augustus...

@truelie123

10 yıl önce

Nasıl bir dizidir ki etkisinden kurtulamamaktayım. Karakterlerin mükemmelliği , kimsenin yerinin sağlam olmaması , açıkcası 'başrol diye bunu öldürmeyiz lan ' diye bir tabunun olmadığı bir dizi. Repliklerin bu kadar sağlam olması , izlerken bi o kadar da düşündürmesi , aşk , ihanet , din , dil , ırk hepsinin mükemmel bir şekilde harmanlanıp bir dizi içerisinde işlenmesi . Sanki minyatür bir dünya. Gerçekleri açıkca görebildiğiniz yer. Seneye tekrardan izleyeceğim .Kaçırmayın derim

@babelfish

10 yıl önce

9.5 / 10

ilk bölümüyle "aha game of thrones’un atası" dedim (beklenmeyen ölüm nedeniyle).. biraz daha sonra "hmm orange is the new black de bundan etkilenmiş epey herhalde" (özellikle aşk hikayesi ile) dedim.. ama son tahlilde diyorum ki, prison break’i de izlemiş biri olarak, bu çok farklı bir şey hacı.. bütün dünyayı mikro ölçekte bu hapishaneye sığdırmışlar gibi düşünün.. bireysel ve toplumsal analizler on numara.. hiç büyük planların arka planında kimler var göremiyoruz.. ama sürekli "kötü adamlar"a yardım eden bir takım "iyi adamlar" var.. seyirci de oyuncu gibi aslında sürekli kurban.. karakterlerin hepsinin bir derinliği var. ne kadar azılı suçlular da olsalar, empati ve sempati duymadan edemiyorsunuz bir çoğuna.. tıpkı canımın içi chris keller’ın da peter marie’ye dediği gibi, "ne yapmış olursam olayım, karşımdaki beni koşulsuz olarak sevmeli. aşk böyle bir şeydir.". tıpkı tanrı sevgisi gibi değil mi a dostlar?

1997-2003 yılları arasında değil de, şimdilerde yayınlanmış olsaydı, kimse
... Devamı
ilk bölümüyle "aha game of thrones’un atası" dedim (beklenmeyen ölüm nedeniyle).. biraz daha sonra "hmm orange is the new black de bundan etkilenmiş epey herhalde" (özellikle aşk hikayesi ile) dedim.. ama son tahlilde diyorum ki, prison break’i de izlemiş biri olarak, bu çok farklı bir şey hacı.. bütün dünyayı mikro ölçekte bu hapishaneye sığdırmışlar gibi düşünün.. bireysel ve toplumsal analizler on numara.. hiç büyük planların arka planında kimler var göremiyoruz.. ama sürekli "kötü adamlar"a yardım eden bir takım "iyi adamlar" var.. seyirci de oyuncu gibi aslında sürekli kurban.. karakterlerin hepsinin bir derinliği var. ne kadar azılı suçlular da olsalar, empati ve sempati duymadan edemiyorsunuz bir çoğuna.. tıpkı canımın içi chris keller’ın da peter marie’ye dediği gibi, "ne yapmış olursam olayım, karşımdaki beni koşulsuz olarak sevmeli. aşk böyle bir şeydir.". tıpkı tanrı sevgisi gibi değil mi a dostlar?

1997-2003 yılları arasında değil de, şimdilerde yayınlanmış olsaydı, kimse bir takım dizilerden efsane diye bahsetmeye cesaret edemezdi diye düşünüyorum ben şahsen. gerçi o zaman da, bunca olayın olup bittiği bir hapishaneye neden ısrarla güvenlik kameraları takılmadığını millete nasıl izah edeceklerdi, değil mi ama, eheh..

ve fakat dizide bu kadar iyi oyuncu varken, hiçbirinin adam gibi bir çıkış yakalayamamış olması bu diziden sonra? zirvede mi bırakmak istemişler ki acaba, kim bilir.. mesela bir christopher meloni’nin neyi eksik de hollywood filmlerinde orda burda başrolde göremedik kendisini hiç?

bu arada elbette ki şunu da buraya eklemeden edemem:

keller - beecher aşkı hakkında:

--- şu noktadan itibaren spoiler içerecek ---

öyle bir aşk hikayesi düşünün ki, içinde şefkat ve şiddet (az dövmediler birbirlerini maşallah), aptallık ve kurnazlık, güven ve güvensizlik kol kola gezsin.. aptallık skorunda bana göre beecher açık ara öndedir ve sanırım en çok ona kızıyorum. tutturdun schillinger’a iyilik yapacağım diye.. acıma, acınacak hale düşersin diye laf var, cuk diye oturdu senin durumuna işte.. dinlemedin keller’ı.. sonra gittin hayatında ilk kez karşılaştığın adamın sözüne inandın, anlayıp dinlemeden "çocuğumu sen kaçırtmışsın lan" diye öldürmek üzere saldırdın keller’a.. sürekli aslında beecher zarar verdi bu ilişkiye, bakmayın siz keller piç diyoruz ama.. o hep bu ilişkiyle ilgili korumacıydı esasen. her şeyi yaptı "biz" dediği şeyi korumak için.

zaten soyadlar çok manidar bakacak olursanız: direkt olarak killer ve bitcher çağrıştırıyor olmaları tesadüf mü bilemedim.. bitcher’ın son iki büyük aptallığı da sonlarını getirdi en nihayet. ilki, tutup keller gibi bir adama, dışarıda yaşamaya başlamış olduğu ilişkiden bahsetmek.. yani arkadaş anladık dürüstlük mürüstlük de, bu adam sensiz yaşamak istemiyor, hala anlamadın mı? deli gibi de kıskanç. sen hem ona kazık atıyorsun "ooh çıktım artık dışarı bana ne lan" diye, hem de böbürlenerek anlatıyorsun.. hadi böyle bir aptallık yaptın da, arkasından gelen tahmin edilebilir tuzağa nasıl düştün kardeş? aşkından mı? inanak mı?

belki de bu hikaye, keller’ın beecher’ın suçlarını üzerine almasıyla ettikleri veda ile bitmeliydi.. keller "aşk uğruna ölmek" istediğini söylemişti o avukat kadına. güzel bir veda ile, aşkı uğruna ölecekti o şekilde işte. hiç beklemiyordum böyle bir son bu hikaye için. en azından beecher’a acır herhalde senaristler de şu adamla mutlu olurlar artık diyordum. düşünsenize, adamın karısı, babası ve çocuğu öldü. hayatının aşkını da öldürmezler artık herhalde diyordum ama olmadı. oz’da böyle bir aşk hikayesi bulabilmişken, bir de mutlu son bekleyerek naiflik yaptım tabii muhtemelen evet..

ama o gidiş nasıldı o gidiş, eheh.. hem beecher’ın ömrü boyunca kendisini suçlu hissetmesini ve böylece kendisini asla unutmamasını garantiledi.. hem bir bakıma tanrı’yı da "ben intihar etmedim kii" şeklinde kandırırım belki diye düşündü belki de, kim bilir.. ne de olsa öyle ya da böyle, öteki tarafta birlikte olabileceklerine inanıyordu.. ne demişti ilk vedalarında:

chris keller: i’ll see you. (görüşürüz.)

tobias beecher: when? (ne zaman?)

chris keller: back here, or in heaven? (burada, ya da cennette?)

tobias beecher: you really think we’re gonna get into heaven? (gerçekten senle benim cennete gireceğimizi düşünüyor musun?)

chris keller: ohh, you and me together, god doesn’t have the balls to keep us out. (sen ve ben beraberken, tanrı bizi ayıracak kadar taşaklı değil.)

bu veda sahnesi, kendisine sorsanız inkar edecek olsa bile ufak çapta homofobik olan eşimi bile ağlatmıştır bu arada.. kendisini en son ne zaman ağlıyorken gördüğümü de hatırlamıyordum ayırca eheh..

peki ya gider ayak keller’ın ortalığı ayağa kaldırması? :) adam toprak altındayken bile etkili bir piç işte, ne yaparsınız.. gerçi keşke bu planı daha önce düşünüp uygulasaymış diye düşünmeden edemedim.. gerçi acabalarla dolu bir dünya soru daha var.. mesela beecher adebisi’nin yanında kalsaydı en başta ürkmeyip, acaba nasıl bir hayatı olurdu oz’da? yine keller ile tanışıp sevgili olabilirler miydi? belki bu sefer güvensizlik temelli bir ilişkileri olmayacağı için her şey daha güzel olurdu, kim bilir.. gerçi eşcinsel bir deneyim yaşamamış olan bir beecher, keller’a aşık olur muydu tabii onu bilemeyiz.. her ne kadar adamda uçan kuşu cezbedecek enerji varsa bile :)

ekleme yapıp duruyorum ama: hangisinin aşkı en gerçekti? hangisininki en çoktu? ikisinin cevabı da başka muhtemelen. zıt karakterlerin birbirine olan aşkından da ne kıvılcım çıkıyor arkadaş, ben onu bilir onu söylerim. biri kazara insan öldürmüş başarılı bir avukat, biri zevkine suç işleyen bir sayko.. hayret vallahi düşününce esasen..

--- şu noktadan itibaren spoiler bitti ---

neyse, bu ikili üzerine çok düşünmemek lazım, çok kafayı yoruyor bu hikaye zira.. ha bu arada dizideki favori karakterim ikisi de değildir. bana göre dizideki en kral adam kareem said idi. hani illa o karakterlerden biri olmam gerekse, onu seçerdim. ama bu ikilinin ilişkisi bambaşka bir hikaye.. hani dostlar başına mı yoksa düşmanlar başına mı olsun, karar veremeyeceğiniz türden... o yüzden de, unutmak çok zor.
Y

@yafes

10 yıl önce

9.8 / 10

Oz theme

@giza

10 yıl önce

Başlamak gibi bir niyeti olup da karar veremeyenler tereddütsüz başlayabilir.

Saçma sapan yorum yazan arkadaşlar için de bir şey söylemek istiyorum, yorum yazmanın da bir adabı var. Sırf yorum yazmış olmak için yazmaya çalışıp spoiler veriyorsunuz, Zaten diziyi izlemiş olanlar değil izlemek isteyenler okuyor yorumları. Hiç hoş değil.

@kafamgzl

10 yıl önce

9.4 / 10

Bu dizi güzeldir izleyin, izlettirin. Buna kısaca hapishane konulu dersek ayıp ederiz. Her bölümde din, dil, cinsiyet, savaş, aşk, para gibi konularda derin mesajlar verir Augustus Hill.
Beecher'la başlayıp Beecher'la bitirdiğimiz güzel dizi. Bir evrilmeye, akabinde imkansız olan acıklı bi aşka şahit oluyoruz. Daha ilk bölümden "hmm bu başrol galiba" dediğim adamın başına gelenleri görünce başrol kelimesinin anlamını yitirdim. Karakterlerin çoğu gözümde epik olmuştur. Her biri üzerine sayfalar dolusu yazabilirim ama üşengeç bi insan olduğum için burada bırakıyorum. Ayrıca faydalıdır da. Zorda kalınca diş fırçasıyla nasıl adam harcayabileceğimizi öğretir.
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL