1 yıl önce
Kimlik Hırsızı filmine yorum yazdı:
efsane radyo sahnesi icin bir daha bir daha izledigim film. her radyodaki sarkiya yalan yanlis da olsa eslik etmesi guzel bir detaydi. melissa'nin onderliginde cerezlik bir film.
Kimlik Hırsızı filmine yorum yazdı:
efsane radyo sahnesi icin bir daha bir daha izledigim film. her radyodaki sarkiya yalan yanlis da olsa eslik etmesi guzel bir detaydi. melissa'nin onderliginde cerezlik bir film.
La casa de papel dizisine yorum yazdı:
son zamanlarda ekrana bakarak izlediğim nadir dizilerden.4 günde 2 sezon bitti. normalde 20 dk lık dizilerde bile başka şeylerle uğraşan ben, bu dizide bir an olsun ekrandan gözlerimi alamadım ve zaman nasıl geçti anlamadım. konusu, kurgusu, işleniş harika. evet kısıtlı alanda geçiyor ve evet bazı mantık hataları var. ama olacak o kadar denecek cinsten.
Yeraltı filmine yorum yazdı:
Dostoyevski'nin Yer Altından Notlar'ı bugüne kadar okuduğum kitaplar içinde en içime işleyeni oldu. çünkü içime ışık tuttu,hislerimi manalandırdı, bazı düşüncelerde yalnız olmadığımı gösterdi. ve en acısı da benden yıllar önce yaşamış bir adamın dahi aynı sancıları çektiğini gösterdi. yani dünya aslında bir şeylerin hep tekerrür ettiği, belli standartlar içinde belli türdeki insanların ve hayatların dünyaya gelip geçtiği bir köprü. başı ve sonu var. biz de o köprüdeyiz. ama biz hassas olanlarız biz doğruya ve gerçeğe bağlı olanlarız. bu gerçeklik sevdası bizi yıpratıyor. çünkü dışarda kimse gerçeği sevmiyor, kimse gerçeği istemiyor. çünkü gerçek acı, gerçek kötü. gerçekten kaçıyor herkes. biz gerçek oldukça insanlar kaçıyor bizden ve biz yeraltına çekiliyoruz. bazen bıkıp onlardan biri olayım ne olacak ki diyoruz ama asla onlardan biri olamıyoruz. ve kendimize dönüyoruz. bu döngü böyle devam edip gidiyor. neyse...
filmi işte bu sebeple izledim. kitaptan aldığım tadı alamadım, pek tabi ... DevamıDostoyevski'nin Yer Altından Notlar'ı bugüne kadar okuduğum kitaplar içinde en içime işleyeni oldu. çünkü içime ışık tuttu,hislerimi manalandırdı, bazı düşüncelerde yalnız olmadığımı gösterdi. ve en acısı da benden yıllar önce yaşamış bir adamın dahi aynı sancıları çektiğini gösterdi. yani dünya aslında bir şeylerin hep tekerrür ettiği, belli standartlar içinde belli türdeki insanların ve hayatların dünyaya gelip geçtiği bir köprü. başı ve sonu var. biz de o köprüdeyiz. ama biz hassas olanlarız biz doğruya ve gerçeğe bağlı olanlarız. bu gerçeklik sevdası bizi yıpratıyor. çünkü dışarda kimse gerçeği sevmiyor, kimse gerçeği istemiyor. çünkü gerçek acı, gerçek kötü. gerçekten kaçıyor herkes. biz gerçek oldukça insanlar kaçıyor bizden ve biz yeraltına çekiliyoruz. bazen bıkıp onlardan biri olayım ne olacak ki diyoruz ama asla onlardan biri olamıyoruz. ve kendimize dönüyoruz. bu döngü böyle devam edip gidiyor. neyse...
filmi işte bu sebeple izledim. kitaptan aldığım tadı alamadım, pek tabi. ama türk sineması adına böyle bir filmin yapılması bile takdire şayan. destek olmak gerektiği kanaatindeyim.
Aç Gözünü filmine yorum yazdı:
keşke vanilla sky dan önce izleseydim dedim ama geç haberim oldu. o yüzden tadını çıkaramadım çünkü vanilla sky resmen bu filmin kopyası.
Fahrenheit 9/11 filmine yorum yazdı:
keşke daha önce izleseymişim. 11 eylülle ilgili birçok film izlemştim ama sadece bu belgeseli izlesem yetermiş. çünkü konuyla ilgili o kadr yanlı o kadar saçma sapan filmler çekildi ki böyle işin özünü size gösteren, gerçekleri ortaya sermeye çalışan bir yapım daha görmedim ben bugüne dek. bence herkes izlemeli, izletmeli. belgeselde değinilien george orwell in romanlarından her ülkenin kendine pay çıkarabilmesi gibi bu belgeselden de her birimiz kendi geleceğimize dair dersler çıkarmalıyız bence. çünkü o günlerde abd de yaşanan ve kimsenin farkına varamadığı oyunlar bu günlerde bizim ülkemizde de oynanmaya çalışılıyor. ve başka ülkelerde de. çünkü yöneticiler korkunun insanları kör ettiğini ve daha kolay idare edildiklerini öğrendiler. artık her biri politikalarını bu yönde değiştirdi. kendi arzularını yerine getirebilmek için bizleri korkutup yıldırıyorlar.
hangimiz özgürüz? hangimiz istediğimizi istediğimiz gibi söyleyebiliyoruz? hangimiz kendi tercihlerimizi yaşayabiliyoruz? hangi ... Devamıkeşke daha önce izleseymişim. 11 eylülle ilgili birçok film izlemştim ama sadece bu belgeseli izlesem yetermiş. çünkü konuyla ilgili o kadr yanlı o kadar saçma sapan filmler çekildi ki böyle işin özünü size gösteren, gerçekleri ortaya sermeye çalışan bir yapım daha görmedim ben bugüne dek. bence herkes izlemeli, izletmeli. belgeselde değinilien george orwell in romanlarından her ülkenin kendine pay çıkarabilmesi gibi bu belgeselden de her birimiz kendi geleceğimize dair dersler çıkarmalıyız bence. çünkü o günlerde abd de yaşanan ve kimsenin farkına varamadığı oyunlar bu günlerde bizim ülkemizde de oynanmaya çalışılıyor. ve başka ülkelerde de. çünkü yöneticiler korkunun insanları kör ettiğini ve daha kolay idare edildiklerini öğrendiler. artık her biri politikalarını bu yönde değiştirdi. kendi arzularını yerine getirebilmek için bizleri korkutup yıldırıyorlar.
hangimiz özgürüz? hangimiz istediğimizi istediğimiz gibi söyleyebiliyoruz? hangimiz kendi tercihlerimizi yaşayabiliyoruz? hangi düzen, hangi barış için susuyoruz?
bunları düşünmek beni üzüyor. ama bu bir çözüm değil.
kimse bizi kurtarmaya gelmeyecek. kimse bize yardım eli uzatmayacak. tek başınayız ve doğru bildiğimizi yapmaktan ve söylemekten korkmamalıyız. bu belgeseli çeken adam gibi cesur olabilmeliyiz. kendi ülkem adına da bu işleri yapabilecek insanların olabilmesini diliyorum. umarım...
Solino filmine yorum yazdı:
Fatih Akın filmlerinde en sevdiğim şeylerden biri seçilen müzikler. Solinoda da müzikler bir harika. Özellikle intro ve outrodaki müziğe bayıldım. İkisi de aynı şarkı zaten :)
Yine hayattan bir kesit sunulmuş filmde. Diğer fatih akın filmleri gibi. Lakin bu filmde kesit biraz uzun. Gerçekçilik ön planda. Benim en iyilerimden olmasa da izlenilebilir bir yapım.
Perfect Strangers filmine yorum yazdı:
İşte bu yüzden ilişkiler yüzeysel. Kimse birbirine ve hatta kendine dahi dürüst olamadığı için insan ilişkileri tükenmiş durumda. Hiç kimse birbirine güvenemiyor çünkü o kadar çok değişken ve gizem var ki. Ve insan o kadar kırılgan ve o kadar hain...
Filmin başlarında çok sıkıldım ama gelişme ve sonuç kısmı ile bir nebze nabzımı yükseltti. Herkesin dediği gibi günümüz problemlerine ışık tutuyor. Umulur ki izleyenler kendilerini sorgulasın ve sosyal hayatlarında önce kendilerine ve sonra çevrelerine karşı dürüst olabilmek için çabalasın. En azından açıklamaktan korkacağı şeyleri yapmasın. Ya da açıklarsam yitiririm, kaybederim diye korkmadan yaşasın.
Son olarak evet gerçeğin olduğu yerde mutluluk kolay kolay var olamaz. Ama gerçek mutluluğun yerini de hiçbir sahte haz dolduramaz.
Deney filmine yorum yazdı:
Yönetmen daha iyi olsaymış, şu konsaymış, bu çıkarılsaymış demiyorum. Kendi çapında oldukça iyi bir filmdi. Ne psikolojik gerilim filmleri izledim beni bu kadar germedi. Ben bile oturduğum yerde "dur bu bir film sinirlenme" dedim kendi kendime.
Ve şiddettin her türlüsüne lanet olsun. Bir kez daha iğrendim, bir kez daha eskaza hayattayız dedim kendi kendime...
Lütfen bu kadar vahşi olmayın...
Under the Skin filmine yorum yazdı:
Ben bir şey anlamadım acaba anlayan var mıydı diye tüm yorumları okudum ama yok...
Bu tarzda birçok film izledim ve hepsindeki ortak tecrübem doğru dürüst bir şey anlamamam.
Şimdi öyle bir film düşünün ki, karakterlerin isimlerini bile bilmiyoruz. Doğru düzgün seslerini bile duymuyoruz. Sevgili senarist ve yönetmen amacınız neydi bu filmi çekerken?
Spoiler vericem
Scarlet insan derisi değiştirme fabrikasının ürünü bir robot mu yoksa dünya dışı bir varlık mı? Bence uzaylı değildi filmin sonu öyle olmazdı uzaylı bu kadar aciz olamazdı. İleri teknoloji bir robota bir rol biçmişler. Sen dili derisi giydin dişi oldun, işin de deri soyma fabrikamıza yeni bedenler getirmek demişler. O da biçilen rolü üstlenmiş dişi olmaya çalışıyor, kurbanları topluyor getiriyor. Kazana atıyor yenisine gidiyor. Bir gün canına tak ediyor kaçıyor. Dişiliği keşfe çıkıyor ama bir bakıyor o gerçek bir insan değil, her şeyi yapamaz. Bu arada karakterin başına türlü felaketler geliyor, öZellikle erkeklere yoğu ... DevamıBen bir şey anlamadım acaba anlayan var mıydı diye tüm yorumları okudum ama yok...
Bu tarzda birçok film izledim ve hepsindeki ortak tecrübem doğru dürüst bir şey anlamamam.
Şimdi öyle bir film düşünün ki, karakterlerin isimlerini bile bilmiyoruz. Doğru düzgün seslerini bile duymuyoruz. Sevgili senarist ve yönetmen amacınız neydi bu filmi çekerken?
Spoiler vericem
Scarlet insan derisi değiştirme fabrikasının ürünü bir robot mu yoksa dünya dışı bir varlık mı? Bence uzaylı değildi filmin sonu öyle olmazdı uzaylı bu kadar aciz olamazdı. İleri teknoloji bir robota bir rol biçmişler. Sen dili derisi giydin dişi oldun, işin de deri soyma fabrikamıza yeni bedenler getirmek demişler. O da biçilen rolü üstlenmiş dişi olmaya çalışıyor, kurbanları topluyor getiriyor. Kazana atıyor yenisine gidiyor. Bir gün canına tak ediyor kaçıyor. Dişiliği keşfe çıkıyor ama bir bakıyor o gerçek bir insan değil, her şeyi yapamaz. Bu arada karakterin başına türlü felaketler geliyor, öZellikle erkeklere yoğun eleştri var bence filmde. Nitekim karakterin sonu da sapkın bir adamın elinden oluyor. Başta düşman olduğumuz bu robota sonunda acıyoruz. Benim anladıklarım bunlardı. Bir şey anlamadım dedim ama anlatınca gördüm ki aslında anlamışım :)
Spoiler bitti.
Sonuç olarak bu tarzda çok iddialı olmayan, izlerseniz çok fazla canınızı sıkacak, bazen gerçekçi bazen gerçeküstü, karamsar bir film.