3 gün önce
Kibritçi Kız filmine yorum yazdı:
You go girl!
"Filmler bittiği gibi bu hayat da bitecek"
The Odyssey filmine yorum yazdı:
Homeros’un destanına ne kadar sadık kaldığını değerlendirecek biri değilim. Mitoloji ilgi duyduğum bir alan değil, hiç de anlamam. Ama bana göre iyi bir uyarlama, kaynağı bilmeyen bir seyirciyi de içine çekebilmeli. Bu film bunu başarmış. Ben mitolojik bir filmden çok, heyecanını hiç kaybetmeyen, duygusal tarafı güçlü ve teknik olarak da etkileyici bir eve dönüş hikâyesi izledim. Nolan sinemasına hâlâ mesafeliyim bu arada, o ayrı.
Ben Geldim Gidiyorum filmine yorum yazdı:
Muazzam bir İstanbul müzikali. Alışverişin demir paralarla yapıldığı sahneler çok hüzünlüydü.
Lingui filmine yorum yazdı:
Fransızca - Çad Arapçası ses seçeneğinde Gerçek Kesit oyunculuğu izlemek planlarımın arasında yoktu ama hayat işte.
İyi Erkek Yok filmine yorum yazdı:
Mubi'de gösterime girmeden önce etrafında oluşan övgü halesi beklentiyi gereksiz yükseltti maalesef. Kadınların maruz kaldığı sistematik eşitsizlik, ataerki ve savaşın gündelik hayata sirayet edişi elbette önemli meseleler. Ama bir filmin politik olarak haklı olması, sinemasal olarak güçlü olduğu anlamına gelmiyor. Film benim için tam da burada tökezliyor. Söylemek istediğini sürekli söylüyor ama onu hissettirecek bir sinema dili kuramıyor. Benim için fazlasıyla yavan ve etkisi kısa sürede dağılan bir seyirlikti. Yalnız ana fikre katılıyorum; iyi erkek cidden yoktur.
Urchin filmine yorum yazdı:
Mike film boyunca içindekileri tuttu tuttu en sonunda Türk bakkalcıya kendini açtı. Çünkü mahalle bakkallarının verdiği o anlamsız güven hissi ve sıcaklığı insana bütün elemini kederini anlattırır. Bir sakız alırken bile hal hatır sorulur yarım saat sohbet edilir. Görünen o ki Harris Dickinson bunu çok iyi biliyor.
Taste filmine yorum yazdı:
Bir buçuk saatlik sabır testi. Sinematografik gücü olmasa migrenim tutardı.
Saplantı filmine yorum yazdı:
Dışarıdan bakınca bir doğaüstü korku filmi gibi çalışıyor ama bence asıl rahatsız edici katmanı tamamen başka bir yerde. Kan, şiddet ve bedensel dönüşüm sadece görünen yüzü.
Bir insanın istemediği eylemlere zorlanması, kendi bilincinin dışında gerçekleşen bir varoluşa sürüklenmesi ve buna rağmen tüm sonuçların ona yazılması… işte korku burada başlıyor.
Backrooms filmine yorum yazdı:
Bir filmin iyi olup olmadığını anlamak için yıllardır ölçütüm Renate Reinsve'di. Kadroda onun adını görüyorsam gönül rahatlığıyla izliyordum. Bu filmle birlikte o dönemin de sonuna gelmiş oldum
The Great Arch filmine yorum yazdı:
Miraculum’dan beri Xavier Dolan’ın en ciddi performansını izliyoruz. Kendi filmlerinde de başkalarının projelerinde de genelde karakterleri her an patlayabilecek yoğun bir duygusallık taşıyor. Ama Jean-Louis Subilon tamamen farklı bir yerde duruyor.
Sakin, ölçülü ve sürekli iki dünya arasında sıkışmış biri. Bir tarafta kusursuz bir vizyona inanan idealist bir mimar var, diğer tarafta o vizyonu sürekli parçalara ayırıp uygulanabilir hale getirmeye çalışan katı bir devlet sistemi. Subilon’un rolü bu iki dünya arasında gidip gelmek aslında. Tam bir arabulucu. İmkânsız görünen sanatsal fikirleri sistemin kabul edebileceği bir dile çevirmek zorunda. Aynı zamanda tam tersini de yapıyor: bürokrasinin sert gerçekliğini mimarın tolere edebileceği bir şeye dönüştürüyor.
Bu yüzden hiçbir zaman gerçekten bir tarafı seçmiyor. İkisini aynı anda taşımaya çalışıyor ve sistemin çökmesini engellemek için sürekli denge kuruyor.
Xavier Dolan’ı hem oyuncu hem yönetmen olarak gerçekten çok beğeniyoru ... DevamıMiraculum’dan beri Xavier Dolan’ın en ciddi performansını izliyoruz. Kendi filmlerinde de başkalarının projelerinde de genelde karakterleri her an patlayabilecek yoğun bir duygusallık taşıyor. Ama Jean-Louis Subilon tamamen farklı bir yerde duruyor.
Sakin, ölçülü ve sürekli iki dünya arasında sıkışmış biri. Bir tarafta kusursuz bir vizyona inanan idealist bir mimar var, diğer tarafta o vizyonu sürekli parçalara ayırıp uygulanabilir hale getirmeye çalışan katı bir devlet sistemi. Subilon’un rolü bu iki dünya arasında gidip gelmek aslında. Tam bir arabulucu. İmkânsız görünen sanatsal fikirleri sistemin kabul edebileceği bir dile çevirmek zorunda. Aynı zamanda tam tersini de yapıyor: bürokrasinin sert gerçekliğini mimarın tolere edebileceği bir şeye dönüştürüyor.
Bu yüzden hiçbir zaman gerçekten bir tarafı seçmiyor. İkisini aynı anda taşımaya çalışıyor ve sistemin çökmesini engellemek için sürekli denge kuruyor.
Xavier Dolan’ı hem oyuncu hem yönetmen olarak gerçekten çok beğeniyorum. Kamera arkasında da önünde de yaptığı her şey kusursuz onu daha fazla beyazperdede görmek istiyorum.
Filmi Xavier Dolan için izlediğim çok mu belli oldu?