Hamnet filmine yorum yazdı:
"güneş. yıldızlar. kovalar. hasat. sayılar. pencere. saman. sesler. demetler. aşk. dil. rüzgar. kadınlar."
https://www.sinefil.com/liste/1rqnozr
https://www.sinefil.com/liste/mrpvgxr
Big Mistakes dizisine yorum yazdı:
eğlendim, kahvaltı yaparken izlemelik çerez kategorisinde.
Boran'ı izlemek için başladım ancak onun olmadığı sahnelerde bile keyif verdi. istediğim kaos ortamını aldım diziden. ama bu nasıl bağırış çağırıştır be arkadaşlar.
kadınlar ne güzel destek oluyor birbirine ne tatlı dedim tüm bölümler boyunca. arkasından böyle bir şey çıkacağını düşünmemiştim.
The Hunger Games: Sunrise on the Reaping filmine yorum yazdı:
gelsin, izleyeyim de 2014 yılından kalma fangirl hevesimle yorum yapayım diye heyecanla bekliyorum
Dr. Phil Stutz filmine yorum yazdı:
son zamanlarda danışma sürecinin nasıl yürütülmesi gerektiğiyle ilgili sorgularımı destekleyen bir film oldu. danışanla terapötik bağ kurabilmenin önemi, süreci yalnızca müdahale olarak görmek yerine danışan- danışman ilişkisini bir iyileştirici sebep olarak görme üzerine.
Stutz'un uyguladıkları öğretici nitelikte. Yalnızca bir filmden ve bir seanstan tamamen anlaşılamaz, geniş çaplı incelenirse faydalı.
Jonah Hill'in kardeş kaybı yaşadığını bilmiyordum. Ama bir terapi sürecinden geçtiği belliydi gündelik hayatta yüzündeki sürekli ifadeden. Yaşadığı kayba rağmen tutunmaya devam etme sürecini izlemek güzeldi.
Filmi izlemeye başlamanın beşinci dakikasında bu film not almadan izlenemeyecek diyip kalem defterle izlemeye başladım. Film defteri tutarım, sayfalara filmle ilgili resimler çizerim diye düşündüm. Çizim yeteneğim kötü olduğu için chatgbtden resim istedim. ama asla istediğim cin ali basitliğindeki çizimleri bulamadı. Ben de pes edip filmi izlemeye başladım ama film çizimden ... Devamıson zamanlarda danışma sürecinin nasıl yürütülmesi gerektiğiyle ilgili sorgularımı destekleyen bir film oldu. danışanla terapötik bağ kurabilmenin önemi, süreci yalnızca müdahale olarak görmek yerine danışan- danışman ilişkisini bir iyileştirici sebep olarak görme üzerine.
Stutz'un uyguladıkları öğretici nitelikte. Yalnızca bir filmden ve bir seanstan tamamen anlaşılamaz, geniş çaplı incelenirse faydalı.
Jonah Hill'in kardeş kaybı yaşadığını bilmiyordum. Ama bir terapi sürecinden geçtiği belliydi gündelik hayatta yüzündeki sürekli ifadeden. Yaşadığı kayba rağmen tutunmaya devam etme sürecini izlemek güzeldi.
Filmi izlemeye başlamanın beşinci dakikasında bu film not almadan izlenemeyecek diyip kalem defterle izlemeye başladım. Film defteri tutarım, sayfalara filmle ilgili resimler çizerim diye düşündüm. Çizim yeteneğim kötü olduğu için chatgbtden resim istedim. ama asla istediğim cin ali basitliğindeki çizimleri bulamadı. Ben de pes edip filmi izlemeye başladım ama film çizimden ibaretmiş meğerse. Stutz'un çizimleriyle not tutarak izledim. Keyifli oldu.
İzledikten sonra da herkese hemen izleyin önerisi yaptım çünkü son zamanlarda beklentimi en çok karşılayan filmlerden biriydi
-Gereç; içsel durumunuzu o anda, gerçek zamanlı olarak değiştirebilecek bir şeydir. Normalde nahoş olan bir deneyimi alıp onu bir fırsata dönüştürür
-Ne yapman gerektiğini, kim olduğunu öğrenmenin tek yolu, hayat enerjini etkinleştirmektir.
Çünkü hayat enerjisi(life force), kaybolduğunda sana kılavuzluk edebilecek tek şeydir.
-ilişkiler: dağa çıkarken tutunmak için çivi çakmak. kendini hayata geri çekmeni sağlayan tutamaklar. püf noktası : inisiyatif almaktır.
-Part X: Zorluklar karşına çıktığında bu fırsatı kullanarak x tarafıyla yüzleşirsin. Senin yargılayıcı tarafın, antisosyal tarafın. Seni gelişmekten, değişmekten alıkoyan görünmez bir güç.
-X tarafı, yapman gerekeni söylediğinde sana imkansız olduğunu söyler.
-Gerçekliğin üç ögesi: acı, belirsizlik, daimi çaba.
-Bir sonraki inciyi ipe ben dizeceğim.
-Gölgenin ilgisine muhtaç olduğu tek varlık sensin. Onu bu kadar süre görmezden gelmeni telafi etmek için ne yapabilirsin?
-İnsanlar kendilerine, o mükemmel dünyaya geçerlerse sihirli şeyler olacağını söylüyor. Ama şunu unutmamalısın, gerçekliğin üç ögesi var:
Acı asla geçmeyecek.
Belirsizlik asla geçmeyecek.
Daimi çaba gerekliliğinden kaçamazsın.
-Anlam dünyasına büyük şeylerle varamazsın. Ufak şeylerle varırsın.
-Bulut hep burda. Güneşi engelliyor. Bulutu geçemeyince, kötü bir gün geçirdiğini düşünüyorsun. Hatta kötü bir hayat geçirdiğini.
-"Her şeyi kaybetmeyi göze alıyorum."
The Gorge filmine yorum yazdı:
diyalogsuz kısımları biraz daha uzun sürsün isterdim sanırım, izlemesi keyifliydi. vadiye indikleri kısımları izlemek güzeldi.
benim elimde bu denli güçlü yaratıklar olsa ahlaki yargılarımı bir kenara bırakırsam ben de kullanmak isterdim. ama ahlaki yargılarımızı bir kenara bırakmamalıyız.
son sahneden spoiler yediğim icin ölmeyeceğini biliyordum zaten. ama filmin gidişatı da bunu hissettiriyordu. baştaki kadın ölünce kimse bu insanları aramıyor mu yani, nasıl saklanabildiler; ayrıca beyefendi nasıl o vadiden kaçmayı başardı, bunun bir yolu var mıydı?
hem klasik hem de aykırı bir film gibiydi, beğendim
Miles'ın bateri çalması, Anya'nın satranç oynaması keyiflendirdi beni. göze batırılan bir referanstı ama tatlıydı yine de
Flowers for Algernon filmine yorum yazdı:
zayıf bir film -kitapla kıyaslanınca- eksik yerleri var, kitabı bilmeyip sadece filmi izleyince bile yarım bir film gibi duruyor.
matthew modine iyi bir iş çıkarmış charlie için. kafamdaki charlie imajına uyan bir görünümü vardı filmde. karakter olarak daha farklı bir charlie izledik ama.
charlie'nin kitapta öğretmeni taciz ettiğini hatırlamıyorum. tam tersine ne hissederse hissetsin hep mesafeliydi. filmdeki sahne kitapta okuduğumuz charlie'ye yabancıydı bu yönden. iç seslerini, konuşmalarını okuduk hep.
daha detaylı işlenmiş bir film izlemeyi tercih ederdim. filmde iyi olan tek şey oyuncuydu. onu da sahneleri hep eksik yarım çektikleri için yeterince kullanamamışlar.
Uyanışlar filmine yorum yazdı:
Algernon'a Çiçekler havasında.
gerçek bir hikaye olması da şaşırttı. bir zamanlar sende olan bir akıl, geri alınır ve geri verilir yalnızca kısa bir süreliğine.
etraflarında olan her şeyi görüp, hayatın içerisinde yer alamamak tam da filmdeki gibi hissettiriyor olmalı. leonard'ın sinir krizleri tam da yerindeydi. uzun yıllar sonra aldığını tekrar vermek zorunda kalacak mı endişesini yaşadı yaşattırdı.
geç izlediğim bir film, aynı zamanda tam vaktinde izlediğim bir film.
İlk Korku filmine yorum yazdı:
bu aralar iyi filmlere yorum yapmadığım için sayfamı temizleyelim:
ters köşesinin ters köşesi bir film ve bu tanım asla spoiler değil.
edward norton gencecik çocuk gibi filmde ve büyük parlamış. ilerde nasıl bir oyuncuya dönüşeceğiyle ilgili seyirciye bir tanıtım filmi olmuş. beyefendi o mahkeme sahnesi ve son sahne nedir öyle, sen ne yaptın... masum yüzlü şeytan dedikleri böyle bir şey heralde.
psikolojik film ve ters köşe denildiğinde sürekli bu filmi öneririm herkese. filmin son sahnesinden sonra neler olduğuyla ilgili kafamın içinde beş dakikalık bir devam filmi çekeceğim. kendime de televizyondan haberleri takip eden kız rolü verdim.
Anora filmine yorum yazdı:
ben bu filmin derinliğini idrak edebilecek kadar entelektüel film okuru değil miyim anlayamadım yine sinefillikten sınıfta kaldık.
ilkokuldayken şapkalı kedi filmini izlemiştim bu filmden daha başarılıydı
bağlamından ayrı düşünseydik, yani yalnızca evli bir çiftin çocuğunu kaybetmesi üzerine bir film izleyecek olsaydık belki de film orta seviye kalırdı. çünkü bu konular hakkında hikayeler, gerçek yaşamdan alıntılar zaten bolca var. ama Shakespeare'in hikayesini izliyoruz. Hamlet oyununu Hamlet yapan durumu izledik.
Women Talking filmini izlediğimde de aynı şekilde hissetmiştim. Güzel, keyifliydi ve yapmacık bir hüznü yoktu. Gerçek hissettirdi.
Jacobi beni mahvetti maalesef, biraz daha izlemek isterdim. Belki de ilk sahnelerde kitaba sadık kalmalarını isterdim. Bir anda olayın içine atlamak yerine daha yavaş işlenebilirdi hikaye. Zaten biliyorsunuz ben de görsel olarak göstereceğim denmiş gibi hissettim bazen. Ne olacağını bildiğimiz bir hikaye izledik. O yüzden spoiler butonuna basmıyorum bu kısma kadar