Yarısında İzlemeyi Bıraktığımız Filmler

benim aklımda hep nefret ettiğim filmler olarak kalmışlardır ama diğer yarılarını izlemediğim için hep kayıtsız kalırım bu filmlere. bi film beni bir saat boyunca çekmiyorsa ikinci bölümü merakla beklerim, ama bi film beni bir saat boyunca itiyorsa ikinci bölümü beklemem. zamansızlıktan sadece ilk yarısını izleyebildiğim filmler dışında yarıda bıraktığım filmler;

As Good as It Gets

2001: A Space Odyssey

Lat den ratte komma in

C.R.A.Z.Y.

Man on the Moon

The Reader

Little Children

Bana Şans Dile (tüm zamanların en berbat filmi olabilir)

 

az önce tv de yayınlanan pompei adlı filme şöyle bir bakıp bıraktım. savaş sahnesinde arka plandaki askerler kameraya bakarak sadece kılıçlarını birbirine vuruyorlardı. bir tane asker kılıcı bir adamın gövdesine soktu. çıkardığında ne kan vardı ne de başka bir şey. tertemiz. o nedenle izlememenin daha iyi olacağına karar verdim.

 

bir de hayatımda ilk kez bir festival filminde çok arada oturduğum için kalkamamam nedeniyle 'kör domuz uçmak istiyor' filminde uyumuştum. hem uyumayıp hem de çıkmayan insanlar nasıl izledi o filmi hala anlayabilmiş değilim.

the dark knight. Telefona bakmak için salondan çıktım, çıkış o çıkış. Bir süre sonra evde izleyeyim dedim onda da uyumuşum. (izlerken uyuduğum tek filmdir.)

genelde yarısında bıraktığım film azdır.fakat hatırladığım kadarıyla şunlar daraltmış,kendilerini kapattırmıştır;

love actually,

 gnomes and trolls: the secret chamber,

the city of lost children,

the secret of moonacre,

mr. beans's holiday,

ocean's twelve,

gibi.

cok, coook var benim.. ( huysuz ve uykucu oldugum icin olsa gerek)

 

en son Sånger från andra våningen / Songs from the Second

ben de filmi ısrarla bitirenlerdenim. ama şimdiye kadar 3 tane filmi bilerek ve isteyerek yarıda bıraktım ve bir süre bekledim diğer yarısını sonra seyrettim.

kutsal direniş

bir kadının portresi

diğerini hatırlamıyorum..

 

Synecdoche, New York. Bitirmeye kalbim dayanamadı. Bir daha da hiç açmadım.

 

Bir kaç ay oldu sanırım.

yorgunluktan öldüğüm andı,İstanbul Modern Sinemasına vardığımda

neyse girdim içeri filmi izlemek için.Film belgesel imiş.Adı 'pasoli'nin öfkesi' 80 dk falan.türkçe altyazılar çok küçük göremiyorum en arkadan,

neyse italyanca orjinali, inglizce altyazıdan anladığım kadarıyla anlayayım dedim bende. adamın konsept geniş abi tabi bi bok anlamıyorum affedersiniz ingilizcesinden.(çok hızlıda ilerliyordu şerefsiz)

sonra japon bi abla vardı-uzakasyalı aslında bilmiyorum nereli- ilginç tepkiler veriyor vhoaaa ımıııııı falan.en son orayı hatırlıyorum bi yarım saat kestirdim valla.

Ama film güzeldi bence ya, benim salaklığıma denk geldi diyelim.bulup tekrar izlemeliyim.

denizin gözleri

film kötü değil. Yani en azından ilk yarısı. Fimin henüz sadece ilk yarısnı izledim ama bir türlü cesaret edip devam edemiyorum..özette anlatılan samurayın aşkı var ya yalan o, kızla sadece gönül eğlendirmiş..acaip sinir oldum..

!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOIlER!!

Köpekler gibi kızın kapısından ayrılmazken, defalarca reddedilmesine rağmen inatla kızı görmek için gelmesine rağmen, neymiş efendim ' o bir geyşa'ymış...bu nasıl aşktır ya.. bu konularda biraz fazla hassasım da..

arkası yarın gibi olacak ama gerdi beni filmin atmosferi, bakalım devamı nasıl olacak?

When Nietzsche Wept   tarifi imkansız kötü bir uyarlamaydı.Filmi 4. izleyişimde bitirebildim ancak.Ama üç kere izlerken yarıda bıraktım.Kesinlikle adam gibi bir uyarlamayı hak ediyor irvin yalomun eseri.

Bir mesaja cevap veriyorsunuz.