13 yıl önce
Strange Circus filmine yorum yazdı:
Cold Fish filmine yorum yazdı:
çok garip ama müthişti. hayır bi de konusu gerçek bi olaydan alıntı olunca...oğlum ne hayatlar var lan.
---sürprizbozan---
Biz de zannediyoruz ki bu zorluklar aileyi birbirine yaklaştıracak. Ama yönetmen manyak olduğu için, bu klişeyi izleteceğine Shamoto'nun içindeki canavarı uyandırıp ortalığın altını üstüne getirmiş.
Himizu filmine yorum yazdı:
Sion Sono'nun, kendi yazdığı ve aslında çok önceden bitirdiği bu filmin senaryosunu, 11 Mart 2011'de Japonya'da meydana gelen fukushima nük. sant. kazası, büyük deprem ve tsunamiden sonra tekrar değiştirmeye karar vermiş olması ve meydana gelen bu felaketi senaryoya ekleyerek yeniden bir senaryo yazması gibi filmle ilgili önemli bi detayı da paylaşmakta yarar var, zira filmde bolca sahnelenen tsunami sonrası felaket tablosu, gerçektir.bunun dışında film gerçekten sarsıcı, karakterler ve oyunculukları çok etkileyici. filmi izlerken sürekli shota sometani'nin japonya'nınso ji sub'u olduğunu düşündüm zira onun kadar soğuk ve ürpertici bi duruşu vardı. zaten bu rolüyle de en iyi çaylak ödülünü sonuna kadar hak ederek almış. netekim ben bayağı bayağı sevdim.
Şeytanı Gördüm filmine yorum yazdı:
şiddet şöleni! gerilimin dozu fena yüksek. izlerken kemiklerim iç içe geçti. klasik intikam filmlerinden çok öte zira biliyorsunuz kore,klişelerin anasını ağlatmakla meşhur.
---spoiler---
filmin başından belli olan katil yeterince zeki değil,ahlaktan yoksun, yaptığı işin disiplini yok ve önüne kim çıkarsa öldürmekten çekinmeyen biri ama daha önce de belirtildiği gibi "nişanlısının adınışıp diye hatırlaması, eliyle koyduğu gibi evi bulması,hastanede fili bile uyutacak dozda sakinleştirici verilmesine rağmen konuşulanları duyması hatta ve hatta tendomun kesilmesine rağmen gayet seri hareket edebilmesi" vs benm deaklıma takılan ayrıntılardan. fakat ben çok sevdim filmi ya.
tornistan filmine yorum yazdı:
"bu film gezi parkı olaylarından sonra tasarlanarak orjinal el çizimi ile (hiç bir video kopyalama tekniği kullanılmadan) yapılarak ulusal ve uluslararası medya ve festivallere sunulmak üzere 18 gün içerisinde acil olarak tamamlanmış ve gezi parkı olaylarında orantısız güce maruz kalan, sakat kalan, hayatını kaybeden ve kalbi kırılan tüm insanlara adanmıştır."
Dünya Savaşı Z filmine yorum yazdı:
peki ya kuzey kore'nin hastalıktan kurtulma yoluna ne demeli? dahice .dd öyle ki buna yakın olası bi hastalık karşısında kuzey kore'nin "gerçekten!!!!!!" böyle bi önlem aldığını duymuş olsaydım asla şaşırmazdım. ah çok güzelsin sevdiceğim.
Dişler filmine yorum yazdı:
tam olarak bilmiyor olabiliriz ama hepimiz illa ki görmüşüzdür, filmin konusu olan bu fikir aslında japonya'da her yıl düzenlenen "penis festivali"ne dayanmakta. her şey bi yana aslına bakarsanız bu inanışın temelinde tecavüzü, evlilik dışı ilişkiyi ve cinsel istismarı caydırıcı bir düşünce yatıyor. "kanamara matsuri" festivalin orjinal adı. ilginç bi bilgi gibi geldi d, filme dair paylaşıyım istedim .dd
Summer Time Machine Blues filmine yorum yazdı:
çok sıcak. o kadar sıcak ki artık yaza dayılanmaya başlamış bi ruh hali içindesiniz. işin kötü tarafı o hayat kurtarıcı klimanızın kumandası da dün bozuldu. ama o da ne? bi zaman makinesi! şimdi ne yapmalı? taş devrine mi gitmeli, hitler’i mi öldürmeli yoksa geleceğe bi göz mü atmalı? tabi ki düne dönüp klimanın kumandasını çalmak ve bu cehennem sıcağından kurtulmak daha mantıklı değil mi :D peki zamanda kırılma yaratmadan bunu nasıl başarmalı?
klima kumandası üzerine izafiyet teorisi! zaman çizelge’li back to the future’a laf atamazsınız’lı ve live long and prosper’lı müthiş zamanda yolculuk filmi. filmde özel efektler , görsel şölenler yok. zaten aramıyorsunuz da. küçük ölçekli ama eğlenceli bi film olarak planlanmış en başından beri. film yapımcıları büyük problemlerin hep küçük şeylerden çıktığını vurgulamak istemiş. ayrıca 2030 yılından gelen ziyaretçiyle de mesaj vermek istemişler. her ne kadar kahramanımız (filmde) 25 yıl sonraki gelecekten gelse de kıyafetleri, tavrı, konuşma ... Devamıçok sıcak. o kadar sıcak ki artık yaza dayılanmaya başlamış bi ruh hali içindesiniz. işin kötü tarafı o hayat kurtarıcı klimanızın kumandası da dün bozuldu. ama o da ne? bi zaman makinesi! şimdi ne yapmalı? taş devrine mi gitmeli, hitler’i mi öldürmeli yoksa geleceğe bi göz mü atmalı? tabi ki düne dönüp klimanın kumandasını çalmak ve bu cehennem sıcağından kurtulmak daha mantıklı değil mi :D peki zamanda kırılma yaratmadan bunu nasıl başarmalı?
klima kumandası üzerine izafiyet teorisi! zaman çizelge’li back to the future’a laf atamazsınız’lı ve live long and prosper’lı müthiş zamanda yolculuk filmi. filmde özel efektler , görsel şölenler yok. zaten aramıyorsunuz da. küçük ölçekli ama eğlenceli bi film olarak planlanmış en başından beri. film yapımcıları büyük problemlerin hep küçük şeylerden çıktığını vurgulamak istemiş. ayrıca 2030 yılından gelen ziyaretçiyle de mesaj vermek istemişler. her ne kadar kahramanımız (filmde) 25 yıl sonraki gelecekten gelse de kıyafetleri, tavrı, konuşma şekli - şivesiyle yeni moda olmak yerine 1950ler izlenimi veriyor. zaman yolcusu BK (Bilim Kulübü) sınıfına ilk geldiğinde sınıfın 30 yıl boyunca hiç değişmediğine, caddelerin, sokakların hala 2030daki gibi olduğuna şaşırır. çünkü her şey neredeyse aynıdır, sadece biraz kirlidir.
Fish Story filmine yorum yazdı:
belki de onbin beşyüz kişinin olduğu bu sitede benden ve diğer dört kişiden başka kimsenin izlemeyeceğini hatta yorumumu dahi okumayacağını bile bile, yine de "belki gelecekte biri görür ve ilgisini çeker de bu müthiş filmi izler" düşüncesiyle yazmam ile nerdeyse aynı şey bu filmin konusu da. türkiye'de mutlaka birileri görecek ve hak ettiği değeri alacak bu film.
kısaca bahsetmek gerekirse eğer "müzik dünyayı kurtarır" mottosuyla başlayan film, birbiriyle kopuk karakterlerin varlığı ve yaşamlarını izletiyormuş gibi gözükse de filmin son 5 dakikası ufkun iki katına çıktığı yerdir. japonlar da 21 aralık geyiğine kayıtsız kalmamış ve müthiş yaratıcılıklarını konuşturmuşlar. göktaşının düşmesi, 5'in kerameti, müziğin dünyaya yön verdiği düşüncesi, adalet savaşçıları... sıradan bi hollywood kıyamet filmi izlemiyorsunuz zira her karesiyle farklı olduğunu gözünüze sokan muazzam bir japon filmi var burada. iki saat olmasına rağmen su gibi geçiyor, izletiyor kendini. hatta en başında bahsedil ... Devamıbelki de onbin beşyüz kişinin olduğu bu sitede benden ve diğer dört kişiden başka kimsenin izlemeyeceğini hatta yorumumu dahi okumayacağını bile bile, yine de "belki gelecekte biri görür ve ilgisini çeker de bu müthiş filmi izler" düşüncesiyle yazmam ile nerdeyse aynı şey bu filmin konusu da. türkiye'de mutlaka birileri görecek ve hak ettiği değeri alacak bu film.
kısaca bahsetmek gerekirse eğer "müzik dünyayı kurtarır" mottosuyla başlayan film, birbiriyle kopuk karakterlerin varlığı ve yaşamlarını izletiyormuş gibi gözükse de filmin son 5 dakikası ufkun iki katına çıktığı yerdir. japonlar da 21 aralık geyiğine kayıtsız kalmamış ve müthiş yaratıcılıklarını konuşturmuşlar. göktaşının düşmesi, 5'in kerameti, müziğin dünyaya yön verdiği düşüncesi, adalet savaşçıları... sıradan bi hollywood kıyamet filmi izlemiyorsunuz zira her karesiyle farklı olduğunu gözünüze sokan muazzam bir japon filmi var burada. iki saat olmasına rağmen su gibi geçiyor, izletiyor kendini. hatta en başında bahsedilen, kayıttaki o "şehir efsanesi sessizliğinin" sadece 6. hissi kuvvetli olanların duyduğu o "çığlık" efsanesinin -ki beni o kısımlar cidden germişti .dd - nedenini öğrenince bi... neyse spoiler olmasın. gerçi kim okuyacak ki bu yorumu da, neyse.
Hücre 7 Mucizesi filmine yorum yazdı:
allahım sana geliyorum. "adaletini sikiyim dünya" temalı bu film insana dramı damardan veriyor resmen. küçük yesung'anın da oyunculuğu müthişti. yalnız tek bi şey takıldı kafama, adam zihinsel engelli olmasına rağmen yargılanıyor ve idamla cezalandırılıyor. zihinsel engelli insanların yargılanmadığını biliyordum sanki ben. yani pek çok insan akli dengesinin yerinde olmadığını beyan ederek cezadan kaçmaya çalışıyor hani? belki de kore'de böyle bi uygulama yoktur ne biliyim. neyse hevkaladeydi.
sonralıkla, shion sono’nun aslında şair olduğunu öğrenmek?! adam şair beyler, o yüzden son yıllarda yaptığı filmleri -bu film de dahil- yorumlamak pek güç. hayal ile gerçeklik arasında sıkışıp kalmış bir dünyaya açılan oldukça zor bir film. Ama yönetmenin bu iki durum arasındaki geçişlerine hayran olmamak elde değil. mitsuko’nun ölümüyle başlayan "sonun başlangıcı" ile film bambaşka bi boyuta geçiyor. zira Freudyen düzlemde ana-kız çatışması olarak adlandırılan Elektra kompleksinin tüm evrelerini yerine getirerek bizi biraz da rahatsız ederek filmi tamamlıyor. Filmin gerçeklik ve hayal dünyası arasında gelgitleri olduğunu söylemiştim fakat aradaki sınırın fazla belirgin olmadığından da bahsetmeliyim. ama filmin ikinci yarısıyla kafaları daha da siken sono, izleyiciyi de filmin içine çekiyor ve error verdiriyor.