Yetim Çocuğa Türkü filmine yorum yazdı:
...Yaşam dediğin yürüyen bir gölge,
Bir garip oyuncu;
Bir hışım sahnede dolanıp boy gösteriyor;
Sonra haber çıkmıyor zavallıdan ...
Shortbus filmine yorum yazdı:
Her zamanki cesur (!) filmlerden :) Pornografi=cesaret anlayışı tam da istenilen kıvama gelmiş konformist düzenin nihai amaçlarından ya ,neyse . Zaten yıllardır insana sunulan bikaç sözde gerçek ve protez özgürlükten biri de cinsellik ,seks üzerinde . Seks konusunda ya baskılama ya da ne var ne yok dışa vurma , ya muhafazakar ya da seküler olma gibi seçme hakları olduğuna inandırırsanız insanı ihtiyacı olmadığı halde bilinçli bir tüketici olabildiğini hissedip kendini tatmin eden pazar karakterli insan gibi kendisini özgür sanar . Tabi tabi metafordu mesela cinsel yönden kaybolmuş olmak ,tüm hayatı orgazma ulaşamama gibi yoksun bir şekilde yaşamak ,ışığı kaybetmek fakat orgazmı yakalayınca aydınlığa kavuşmak,hatta mağara alegorisinden bile başarılıydı film ,yani metafor ne ki :) Öyle böyle değil ,Aristo ne ki bu filmdeki felsefe yanında , Seksisto ve öğrencileri doluydu tüm karelerde ,diyaloglarda . Liberal ekonomi ve liberal seksten sonra sıra neye gelecek merak ediyorum ,liberal yıkı ... DevamıHer zamanki cesur (!) filmlerden :) Pornografi=cesaret anlayışı tam da istenilen kıvama gelmiş konformist düzenin nihai amaçlarından ya ,neyse . Zaten yıllardır insana sunulan bikaç sözde gerçek ve protez özgürlükten biri de cinsellik ,seks üzerinde . Seks konusunda ya baskılama ya da ne var ne yok dışa vurma , ya muhafazakar ya da seküler olma gibi seçme hakları olduğuna inandırırsanız insanı ihtiyacı olmadığı halde bilinçli bir tüketici olabildiğini hissedip kendini tatmin eden pazar karakterli insan gibi kendisini özgür sanar . Tabi tabi metafordu mesela cinsel yönden kaybolmuş olmak ,tüm hayatı orgazma ulaşamama gibi yoksun bir şekilde yaşamak ,ışığı kaybetmek fakat orgazmı yakalayınca aydınlığa kavuşmak,hatta mağara alegorisinden bile başarılıydı film ,yani metafor ne ki :) Öyle böyle değil ,Aristo ne ki bu filmdeki felsefe yanında , Seksisto ve öğrencileri doluydu tüm karelerde ,diyaloglarda . Liberal ekonomi ve liberal seksten sonra sıra neye gelecek merak ediyorum ,liberal yıkım nasıl ? Bence o da içgüdü , hadi savaşı metafor olarak kullanıp aydınlığa kavuşalım ne dersiniz ? Ne de olsa gerçek o da değil mi ? Hayatta kalma içgüdüsü ,varolmaya çalışma dürtüsü,bi ihtiyaç ? Gerçeğin ne olduğunu bilmesem de ne olmadığını gayet iyi biliyorum , mesela saçmalığın ne olduğunu tıpkı bu film gibi . 4/10
Yaşıyorlar filmine yorum yazdı:
John Carpenter'in fazla cesur olan filmi . Cesur film denince ilk akla gelen pornografik sahnelelere dolu filmler olsa da aslında içi boşaltılmış değerlerden birine daha örnektir bu durum . "Cepcesur film" ," hem de ne cesur film" ,"2023 'te biz de cesur film çıkaracağız sinemamızdan" ," komşunun oğlu daha cesur" gibi söylemler ,tabi örnek çoğaltılabilir. Ama bu yazdıklarım pelesenk edildiği için özellikle yazdım ( ben pelesenk ettim , yoksa siz hala ?)
Neyse filme dönecek olursak ,komünizmin can çekiştiği , kapitalizmin zaferini ilan etmesine yakın ,soğuk savaşın yerini karşılıklı ,sıcak ,samimi şakalaşmalara bıraktığı bir tarihte çekilmiş. Ve korkunç bir öngörüyle John Carpenter yeni dünya düzenine karşı uyarmış aslında insanlığı . Gücü elinde bulunduran çok uluslu şirketlerin ve bankaların ,görünürde iş adamı ama yeraltı canavarları olan örgütlere karşı uyarmış filminde . Yasalarla ,bürokrasiyle ,satın alınan politikacılarla ,basın ve medyayla konformizm enformasyonuna tutulan insa ... DevamıJohn Carpenter'in fazla cesur olan filmi . Cesur film denince ilk akla gelen pornografik sahnelelere dolu filmler olsa da aslında içi boşaltılmış değerlerden birine daha örnektir bu durum . "Cepcesur film" ," hem de ne cesur film" ,"2023 'te biz de cesur film çıkaracağız sinemamızdan" ," komşunun oğlu daha cesur" gibi söylemler ,tabi örnek çoğaltılabilir. Ama bu yazdıklarım pelesenk edildiği için özellikle yazdım ( ben pelesenk ettim , yoksa siz hala ?)
Neyse filme dönecek olursak ,komünizmin can çekiştiği , kapitalizmin zaferini ilan etmesine yakın ,soğuk savaşın yerini karşılıklı ,sıcak ,samimi şakalaşmalara bıraktığı bir tarihte çekilmiş. Ve korkunç bir öngörüyle John Carpenter yeni dünya düzenine karşı uyarmış aslında insanlığı . Gücü elinde bulunduran çok uluslu şirketlerin ve bankaların ,görünürde iş adamı ama yeraltı canavarları olan örgütlere karşı uyarmış filminde . Yasalarla ,bürokrasiyle ,satın alınan politikacılarla ,basın ve medyayla konformizm enformasyonuna tutulan insanları ,benliklerini kaybetmeme konusunda uyarmış . Çoğal , boyun eğ , otoriteyi sorgulama, düşünme ! işte bu bombardımana karşı , nöronların miyelin kılıfına kadar medyanın zihin kontrolüne maruz kalan bizleri , sübliminal yollardan veya doğrudan aşılanan o emperyal dogmalara karşı bizleri uyarmış . Üstü kapalı da olsa ..
Simulakr dışında başka bir dünyanın mümkün olduğundan haberi olmayan insanlığın tek çıkışı da aslında filmde ironik bir şekilde takılan gözlükle görünen gerçek değil , herkeste olan ama sonrasında düşeceği boşluktan korkan insanın çıkarmak istemediği o maskeyi çıkarmak. Filmle ilgili sayfalar dolusu yazabilirsiniz , izleyiniz bence . 8/10
Düz Beni filmine yorum yazdı:
"Patron film bize birşey anlatmaya çalışıyor." .... Tabi ben Altar'ın oğlu Tarkan olmadığım için mesajı tam alamadım ama oyunculukların ve senaryonun dipte , porno sahnelerin zirvede olduğu filmde akılda kalan bir sahne veya söz yok . (Aslında gereksiz sahne diyecektim sonra gereksiz porno sahne diyeyim dedim , tabi daha sonra düşündüm gerekli porno sahne anlamı da çıkıyo bu sıfat tamlamasının zıttı düşünülünce , o yüzden porno sahne diyeyim dedim :):):) ). 3/10
Nerdesin Be Birader? filmine yorum yazdı:
Coen Kardeşlerin izlediğim filmleri arasında en renkli ve en akıcı filmdi diyebilirim . Big Lebovski ile kıyaslama yapılır mı tam emin değilim , her ne kadar mizah ön plana çıksa da iki filmde ikisini de aynı kategoriye koymakta zorlandım kendi açımdan . Müzikleri ve oyunclulukları olağanüstü olan filmde esprileri anlamak veya kaçırmamak için Amerikan kültürüyle haşır neşir olmak gibi bir durum söz konusu ki filmin zayıf yanı bu olmuş gibi ,çünkü her ne kadar kaliteli bir mizaha sahip olduğu başlangıçtan itibaren aşikar olsa da bazen Fransız kalıyosunuz , tabi işin içine Fransa da girince ... Yok o kadar değil :):) Spoilerla karışık bir yazı olacak ama olsun ;
Everett 'in planına inanarak zincirlerini kırarak cezaevinden kaçan ( tabi kendilerini bağlayan zincirler hala bağlı) Pete ve Delmar'ın talih ve baht , talihsizlik ve bahtsızlıkla dolu yol hikayesi . Tabi tüm olanlar ani ve kesin bir şekilde gerçekleşmekte film boyunca , yani peyderpey kaybediş veya basamak tırmanır gibi bir hed ... DevamıCoen Kardeşlerin izlediğim filmleri arasında en renkli ve en akıcı filmdi diyebilirim . Big Lebovski ile kıyaslama yapılır mı tam emin değilim , her ne kadar mizah ön plana çıksa da iki filmde ikisini de aynı kategoriye koymakta zorlandım kendi açımdan . Müzikleri ve oyunclulukları olağanüstü olan filmde esprileri anlamak veya kaçırmamak için Amerikan kültürüyle haşır neşir olmak gibi bir durum söz konusu ki filmin zayıf yanı bu olmuş gibi ,çünkü her ne kadar kaliteli bir mizaha sahip olduğu başlangıçtan itibaren aşikar olsa da bazen Fransız kalıyosunuz , tabi işin içine Fransa da girince ... Yok o kadar değil :):) Spoilerla karışık bir yazı olacak ama olsun ;
Everett 'in planına inanarak zincirlerini kırarak cezaevinden kaçan ( tabi kendilerini bağlayan zincirler hala bağlı) Pete ve Delmar'ın talih ve baht , talihsizlik ve bahtsızlıkla dolu yol hikayesi . Tabi tüm olanlar ani ve kesin bir şekilde gerçekleşmekte film boyunca , yani peyderpey kaybediş veya basamak tırmanır gibi bir hedefe ilerleme söz konusu değil . Karakterlerden Everett , daha rasyonel ve mantıklı ; Delmar , akıldan tamamen uzak , yanlış bağdaştırmaları , batıl inançları ama temiz kalbiyle ve kendinden çok çevresine olan ilgisiyle süper egosu baskın ; Pete ise tahmin edilebileceği üzere içgüdüleri en çok baskın olan karakter . Filmin açılışında karelerin köşelerinde bazı simgeler var ; ilk karede - kulak , müzik ikonu , buluttan çıkan yıldırım , çarpraz duran çekiç ve İngiliz anahtarı , ikinci karede - haç işareti , anahtar , Süleyman'ın mührü , bir kek dilimi vs.. 8 farklı kare ve her birinin köşelerine anlamlıca yerleştirilmiş simgeler var . Kısaca değinmek gerekirse , sanatı , inancı , emeği , şansı ,iletişimi , doğayı , kaderi , zaferi simgeleyen ve içlerindeki asıl maksadı da dolaylı yoldan gösteren semboller .( haç ,Süleyman'ın mührü , anahtar [tanrı veya hakikate açılan kapının sembolü] olan karede bir dilim kek size ne anlam çağrıştırır ? )
Filmde vurgu yapılan hususlardan biri cezaevinde aynı kıyafetlerle aynı ezgiyi söyleyip raylardaki taşları kıran mahkumlar ; aynı ezgi ve aynı kıyafetlerle aynı gölde vaftiz edilmeye giden topluluk ; aynı ezgi ve aynı kıyafetlerle ırkçılık denince akla gelen ilk topluluklardan olan Ku Klux Klan'ın gösterilmesi. Bir lider , bir cezalandırıcı önderliğinde benliği kaybetmiş , aynı amaca hizmet eden insanlar nerden bakılırsa bakılsın ,neye inanırsa inansın aslında zincirlerle bağlanmış kölelerdir . İster br suçlu ister bir cemaat üyesi olsun .
Filmin başında kehanetini Everett , Pete ve Delmar'a söyleyen kör adam ( demir yolunda ,sadece çizilen yoldan giden ) aslında kaderin temsilcisi .Film boyunca karşılaştıkları karakterlerle ani iniş ve çıkışlar yaşasalar da gidecekleri en son yer belliydi ,çünkü filmin son karesinde raydan giderken görülen yaşlı ve kör karakterimiz çemberin dışında kalan kişiydi . Üstten görendi , yani ne kadar dolambaçlı olursa olsun eğer hedef ve niyet belliyse girilecek yollar değişebilir ancak kesiştikleri yer ortaktır yolun sonunda. Filmde tesadüfi veya kesişmesi veya çarpışması garanti olaylar bir hayli fazla ; tam olarak neyi vurgulamak istedi film emin değilim ,üstte de dediğim gibi Amerikan kültürüyle ilgili birikim lazım biraz ( Tommy Johnson , George Nelson gibi karakterler , Kuzey - Güney savaşları sonrası toplumdaki değişimler , Büyük Buhran dönemi toplumsal ve kültürel normlar .vs.. ) belki de her karakter o zamanın büyük ülkelerinin politikalarını veya Amerika'nın siyasi , politik ,dini , sanatsal taraflarını ,daha doğrusu metalaştırılmış inanç ve siyasetini temsil ediyo olabilir . Ama kader konusunda söylemek istedikleri gayet güzeldi. Ne tamamen tesadüflerden örülü ne de tarikat öğrencilerinin " bu ne tevafuk şakirt" demesi gibi bir anlaşıyı yoktu , Everett'in sevdiğine kavuşması için kandırdığı Pete ve Delmar'ın işin içinde olması ne dostluktan ne de yetenektendi , sadece o zaman Everett'e zincirle bağlı oluşlarıydı mesela... Güzel filmdi , 2. kez izlenirse daha sağlıklı yorum yapılabilir tabi ki. 8/10
Ejderha Savaşları filmine yorum yazdı:
Eğer o ejderhaları legolardan yaptıysanız gerçekten harika ama yapmadıysanız işte asıl sorun orda başlıyo... Spoiler uyarısı falan yapılmaya değmeyecek bir film olduğundan diyorum ; Ethan Jack'in anlattıklarının birer birer gerçekleştiğini görüp girdiği yolun sonlarında Jack'e dönüp "Senin bu saçmalıklarından bıktım" diyerek beni benden aldı. Müthiş bir cevap gerçekten ; bi de 500 yıl sonra tekrardan bu sorunlar yaşanmasın diye kızı hayatta tutup tüm şehri ve insanları feda etme durumu var tabi hikayede , zaten o yılan ve gerzek antik ordu da 500 yıl sonraki teknolojiyle alt edilemezdi bence de :) Ne yapacaklardı ? Sırtında top taşıyan sürüngenlere mi yenileceklerdi şimdiden nükleer güce ulaşanlar ? Bi de Ethan'ı olay mahaline götürüp bağlamışlardı filmin sonunda , gülmek garanti :) Bunları spoiler uyarısı vermeden anlatma sebebim de izlememeniz içindi ,çerezlik falan değil , ayrı bi dünya ,hatta izlerken bi ara çekirdek çitletiyodum , çekirdeğe üzüldüm ,ne kendime ne boşa geçen zamanı ... DevamıEğer o ejderhaları legolardan yaptıysanız gerçekten harika ama yapmadıysanız işte asıl sorun orda başlıyo... Spoiler uyarısı falan yapılmaya değmeyecek bir film olduğundan diyorum ; Ethan Jack'in anlattıklarının birer birer gerçekleştiğini görüp girdiği yolun sonlarında Jack'e dönüp "Senin bu saçmalıklarından bıktım" diyerek beni benden aldı. Müthiş bir cevap gerçekten ; bi de 500 yıl sonra tekrardan bu sorunlar yaşanmasın diye kızı hayatta tutup tüm şehri ve insanları feda etme durumu var tabi hikayede , zaten o yılan ve gerzek antik ordu da 500 yıl sonraki teknolojiyle alt edilemezdi bence de :) Ne yapacaklardı ? Sırtında top taşıyan sürüngenlere mi yenileceklerdi şimdiden nükleer güce ulaşanlar ? Bi de Ethan'ı olay mahaline götürüp bağlamışlardı filmin sonunda , gülmek garanti :) Bunları spoiler uyarısı vermeden anlatma sebebim de izlememeniz içindi ,çerezlik falan değil , ayrı bi dünya ,hatta izlerken bi ara çekirdek çitletiyodum , çekirdeğe üzüldüm ,ne kendime ne boşa geçen zamanıma...
Görünmeyen Misafir filmine yorum yazdı:
Kurgusal olarak gerçekten büyüleyici bir yapısı var ki filmin uyguladığı başarılı çürütme teorisinden nasibini almayan bir izleyici bile yoktur :) ama filmin daha başarılı olduğu bir dal var ; foreshadowing tekniği ki diğer filmlere rol model olabilecek kadar ustaca yerleştirilmiş , ufak bir örnek vermek gerekirse ;
VG 'nin gazetede çıkan fotoğrafı ilk kez gösterdiğinde parmağıyla aynanın sağ tarafını kapatması ve daha sonra fotoğraftaki görüntünün montaj olduğunu Adrian'a söylediği sahnede aynanın sağ tarafının boş oluşu.
Atmosferi güzel bir yapım , gizem ve kurgu dramın önüne geçse de . 8/10
The Boss, Anatomy of a Crime filmine yorum yazdı:
İzlediğim en ağır filmlerden biri , en büyük sebebi de gördüğüm en iyi oyunculuklardan birini sergileyenJoaquin Furriel ... Suç ve Ceza'yı okurken Raskolnikov hakkında ne hissediliyorsa galiba Hermogenes'in hikayesini izlerken de benzer duygular hissediliyor . Kendine yaftalanan ,verilen kimlikler dışında bir kimliği olmayan bir adamın hikayesi ; doğduğu coğrafyanın , göçtüğü coğrafyanın kederini kader olarak bilen , devlet tarafından engelli , patronlar tarafında köle olarak nitelendirilen birinin, dış dünyayla mücadele etmekten iç dünyasını unutmuş , iç dünyası unutturulmuş bir adamın hikayesi...10/10
127 Saat filmine yorum yazdı:
Filmle ilgili yapılabilecek - olumlu veya olumsuz - eleştiriler ve yorumlar zaten yeterince yapılmış . Eklemek istediğim ; bir film afişinin filmiyle bu kadar anlamlı ,tutarlı olabilme ihtimali üzerine "Bir kum saatinde zamanın akışına tekrardan ortak olabilmek adına geçilmesi gereken ve kum tanesinin olması gereken yerde duran bir kaya parçası." .. Gerçekten de mana yüklü . 8/10
Kral Arthur: Kılıç Efsanesi filmine yorum yazdı:
Guy Ritchie filmlerini nedense hep seviyorum ; olay örgüsünü , karakter çeşitliliğini , kendine has jargonunu , mizah anlayışını ... Film bence bir Guy Ritchie filminden ne beklendiği bilinerek izlenilmeli ,benim hep yüksektir ve hiç de hayal kırıklığına uğramadım ve bir film süresinin ne kadar kaldığı düşünülmeden izlenebiliyorsa sebebi kurgudandır ,tıpkı Guy Ritchie'nin kurgu dünyası gibi :) Harikaydı ; oyunclukları , soundtrackleri ,esprileri ( buraya ayrı bir parantez açmakta fayda var ,belki mizah anlayışı o günü yansıtmıyo ,daha çok günümüz gibi düşünülebilir fakat zaten yapım fantastik ,yani zaten ortaçağ kumaşı beklemek biraz abes kaçar ) ve de "İ Origins" filminde olduğu gibi bu filmde de çok güzel olan Frisbey'i ile ...8/10
Ve bu arada bu video ve filmin soundtrackinin remixi de güzel olmuş ki zaten videodan bile oyuncuların başarısı okunmakta :) iyi dinlemeler
Gerçek hikayeye dayanan film biraz "Ölü Ozanlar Derneği" ni çağrıştırsa da , benzeri olduğu düşünülen filmlere çok da benzemiyor. İspanya İç Savaşı'na katılan öğretmenin geçmiş yaşantılarına ,anılarına flasbacklerle dönerek öğretmenin iç dünyasını da ortak ediyor hikayeye ve en önemlisi de öğretmenin değil öğrencilerin gözünden anlatılıyor aslında hikaye. Tarihin en korkunç savaşı başlamışken ,sistemi dayatanların çıkardığı savaşta sistemin hatalı ürünü gibi lanse edilen çocukların suçlu görüldüğü korkunç paradoksla hem sistemi , hem de her sistemi , çocukların gözyaşı döktüğü her sistemi eleştiriyor film .. 8 /10