Occurrence at Owl Creek Bridge filmine yorum yazdı:
...Yaşam dediğin yürüyen bir gölge,
Bir garip oyuncu;
Bir hışım sahnede dolanıp boy gösteriyor;
Sonra haber çıkmıyor zavallıdan ...
Hanging Rock'ta Piknik filmine yorum yazdı:
Müzikal ,görsel , kurgusal anlamda çok başarılı ve oyunculukların üst düzeyde olduğu film sembolizm , yanıtlanmamış sorular ve felsefi ,dini konularla dolu. Zaten tüm sorular seyirciye bırakılmış bir durumda , tüm yap-bozu kendiniz tamamlamalısınız ve de hiçbiri gerçek resmi temsil etmeyecek ,yani tüm yorumlar ve sorulara verilen cevaplar bir ihtimal olacak veya bir başka bilinmez .
Sevgililer Günü’nde (veya Valentine’s Day ; göremeyen bir kıza görmeyi öğretmeye çalışan , onu ilahi bir ışıkla aydınlatmaya çalışan ve aşık olan Aziz Valentin . Evliliğin bile yasaklandığı Roma İmparatorluğu döneminde. ) gittikleri kayalıklarda kaybolan kızların anlatıldığı filmde Apple yard karakteri ,geleneklere ve normlara bağlılığıyla bir nevi tradisyonalizmi ; Appeyard’ın güvendiği McCraw karakteri söylemleriyle determinizmi temsil ediyor gibi durmakta. Kızların belli bir yeri geçtikten sonra eldivenlerini çıkarmalarına izin verilmesi veya kayboltuktan sonra ... DevamıMüzikal ,görsel , kurgusal anlamda çok başarılı ve oyunculukların üst düzeyde olduğu film sembolizm , yanıtlanmamış sorular ve felsefi ,dini konularla dolu. Zaten tüm sorular seyirciye bırakılmış bir durumda , tüm yap-bozu kendiniz tamamlamalısınız ve de hiçbiri gerçek resmi temsil etmeyecek ,yani tüm yorumlar ve sorulara verilen cevaplar bir ihtimal olacak veya bir başka bilinmez .
Sevgililer Günü’nde (veya Valentine’s Day ; göremeyen bir kıza görmeyi öğretmeye çalışan , onu ilahi bir ışıkla aydınlatmaya çalışan ve aşık olan Aziz Valentin . Evliliğin bile yasaklandığı Roma İmparatorluğu döneminde. ) gittikleri kayalıklarda kaybolan kızların anlatıldığı filmde Apple yard karakteri ,geleneklere ve normlara bağlılığıyla bir nevi tradisyonalizmi ; Appeyard’ın güvendiği McCraw karakteri söylemleriyle determinizmi temsil ediyor gibi durmakta. Kızların belli bir yeri geçtikten sonra eldivenlerini çıkarmalarına izin verilmesi veya kayboltuktan sonra bulunan kızlarda gerçeğin ne olduğunu değil hala bakire olup olmadıklarını öğrenmeye çalışmaları dini ,dogmatik veya tradisyonel durumu izah etmeye yeter bence . Miranda’nın pastayı keserken pasta üzerinde oluşan ters haç işareti ve kestiği Valentine kelimesi de terimsel ,entelektüel , sadece teoride anlamlı ,gerçekte içi boşaltılmış dini veya diğer ritüellere bir tepki aslında . Edith ’in gördüğü insanlar da olmasa dünyada tek yaşayanların kendileri olabileceğini düşündüğü sahnede pastaya üşüşen karıncalar (ki belli amaç uğruna bir olma durumu ) dünyaya egosantrist bir bakış açısından kurtulamadan bakan insanoğlunu özetlemekte. Kuralları biraz esnetip kayalıkları keşfe çıkan kızların bir süre sonra (eldivenlerinin bile çıkarılmasına müsaade edilmezken) çorapları ve ayakkabılarını çıkarmaları ve gezi başlarken birinin "Aşağıdaki insanlar ne yapıyorlar öyle ? Bir avuç karıncaya benziyorlar . İnsanların miktarının bir amacının olmaması şaşırtıcı . Yine de kendilerine bilinmeyen bir yarar sağlaması da muhtemel ." sözü ve Miranda’nın "Herşey başlar ve biter ve tam doğru zamanında ve yerinde ." sözü aslında bir nevi çember dışına çıkan , tabular diyarından kurtulan insanların gerçeğe yönelme durumlarını göstermekte . Kayalıklarda kaybolmadan önce uyurlarkenki oluşturdukları görüntüleri Mısır Ay Tanrısı ve kızları Lat ,Menat ,Uzza’yı temsil eden resimle karşılaştırırsanız benzerliği göreceksiniz. (Filmin 34. dakikasında falandı tekrar bakmak isterseniz. ) Saatlarin tam 12:00 de durması da aslında bir aydınlanma zamanı veya yeniden doğuş gibi , Zaten yükselen kayalarda yükselmeleri ve mağara metaforu gibi kendilerine çizilenin dışına çıkmaları ve de ironik olarak ilüzyonlar dünyasından çıkmak için tekrardan mağaraya girmeleri aslında kaybolan ( bize göre kaybolan ) kızların nereye doğru gitmekte olduklarına bir işaret gibi. Filmdeki bir diğer sembol ise kuğuydu ve hep tek bir kuğu göründü , Miranda’nın peşinden giden Michael’in gördüğü , Albert’in gördüğü (Sara’dan ayrı düşen ), Sara’nın Miranda’nın fotoğrafının yanına koyduğu kuğu . Yani kalbin temsili olduğuna inanılan kuğu çifti hep tekti filmde . Yani aslında kimsenin sevgiyi bulamadığını , hep yarım kalan o duyguyu metaforik olarak gösterdi gibi . Yetim Sara ,sevdiklerinden ayrı düşmüş olan kişinin bir botanik bahçesinde ölmesi de keza öyle ki ordaki çiçekler de yalıtılmış bir dünyada ,gerçeklikten uzak kalmışlardı . Spiritüelist ,mistisist motiflerin çok fazla olduğu filmde gerçeği kimse öğrenemedi ; geri dönenlerin hala bakire olduklarının öğrenilmesi bir nevi tabuları yıkamayanların ulaşamaması gibi yorumlanabilir ve ulaşıp ulaşmadıkları veya akıbetlerinin ne oldukları hakkında hiçbir bilginin olmadığı 3 kızın ise gerçeğe ulaştığı fakat gerçeğin hiçbir zaman bilinemeyeceği görüşünü savunan agnostik felsefeyi temsil ettiği düşünülebilir .
Aklıma gelenler bunlardı ,bir kez daha izlendiğinde belki daha fazla şey görülebilir veya yazılanların tam zıttı anlamlar da çıkabilir ama filmde determinizm ,tradisyonalizm , hermetizm ,spiritüelizm , gnostisizm , sembolizm ve de agnostisizmle ilgili çok fazla şey vardı . İzlenilecek güzel bir yapıt olduğunu düşünüyorum . 7.5/10
The Phantom Carriage filmine yorum yazdı:
Evrensel olmak ,zaman kavramını yıkmak böyle olsa gerek .Tıpkı filmde 1 gününün 100 yıla bedel olduğu söylenen "Ölüm" gibi...
Bir roman okuduğunuzu farz edin ;arka fondan böylesi bir tını duyduğunuzu ve gözlerinizin önüne keder ,elem , ızdırapla dolu Van Gogh tablolarının geldiğini . İşte tahayyül edebildiğiniz bu an tüm filmde olan . Süperempoze tekniğinin ve tiyatrodan bir kesitmiş gibi sunulan sahnelerin güzelliği de bir sinema filminden çok bir temaşanın izlendiği hissini veriyor ki en önemlisi de filmin inanç ,vicdan , kader ve kederle örülü insanın kendine yazılan yazgının hem kahini hem kurbanı mı olacağı yoksa eline geçen tek atış hakkı olan hayatta ipleri eline mi alacağını ( veya neden alması gerektiğini ) sadelikle anlatması... Victor Sjöström’ un oyunculuğu da apayrı bir yerde . 9/10
Nekromantik filmine yorum yazdı:
Yönetmenin "German Angst" filmi iyiydi de bu film deyim yerindeyse absürd korku filmi olmuş , daha absürd olan ise bu filmin ikincisinin de çekilmiş olması :))
Ernest & Celestine filmine yorum yazdı:
Motion-comics tekniğiyle yapılmış , içinde ; kapitalizme , tüketim toplumuna , basın-medya veya ninelerle :):) koşullanan sınıflara , ırksal veya türsel ayrımlara ve yıkılan mahkeme salonu ile ateşi söndüren eşit kollu teraziyle terimsel ,entelektüel hale gelmiş çarpık adalet anlayışına göndermelerde bulunan güzel bir animasyon.. 8/10
Cowspiracy: Sürdürülebilirliğin Sırrı filmine yorum yazdı:
Belgesel ; küresel ısınmanın gerçek nedenini -çevre örgütlerinin , basının , politikacıların saklamaya çalıştığı - araştırmalar ,meta-analizler , konuya hakim kişilerle yapılan mülakatlarla ortaya koymaya , insanlığa alternatif bir çözüm yerine devrim yapabileceği başka bir yol göstermeyi amaçlamış ve bence çok da başarılı olmuş. Çevreci örgütlerin riyakarlığını (NRDC, SIERRA CLUB, GREENPEACE , OCEANA , AMAZON WATCH , WWF vs. ) , insanları odaktan ,asıl sorundan uzaklaştırıp konuyu nasıl bulandırdıklarını kendileriyle zor da olsa görüşerek ve alamadığı cevaplarla ispatlamış , endüstriyel hayvancılığın oynadığı en büyük rolü dile getirip karşı çıktıkları için 20 yıl içinde sırf Brezilya’da 1100 aktivistin hayatını kaybettiğini vurgulayarak konunun ne kadar ciddi olduğunu ve gün yüzüne çıkarılmak istenmediğini haykırmak istemiş.
Belgesel Martin Luther King Jr.’ın " Nihayetinde hatırımızda kalan şey düşmanlarımızın lafları değil , dostlarımızın sessizliğidir. " aforizmasıyla başlamakta , ... DevamıBelgesel ; küresel ısınmanın gerçek nedenini -çevre örgütlerinin , basının , politikacıların saklamaya çalıştığı - araştırmalar ,meta-analizler , konuya hakim kişilerle yapılan mülakatlarla ortaya koymaya , insanlığa alternatif bir çözüm yerine devrim yapabileceği başka bir yol göstermeyi amaçlamış ve bence çok da başarılı olmuş. Çevreci örgütlerin riyakarlığını (NRDC, SIERRA CLUB, GREENPEACE , OCEANA , AMAZON WATCH , WWF vs. ) , insanları odaktan ,asıl sorundan uzaklaştırıp konuyu nasıl bulandırdıklarını kendileriyle zor da olsa görüşerek ve alamadığı cevaplarla ispatlamış , endüstriyel hayvancılığın oynadığı en büyük rolü dile getirip karşı çıktıkları için 20 yıl içinde sırf Brezilya’da 1100 aktivistin hayatını kaybettiğini vurgulayarak konunun ne kadar ciddi olduğunu ve gün yüzüne çıkarılmak istenmediğini haykırmak istemiş.
Belgesel Martin Luther King Jr.’ın " Nihayetinde hatırımızda kalan şey düşmanlarımızın lafları değil , dostlarımızın sessizliğidir. " aforizmasıyla başlamakta ,süre ilerledikçe ne kadar anlamlı bir cümle olduğu da anlaşılmakta. Ayrıca korkunç rakamlar ve istatistiklerle besi hayvancılığının gerçek yüzünü görünce sorgulamamak elde değil . İzlemeyecek olsanız bile altyazısını okumanızı isterim .Birkaç örnek vermek gerekirse ;
- " California’da sıradan bir vatandaş günde ortalama 5700 litre su tüketir . Bunun yarısı et ve süt ürünlerinin tüketimiyle ilgilidir . Yani et ve süt ürünleri yüksek miktarda su tüketir , çünkü hayvanlar yoğun su kullanımı gerektiren tahıllar tüketirler. Bu şekilde beslenirler . Yani tahıllardaki su ve hayvanın tükettiği su da o ürünün üretim sürecindeki su tüketimi miktarına ilave edilir. "
-"110 gramlık bir hamburger köftesi üretmek için 2500 litre su tüketildiğini öğrendim . Ben de su tasarrufu amacıyla kısa duşlar alıyordum ama öğrendim ki tek bir hamburger iki ay aralıksız duş almaya bedeldi."
-" Hayvancılık dünyadaki nitroz oksidin %65 ini üretir.Bu gaz ; CO2 den metreküp başına 296 kat daha çok küresel ısınma potansiyeli taşır."
-"10.000 yıl önce özgür yaşayan hayvanlar ,canlıların %99 unu oluşturuyordu . Günümüzde , sadece 10.000 yıl sonra ,yani çok kısa bir sürenin ardından biz insanlar ve mal olarak sahip olduğumuz hayvanlar canlıların %98 ini oluşturuyoruz . Ve özgür yaşayan yabani hayvanlar ise %2 sini. Yani, dünyayı özgür yaşayan hayvanlardan çaldık. Kendimiz , ineklerimiz , domuzlarımız ,tavuklarımız ve fabrikasyon balıklarımız için... Ve okyanuslar darmadağın oldu."
-" Günümüzde 90 milyon ton balık talebini karşılamak için devasa balık ağları kullanılıyor . Yakalanan her yarım kilo balığa karşılık 2.2 kilo hedef alınmamış tür ağlara takılıyor . Örneğin ; yunuslar , balinalar , deniz kaplumbağaları , köpekbalıkları . Aynı şey Afrika savanlarında olsa şu şekilde gerçekleşirdi : Bir ceylan hedef alırsınız ama ne kadar aslan , zürafa , deve kuşu ve fil varsa hepsini alırsınız . Kimse böyle bir şeye izin vermezdi ama okyanuslarımızda her gün gerçekleşen şey aynen bu. "
Çevre örgütlerinin kayıtsızlığının ve çift yönlü oynadığının kanıtı ve bir kaç sebebinden biri olarak;
-"Kimin çıkar sağladığına ve bu tarım sistemi için kimlerin lobicilik yaptığına baktığın zaman ülkenin en büyük yiyecek ve et üreticisi olduğunu görüyorsun. O kadar büyüyüp zenginleştiler ki yiyecek üretimiyle ilgili federal kuralları onlar dikte ettiler .Çünkü çok büyük siyasi güçleri var."
-".... Sanırım siyasi tutarlılığı olmayacağından grup odaklı düşündüler. Evet ;çünkü bunların çoğu üyelikle çalışan örgütler . Bağış yapan insan sayısını yükseltmeyi amaçlıyorlar ve et tüketimine karşı olurlarsa ya da insanların gündelik alışkanlıklarını , sevdikleri şeyleri zora sokarlarsa fon toplama çalışmaları zarar görür. "
"Çevresel hasarın bir numaralı sebebi olan hayvancılığı gündeme getirmek istemiyorlar ; çünkü bunlar ticari kuruluşlar .Ve güvenilir gelir kaynakalrı bulunsun istiyorlar."
Ve daha birçok bilgiyi ,gerçeği bulabileceğiniz muazzam bir çalışma olmuş. İnsanın yapacakları yıktıklarından , üreteceği tükettiğinden ,okuyacağı okuduğundan , yazacağı sildiğinden , imanı küfründen ,sevgisi nefretinden , inancı şüphesinden , değeri kaybından , tutunacağı vazgeçtiklerinden çok olmalıdır ama nicel olarak değil .. Habis ur olmamak için gezegende...
8.5/10 , iyi seyirler dilerim.
The Tell-Tale Heart filmine yorum yazdı:
Bir delinin gözünden anlatılan bir hikaye ;
Bir başkasının gözünün kendisinde yarattığı korkunun dışa vurumunu anlatan ve tüm varlığını deli olmadığını ispat etmek istermişçesine yaşayan bir delinin hikayesi ;
..Ve "i (ben)" ile "eye(göz)" o kadar çok tekrar ediliyo ki aynı telaffuzla (ay) ve de o gammaz yürek korkuyu o kadar çok duyuruyor ki delinin gözündeki bizlere ortaya korkunç bir sonuç çıkıyor ; aslında bizim gözümüzde gördüğü kendisini bize ispat etmek isteyen biri , "eye" i "i" sanan biri..
Genç Sherlock filmine yorum yazdı:
Filmde o kadar güzel kareler var ki hepsini yazmak istesek galiba filmin büyük bölümünü anlatmış oluruz .Daha kısa ve öz olarak anlatmak gerekseydi de bu harika eseri "Parodi içinde parodi" olurdu galiba uygun söz... 8.5/10
John Wick 2 filmine yorum yazdı:
John Wick ; continentalleri ,mühürleri ,yasalarıyla kendi mikrokozmozunu yaratmayı başarmış ender filmlerden . Kamera ve renk kullanımı hakkında söyleyebileceğim çok detay yok ( zaten anlamam :)) ama farklı açılar yerine tek bir kameradan çekilen aksiyon sahneleri insana tps oyun oynuyormuş gibi bir his katıyo ve spoilerdan sayılmayacağını düşündüğüm için filmin başında evine girdiğinde yağmurun çarptığı camdan süzülen damlaların kırmızı duvardaki yansıması görülmeye değer bir sahne . Filmin teknik başarısından daha iyi birşey varsa o da tüm beklentileri karşılaması ,hatta üstüne koyması . Yer yerEquilibrium u da çağrıştırdı bana yakın aksiyon çekimleri . 8/10
Gerçek Kesit dizisine yorum yazdı:
Gerçekin Kesitception ;
Spoiler :
+Sana "sarı bıyıkları düşünme " desem ne düşünürsün ?
-Sarı bıyıkları ama sesli düşünürüm .
İzledikten önce veya sonra öykü ve kısa film hakkında bilgi almak isterseniz de burayı
tıklayabilrsiniz.. 8.5/10