1 hafta önce
The VelociPastor filmine yorum yazdı:
the golden god is not taking questions
Saplantı filmine yorum yazdı:
Aynı konuda bir milyon korku-gerilim filmi yapılmıştır 2000'lerden beri. Sadece teknik açıdan iyi. Oyunculuk, senaryo olsa olsa vasat. Rahatsız edici mantık hataları var. It folllows'u da şişirdilerdi böyle; ama bu şişirmenin ötesine geçmiş. 8 puan ne len. Hayatımızda hiç korku filmi izlemesek neyse.
Benim adıma amatör eğlendirir seviyesinden öteye geçmesi mümkün değil. Özellikle ayar olduğum bir nokta var, oradan puanını bayağı kırdım.
Evet bu eleman aşşırı bencil, korkak, kız onu takıntı haline getirip manyağa bağlasa eyleme geçemeyecek kadar ezik bir karakter oraları anladık. Elemanın bencil ve ezik olmasını en başta kedisini öldürerek neden gösteriyorsunuz? Binlerce şey yapabilirlerdi. Kedi gitmiş de elemanın filmin başından sonuna asla önlem almadığı dolap kapağını açıp dökülen ilaçları içmiş... Şimdi bunu görüp izleyecek, filmin de yayılmasıyla birlikte milyonlara ulaşacak tehlikeli bilgiyi düşünüyorum da... Üzerine kedi etinin yen ... DevamıAynı konuda bir milyon korku-gerilim filmi yapılmıştır 2000'lerden beri. Sadece teknik açıdan iyi. Oyunculuk, senaryo olsa olsa vasat. Rahatsız edici mantık hataları var. It folllows'u da şişirdilerdi böyle; ama bu şişirmenin ötesine geçmiş. 8 puan ne len. Hayatımızda hiç korku filmi izlemesek neyse.
Benim adıma amatör eğlendirir seviyesinden öteye geçmesi mümkün değil. Özellikle ayar olduğum bir nokta var, oradan puanını bayağı kırdım.
Evet bu eleman aşşırı bencil, korkak, kız onu takıntı haline getirip manyağa bağlasa eyleme geçemeyecek kadar ezik bir karakter oraları anladık. Elemanın bencil ve ezik olmasını en başta kedisini öldürerek neden gösteriyorsunuz? Binlerce şey yapabilirlerdi. Kedi gitmiş de elemanın filmin başından sonuna asla önlem almadığı dolap kapağını açıp dökülen ilaçları içmiş... Şimdi bunu görüp izleyecek, filmin de yayılmasıyla birlikte milyonlara ulaşacak tehlikeli bilgiyi düşünüyorum da... Üzerine kedi etinin yenmesi... İnsandan insana birbirinize ne yaparsanız yapın. Büyü yapın, kafayı takın, hayatı zindan edin benlik bir durum yok. İşin içine hayvan öldürmeli yahut hayvanın içine katıldığı tehlike oluşturulabilecek durumlar girdi miydi ben bir korku sever olarak bunları cheap shot buluyorum.
Bir de arkadaşı dilek dileyince başından aşağı milyarlar yağmaya başlamıştı, tekrardan adamın evine neden "büyü gerçekmiş vay anasını" diye koşup geldiğini anlamadım. İlkinde anlamamış mıydı? Gün içinde başından aşağı milyar dolar balyalar yağmıyorsa onun büyü olduğunu anlamaması mümkün değil.
Erken Kış filmine yorum yazdı:
Taşıyıcı annelik meselesini pek anlayamamış, en fazla süt sağıp daşa toprağa boşaltmak üzerine kadın bedenini ilgilendiren bir yorumda bulunabilmiş. Kapitalizm eleştirisi yapmağa çalışmış desem çok ucundan, kadın haklarını savunma yoluna gitmiş desem o da olamamış... Keşke direkt kadın bedeniyle alakalı bir meseleyi işlemeden yandan geçip gitseymiş. There is plenty of konu in the sea sonuçta... Erkek yönetmenler taşıyıcı annelik işlerine çok bulaşmasın bence.
Deniz Göktaş - Ölü Deniz filmine yorum yazdı:
Sanıyorum geçen sene gösterisini canlı izlemiştik Suat Taşer'de. Hatta o zaman demiştik, kendini tuttuğu-geri çektiği belli diye. Bu gösterisinde söylediğim hissiyatı biraz kırmış olsa da sonuç belli. Keşke dilediği gibi konuşabilse... O hafif tutukluğu almasak. Dediğim şey anlaşılabilmiştir sanıyorum. Ülkede en fazla bu kadar konuşabiliyorsunuz, zira bir adım ötesi ters kelepçeyle içeri alınmak. Akp'si bitmiyor bu sefer Chp'lilerin parti içi kavgalarının mezesi oluyor Deniz. Yok kılıçdaroğlu gitmiş de ona, "salın chp'yi" demiş, bunu duyan özgür özel durur mu, "Pontişim ben senin özgürce gösteri yapacağın bir dünyayı destekliyorum. Biz iktidar olduğumuzda!!!!!!" diye cevabvermiş. Adamın üzerinde tepinip durmayın yav yeter artık. Muhalefeti eleştirdiği günler gelince ilk onların nasıl satacaklarını bilmiyormuşuz gibi. Saraçhane'de ilk iş gençleri nasıl polisin önüne attıklarını, polise emir kulu dediklerini, eylem yapan gençlere de "biz onları desteklemiyoruz" dediklerini unutmuşuz gibi ... DevamıSanıyorum geçen sene gösterisini canlı izlemiştik Suat Taşer'de. Hatta o zaman demiştik, kendini tuttuğu-geri çektiği belli diye. Bu gösterisinde söylediğim hissiyatı biraz kırmış olsa da sonuç belli. Keşke dilediği gibi konuşabilse... O hafif tutukluğu almasak. Dediğim şey anlaşılabilmiştir sanıyorum. Ülkede en fazla bu kadar konuşabiliyorsunuz, zira bir adım ötesi ters kelepçeyle içeri alınmak. Akp'si bitmiyor bu sefer Chp'lilerin parti içi kavgalarının mezesi oluyor Deniz. Yok kılıçdaroğlu gitmiş de ona, "salın chp'yi" demiş, bunu duyan özgür özel durur mu, "Pontişim ben senin özgürce gösteri yapacağın bir dünyayı destekliyorum. Biz iktidar olduğumuzda!!!!!!" diye cevabvermiş. Adamın üzerinde tepinip durmayın yav yeter artık. Muhalefeti eleştirdiği günler gelince ilk onların nasıl satacaklarını bilmiyormuşuz gibi. Saraçhane'de ilk iş gençleri nasıl polisin önüne attıklarını, polise emir kulu dediklerini, eylem yapan gençlere de "biz onları desteklemiyoruz" dediklerini unutmuşuz gibi.
The Dissident filmine yorum yazdı:
Akp propagandası. Sinekler ordusundan bahsederlerken Lord of the Flies'ın kendisini görmek gülümsetti.
Dehşet Yolcuları filmine yorum yazdı:
Filmde yola çıkana kadar geçen süreyi bir ara uzun bulmuş, içim bayılır gibi olmuştum da buradaki yorumları okuyunca neden o uzun süreli anlatımlar gerekliymiş onu anladım. Mario, Jo, Luigi ve Bimba'nın karakterine ayrı ayrı bakın, durdukları yeri-olaylara karşı verdikleri tepkileri, yaşadıkları ortamı ve birbirleriyle olan ilişkilerini düşünün, en son Mario'nun eylemlerine tekrar bakın ve badumtıs, neden o yolculuk öyle olması gerekirken böyle oldunun cevabı ortaya çıkıyor.
Hakkaten ne film yapmışlar he. Vallah nitrogliserinli pamuklara sarasım geldi.
Yardım Çağrısı filmine yorum yazdı:
Zengin yalakalığı desen değil, kapitalizm eleştirisi desen o da değil. Bir dolu mantık hatası ve böyle bir konu için asla bitmek bilmeyen bir süre. Bu konu özelinde izlediğim en kötü filmlerden biri olabilir. Kendiyle dalga geçmeyi seven filmleri el üstünde tutar pamuklara sararım da bu dalga geçmeye çalıştığı çerezliğin içine düşüp rezil olmuş daha çok. Sam Raimi'yi seven, tüm filmlerini izlemiş biri olarak söylüyorum.
Aşk Irmakları filmine yorum yazdı:
A Woman Under the Influence nere, bu nere. Son 45 dakikada o kadar büyük bir çakılma yaşıyor ki, sıkıntıdan ötürü aşağı bi yerlere atlayacaktım, bir türlü bitmek bilmedi.
İzlediğim ikinci cassavetes filmi oldu ırmağının akışına öldüğüm. Herhalde tüm olaylar belli bir kadın profili etrafında dönüyor. Bir tane manik depresif ablanın sanrılarını izliyoruz habite. A Woman Under the Influence en azından altını doldurabilecek bir yazarlık, olay örgüsü ve tutarlılık verebiliyordu.
Bunda o da yok. Hele hele hayvanlarla palyaçoluk yapıldığını gördüğüm an gözümde sıfırlandı. Benim gözüm çok önemlidir, sıfırlandıysanız işiniz zor. Yaa öyle işte.
Üçüncü bir filmini izlemeyi ben kaldıramayacağım. Kendisine doymuş durumdayım, kalan sağlara başarılar.
Palu Ailesi: Karanlık Sarmal dizisine yorum yazdı:
İnci cinci eksperi çıkardıkları vakit kapattım belgeseli. Olayı baştan sona biliyorum, üfürükçülere kadar söylenen yalanları "hadi canım" diyerek izledim de onuncu dakikada şeytoş muhabbeti yapılınca dayanamadım artık. İzlemeseniz hiçbir şey kaybetmezsiniz. Şizofren babaları öldürmüş de bilmem ne hepsi yalan bu arada.
Geride Kalanlar filmine yorum yazdı:
Bununla birlikte Alexander Payne'in filmografisini bitirdim. Böyle deyince 750 tane film çekmiş de filmlerini izlemek yıllarımı almış gibi konuştum.
Haldovers, Payne'in The Descendants ile birlikte en sevmediğim ikinci işi oldu. Durup dersiniz ya (ben derim), "bunu çekmek için ayırdıkları bütçeyle yetim doyurabilirlermiş" deyu, yani öyleydi açıkçası. İki filmin toplam bütçesiyle birkaç yere su kuyusu açabilirlermiş, dünyaya bir faydaları olurmuş en azından.
Böyle bir film neden var? Zengin çocuğu zırıldamalarının önemli bir yer kapladığı, ucundan kıyısından sınıfsallık üzerine eleştiri yapalım derken onu da aman efendim bayram seyran uğraşmayalım-tat kaçırmayalım şimdi şeyiyle yapmayı becerememiş. Yılbaşı filmidir eğlenelim desek onu da veremiyor. Tam olarak nereye "koyayım" bu filmi bilemedim.
That's what she said. Ahı ahı.
filmin yönetmeni, bir gün telefonunun klavyesiyle velociraptor yazmaya çalışırken telefon, otomotik düzeltmeyle kelimeyi "velocipastor"e çeviriyor, filmin adı ve fikri de böyle çıkıyor.
--- spoiler ---
bobby berk gelip el atsa dahi iflah olmayacak bir kilisede papazlık görevini icra eden doug, içeride bir allah'ın kulu olmamasına rağmen saçma sapan vaazlar vermektedir. "hayali" cemaati müslimin ile aminleştikten sonra dışarı çıkar ve anne-babasını görür. yamuk yumuk rahip yakasıyla ailesine, "lan oğlum bari siz beni dinlemeye gelsey ... Devamı
filmin yönetmeni, bir gün telefonunun klavyesiyle velociraptor yazmaya çalışırken telefon, otomotik düzeltmeyle kelimeyi "velocipastor"e çeviriyor, filmin adı ve fikri de böyle çıkıyor.
--- spoiler ---
bobby berk gelip el atsa dahi iflah olmayacak bir kilisede papazlık görevini icra eden doug, içeride bir allah'ın kulu olmamasına rağmen saçma sapan vaazlar vermektedir. "hayali" cemaati müslimin ile aminleştikten sonra dışarı çıkar ve anne-babasını görür. yamuk yumuk rahip yakasıyla ailesine, "lan oğlum bari siz beni dinlemeye gelseydiniz, iki adım ötede duruyormuşsunuz yazık be" diye carlamak yerine el sallamayı tercih ettikten sonra, ailesinin gözleri önünde ölmesine şahit olur. ikinci tutorial'dan öteye gidilmediği için after effects ile herhangi bir patlama efekti verilmekten kaçınılmıştır. bunun yerine, "abov nasıl patladı araba:d" yazısı geçilerek, her canlının bir gün ölümü tadacağı şeklinde bilgilendirme yapılır.
öğrendiğinde mutlu oluyor, oh çekiyor. bizim dinozor papaz, iyicene gaza gelip "sabahları papaz, akşamları dinozor olayım ben en iyisi" diyor. çok mantıklı çünkü, neden olmasın? pratik yapa yapa saitama'ya bağlıyor. bi anda spor yaptığı, diğer yanda kadınla aşk yaşadığı görüntüler akıp giderken arka planda punk munk şarkılar çalıyor. ne bileyim bi squat, bi ip atlama, bi seksomantis hareketler göstermişler. kas-mas bi şeyler var işte. ayy sıcak oldu burası.
ikinci kısımda, gülme pratiği yapan amerikalı wannabe ninja ve onun çinli patronu karşımıza çıkıyor. geri zekalı gibi kahkaha atıp duruyorlar, kötü adamlar ya ahı ahı. en başta yazdığım emice, bizim papazla yeni manitası carol'ı dikizleyip duruyor. sonra, doug'ın yanına gidip "iffetlilik yeminine noldu?" diye soruyor. "bi şey olduğu yok, 7/24 blue balls geziyorum" diyo adam da napsın klajsdf. "sen benim yeminimi bırak, içimdeki zehri zıkkım yüzünden adam öldürüp duruyorum" diyor doug. bizim emice; su üzerinde yürüme-tempolu koşma-postacı yürüyüşü, ölüleri diriltme, bakire olunduğu halde hamile kalma, beşikteyken konuşma gibi mucizelere (?) inanan bir dinin üyesi olmasına rağmen, adamın dinozorluğunu sorguluyor. bizim doug durur mu, incil'den örnekler veriyor. matthew 1234:567 "isayım ben-ben isa, tamam" cizıs 57:89 "dinozorlar vardır" gibi ayetleri okuyarak kanıtları fırlatı fırlatıveriyor. converse pabuçlarıyla peder stewart'ı ikna edemiyor elbette.
gülücükler eşliğinde geçen flashback'lerden sonra doug, ışıklı mışıklı anıları içinde kayboluyor. anasını babasını özlüyor oturduğu yerden. flashback üzerine flashback gösteriyorlar. bu sefer de şarapçı peder stewart'ın savaş anılarını görüyoruz. pederin önce asker arkadaşı ölüyor, daha sonra aynı ormanda (?) ona doğru koşan manitası mayına basıp patlıyor. bizim peder'in üstü başı, carrie oluyor.
bi tane yandan yemiş dave navarro var filmde. peder (emice) stewart, doug'ı alıp buna götürüyor, iki okusun büyü yapsın deyu. navarro'nun yaptığı büyüler ve baktığı çakma tarotun işe yaramasıyla birlikte doug tekrar velocipastor şemalini alıyor. stewart'ı oradıkça deşiyor, yolda giderken de ninjalara sallıyor. ulan, yolda yürürken insanın karşısına ninja mı çıkar? lkjasdaf. "gelirken ninjaların saldırısına uğradım" ne?!!! yine carol'ın yanına giden doug, en sonunda blue balls halinden çıkıyor. sevişme sahneler, qotsa'nın in my head klibi gibiydi aynı. sabah, "oh be seks yaptık biz" mutluluğuyla uyurlarken evin pencerelerinden içeri ninjalar giriyor. bu iki gerzo, sütyen mütyen, don, dal daşşak demeden ninja abilerimizin ağzını kırıyor. sonra, adrenalinin etkisiyle öbüşüp çog afedersiniz yalaşıyorlar.
meğerse peder stewart ölmemiş, ninjacı başı yakalamış bunu. filmin villain'ı ninjacı başı'nın planı, sokaklarda koko satıp herkesi bağımlı yaptıktan sonra dağıtımı kesip insanları kilisenin yardım gruplarına göndererek inanç ordusu yaratmakmış. bi bok anlamadım valla, öyle diyo ne bileyim. stewart, "gerçek hıristiyanlık bu değil" dedikten sonra orijinal ninja tarafından öldürülüyor. e madem öldürecektiniz neden kaçırdınız, neyse. yukarıda bahsettiğim "wannabe ninja" da meğersem bizim doug'ın yıllarca piç muamelesi gören kardeşiymiş hahahaha. flashback'lerin kenarlarından fışkırdı köşede sümük gibi ekmek peynir yerken. plot twiste bak be.
doug, kardeşini öldürürken ninjalar, carol'ı ağır biçimde yaralıyor. sonra doug, kafayı kırıp son kez velocipastor'e bağlıyor. dinozor dediğimizin de boyu 1.75 falan. üstüne, skolyozu da var galiba. bizim velo, vanslı, konversli ninjaları atı atıveriyor sağa sola, parçalıyor hepsini. orijinal ninja'nın ken bebekten farksız kafasını, polyester pençeleriyle koparıyor. film, gandhi'nin sözleriyle biter gibi olurken ben de imdb'deki bir kullanıcı yorumu aktarmak isterim:
--- spoiler ---
"this movie cured my cancer and my acne, my asthma is gone and i don't need my glasses anymore"
this is spinal tap misali, filme puanım 10 üzerinden 11.