Film yapmak çok zor ve ciddi bir iştir. Bu yazımda ve hayatım boyunca yazacağım hiçbir yazımda amacım kimseyi rencide etmek değildir ve olamaz da. Tek amacım bir seyirci olarak elimden geldiğince, dilim döndüğünce, kendimi ifade etmeye çalışmaktır.
Türkiye sineması için bana göre değerli bir yönetmen olan Ömer Kavur’u, ilk filmi olan Yatık Emine’den başlayarak incelemeye karar verdim. Üç dört yıl kadar önce Anayurt Oteli (1987), Gece Yolculuğu (1988) ve Gizli Yüz (1991) filmlerini izlemiş ve bu filmleri sevmiştim. Büyülü bir havaları vardı. Filmlerle alakalı aklımda nerdeyse hiçbir şey kalmamıştı ama bu büyülü hava içimde güzel şeyler uyandırıyordu. İlk filmi açtım!
Yatık Emine filmini 25 Dakika 19 saniye sonunda kapattım. Peki neden? İzlediğim şey bir filmden daha çok bir Olacak O Kadar skeci gibiydi. Kafamda hiçbir şeyi yerli yerine oturtamadım. Bunlar bilinçli olarak böyle yapılmış şeyler değildi. Bu çok bariz belli oluyordu. Ortada bir amatörlük vardı. Kamera neden bu kadar harek... Devamı
Film yapmak çok zor ve ciddi bir iştir. Bu yazımda ve hayatım boyunca yazacağım hiçbir yazımda amacım kimseyi rencide etmek değildir ve olamaz da. Tek amacım bir seyirci olarak elimden geldiğince, dilim döndüğünce, kendimi ifade etmeye çalışmaktır.
Türkiye sineması için bana göre değerli bir yönetmen olan Ömer Kavur’u, ilk filmi olan Yatık Emine’den başlayarak incelemeye karar verdim. Üç dört yıl kadar önce Anayurt Oteli (1987), Gece Yolculuğu (1988) ve Gizli Yüz (1991) filmlerini izlemiş ve bu filmleri sevmiştim. Büyülü bir havaları vardı. Filmlerle alakalı aklımda nerdeyse hiçbir şey kalmamıştı ama bu büyülü hava içimde güzel şeyler uyandırıyordu. İlk filmi açtım!
Yatık Emine filmini 25 Dakika 19 saniye sonunda kapattım. Peki neden? İzlediğim şey bir filmden daha çok bir Olacak O Kadar skeci gibiydi. Kafamda hiçbir şeyi yerli yerine oturtamadım. Bunlar bilinçli olarak böyle yapılmış şeyler değildi. Bu çok bariz belli oluyordu. Ortada bir amatörlük vardı. Kamera neden bu kadar hareket ediyordu? Biz bu filmde bir yere adeta sürgün edilmiş olan bir kadını izliyoruz. Ama kamera hiç oralı bile değil! Yaratılan görsel dil, filmin bağlamından tamamen kopmuş durumdaydı ve bu beni çok rahatsız etti. En nihayetinde filmi kapattım.
İzlediğim sürede, Rainer Werner Fassbinder’in Ali Korku Ruhu Kemirmek, Jordan Peele’in Çıkış Yok ve bu filmde ortak olan bir kareyle karşılaştım:
Ötekinin Hiçliği! Üç filmde de dışardan gelen bir yabancı var, üçüne de cinsel bir obje olarak bakıyorlar. Karşılarındaki insanın vücutlarına istedikleri gibi dokunabiliyorlar. Kendilerinden alt sınıfta olarak gördükleri için onlara istedikleri şeyleri yapabileceklerini sanıyorlar ve Almanya, Türkiye ve Amerika’dan üç farklı zamanda gelen üç farklı kare, insanlığın bu tutumuna karşı bir eleştiride bulunuyor.
Yatık Emine filmini bitiremesem de, yukarıdaki birleşimi keşfedebilmiş olmak bana kendimi iyi hissettirdi. Şimdi sırada Yusuf ile Kenan filmi var.
@burak_senel
6 yıl önce
Türkiye sineması için bana göre değerli bir yönetmen olan Ömer Kavur’u, ilk filmi olan Yatık Emine’den başlayarak incelemeye karar verdim. Üç dört yıl kadar önce Anayurt Oteli (1987), Gece Yolculuğu (1988) ve Gizli Yüz (1991) filmlerini izlemiş ve bu filmleri sevmiştim. Büyülü bir havaları vardı. Filmlerle alakalı aklımda nerdeyse hiçbir şey kalmamıştı ama bu büyülü hava içimde güzel şeyler uyandırıyordu. İlk filmi açtım!
Yatık Emine filmini 25 Dakika 19 saniye sonunda kapattım. Peki neden? İzlediğim şey bir filmden daha çok bir Olacak O Kadar skeci gibiydi. Kafamda hiçbir şeyi yerli yerine oturtamadım. Bunlar bilinçli olarak böyle yapılmış şeyler değildi. Bu çok bariz belli oluyordu. Ortada bir amatörlük vardı. Kamera neden bu kadar harek ... Devamı
Türkiye sineması için bana göre değerli bir yönetmen olan Ömer Kavur’u, ilk filmi olan Yatık Emine’den başlayarak incelemeye karar verdim. Üç dört yıl kadar önce Anayurt Oteli (1987), Gece Yolculuğu (1988) ve Gizli Yüz (1991) filmlerini izlemiş ve bu filmleri sevmiştim. Büyülü bir havaları vardı. Filmlerle alakalı aklımda nerdeyse hiçbir şey kalmamıştı ama bu büyülü hava içimde güzel şeyler uyandırıyordu. İlk filmi açtım!
Yatık Emine filmini 25 Dakika 19 saniye sonunda kapattım. Peki neden? İzlediğim şey bir filmden daha çok bir Olacak O Kadar skeci gibiydi. Kafamda hiçbir şeyi yerli yerine oturtamadım. Bunlar bilinçli olarak böyle yapılmış şeyler değildi. Bu çok bariz belli oluyordu. Ortada bir amatörlük vardı. Kamera neden bu kadar hareket ediyordu? Biz bu filmde bir yere adeta sürgün edilmiş olan bir kadını izliyoruz. Ama kamera hiç oralı bile değil! Yaratılan görsel dil, filmin bağlamından tamamen kopmuş durumdaydı ve bu beni çok rahatsız etti. En nihayetinde filmi kapattım.
İzlediğim sürede, Rainer Werner Fassbinder’in Ali Korku Ruhu Kemirmek, Jordan Peele’in Çıkış Yok ve bu filmde ortak olan bir kareyle karşılaştım:
https://i.hizliresim.com/jz4qGz.jpg Rainer Werner Fassbinder, Ali Korku Ruhu Kemirmek (1974)
https://hizliresim.com/7xvY8w Ömer Kavur, Yatık Emine (1975)
https://hizliresim.com/frzjEe Jordan Peele, Get Out (2017)
Ötekinin Hiçliği! Üç filmde de dışardan gelen bir yabancı var, üçüne de cinsel bir obje olarak bakıyorlar. Karşılarındaki insanın vücutlarına istedikleri gibi dokunabiliyorlar. Kendilerinden alt sınıfta olarak gördükleri için onlara istedikleri şeyleri yapabileceklerini sanıyorlar ve Almanya, Türkiye ve Amerika’dan üç farklı zamanda gelen üç farklı kare, insanlığın bu tutumuna karşı bir eleştiride bulunuyor.
Yatık Emine filmini bitiremesem de, yukarıdaki birleşimi keşfedebilmiş olmak bana kendimi iyi hissettirdi. Şimdi sırada Yusuf ile Kenan filmi var.