7.4

303 OY
PUAN VER
5

IMDb: 7.9 (216.848 OY)

KONUSU
1920'li yılların sonunda Hollywood sinema sektörünü kökünden değiştirecek 'teknolojik' bir devrim yaşandı. Ses, "henüz hiçbir şey duymadınız" repliği ile film pelikülüne bir daha hiç ayrılmamak üzere girdi. Fakat sinema sektöründe yaşanan bu devrim boyutundaki bu değişim pek çok insanın mesleğini ve ... Devamı
1920'li yılların sonunda Hollywood sinema sektörünü kökünden değiştirecek 'teknolojik' bir devrim yaşandı. Ses, "henüz hiçbir şey duymadınız" repliği ile film pelikülüne bir daha hiç ayrılmamak üzere girdi. Fakat sinema sektöründe yaşanan bu devrim boyutundaki bu değişim pek çok insanın mesleğini ve kariyerini de derinden sarstı. Dönemin en karizmatik aktörleri arasında yer alan George Valentin (Jean Dujardin) de sesin beklenmedik biçimde sinema perdesine yansımasından payına düşeni alıyor. Yanı başında boy gösteren taze ve güzel oyuncu Peppy Miller'ın ise aklı fikri şöhrette.

2011 Cannes Film Festivali'nin en gözde yapımlarından olan The Artist, başrol oyuncusu Jean Dujardin'e George Valentin performansı ile "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kazandırdı. Film sinema sanatının sessiz dönemine bir saygı duruşu niteliğinde diyalogsuz, sessiz, siyah-beyaz ve saniyede 22 kare ile çekildi. Altın Palmiye adayları arasında da olan filmin yazarlığını ve yönetmenliğini ise Michel Hazanavicius üstleniyor.

YORUM YAZ

SPOILER

POPÜLER YORUMLAR

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@seko

4 yıl önce

Filmi izlerken sanki eski bir filmi izliyormuşum gibi geldi. Müziklerinden, kostümlerine, afişine varana kadar her şeyiyle harika bir film.

Sinemanın temel taşları olan eski klasiklere de selam olsun.

Puanım: 9
K

@kultablasi

5 yıl önce

6 / 10

Sırf sessiz ve siyah-beyaz olduğu için ödül alan film. Hayatında hiç sessiz film izlememiş olanlara yaratıcı ve "yeni" gelmiş olmalı. Bundan 100 sene sonra da iki boyutlu film çeker birisi yine Oscar kazanır. Herkes filmin ne kadar yaratıcı ve orijinal olduğunu söyler sonra... Şaka gibi. Ayrıca sessiz sinemanın örneklerini "sıkıcı yaa" diyerek görmeyip bunu beğenenlere diyecek lafım yok.

@macklyn

5 yıl önce

9 / 10

Bana kalırsa kesinlikle mükemmel bi filmde ben çok beğendim gerek sıcaklığı gerek siyah beyaz oluşu gereksiz hakkıyla yaptığı sinema eleştiri herşey bence yerli yerindeydi bence diğer insanların dediği gibi değil tam tersi ölçüsünde kararında bi filmdi bu arada tarihine hiç bakmamıştım ve gerçekten o dönemlerde çekildiği hissini uyandırıyo 2011 i görünce küçük bi şok geçirdim :)

@gundula

5 yıl önce

Oscar'ı jack russel cinsi baş rol oyuncusuna verdim...

@amip

6 yıl önce

8.2 / 10

normal de siyah beyaz filmlerde çok sıkılırım,ama bu iyidi.hatta ilk 10 15 dakikası o sessiz kısmıyla dikkatimi fazlasıyla cekti, merak ettirdi.daha sonra sesın gelmesiyle gerçeklesenlerse biraz yeşilçam variydi açıkcası, hatta george valentinin o sefil halini daha önce kartal tibetten izlemiş gibi hissettim :D.ama bunu olumsuz bir yorum olarak yapmıyorum,onlar bizim yıllardır varolan yeşilcam hıkayelerimizi yenı farkediyorlarsa onların eksikligi :). filmin artık var olmayan o siyah beyaz sessiz filmlere saygısını dile getiriyor olması filmin konusundan daha onemlı bence,ayrıca biz görmedik ozamanı ama sesli filmlere geçişte bir çok insanın işşiz kalmış olmasıda akla yatkın bir geçektir.bu acılardan ben filmi oldukça başarılı buldum.keyifli seyirler..özellikle filmin sonunda çook egleneceksiniz :)

@jackrai

6 yıl önce

6.9 / 10

Oyunculuk harika ama bana yeşilçam filmlerini anımsatan film. Oscar aldığı gerçeğini düşünmediğim zaman, filmin hakkını teslim etmek istiyorum. Ama Oscar alacak kadar iyi olduğunu düşünmüyorum.

@kaede

6 yıl önce

Şunu sormak isterim yeni yöntemler hep kötü müdür? Bu seksenleri beğenip doksanları beğenmemek ya da 90'ları sevenlerin 2000'leri sevmemesi gibi. Ateri çıktığı zaman sokaktaki eğlencenin yerini aldığı söylenirdi, ev aterileri çıktı salonlardaki oyun zevki bitecek dendi, sonra retro oyunlar özlenilmeye başlandı...Müzikte de aynı döngü vardır sürekli geçmişe özlem. 50'li yılların müziğini sevenler 60 müziğini yıkıcı bulur 60'ları sevenler 70lerin sonunda müziğin bittiğini savunur vs. Fotoğraf makinesi bulunduktan sonra ressamlar artık hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağını savunmuşlardı, sonrasında ise siyah beyaz sessiz filmler çıktı zamanla sinemada aynı duygusal yaklaşımlar başladı (hatta Picasso'nun Kübik resimleri sinema sahnesi gibi tuvalde de üç boyutlu görünümün sergilenebileceği inancını taşır, yani bir bakıma sinemaya eleştiri içerir) . Gelişimi kabul ediyorsanız değişimi de kabul etmek zorundasınız. Filmde beğenmediğim nokta artistin yaşamına fazla odaklanılıp, onun gibi düşü
... Devamı
Şunu sormak isterim yeni yöntemler hep kötü müdür? Bu seksenleri beğenip doksanları beğenmemek ya da 90'ları sevenlerin 2000'leri sevmemesi gibi. Ateri çıktığı zaman sokaktaki eğlencenin yerini aldığı söylenirdi, ev aterileri çıktı salonlardaki oyun zevki bitecek dendi, sonra retro oyunlar özlenilmeye başlandı...Müzikte de aynı döngü vardır sürekli geçmişe özlem. 50'li yılların müziğini sevenler 60 müziğini yıkıcı bulur 60'ları sevenler 70lerin sonunda müziğin bittiğini savunur vs. Fotoğraf makinesi bulunduktan sonra ressamlar artık hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağını savunmuşlardı, sonrasında ise siyah beyaz sessiz filmler çıktı zamanla sinemada aynı duygusal yaklaşımlar başladı (hatta Picasso'nun Kübik resimleri sinema sahnesi gibi tuvalde de üç boyutlu görünümün sergilenebileceği inancını taşır, yani bir bakıma sinemaya eleştiri içerir) . Gelişimi kabul ediyorsanız değişimi de kabul etmek zorundasınız. Filmde beğenmediğim nokta artistin yaşamına fazla odaklanılıp, onun gibi düşünüp yeninin yıkıcılığından dem vurulmasıydı. (gerçi yer yer inatçılığını da eleştirmişler ya) İlk tekerleği yapıp gelişime olanak sağlıyorsanız bir öncekini yerini bir sonrakinin gelmesini de sindirmeniz gerekmektedir.

Chaplin kendi sesiyle Büyük Diktatörde oynadı misal ona saygı duruşu denilyor ama elinde yetersiz malzeme ve sebeple yel değirmenine saldıran özenti bir Don Kisot'dan farklı bir karakter çizemiyor artist. İlla sinemayı sinemayla eleştiren film izlemek istiyorsanız şu ikisini izleyin derim:

www.filimadami.com/film/867/barton-fink/

www.filimadami.com/film/1240/the-player/

Filmde en çok rüya sahnesini beğendim. Çok çarpıcıydı:

www.youtube.com/watch?v=_A1xqfhOJIo

@fkhrm-217

6 yıl önce

8 / 10

BA-YIL-DIM!

yaşıtlarım bucak bucak kaçarken arşivimi tıka basa siyah beyaz sessiz filmlerle doldurmuş bendenizi zaten en başından beri tavlamıştı bu film. ha izlemem uzun zaman aldı o ayrı, hayat meşgalesi diyelim.

ilk andan itibaren insanı içine çeken bir havası var. izledikçe daha iyi anlıyorsunuz eskiden film çekmenin ne kadar zor, oyunculuğun ne kadar önemli olduğunu. sesli filmler oyunculuğu zamanla öldürmüş azizim. o vakitler oyuncular dertlerini mimikleri bakışlarıyla bir çırpıda anlatabiliyorken bize hiç zorlanmadan şimdilerde sadece iki mimik yapabilen çapulcular oyuncuyum diye geçiniyor sırf kelimelerle işleri kolayladı diye (hepsi değil tabi ki ama kabul edelim çoğunluk böyle). ha bi de tutuşturuyorlar elimize 3d gözlüğü rengarenk ışıl ışıl ama içi boş bir filmle alıveriyorlar saatlerimizi (yine bütün günümüz filmleri için geçerli değil bu söylediklerim aman ha). oysa bir sıcaklık kapladı benim içimi bu filmi izlerken, aynı zamanda bir tebessüm belirdi dudağımda. heyecanla
... Devamı
BA-YIL-DIM!

yaşıtlarım bucak bucak kaçarken arşivimi tıka basa siyah beyaz sessiz filmlerle doldurmuş bendenizi zaten en başından beri tavlamıştı bu film. ha izlemem uzun zaman aldı o ayrı, hayat meşgalesi diyelim.

ilk andan itibaren insanı içine çeken bir havası var. izledikçe daha iyi anlıyorsunuz eskiden film çekmenin ne kadar zor, oyunculuğun ne kadar önemli olduğunu. sesli filmler oyunculuğu zamanla öldürmüş azizim. o vakitler oyuncular dertlerini mimikleri bakışlarıyla bir çırpıda anlatabiliyorken bize hiç zorlanmadan şimdilerde sadece iki mimik yapabilen çapulcular oyuncuyum diye geçiniyor sırf kelimelerle işleri kolayladı diye (hepsi değil tabi ki ama kabul edelim çoğunluk böyle). ha bi de tutuşturuyorlar elimize 3d gözlüğü rengarenk ışıl ışıl ama içi boş bir filmle alıveriyorlar saatlerimizi (yine bütün günümüz filmleri için geçerli değil bu söylediklerim aman ha). oysa bir sıcaklık kapladı benim içimi bu filmi izlerken, aynı zamanda bir tebessüm belirdi dudağımda. heyecanlandım hem, hem de güldüm bol bol.

son sahnede de nefesimi tuttum pür dikkat kesildim sesleri duyabilmek için özellikle de george'unkini. hani duyurmak istemediği sesi nasılmış diye. .

yok efendim yıl kaç olmuş film eskilere nazaran yenilik yapmamış taklitmiş falan fişman. böyle düşünenler filmi bir kez daha izlesin bu sefer daha dikkatli.

özetin özeti: bütün dünya buna inansa bir inansa hayat siyah-beyaz olsa.

@alone

6 yıl önce

Hemen her gün açıp bir siyah beyaz film izleyen, Charlie Chaplin'in koleksiyonuyla, posterleriyle, dvd'leriyle evimi süslemiş birisi olarak; bu ne lan? tepkisi vermeme neden olmuş filmdir. Ucuz, sene 2012'de basit. Nerede 1914'teki Charlie Chaplin, nerede 2012'de bu siyah beyaz film? Üstüne gram birşey koyamamış, aksine taklit etmiş. Sanat, sinema bik bik diye gözlüklü purolu çok bilmiş gözükmek adına bu filme güzel şeyler yazamam. Sessiz sinemaya saygı duruştan, geçiş dönemini eleştirmekten çok uzaktır. Ya ben çok şey bekledim ya da bu filmin tek olayı siyah beyaz görünüp o dönemin filmleri hakkında gram bilgisi olmayan insanların ay ne sıcak ne güzel konuşmasız ne güzel hissettirdi beğenmeyen kitleden demetçilerden gözükmeyeyim yeeeee diye bakmasıdır.
E

@elitacilan

7 yıl önce

8 / 10

köpeğin cinsi jack russel. aynı cins köpeğim var benim de. mükemmel hareketli ve zeki bir köpek. filmin yıldızı köpekti bana kalırsa.

@ibodirector

7 yıl önce

9.5 / 10

The Artist... Filmekimi'nde 5 dakika boyunca ayakta alkışlanan tek film olan The Artist, sinema tarihi için bir nimet adeta. Tamamen 22 kare ve sessiz olarak çekilen film, sessiz sinemanın bitimi - sesli sinemanın başlangıcı dönemine dair müthiş bir eleştiri yönelterek, o dönemleri adeta yaşatıyor izleyiciye. Öyle bir film ki Artist, insanlara bak bu 1929 senesinin filmi diye gösterseniz çogu kişi

yi kandırabilirsiniz, o derece başarılı. Ayrıca bir köpek bu kadar mı iyi yönetilir, köpek yaşıyor resmen, bildiğin insan gibi oynuyor. Michel Hazanavicius'un yönetmenligi gerçekten çok başarılı. Cannes'da en iyi erkek oyuncu seçilen Jean Dujardin ise sanki o yıllarda gerçekten yaşayan bir star gibi. Müthiş.
N

@nur610

7 yıl önce

10 / 10

fazla söze gerek yok :) film oscarı sonuna kadar haketmiş.
O

@ozgen

7 yıl önce

8.8 / 10

Film sessiz dönemden sesli döneme geçmeyi hem teknik olarak anlatmış- mimikler, oyunculuklar, ses vs- hem de bu geçişte neler hissedildiğini anlatmış bize. O yüzden başarılı.

Başrol oyuncusunun filmin bir yerinde kadehin masaya konduğunda çıkardığı sesle başlayarak çevredeki sesleri duyması ve dengesini kaybetmesi sahnesi ayrıca başarılıydı. Adamın hissettiği duyguları aynen yaşamanıza neden oluyor.

Fakat film bittiğinde yoğun bir başağrısı hissettim. Sanırım müziklerin yoğunluğundan, inişli çıkışlı yapısındandı. Ona da yapacak bir şey yok, çünkü sessiz filmlerde bazı duyguları verebilmek için müzik kullanılıyormuş.

@emili

7 yıl önce

Uzun zaman olmuştu mutlu son görmeyeli.Mutlu sonla biten filmleri seviyorum.

@timeline

7 yıl önce

Film Chaplin dönemlerine götürerek nostalji yaptırıyor bize.. Ve bunu da başarıyor. O dönemi gerek ortam, gerek kıyafetler bakımından iyi yansıtmış. Güzel ve kaliteli bir film fakat 'en iyi film' değil bana göre. Ama en iyi oyuncu kesinlikle bu filmde. Oscar'ı hak etmiş Jean Dujardin. Bi' adam bu kadar mı sempatik olur.. Filmde Clark Gable'a benzettiğim anlar oldu.. Artık takibimde. (:

Dediğim gibi iyi film ama daha fazlası değil.. En azından sondaki dans için izlenir.. Dönüp dönüp o dansı izledim film bittiğinde.
SPOILER

Artist filmine Benzer Film ekliyorsun.

Arama Sonuçları

Artist filmini Kategorize ediyorsun.

Bu filmi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

Artist filmine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

FİLM İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL