Diren! Yorumları

Diren! filmi detayları

@sugundogdu

3 hafta önce

Sarah Gavron’un yönetmenliğini üstlendiği 2015 yapımı Suffragette, 1912’de işçi bir annenin kadınların oy hakkını savunan radikal bir feminist aktivizm topluluğuna katılmasını işliyor. Oyuncular arasında Carey Mulligan, başrolde Anne-Marie-Duff ve benim çok sevdiğim aktrislerden Helena Bonham Carter yer alıyor. IMDB puanı 6.9 olan bu filme benim vereceğim puan da yaklaşık olarak 6 olurdu. Bunun nedenlerini hemen aşağıda inceleyeceğim.
Başroldeki Maud, 7 yaşında yarı zamanlı ve 12 yaşından beri tam zamanlı olarak çamaşırhanede çalışan bir kadın. Bir gün ustabaşının verdiği kargoyu iletmek için şehre indiğinde süfrajetler birden camları taşlayıp kadınlara oy’ diye bağırmaya başlıyor. Orada çamaşırhanede birlikte çalıştığı kadınlardan birini gören Maud daha sonra bu kadroya dahil olan olup, kadınlara oy hakkının ateşli savunucularından oluyor. Film oldukça dramatik ve etkileyici bir şekilde aksa da tarihsel arka planı incelediğimde aklıma ta
... Devamı
Sarah Gavron’un yönetmenliğini üstlendiği 2015 yapımı Suffragette, 1912’de işçi bir annenin kadınların oy hakkını savunan radikal bir feminist aktivizm topluluğuna katılmasını işliyor. Oyuncular arasında Carey Mulligan, başrolde Anne-Marie-Duff ve benim çok sevdiğim aktrislerden Helena Bonham Carter yer alıyor. IMDB puanı 6.9 olan bu filme benim vereceğim puan da yaklaşık olarak 6 olurdu. Bunun nedenlerini hemen aşağıda inceleyeceğim.
Başroldeki Maud, 7 yaşında yarı zamanlı ve 12 yaşından beri tam zamanlı olarak çamaşırhanede çalışan bir kadın. Bir gün ustabaşının verdiği kargoyu iletmek için şehre indiğinde süfrajetler birden camları taşlayıp kadınlara oy’ diye bağırmaya başlıyor. Orada çamaşırhanede birlikte çalıştığı kadınlardan birini gören Maud daha sonra bu kadroya dahil olan olup, kadınlara oy hakkının ateşli savunucularından oluyor. Film oldukça dramatik ve etkileyici bir şekilde aksa da tarihsel arka planı incelediğimde aklıma takılan bazı noktalar oldu. Örneğin eşitlik için oy hakkı isteniyor olsa da o sırada işçi erkeklerin de oy verme hakkı olmaması ve oy hakkını kazanacak olan kadınların burjuvaziler olması filmde işlenen bunca çabayı biraz basite indirgiyor. Filmde özellikle işçi kadınlar için yol gösterici ve lider olarak ele alınan Pankhurst aslında işçi kadınlar ile karşılaştırdığımızda aralarındaki süregelen eşitsizlik Maud ile kocası arasındakinden daha büyük. Eşitsizlik ile olan savaşta herkese eşitlik isteyenleri aslında o dönemde sosyalistler oluşturuyor. Daha sonra da görebileceğimiz gibi feminizmin kendi içinde ayrıldığı alt başlıklarda aslında liberal feminizm belli bir gruba hitap ederken ve ırka bağlı bazı grupları dışarda bırakırken sosyalist feminizm daha kapsayıcı bu konuda.
Filmin sonunda bazı ülkelerdeki kadınlara oy hakkının verilme tarihi gösteriliyor. İngiltere’ye herkese eşit oy hakkı 1928’de geliyor. Filmi izlerken beni etkiledi mi? Evet! Fakat oturup düşündüğümde ve bu konuda biraz araştırma yaptığımda hayal kırıklığına uğramadım değil. Her şeye rağmen başta insanların ve kadınların hakları için savaşması ve bunun sonuçlarına katlanması oldukça değerli. Endüstri devrimiyle birlikte özellikle İngiltere’de kadınların ve erkeklerin yoğun bir şekilde fabrikalarda işçi olarak çalışmasıyla kadının sırtındaki yük artıyor. Hem evdeki ona atfedilmiş görevleri yerine getirmekle yükümlüyken hem de aynı iş aynı çalışma saatleri karşılığında kocasından daha az maaş alması ve bu maaşın da zaten evin lideri olan kocası tarafından alınıp yönetilmesi kadınların birlikte yaşadığı bu eşitsizliği daha da arttırıyor. Filmde de Maud’un eve geldiğinde kocasının ondan maaşı istemesi ve işten yorgun bir şekilde geldikten sonra yemek hazırlama görevinin ona düşmesi gibi sahnelerle buna şahit oluyoruz.
Ayrıca filmde vurgulanan diğer önemli nokta ise şu an yaşadığımız yüzyılda da karşılaşabildiğimiz feminist karalaması’. Hakları için savaşan kadınlar delirmiş, kocasına ve etrafına saygısız ve olabildiğince değersizleştirmiş kişiler olarak ele alınıyor. Polisler tarafından tecavüze uğrayıp kirlenen, hapishaneye girip komşular tarafından eşini utanç verici bir duruma düşüren kadınlar. Fakat filmde anlamadığım diğer bir nokta, polis şefinin Maud’a oldukça kibar davranmasıydı. Bu durum o zamanı ele aldığımızda biraz çelişkili olsa da belki de senaristin amacı Maud ve şef arasındaki diyaloglar aracılığıyla izleyiciye bazı mesajlar vermek olabilir diye düşünüyorum.

@naksidil

1 ay önce

7.2 / 10

İzlerken Vırgınıa Woolf ’un "Kendine Ait Bir Oda" kitabını düşünmek..

@olanzveins

4 yıl önce

5.8 / 10

Filmin vermeye çalıştığı mesaj ve alt metni gayet iyiydi fakat fazla duygusallık katılmış filme sanki kadınlar acılarıyla yüzleşiyor gibi bir algı oluşabilir fimde. Politik filmlerde her zaman duygusallıktan kaçınmak gerektiği görüşündeyim.

Alt metinde, yasalara karşı gelmeden yeni yasalar koyamayız tarzı bir mantık vardı daha doğrusu yapılanlar yasal olamayabilir ama meşrudur mantığı var. Bu mantığın ayırdına varırsak daha rahat kavrarız filmi. Sistemle, sistem karşıtı yoldan mücadele etmek gerekir bir yerden sonra. Yasal mücadelenin önü tıkandığında yasal olamyana geçiş meşrudur. Bu düzen zaten kendi normlarının dışına çıkmaya izin vermez. Bunu da başarılı bir şekilde anlatıyor film. Mücadelenin illegal boyuta kaçması rastlantısal değildir. Yasalarla korunan sistem, toplumsal sömürü ağıyla kendinin devamını sağlar.

Puanım 58/100 sebebi ise ana akım bir film gibi çekilmesi ve fazla duygusallık.

@poormf

5 yıl önce

7.5 / 10

Çok geniş bir pencereden bakmasa da dönem atmosferini yansıtmakta başarılı olan filmde, toplumsal duyarlılığı kör bir kadının değişimi, dönüşümü de başarıyla anlatılmış. Sınıf savaşından farklı olarak haklı bir hak arama mücadelesi veriliyor oluşu, çekilen acılar ve ödenen bedellere rağmen, eğer gerçekte filmde anlatıldığı gibiyse ölüme varan olay olmuyor. Egemen güçlerin bu mücadeleye "ılımlı" bakmalarının nedeni de bu. (tonton polis şefi gibi).

Devrimci, ilerici politikanın doğruluğu ezilen halkların, sömürülen emekçilerin, aşağılanan ırkların ve cinsiyetlerin sorunlarına ne derece sahip çıkıldığıyla ölçülür. Bir hak arama mücadelesi olarak feminist "Suffragette" hareketi temelde cinsiyetçi bakışıyla ilerici gibi görünse de istekleri biçimsel haklara yönelik olduğu için güdüktür. Ki bu görüşün doğruluğu hareketin yönetici kadrosunun daha sonraki sağ savrulmalarıyla (ya da hep sağda idiler) teyit ediliyor.

Ezilen sömürülen, aşağılanan insanlar kendi hakları için verilen mücadelede
... Devamı
Çok geniş bir pencereden bakmasa da dönem atmosferini yansıtmakta başarılı olan filmde, toplumsal duyarlılığı kör bir kadının değişimi, dönüşümü de başarıyla anlatılmış. Sınıf savaşından farklı olarak haklı bir hak arama mücadelesi veriliyor oluşu, çekilen acılar ve ödenen bedellere rağmen, eğer gerçekte filmde anlatıldığı gibiyse ölüme varan olay olmuyor. Egemen güçlerin bu mücadeleye "ılımlı" bakmalarının nedeni de bu. (tonton polis şefi gibi).

Devrimci, ilerici politikanın doğruluğu ezilen halkların, sömürülen emekçilerin, aşağılanan ırkların ve cinsiyetlerin sorunlarına ne derece sahip çıkıldığıyla ölçülür. Bir hak arama mücadelesi olarak feminist "Suffragette" hareketi temelde cinsiyetçi bakışıyla ilerici gibi görünse de istekleri biçimsel haklara yönelik olduğu için güdüktür. Ki bu görüşün doğruluğu hareketin yönetici kadrosunun daha sonraki sağ savrulmalarıyla (ya da hep sağda idiler) teyit ediliyor.

Ezilen sömürülen, aşağılanan insanlar kendi hakları için verilen mücadelede temel güç olsalar da başlangıçta önder güç olamıyorlar. Ulusal ve sınıfsal hak arama mücadelelerinde önderlik o toplumun aydın kesimlerinden çıkmaktadır. Bu nedenle Suffragette hareketinin önderinin burjuva ve yaygın tabanın küçük burjuva olması doğal. Proleter kadınların yaşamaya çalışmaktan mücadeleye kulak kabartmaya takatları yok. Bu da toplumsal adaletsizlik içinde yaşayan insanların tepkisizliğinin açıklaması aslında.

Filmin Türkçe afişinde yer alan "Zamanı geldi" sözünü, kadınların dönemsel olarak haklı ve ilerici olan bu onurlu mücadelesini küçümsemeden üretim ilişkilerinin geldiği nokta göz önüne alarak kelimenin gerçek anlamıyla okumak da olası... 75/100

@cografi_mecburi

5 yıl önce

Ben de izledim, ben de yaranmaya çalışıyorum.

Yüksek lisans tezim olduğunu, dolayısıyla yüksek lisans yaptığımı vurgulamak istiyorum. Detayları kaçırmayan bir entelektüel oluşum cabası.

Reklamları es geçtiğiniz taktirde şöyle bir gerçeklik sizi kucaklayacak; kadınlar hiçbir bok elde etmedi. Erkeklerin verdiği kadarına layık oldular. Sahip olduklarını dillendirdikleri haklar dahi tarihsel süreçte erkekler tarafından bir nevi bahşedilmiş haklar. Dünyayı erkekler yönetiyor. Filme konu olmuş dönem de buna bir örnek. Kazanılmış bir zaferin değil, verilmiş bir bahşişin hikayesi.

Sokaklarda süs köpeği gibi gezen, kendini erkek cinsine pazarlama derdinde olan, hemen hemen tüm sektörlerin büyük oranda bir mal ve pazarlama aracı olarak kullandığı günümüz kadınlarının bu naralara eşlik etmesi daha yaralayıcı. Henüz sosyal mecralarda reklamınızı yapmadınız mı? Geç kaldınız. Hiçbir bok bilmediği halde birkaç marjinal eylem ile kendini toplumun ve insanların üzerinde gören bir nesle sahibiz.

"İn
... Devamı
Ben de izledim, ben de yaranmaya çalışıyorum.

Yüksek lisans tezim olduğunu, dolayısıyla yüksek lisans yaptığımı vurgulamak istiyorum. Detayları kaçırmayan bir entelektüel oluşum cabası.

Reklamları es geçtiğiniz taktirde şöyle bir gerçeklik sizi kucaklayacak; kadınlar hiçbir bok elde etmedi. Erkeklerin verdiği kadarına layık oldular. Sahip olduklarını dillendirdikleri haklar dahi tarihsel süreçte erkekler tarafından bir nevi bahşedilmiş haklar. Dünyayı erkekler yönetiyor. Filme konu olmuş dönem de buna bir örnek. Kazanılmış bir zaferin değil, verilmiş bir bahşişin hikayesi.

Sokaklarda süs köpeği gibi gezen, kendini erkek cinsine pazarlama derdinde olan, hemen hemen tüm sektörlerin büyük oranda bir mal ve pazarlama aracı olarak kullandığı günümüz kadınlarının bu naralara eşlik etmesi daha yaralayıcı. Henüz sosyal mecralarda reklamınızı yapmadınız mı? Geç kaldınız. Hiçbir bok bilmediği halde birkaç marjinal eylem ile kendini toplumun ve insanların üzerinde gören bir nesle sahibiz.

"İnsanlığın düşünüşüne radikal bir devrim fikrini getirmenin ne kadar önemli olduğunu göreceğiz. Bu kriz bir bilinç krizidir. Öyle bir kriz ki eski kuralları, eski şablonları, eskiden kalma gelenekleri artık kabul etmiyor. Ve, dünyanın bugünkü haline bakınca, bunca sefalet, çatışma, yıkıcı zulüm, saldırganlık, vesaire... İnsanlık hala eskiden olduğu gibi zalim, can yakan, saldırgan, aç gözlü, rekabetçi ve inşa ettiği toplum da bu değerler üzerine kurulu.

Bize bir devrim lazım. O da ancak, zihinlerde yaşanacak bir devrimdir. Anlamak, değişimdir."

Bakınız:POVERTY AND WOMEN IN WORLD AND TURKEY

@fishguts

5 yıl önce

6.5 / 10

Cüneyt Cebenoyan'ın şu eleştirilerine katılmamak elde değil:

"Diren 1912'de başlıyor. Kadınlara, erkeklerle eşit oy hakkı isteyen süfrajet (suffragette) hareketi küçük çaplı terör eylemleri yapmaktadır. Şimdi, burada bir durmak ve bir soru sormak lazım: Erkeklerle eşit oy hakkı istemek, ne anlama geliyordu o dönemin İngilteresi'nde? Bütün erkekler oy verebiliyorlar mıydı? Maalesef hayır! İşçiyseniz, yoksulsanız oy veremiyordunuz! Belirli bir statünüz olması gerekiyordu toplumda. Peki süfrajet hareketi ne istiyordu? Belirli statüdeki varlıklı kadınlara oy hakkı istiyordu, yani eğer oy verme hakkı olan erkeklerle aynı statüdeyseler, o statüdeki kadınlar da oy verebilmeliydi. Yoksa, yoksul, zengin ayırt etmeden herkese oy hakkı istemiyorlardı. Diren filminin zurnası burada zırt ediyor. Ve anlattığı hikaye tümüyle boşluğa düşüyor. Çünkü Diren bize ayrıcalıklı kadınların oy hakkı mücadelesine katılan yoksul bir işçi kadının hikayesini anlatıyor.

..

Süfrajetlerin başını Emmeline
... Devamı
Cüneyt Cebenoyan'ın şu eleştirilerine katılmamak elde değil:

"Diren 1912'de başlıyor. Kadınlara, erkeklerle eşit oy hakkı isteyen süfrajet (suffragette) hareketi küçük çaplı terör eylemleri yapmaktadır. Şimdi, burada bir durmak ve bir soru sormak lazım: Erkeklerle eşit oy hakkı istemek, ne anlama geliyordu o dönemin İngilteresi'nde? Bütün erkekler oy verebiliyorlar mıydı? Maalesef hayır! İşçiyseniz, yoksulsanız oy veremiyordunuz! Belirli bir statünüz olması gerekiyordu toplumda. Peki süfrajet hareketi ne istiyordu? Belirli statüdeki varlıklı kadınlara oy hakkı istiyordu, yani eğer oy verme hakkı olan erkeklerle aynı statüdeyseler, o statüdeki kadınlar da oy verebilmeliydi. Yoksa, yoksul, zengin ayırt etmeden herkese oy hakkı istemiyorlardı. Diren filminin zurnası burada zırt ediyor. Ve anlattığı hikaye tümüyle boşluğa düşüyor. Çünkü Diren bize ayrıcalıklı kadınların oy hakkı mücadelesine katılan yoksul bir işçi kadının hikayesini anlatıyor.

..

Süfrajetlerin başını Emmeline Pankhurst (Meryl Streep) adlı burjuva bir kadın çekiyor. Maud'la, Emmeline arasındaki eşitsizlik, Maud'un işyerindeki işçi erkeklerle arasındaki eşitsizliğe kıyasla çok daha devasa boyutta. Ve o dönemin kadın hakları hareketinin umurunda değil bu eşitsizlik. Ve Maud'un gerçekte bu hareket içinde olması akla yatkın değil, hatta imkansız. Tabii o dönemde sosyalistler de var ve bugünkünden çok daha etkinler. Ne de olsa Sovyet devriminin yaklaştığı yıllardayız. Ve Maud gibi duyarlı bir kadının herkese eşitlik isteyen bu harekette yani sosyalistlerin yanında yer alması asıl akla yatkın olan. Ama tabii ki bu ihtimal özenle filmin konusu dışında kalıyor. Emmeline Pankhurst, hayatının ilerleyen yıllarında Muhafazakar Parti'ye katılıyor, milliyetçi ve savaş yanlısı propagandalar yapıyor; bir başka kadın hakları savunucusu lideri ırkçılığa kadar taşıyor bu çizgiyi. Ama bunlar da filmi ilgilendirmiyor. Pankhurst'ü anaç, güler yüzlü ve kararlı bir lider olarak görüyoruz."

---spoiler--

Haklı eleştiri ve karakterlerin yüzeysel işlenmesine rağmen filmin mücadele, eşitlik arayışı, kararlılık, polis-devlet-basın tutumu, kötü çalışma şartları, taciz-tecavüz, mahalle baskısı gibi birden fazla konuya değinmeyi başarıyor olması filmi kaldır çöpe at mantığından uzaklaştırıyor.

@supernova

5 yıl önce

lisans tezime konu olan film. tarihi gerçeklik bu kadar yalın bu kadar incelikli anlatılmazdı. bir kadın gözüyle çekilen kadın olmamın hikayesi. diyecek başka söz yok. mükemmel.
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL