7.8

471 OY
PUAN VER
5

IMDb: 8.3 (557.710 OY)

KONUSU
2001: Bir Uzay Destanı (İngilizce: 2001: A Space Odyssey), 1968 yılında Stanley Kubrick tarafından yönetilen bilim kurgu filmi. Senaryosu Kubrick ve ünlü bilimkurgu yazarı Arthur C. Clarke tarafından kaleme alınmıştır. Film insan evrimi, teknoloji, yapay zeka tematik unsurlarını işler ve bilimsel ge ... Devamı
2001: Bir Uzay Destanı (İngilizce: 2001: A Space Odyssey), 1968 yılında Stanley Kubrick tarafından yönetilen bilim kurgu filmi. Senaryosu Kubrick ve ünlü bilimkurgu yazarı Arthur C. Clarke tarafından kaleme alınmıştır. Film insan evrimi, teknoloji, yapay zeka tematik unsurlarını işler ve bilimsel gerçekliği, öncü görsel efektleri, provakatif belirsizliği ve bazı yorumculara göre içerdiği gerçeküstü betimleme, geleneksel anlatım teknikleri yerine sessizlik ve asgari düzeydeki karşılıklı konuşmaları ile ün yapmıştır.

Gösterildiğinde aldığı çeşitli eleştirilere rağmen, günümüzde 2001: Bir Uzay Destanı eleştirmenler ve izleyiciler tarafından yapılan en iyi filmlerden biri kabul edilmektedir. Dört Oscar adaylığı aldı ve görsel efetkler Oscarını kazandı. 1991 senesinde Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından "kültürel, tarihi veya estetik açıdan önemli" addedilerek, kütüphanenin Amesrikan Ulusal Film Kayıt defterine alındı.



-vikipedi-
Keir Dullea

Dr. David ...

Gary Lockwood

Dr. Frank ...

William Sylvester

Dr. Heywoo...

Douglas Rain

HAL 9000 (...

Daniel Richter

Moonwatcher

Leonard Rossiter

Dr. Andrei...

Robert Beatty

Dr. Ralph ...

YORUM YAZ

SPOILER

POPÜLER YORUMLAR

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@furkandgn9

1 ay önce

8.3 / 10

Filmin isminin Bir Uzay Macerası olduğuna bakmayın siz. Film tam olarak insanın macerasını anlatıyor. Yönetmen bu hikayeye bizleri dakikalarca süren bir siyah ekranla hazırlıyor. Bu siyah ekranı geçmeye çalıştığınızda ise tuzağına düşüyorsunuz. Çünkü insan artık sabırsız ve kibirli. Bu kibrin, kendini en üste taşıma çabasının motivasyonu ise tanrının mükemmelliği. İnsanın macerası da bu mükemmelliği tattığı andan itibaren başlıyor. Fakat 6 milyon yıl sonra o mükemmellik insan gözünde değerini kaybediyor. Peki ne zaman akıllanıyor?

@donna-giovanni muazzam bir yorum yazmış zaten.

@sedatgrlic

1 yıl önce

10 / 10

Filmin sonunda monolitin girdiği odada elinde meşale tutan Apollon heykelleri var. Apollon Antik Yunan?da ışığın ve düzenin tanrısıydı ve Antik Yunan?ın Arktik dönemlerinde insanlar savaş yıkım gibi büyük sorunların doğurduğu kaygılara çare bulmak için Parnassos Dağı?nın tepesinde bulunan, ona adanmış Delfi tapınağına giderlerdi. Bu yol boyunca insanların vardıklarında dertlerine derman bulacakları düşüncesi, bu inanmışlık işleri kolaylaştırırdı. Tapınağın girişinde ??Kendini bul?? yazardı ve vardıklarında sorunlarını anlattıkları rahipler onlara müphem kehanetlerde bulunurlardı. Misal Pers işgali sırasında onlara kurtuluşun tahtalarda olduğunu söylemişlerdi. Verdikleri bu kehanetler insanları sorunlarının üzerine düşünmeye itiyor ve onlara farklı bakış açıları kazandırarak sorunlarını kendi kendilerine çözmelerini sağlıyorlardı. Tahta kehanetinden sonra meclislerde ortaya tahtalarla ilgili binle
... Devamı
Filmin sonunda monolitin girdiği odada elinde meşale tutan Apollon heykelleri var. Apollon Antik Yunan?da ışığın ve düzenin tanrısıydı ve Antik Yunan?ın Arktik dönemlerinde insanlar savaş yıkım gibi büyük sorunların doğurduğu kaygılara çare bulmak için Parnassos Dağı?nın tepesinde bulunan, ona adanmış Delfi tapınağına giderlerdi. Bu yol boyunca insanların vardıklarında dertlerine derman bulacakları düşüncesi, bu inanmışlık işleri kolaylaştırırdı. Tapınağın girişinde ??Kendini bul?? yazardı ve vardıklarında sorunlarını anlattıkları rahipler onlara müphem kehanetlerde bulunurlardı. Misal Pers işgali sırasında onlara kurtuluşun tahtalarda olduğunu söylemişlerdi. Verdikleri bu kehanetler insanları sorunlarının üzerine düşünmeye itiyor ve onlara farklı bakış açıları kazandırarak sorunlarını kendi kendilerine çözmelerini sağlıyorlardı. Tahta kehanetinden sonra meclislerde ortaya tahtalarla ilgili binlerce öneri ve fikir sunulmuş; kimi tahta evlere sığınalım, kimi tahta kayıklarla kaçıp ülkeyi terk edelim demiş, ancak en sonunda büyük bir asker kurdurduğu tahtadan gemilerden oluşan filolarla perslere karşı savaşıp işgali püskürtmüştü. Film ??İnsanın şafağı?? yazısıyla maymunlarla (appes) başlıyor. Burada kendi halinde yaşayan maymunlar diğer hayvanlara karşı savunmasızlardır ve bir kaplan aralarından birine saldırdığında kaçıp onu ölüme terk etmek zorunda kalırlar. Ancak daha sonra monolit iner maymunlar beytullaha yüz sürer gibi monoliti elleyip merak giderirler ve daha sonra kemikleri silah olarak kullanmayı öğrenirler. İlkin kendilerinden daha güçsüz hayvanlara saldırıp etini yer ardından kıt su kaynaklarını işgal eden diğer maymunları kovup aralarından birini öldürürler. Savunmasız haldeyken bu icatla birden güçlenen insanlığın atası birden kendi soyuna bile zarar vermeye ve öldürmeye başlıyor... Ardından kamera uzay çağına kayıyor. Burada hala gizemini koruyan monolite ulaşmak için insanoğlu bir seyehate çıkıyor ve bu yolda yine bir alet olan bilgisayarın insanları öldürüp sorun çıkardığına tanık oluyoruz. Yolculukta sürekli uzay aracının bir sperm hücresine benzeyen başına zoom yapılarak bir metafor yakalanıyor. Bu araç insanlığın uzaya saldığı bir tohum. Zaten ışık huzmesinden geçtikten sonra araç uzay boşluğunda bir sperm hücresine dönüşüyor ve orada bir zigot oluşturuyor. Bu zigot göründükten sonra karakterimiz bir odaya giriyor. Odada Apollon heykelleri var ve karakter burada kendini buluyor. Yönetmen bunu burada karakterin kendi yaşlanmış haline baktığı planlarla direkt fiziksel olarak göstermiş. Oda minimal eşyalarla döşenmiş ve içinde tablo, heykel gibi sanat eserleri var. Bu oda uzayın derinliklerinde yani baktığınız zaman diğer insanlarla ve dünyayla bağlantısız; odanın içinde herhangi bir iletişim aracı görünmüyor. Karakterimiz adeta bir keşişin kendini manastıra kapatması gibi bu odadan hiç çıkmadan yaşlanıyor. Burada göze çarpan bir detay odaya ilk girdiğinde içeride duran küçük uzay aracının adam yaşlanınca ortadan kaybolması. Bu anne rahmine yapışıp zigota dönüşen spermi simgeliyor olabilir. Veya artık bu yoldan geri dönüş olmadığını, adamın gemileri yaktığını vs. Adam bu odadaki ömrünün son kertesinde yatağa düşmüş, ölmek üzereyken monolit odaya giriyor ve adam adeta bir aydınlanma yaşamış, o monolitin olayını kavramış ancak heyecandan konuşamıyormuş gibi eliyle monoliti gösteriyor ve ölüyor. Adam ölünce plasenta içinde bir bebeğe yani bebeğin anne karnındaki son evresine dönüşüyor doğmaya hazır hale geliyor. Yani adam bir sorunun cevabını bulmak, monolitin gizemini çözmek için yola çıkıyor, bu yolda dünyadan ayrılıp uzaklaşıyor, bir spermin içinden çıkıp zigota dönüyor, bir rahime girip burada kendisini buluyor ve bir keşiş gibi ömrünü orada geçirerek düşünüyor, ve en sonunda monoliti görüp aydınlanıyor ve sorusunun cevabını bulduğunda insanlığın uzaya serptiği bu tohum nihayet başka bir boyutta bir bebek olarak doğuyor. İnsanlığın yeni şafağında insanlığın medeniyetinin çağ atlayışını temsil ediyor bu. Ancak burada bebek çıplak ve savunmasız. Çıplak yani üzerinde hiçbir eşya, hiçbir alet yok. Bu durum ve film boyunca gözümüzün içine sokulan minimalizm bize yeni bir çağ açıp medeniyeti yükseltmenin yolunun eşyalardan kurtulmak olduğunu mu anlatıyor? Bebek, maymun, maymunun maymun öldüren silahı ve insanın ona ihanet edip öldüren bilgisayarı HAL 9000 öğeleriyle aslında insanlığın bundan sonra geleceği yer veya yapması gereken şey en başa dönmek bütün alet ve eşyalardan kurtulmak mı demek istiyor? Peki o aydınlanma ve ilerleme sağlayan monolitin anlamı ne? Yoksa direkt kehaneti çözüp de varacağımız cevabı mı simgeliyor? Bu benim fikrim, doğruluğu tartışılır ancak kesin olan bir şey varsa o da Stanley Kubrick bize bu filmle yeni bir delfi kehaneti veriyor ve insanlığın geleceği hakkında düşünmemizi ve medeniyetimizin gelişimi ve varacağı yerle ilgili sorunlara çözüm bulmamızı istiyor.

@this-guy

1 yıl önce

7.1 / 10

İlk bölümünü çok sevdiğim ama ilerleyen zamanda filmi ileri ala ala bitirebildiğim aaağğğbbii kubrik yhaaaa filmi.

Filmi anlamaya çalışarak izlemenin keyfi de ayrı ama bu film bana çok kasıntı geldi. Onun haricinde bir çok insan filmi anlamasa da sadece gösteriş için bu filmden bahsedip durduğunu düşünüyorum.

@asdf-13

3 yıl önce

10 / 10

Filmi izlerken anlamlandıramadıysanız ve sıkılıyorsanız eşzamanlı olarak internetten bir çözümleme okumanızı tavsiye ederim. Bitiminden sonra da en az 3-4 çözümleme daha okumanız filmin ne kadar kaliteli bir yapım olduğunu ve bunu yaparken ilklere imza attığını anlamanıza yardımcı olacaktır.

Interstellar'ın ve bu filmin birbirine benzerliği ise ikisinde de insanlığın tekrar evrimleşip 5. Boyuta ulaşabilen halinin zamana hükmetmesi ve insanlığa (yani kendi köklerine) yardım etmeye kalkmalarıdır.

Bu teori yani üstün-insan teorisi günümüzde fanatikleri gitgide artan ve modern bir din/dinler halini almıştır. (Mensubu değilim bu arada: )

@bcaltuntas

4 yıl önce

8 / 10

1968'de çekilen Türk filmlerine bir bak.Sonra Uzay filmlerinin bu kalitede işleri ne zaman çıkartmasına bak.Sonra yönetmenin geçmişine bak,tarzına bak ve son olarak filmin vermek istediği mesajı anlamaya çalış.

Sonra yap yorumunu...

Diyalogsuz bir film denilebilir.Bunu da sevmiyo olabilirsin.

Özetle o yıllarda böyle bir film...

@zangocyus

4 yıl önce

8.3 / 10

kitabıyla zaten aşırı etikiye sahip olan bir yapıtın kubrick yönetmenliğinde ondan aşağı kalması imkansızdı.

hal9000.

işkence çektirilerek yok edilen sistem. minik bir şarkıyla veda ediyor ekranlara. şerefsiz.

@rinustalarin

5 yıl önce

Öncelikle şunu söylemek lazım ki, 1950 senesinden önce doğmamış (film görücüye çıktığında 18 yaşında olma geyiği) hiçbir kimse (buna bilim adamı, sinema kurdu, Nobel ödüllü eleştirmen, Kopenag ödüllü yazar, hede hödö ödüllü herkes dahildir) bu filme kötü diyemez. Benim gözümde bunu demek dünya tepsi şeklinde ben çok eminim demekten daha geçerli değil açıkçası.

Bundan yanlızca 10 Yıl sonra Star wars serisi ve bu civarlarda da star trekler, BSG'ler havada uçuşmaya başladı, ancak daha uzaya yeni gidilmişken ve görsel efekt ne diye sorulduğunda dünya nüfusunun %99.99999999'unun 'O ne lan' şeklinde cevap vereceği bir zamanda böyle bir film çekilmiş. Bunu takdir etmeyelim de ne yapalım? Buna saygıyla eğilmeyelim de ne edelim?

Ancak şöyle de bir sorun var. Interstellar'ın bugün maruz kaldığı teknik sorunu, bu film de yaşıyor. Bu kendi zamanımız için de, ve önemli bir ölçüde kendi zamanı için de oldukça geçerli ve bu söylediğim oldukça gözlen
... Devamı
Öncelikle şunu söylemek lazım ki, 1950 senesinden önce doğmamış (film görücüye çıktığında 18 yaşında olma geyiği) hiçbir kimse (buna bilim adamı, sinema kurdu, Nobel ödüllü eleştirmen, Kopenag ödüllü yazar, hede hödö ödüllü herkes dahildir) bu filme kötü diyemez. Benim gözümde bunu demek dünya tepsi şeklinde ben çok eminim demekten daha geçerli değil açıkçası.

Bundan yanlızca 10 Yıl sonra Star wars serisi ve bu civarlarda da star trekler, BSG'ler havada uçuşmaya başladı, ancak daha uzaya yeni gidilmişken ve görsel efekt ne diye sorulduğunda dünya nüfusunun %99.99999999'unun 'O ne lan' şeklinde cevap vereceği bir zamanda böyle bir film çekilmiş. Bunu takdir etmeyelim de ne yapalım? Buna saygıyla eğilmeyelim de ne edelim?

Ancak şöyle de bir sorun var. Interstellar'ın bugün maruz kaldığı teknik sorunu, bu film de yaşıyor. Bu kendi zamanımız için de, ve önemli bir ölçüde kendi zamanı için de oldukça geçerli ve bu söylediğim oldukça gözlenebilir bir durum. Hem o gün hem de bugün çekilen filmlerde kullanılan kamera açıları, konu anlatımı, müzik, ses editing vb. olgularını bu 2 filmle karşılaştırdığınızda, 2 filmin de izlenen trendlerin oldukça dışına çıkmış olduğunu görüyoruz. Kubrick, Filmi gereğinden oldukça fazla uzatmış ve arka fon müziklerinde gereğinden fazla tasarruflu davranmış. Giriş sekansında 2 dakika boyunca karanlık bir ekran ve gerilim dolu bir müzik bence bunların en az bahsedilmesi gerekeni. Buradaki amacı bu yeni yeni yeşeren ve fazla ileri gidilememiş film türünde, seyirciye o anları yaşatarak, gerçekçi bir gerilim vermek elbette, ancak bunun seyirciyi ne oranda sıkabileceğini hesaba katamamış diye düşünüyorum. Interstellar'da da buna paralal bir durum söz konusu. Hikaye anlatılışı ve diyaloglar gene Holwood filmlerinin standart akışının dışında. Enteresan kamera açıları ve Bilim-kurgu temasında pek alışık olmadığımız bir kilise müziği tercihi, bunlardan birkaçı.

Tabi bu söylediklerim, 2 film için de (özellikle Kubrick için söylüyorum) 'Kötü' yakıştırması yapabileceğimiz anlamına gelmiyor. Yapamayız da. Hatta bence yapmamalıyız da. Destek olmamız lazım...

Örgüsel bağlamda, 2 film de zamanının bilim ve hayalgücü sınırlarını aşmaya çalışıyor, lakin bu noktada, Kubrick daha çok yaradılış, felsefe ve hayal gücüne yoğunlaşmış. Zamanına göre de YALNIZCA BU BAĞLAMDA Interstellar'ın bugün yaptığından kat ve kat ötede bir iş yapmış. İşin bilim kısmına gelince, Nolan da bugüne kadar hemen hemen hiç erişilememiş bir noktaya gelmiş. Zamanındaki bir takım bilimsel teorileri kıvraklıkla beyaz perdeye taşımış. (Karadelik bilmem ne hede hödö diyeceğinize azıcık araştırın da, bakalım sizin bilim değil bu dediğiniz şeylerin %bilmemkaçı aslında bilimmiş; sizin esası bu, interstellar'da bunlar, bunlar yanlış dediğiniz şeylerin kaçı sadece kağıt üzerinde kalmış ve birçok yoruma açık teorilerden ibaret olduğunu anlayın diye diyorum). Tabi bunu karşılaştırma yapmak için söylemiyorum ancak tema anlamında ve zamanına göre Kubrick uçup gitmiş dersem hakaret etmiş olurum. Ben 8. boyuta bir bakıp gelmiş mi diye düşündüm. Hani tüm insanlık bilimi, 1 adet insanın nefes alışı gibi birşeye dönüşmüş olduğu bir boyut... o derece.

Elbette 1950 senesinden çoooook sonra doğan ben Interstellar'dan kat ve kat daha fazla keyif aldım, ancak bu aslında Kubrick'e bir iltifattır, lakin 36 senedir bu kadar şeyi ele alıp tek bir filme sığdıran başka bir bilim-kurgu filmi olmadı (Evet olmadı abicim. Bunu kabul edin artık). Adam öyle birşey yapmış ki zamanında, Kubrick'e kendi filminde göz kırpan ve ben daha iyisini yapmak için elimden geleni yapacağım diye kendini gaza getiren yönetmen ancak 36 sene sonra piyasaya çıkmış. Tamam, The Contact bambaşka bir olay, ancak ele alınan konunun çapı da düşünülmeli ve ne tarz bilimsel teorileri kendisine taban aldığı da karşılaştırılmalı.

Her film zamanında güze, ancak şu var ki, kanıtlanmış/kanıtlanmamış bilimsel teori tabanlı, uzaya yolculuk filmlerinde ilk 3'lü Bu nacizane film; The Contact ve Interstellar'dır. Bunun aksi bir iddia mümkün değildir.

İyi film/kötü film/en iyi film vb. konularında halk değerlendirmesi hep subjektiftir, ancak yukarıdaki (belki de büyük kısmını anlatamamış olduğum) çerçeve dahilinde, ya da paralel bakış açıları dahilinde, kendi kişisel zevklerimizi minimuma indirerek, teknik bir takım gözlemler yardımıyla gerçek anlamda iyi/kötü film kavramına kesinlik getirilebilir diye düşünüyorum.

Her zaman söylediğimi tekrar söylüyorum: Benim, senin, onun, falanın bir filmi beğenip beğenmememiz, onu iyi ya da kötü film yapmaz, sadece beğenmemiş olursun. Açıkçası ben Space Odyssey'de zamanına göre bile abartı uzatılmış sahneler barındırdığından hem sıkıldım, hem de sinirlendim, hatta ya böyle film mi çekilir bile dedim bazı yerlerinde ancak... Bu onu değil kendi zamanının, tüm zamanların en iyi bilim-kurgu filmlerinden biri yapmaktan alıkoyamadı ve gelecek hiçbir filmin de bunu ciddi anlamda sarsabileceğini düşünmüyorum. Aksini iddia eden şu cümleye benzer bir cümle kurmuş olacaktır;

'Ben bir Endüstri Mühendisiyim ve Henry Ford hiç doğmasaymış keşke. Ne yapmış ki o! O olmasa ben şimdi kim bilir nerelerde olacaktım'

Saygılar.

@filmdahi

5 yıl önce

6.5 / 10

Belki ben bu filmin Derinliğine varamadım ama acayip bayık bir film ilk 5 dakikası karanlık ve muzik var sinema etrafında atmosfer süper etkileyici olabilir ama insanın o bölümleri geçesi geliyor ve geçiyor acayip temposuz yavaş film uzay gemisinin geçmesi 10 dk fenan ve koyması 10 dk koyması zaten flashback mi flashforward veya anlamadım. Sonunda bir şey anlamadım tek ilginç gelen yeri efektleri ve görselleri ustaca bir film olduğu belli ama ben anlayamıyom :)

Puan:65

@serkanaydemir

5 yıl önce

5 / 10

Ah Stanley ah sen yok musun...

Bu filmden ne mi anladım? Güldürmeyin beni film her şey olabilir. Asıl kötü tarafı filmin sadece Kubrick'in anlıyor olması. :) Bu tarz filmler daha çok saçmalıklarla dolu zannedilip sevilmez. Ben de sevmedim, çünkü saçmalıklarla dolu. Bu benim çağ bilincimin verdiği bir tepki. Yanlış zamanda bulunduğumuz için çağ ötesi zekaya sahip olan Kubrick'i anlamada zorluk çekmemiz normal. Filmde birçok felsefe yapılıyor. Yaratılışı Darwin'in teorisine göre alan Kubrick biraz da Nietzsche'nin ilerleyen insanüstü kavramına değiniyor. Tabi olayı bu kadar karmaşık anlatması filmi alıp götürüyor. Kötü film mi evet kötü film iyi film mi bilmiyorum. Film kendi içinde kendini aşamama durumuna sahip. Geleceğe yönelik tahmin yapılsa da geçmişe yönelik ihtimal üretilemiyor. Maymundan geldiğimizi kabul edip yaratılışımıza yönelik bir temel atmayan yapım ileride yeniden yaratılan insanı göstererek sonsuz ilerleyişi bizlere anla
... Devamı
Ah Stanley ah sen yok musun...

Bu filmden ne mi anladım? Güldürmeyin beni film her şey olabilir. Asıl kötü tarafı filmin sadece Kubrick'in anlıyor olması. :) Bu tarz filmler daha çok saçmalıklarla dolu zannedilip sevilmez. Ben de sevmedim, çünkü saçmalıklarla dolu. Bu benim çağ bilincimin verdiği bir tepki. Yanlış zamanda bulunduğumuz için çağ ötesi zekaya sahip olan Kubrick'i anlamada zorluk çekmemiz normal. Filmde birçok felsefe yapılıyor. Yaratılışı Darwin'in teorisine göre alan Kubrick biraz da Nietzsche'nin ilerleyen insanüstü kavramına değiniyor. Tabi olayı bu kadar karmaşık anlatması filmi alıp götürüyor. Kötü film mi evet kötü film iyi film mi bilmiyorum. Film kendi içinde kendini aşamama durumuna sahip. Geleceğe yönelik tahmin yapılsa da geçmişe yönelik ihtimal üretilemiyor. Maymundan geldiğimizi kabul edip yaratılışımıza yönelik bir temel atmayan yapım ileride yeniden yaratılan insanı göstererek sonsuz ilerleyişi bizlere anlatabiliyor. Ha bir de bilimsel bir tartışma konusu olan 4. boyut da filmde yer alıyor. Son sahnelerde evrensel atlamayı gerçekleştiren kahraman yeni bir boyutta karşımıza çıkıyor. 4. boyut üzerine araştırmalar her ne kadar imkansız gibi gelse de unutmamamız gereken asıl sözü söyleyip yorumumu bitiriyorum.

" Hiçbir şey varlığıyla yok edilebilir olma ihtimalini yok olanın var olma ihtimaliyle çeliştiremez."

İyi seirler

P: 5

P: 8.1

@seko

5 yıl önce

8 / 10

Filmle ilgili pek çok yorum yapılabilir. Kubrick`in ne dediğini sadece kendi biliyor bence bizim yaptıklarımızın hepsi tahmin.

Gördüklerim arasında bu filmi en iyi anlatan açıklama ise animasyonlarla hazırlanmış olan bu site www.kubrick2001.com/

@geppetto

5 yıl önce

9.6 / 10

Kitap film karşılaştırma olayını bu film için yapmayın kronolojiden bir haber olan arkadaşlar. Kitabı filmin senaryosu yazıldıktan sonra Kubrick ve Clark beraber yazdılar.

@robespierre

5 yıl önce

8.6 / 10

Açıkçası kitabını okumadan izlediğim için sevindiğim ender filmlerden biri oldu, zira muhtemelen yargım olumsuz bir tutumla şekillenecekti ama sevdim filmi, hemde oldukça fazla. Ancak bunda Stanley Kubrick faktörünün de etkin olduğu ortada.

Neticeye iştigal edersek çok güzel bir kült film imiş, geç kalmışım. Ayrıca HAL'ın dudak okuduğu sahne de unutabileceğim bir sahne olmayacak muhtemelen.

Edit: Kronoloji hakkında benim gibi bi haber olan arkadaşlara güzel bir tavsiye gelsin o halde, izlemeden önce kitap mı filmden önce, film mi kitaptan önce yoksa aynı dönemde mi yazılmışlar iyice kontrol edin, zaten kimilerine göre amaç o olmalı herhangi bir izlenim edinmektense. Zira derinlemesine bir değerlendirme yapmamış olmanıza karşın veya karşılaştırmamanıza karşın rahatsız olabilecek olanlar var. Kimsenin ruh sağlığının bozulmasını istemediğimden.
P

@pecete

5 yıl önce

10 / 10

kitabını okuduğum filmleri izlemeyi pek sevmem hayal dünyama zarar verdikleri için. bu filmide uzun süredir erteliyordum bu nedenle. ancak gördüm ki kubricikin hayal dünyası benimkini dövermiş. lan film o kadar güzeldi ki,ağlıycam birazdan.
L

@law0101

5 yıl önce

Kubrick ressam olsaymış daha iyiymiş,böylelikle kimseyi sıkmadan istediği kadar metafor yapardı,mona lisa tablosuna iki saat ondokuz dakika boyunca gözünüzü ayırmadan bakabilecek kadar sanat aşığıysanız bu filmi kaçırmayın derim.

@erdi23

5 yıl önce

Unutmayın, Amerikan sinemasında şu bir gerçek ki, Kubrick ve diğerleri diye klasmanlıyabiliriz. Bu adam Çağını aşan nadir, yönetmenlerden.. gerçekten bir deha veyada deli...
SPOILER

2001: Uzay Macerası filmine Benzer Film ekliyorsun.

Arama Sonuçları

2001: Uzay Macerası filmini Kategorize ediyorsun.

Bu filmi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

2001: Uzay Macerası filmine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

FİLM İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL