16 yıl önce
Nerdesin Be Birader? filmine yorum yazdı:
Eyyvah Eyvah filmine yorum yazdı:
Fazla söze gerek yok aslında,çok keyif alarak izledim..Ata Demirer ve Demet Akbağ çok uyumlu bir ikili olmuş...Hikaye başından sonuna kadar çok sıcak,klasik bir tabir olacak ama yeşilçam tadında bir film olmuş..Gerektiğikadar,abartıya kaçmıyacak şekildeargo kullanılmış..Bir de filmeşive komikliği deyansıtılınca çok daha keyifli hale gelmiş..Özellikle Firuzan’ın şarkılarına ve Ata Demirer’in ’google’ muhabbetinebayıldım..
Alice Harikalar Diyarı'nda filmine yorum yazdı:
Tim Burton ve Johnny Deep'den yine çok keyifle izlediğim bir film...Öncelikle Tim Burton'ın hayal dünyası çok uç noktalarda bu çok açık,daha önceki bütün filmlerinde olduğu gibi beni yine hayal gücüyle büyülemeyi başardı..Johnny Deep şapkacı karakterine tam oturmuş ve kendine özgü karakteri yaratmayı yine başarmış,özellikle dans sahnesi çok keyifliydi..Helena Bonham'da son zamanlarda Marion Cotillard ile birlikte en beğendiğim aktrislerden biri,o da kötü kalpli kraliçe rolünde çok iyi..Kırmızı Kraliçekarakterini ondan daha iyi yapıcak aktris-bana göre-bir elin parmaklarını geçmez..Filmde beğenmediğim nokta ise,hem beyaz kralice rolündeAnne Hataway hem de başrol oyuncusu Alice-Mia Wasikowska- bence ikiside çok kötü bir performans ortaya koymuş..
Dersimiz: Atatürk filmine yorum yazdı:
İlk önce filmin yeni nesile hitap ettiği çok açık.Onlara Atarütk sevgisi aşılamak,görsel olarak onlara Atatürk'ü sunmak gibi bir misyonu olduğu da belli fakat ne yazık ki çok sallapati olmuş,üzerinde daha iyi çalışılabilirmiş diye düşünüyorum..Filmde beğenmediğim ilk şey kesinlikle Atatürk rolünde Halit Ergenç'in başarısızlığı,ikinci kısım ise Can Dündar'ın Mustafa filmi ile çok uğraşılmış(Mesela,içki konusu) bence bu gereksizdi..Tabii ki bunun bir Atatürk filmi olması beni çok eleştirmekten geri alıyor ama keşke biraz daha özenilseymiş,böyle bir filmiticari kaygı çerçevesinde değerlendirmemek gerekir..Bir de Atatürk konusunda yıllardır araştırmalar yapan,Çılgın Türkler,Diriliş gibi bana göre efsane kitapların yazarı olan Turgut Özakman'dan daha kapsamllı bir projede,çok daha iyi bir senaryo beklediğimide söylemeliyim..
Cesaretin Var Mı Aşka? filmine yorum yazdı:
Amelie tadında bir film..Fransız sineması kendine neredeyse yeni bir tür çıkardı..Marion Cotillard her zaman olduğu gibi,yine müthiş bir oyunculuk çıkarmış..Farklı bir film izlemek isteyenler için ideal bir seçim olur..Bir de bu Türkçe çeviriler artık bir düzene oturmalı,bu nedir..Jeux D'enfants,Fransızca 'Çocuk Oyunu' gibi bir anlam taşır ve filmle birebir örtüşen bir isimdir..Biz nasıl çevirmişiz 'Cesaretin var mı Aşka' bu kadar saçma bir çeviri olamaz..Bunlara kim karar veriyor,kim çeviriyor çok merak ediyorum...Filmle ilgili genel yorumum ise,ilgi çekici ve eğlenceli bir film,aşka farklı bir bakış açısı..Hayatın gerçekleri ve aşk iç içe,..Amelie'den daha fazla beğendiğimi söyleyebilirim...Ama filmde eksik olan bişeyler var,sanırım bu da diyalog sorunu..Çocuğun anne,babasıyla olan ya da sevdiği kız ile olan diyaloglar film kadar samimi gelmedi bana,fakat konusu itibariyle çok farklı ve kesinlikle izlenmesi gereken bir film..
Kayıp Otoban filmine yorum yazdı:
Herşeyden önce David Lynch tarzını sevmiyorsanız bu filmi beğenmeniz çok zor..Ama benim gibi sıkı bir Lynch hayranıysanız,usta yine beklentileri fazlasıyla karşılamayı başarmış...Filmin başından sonuna kadar hep bir merak içindesiniz,hatta her geçen saniye gizemin boyutu bir kat daha artıyor..David Lynch bir çok filminde olduğu gibi,bana göre bu filmi de,izleyicilerin anlaması için değil,izleyicilerin yorumlayabilmesi için yapmıştır..Her noktanın ucu açıktır,herkes kendine göre yorumlar getirebilir ve herkes kendine göre haklıdır..Tabi bir de karakter seçimlerine değinmek istiyorum Fred Madison için Bill Pulman'dan daha iyisi olamaz diyebilirim,ama esas bomba mystery man karakterini canlandıran Robert Blake'dir...Filmin kesinlikle kilit karakteridir ve bu rol için ondan daha iyisi olmazdı.Son dönemde izlediğim en iyi filmlerden biriydi..
Lolita filmine yorum yazdı:
Stanley Kubrick versiyonunu izlemesemde,Adrian Lyne versiyonunu beğendiğim bir film..Tabi kıyaslama yapamıyorum ama Kubrick ustanın elinde de çok iyi olacağı açık...Filme gelirsek öncelikle Jeremy Irons resmen döktürmüş..13 yaşında bir kıza delicesine,tutkulu bir şekilde aşık olan bir yetişkin bundan daha iyi oynanamazdı ve Dominique Swain belki film çekildiğiinde 13 yaşında değildi ama bu filmin bu kadar iyi olmasında onun oyunculuğunun rolünün çok büyük katkısı olduğunu düşünüyorum..Tabii ki filmin ailece izlenebilecek bir film olmadığınıda belirtmekte fayda var..Nabakov'un çizdiği Humbert karakterine zaman zaman kızacak,zaman zaman da acıyacaksınız ..Aslında Humbert çocukluğunda bulduğu gerçek aşkı kaybedip,onu çok geç bulan ve ya da bulduğunu sanan bir karakter..Karakterin sevgili 'jüri üyeleri sözüyle',izleyenlerle buluşma anları iseona en çok hak verdiğimiz ve kendimize en yakınhissettiğimizanlar..Bir de ufak bir not;Lolita rolü için ilk önce o yıllarda 16 yaşında olan Natalie Po ... DevamıStanley Kubrick versiyonunu izlemesemde,Adrian Lyne versiyonunu beğendiğim bir film..Tabi kıyaslama yapamıyorum ama Kubrick ustanın elinde de çok iyi olacağı açık...Filme gelirsek öncelikle Jeremy Irons resmen döktürmüş..13 yaşında bir kıza delicesine,tutkulu bir şekilde aşık olan bir yetişkin bundan daha iyi oynanamazdı ve Dominique Swain belki film çekildiğiinde 13 yaşında değildi ama bu filmin bu kadar iyi olmasında onun oyunculuğunun rolünün çok büyük katkısı olduğunu düşünüyorum..Tabii ki filmin ailece izlenebilecek bir film olmadığınıda belirtmekte fayda var..Nabakov'un çizdiği Humbert karakterine zaman zaman kızacak,zaman zaman da acıyacaksınız ..Aslında Humbert çocukluğunda bulduğu gerçek aşkı kaybedip,onu çok geç bulan ve ya da bulduğunu sanan bir karakter..Karakterin sevgili 'jüri üyeleri sözüyle',izleyenlerle buluşma anları iseona en çok hak verdiğimiz ve kendimize en yakınhissettiğimizanlar..Bir de ufak bir not;Lolita rolü için ilk önce o yıllarda 16 yaşında olan Natalie Portman'a teklif götürülmüş,fakat Natalie Portman bu rolü kabul etmemiştir...
Körlük filmine yorum yazdı:
Fernando Meirelles tıpkı Arka Bahçe ve Tanrıkent'de olduğu gibi sadece gerçekleri gözümüze çarpmak istiyor..Onun büyüleyici bir senaryo ya da mükemmel birson beklentisi yok..Bu yüzden az ama öz işler yapıyor..Bu film ayrı zamanda 2008 yılındaki 61.nci Cannes film festivalinin açılış filmidir..Tabii kitabını okurken çok daha keyif aldım ama filmide onun kadar çarpıcı,aslında anlatılmak istenen alt metniaktarması zor olan bir kitap,fakat bana göre sinema uyarlaması oldukça başarılı olmuş..İnsanların kaos ortamında bile bölünmesi,çıkar peşinde koşması,cinsel dürtülerinden kurtulamaması,çaresizlikleri çok iyi aktarılmış..Sonuç olarak ben hayatın gerçeklerini bir de başka açılardan görmek istiyorum diyorsanız,kesinlikle izlemelisiniz..
Çıtır Kızlar filmine yorum yazdı:
Sadece,John Goodman'ı izlemek içim izlediğim ve sonunda müzikleriyle beni büyüleyen bir film...John yine karakterin içine girmeyi başarmış,filme ayrı bir hava katmış,özellikle final sahnesinde yaptığı dansı başa sarıp 2-3 kere izledim..Gerçekten çok başarılı bir oyuncu..Filme genel olarak baktığımızda tabii ki senaryo itibariyle pek bir şey vaadetmiyor,ya da yönetmenin yaptığı ekstra bişeyler yok..Sadece eğlenceli vakit geçirmek istiyorsanız,izlenebilecek bir film..Biraz romantizm,biraz komedi ve encezbediciyanı ise geçmişe iyi bir müzik ziyafeti yolculuğu...Özellikle Leann Rimes'in,Can't fight the Moonlight'ını dinlemek oldukça keyifliydi..Bol bol dans ve bol bol müzik isteyenler için kaçırılmayacak bir film...
Aşk Her Yerde filmine yorum yazdı:
Kesişen hayatlara dair bir çok film izlemişimdir ve bunların çoğunluğu da dram ağırlıklıdır..Bu sefer çoğu birbirinden bağımsız olup,daha sonra bir şekilde yolları kesişen insanların hikayelerini dram üzerinden değil de,aşk üzerinden izlemek oldukça keyifliydi..Aşk her yerde konusu,aşkın yaşı yoktur temasıyla da birleşince ortaya çok hoş bir film çıkmış..Ben özellikle Liam Nesson ve oğlunun aşk hayatını,aşka olan bakışlarınıçok beğendim,belki biraz abartılıydı ama hikayeleri başından sonuna kadar samimiydi,özellikle diyaloglarıyla mükemmeldi..Filmin oyuncu kadrosu da yıldızlar topluluğu gibi,Hugh Grant,Keira Knightley,az dagörünse Elisha Cuthbert,Alan Rickman ve bu tip rollerde fazla izlemediğim Liam-Nesson..Her bir hayatı ayrı ayrı incelediğinizde hepsi hayatın içinden hikayeler,bu yüzden bu kadar sıcak ve samimi geldi bana..Belki karakterleri fazla inceleme şansımız yok,belki hızlı ve yüzeysel geçişler filmde kopukluklar ortaya çıkarıyor ama yine de film sona erdiğinde bende bir tebe ... DevamıKesişen hayatlara dair bir çok film izlemişimdir ve bunların çoğunluğu da dram ağırlıklıdır..Bu sefer çoğu birbirinden bağımsız olup,daha sonra bir şekilde yolları kesişen insanların hikayelerini dram üzerinden değil de,aşk üzerinden izlemek oldukça keyifliydi..Aşk her yerde konusu,aşkın yaşı yoktur temasıyla da birleşince ortaya çok hoş bir film çıkmış..Ben özellikle Liam Nesson ve oğlunun aşk hayatını,aşka olan bakışlarınıçok beğendim,belki biraz abartılıydı ama hikayeleri başından sonuna kadar samimiydi,özellikle diyaloglarıyla mükemmeldi..Filmin oyuncu kadrosu da yıldızlar topluluğu gibi,Hugh Grant,Keira Knightley,az dagörünse Elisha Cuthbert,Alan Rickman ve bu tip rollerde fazla izlemediğim Liam-Nesson..Her bir hayatı ayrı ayrı incelediğinizde hepsi hayatın içinden hikayeler,bu yüzden bu kadar sıcak ve samimi geldi bana..Belki karakterleri fazla inceleme şansımız yok,belki hızlı ve yüzeysel geçişler filmde kopukluklar ortaya çıkarıyor ama yine de film sona erdiğinde bende bir tebessüm bırakmayı başardı,romatik komedi türü film sevenleri fazlasıyla mutlu edebilecek bir film..
Bir de Cem Yılmaz'ın G.O.R.A filminde ki 'Komutan Logar bir cisim yaklaşıyo' repliğini ve bu karakteri,Coen kardeşlerin bu filminden esinlenerek yarattığını düşünüyorum,çünkü bu filmde de buna benzer bir karakter var...