12 yıl önce
Silsile filmine yorum yazdı:
Unutursam Fısılda filmine yorum yazdı:
Çağan Irmak; Baba-Oğul, Dede-Torun,Anne-Kız hikayesinden sonra, şimdi de bir Abla-Kardeş hikayesini beyaz perdeye aktararak aile içi ilişkileri bitirmiştir diye düşünüyorum.
Çağan Irmak, sevgilisinin kalbine dokunmayı bilen romantik bir aşık kıvamında, Türk halkının hassas olduğu noktalara yine çok iyi dokunmuş. Daha önce Çağan Irmak için, Türk sinemasının Sezek Aksu'su yazmıştım, bu görüşüm hala devam ediyor.
Öncelikle, filmin hikayesi çok sıradan. Daha önce defalarca gördüğümüz başkaldırışlar, defalarca gördüğümüz zengin aile tiplemesi vs. hikayeye malzeme olan her şey klişe aslında. Çağan Irmak'ın en iyi yaptığı iş ise, hikayeyi iyi anlatabilmek. Müziklerle, kuvvetli oyuncularla, senaryoya koyduğu vurucu sahnelerle işi kotarmasını biliyor. Özellikle finale doğru yükselttiği dram, etkileyici finaller, onun ne kadar zeki bir adam olduğunu çok net ortaya koyuyor.
Unutursam Fısılda, konu olarak klişe gibi gözükse bile, bence kötü bir film olarak nitelendirilemez . Özellikle, Işıl Yüc ... DevamıÇağan Irmak; Baba-Oğul, Dede-Torun,Anne-Kız hikayesinden sonra, şimdi de bir Abla-Kardeş hikayesini beyaz perdeye aktararak aile içi ilişkileri bitirmiştir diye düşünüyorum.
Çağan Irmak, sevgilisinin kalbine dokunmayı bilen romantik bir aşık kıvamında, Türk halkının hassas olduğu noktalara yine çok iyi dokunmuş. Daha önce Çağan Irmak için, Türk sinemasının Sezek Aksu'su yazmıştım, bu görüşüm hala devam ediyor.
Öncelikle, filmin hikayesi çok sıradan. Daha önce defalarca gördüğümüz başkaldırışlar, defalarca gördüğümüz zengin aile tiplemesi vs. hikayeye malzeme olan her şey klişe aslında. Çağan Irmak'ın en iyi yaptığı iş ise, hikayeyi iyi anlatabilmek. Müziklerle, kuvvetli oyuncularla, senaryoya koyduğu vurucu sahnelerle işi kotarmasını biliyor. Özellikle finale doğru yükselttiği dram, etkileyici finaller, onun ne kadar zeki bir adam olduğunu çok net ortaya koyuyor.
Unutursam Fısılda, konu olarak klişe gibi gözükse bile, bence kötü bir film olarak nitelendirilemez . Özellikle, Işıl Yücesoy'un perfomansı için bile izlenir bu film. Müthiş başarılı bir karakter ortaya koymuş. Bunun dışında Hümeyra ve genel olarak sevmesem bile, bu film özelinde Farah Zeynep Abdullah oldukça başarılıydı. Memhmet Günsur rolünün ne kadar hakkını verdiyse, Kerem Bursin bir o kadar kötüydü.
Kadın İşi Banka Soygunu filmine yorum yazdı:
Esra Değirmencioğlu'nu göğüslerini sergilesin diye almışlar kadroya sanırım, film boyunca çok sırıttı. hayır hikayeye bir katkısı olsa, içim gam yemeyecek. Bunun dışında da oldukça sıradan bir iş çıkmış ortaya. Film baştan sona yapmacık. Ne dram, ne komedi yönünden başarılı olamamış. Sırf sosyal mesaj verelim diye, 'Gezi' ruhundan falan faydalanalım diye, çok alakasız bir toma-gösterici atıfı yapmışlar. komik olmuş.
Korku Seansı filmine yorum yazdı:
Bir korku filmi izlemek için, oluşması gereken bütün ortamı sağlamış bir halde izlediğimiz halde, çok fazla etki bırakan bir film olmadı. Klişe muhabbetlerine çok fazla girmek istemiyorum, çünkü türün kendi içinde bir çıkmazı var, bunu kabul etmek gerekir. Zaten baştan aşağı bizi korkutsun diye bir beklentimiz yoktu. Film 2-3 sahnesi dışında korkutmadı, o da klasik aniden ortaya çıkan hayalet, sessizlik sonrası müzik etkisi vs.. Benim beklentim daha çok gerilim üzerine ve ilgi çekici bir film olmasıydı, maalesef film bu konuda başarısız.
İki Kafadar Chinese Connection filmine yorum yazdı:
Settar Tanrıöğen ve Murat Akkoyunlu olmasa, son yılların açık ara en kötü filmi etiketini rahatlıkla yapıştırabilirdim. Biraz da Çin'li -Türk- arkadaşların perfomansları filmi kurtarmış. İlker Aksum bile çok büyük hayal kırıklığı yarattı bende.
Sinan Engin'i , Boomcu Onur'u kadroya alayım da, bir şekilde seyirci toplarım mantığı güdülmüş sanırım. Sinan Engin'in oscarlık performansını kaçırmak istemeyenler muhakkak izlesin tabi, orası ayrı.
Dokuz filmine yorum yazdı:
Bütün oyunculuklar bir kenara, Cezmi Baskın’ın performansı bir tarafa. Resmen döktürmüş adam. Hikaye, kurgu, anlatım oldukça başarılıydı. Tek mekan filmi, hatta mekansız bir film. Bundan daha iyisi olmazdı sanırım.
Suç ve suçluluk psikolojisi üzerine çok iyi tespitler yapılabilir. Karakterlerin zaman geçtikçe değişimi, gerçeğe yaklaştıkça ortaya çıkardıkları gerçekten ilginç. Çok başarılı bir film.
Lucy filmine yorum yazdı:
Ortak kanıya kesinlikle katılıyorum. Çok daha büyük bir iş çıkabilecekken çuvallamışlar. Konunun altında ezilmiş film resmen. Nolan'ın, Inception'u bilmem kaç yıl kafasında kurguladığını düşünürsek, bu tarz filmlerin nasıl kült hale gelebileceği, başarıya nasıl ulaşabileceği çok açık. Yazık etmişler güzelim fikre.
Pek Yakında filmine yorum yazdı:
Artık şundan eminim; Cem Yılmaz'ın içinde bulunduğu bir projeyi beğenmeme gibi bir durumum olmayacak. Komedi, dram vs farketmiyor. G.O.R.A'da ne kadar güldürdüyse, Hokkabaz'da bir o kadar hüzünlendirmeyi başarmıştı. Yahşi Batı mesela, beğenmeyenin bu kadar çok olmaması hala şaşırtır beni. Ya bu adamı anlayamıyorsunuz kafasında dğeil eleştirelim elbette, sevmek, beğenmek göreceli. Bana hitap ediyor bu adam, her işiyle.
Pek Yakında'da değişen bir şey olmadı. Türk sinemasına hayran olup ya da yeşilçam ile büyüdük biz diyip, bu filmi sevmemek olmaz bana göre. Türk sinemasına saygı duruşu geyiklerine girmeyi istemiyorum, böyle bir zorunluluğu yok zaten. Diyaloglar sevgisini açıkça belli ediyor zaten. bizim ya da en azından benim söylemek isteyeceğim sözler onlar.
gulyabani göndermesi bunun en güzel örneği mesela. bana freddy mi, gulyabani mi, hangisi senin kabusundu deseler, bir dakika düşünmeden gulyabani derim.
güzel film, samimi, sıcak. bizden.
Piano Piano Bacaksız filmine yorum yazdı:
Türk sineması aşığı bir adam olarak ben bu filmi niye beğenemedim, hala şaşkınım. Oysa beğenmeyi çok istiyordum. Belki de bu şartlanma olumsuz sonuçlandırdı, bilemedim şimdi.
Bana biraz abartı geldi sanırım, bir olmamışlık var bu filmde ama adını koyamıyorum. Belki de bunun sebebi rutkay aziz’in beni hayal kırıklığına uğratan performansı bile olabilir. Kötü bir film değil, sadece benim beklentilerimin altında kaldı. Neyse en azından yıllardır merak ettiğim ’piano piano bacaksız’ ne alaka sorusunun cevabını öğrenmiş oldum.
Letters to Juliet filmine yorum yazdı:
Yarım kalmış aşklar üzerine kurgulanmış, başarılı bir film. Sonuna kadar izleme niyetiyle başlamamıştım fakat film kendini izletmeyi başardı. bölüm bölüm hikayede sıkıcı geçişler olsa da, film sizi odaklamayı başarıyor. Romantik komedi klişelerine bir yerden sonra boyun eğmese, çok daha iyi olabilirmiş. Filmin belli bir bölümünden sonra beklentilerin tamamına karşılık vermesi, beni hayal kırıklığına uğratıyor. Saçma değil mi?
Filme gelince, ilk 5-10 dakikalık buhrandan sonra, film sizi bir anda içine çekmeyi başarıyor. Hikaye merak uyandırıcı ve başarılı. Özellikle çocuk oyuncular -ya da genç oyuncular- çok iyiydi. Ozan Açıktan, bu filmde iyi bir gözlemci olduğunun da izlenimlerini verdi bana. Köyden kente çalışmaya gelen çocukların içinde bulunan sevgiyi de, nefreti de, bağlılığı da çok iyi aktarmış. Kesinlikle şans verilmesi gereken filmlerden biri. Filmin bonusu -en azından benim için- Leyla ile Mecnun'un İsmail abisi oldu.