Emir Kusturica-Terk-i Diyar

Altın Portakal jüriliğinden istifa etti amca, şehri ve ülkeyi terk ett.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25139619/

Ne kadar takip ettiniz bilmem ama şu üstte duran link en son gelişme. Öncesinde Semih Kaplanoğlu ekibini (evet filmini değil) çekti falan festivalden. Ben ne düşündüğümü biliyorum da siz ne düşünüyorsunuz bu durum hakkında çok merak ediyorum.

Adam çekip gitti.

 

Semih olayı: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=1022611&Date=09.10.2010&CategoryID=96

Ben kısaca diyorum ki Semih Kaplanoğlı ve ekibi bu nedenden dolayı festivalden çekildiklerini ilan edebiliyorsa, Oscar adaylığından da çekilmelidir. 

Filmik Duruş vs Politik Duruş?

Elin adamının iç siyasete meze edilmesinden başka birşey değil. buralarda alışılageldik bir ikiyüzlülük örneği. emir kusturica'nın gerçekte söylediklerine de bu ülkedeki çoğu insan karşı çıkardı ancak bu karşı çıkış "sana katılmıyorum kusturica" aşamasında kalırdı. yalan ve provakasyonlarla bu tepki linç boyutuna çekildi ve bazılarının ufak oyunları için harcandı.

ancak kendisini devrimci olarak tanımlayan kusturica'nın (tam olarak neler olduğunu bilmiyorum antalya'da ancak) gitmemesi gerekirdi.

 

semih kaplanoğlu ise popülist davranmış, kaldı ki yapılan açıklamadaki detayları söylemediğini kusturica belirtti. maksat popülizm.

 

kusturica yugoslavya'da yaşamak isterdi sanırım bu yüzden buradakiler için uzak bir bakış açısı var.(bizim tanjevic de yugoslavya rüyasını belirtmişti, bu orada yaşamadan tam olarak yorumlayabileceğimiz bir durum değil) en azından savaşta herkesin suçu olduğunu söyleyebiliyor. kendisinin sırplara yakın olduğu zaten biliniyordu.

olayı tamamiyle skandal olarak değerlendiriyorum. yakın zamanda bursa'ya ak partili bir belediye tarafından davet edilip konser veren kusturica'ya kültür bakanının göstermiş olduğu tepki tamamen popülist, ait olduğu güruhun ana politikası olan şovenizm üzerine kurulu ve samimiyetsiz. kusturica'ya günlerdir uygulanmakta olan linç üzerine, "halkın yanındayız" mesajı verme çabasında. bosna'da yaşanan katliam ile zerre ilgisi olduğunu düşünmüyorum bakanın gösterdiği tepkinin.

 

peki kusturica tepki görmeyi hakediyor mu? verdiği söylenen beyanatların yanlış anlaşıldığını, bosna'daki katliam için üzgün olduğunu belirtmiş son açıklamasında. ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum, eğer ki söylediği iddia edilen sözler doğru ise evet, tepkiyi hak ediyordur mutlaka. ama linç? kesinlikle hayır. kezman türkiye'ye geldiğinde de benzer bir tartışma yaşanmıştı hatırlarsınız. ama şunu unutuyor insanlar, kezman top oynamaya geldi, kusturica film festivalinde juri üyeliği yapmaya. gereken tepki sivil toplum kuruluşları tarafından, halktan gelir (tepki göstermek ile toplum nezdinde linç kampanyası başlatmak farklı şeyler). ama bir devletin kültür bakanının, ülkenin en önemli film festivaline katılmayarak protesto etmesi yanlıştır, ayıptır.

 

time of the gypsies, arizona dream gibi başyapıtların yönetmeninden bahsediyoruz lan burda. sinema tarihine geçmiş, yaşayan bir efsaneden. sırp milliyetçisidir, sağcıdır, bok püsürdür bu onun problemi, onun görüşü.

 

sanat diyorduk hani?

sanat, dünyayı yorumlama şeklidir. bu açıdan bir sanatçının politik görüşü tabiki önemlidir.

 

şimdi fikir alışverişinde bulunurken ; Murathan Mungan ve Semih Kaplanoğlu'nun jüri üyeliğinden çekilmesinin populist bir yaklaşım olup olmadığını mı, yoksa bir sanatçının insanlık suçlarıyla ilgili küçümseyen sözleri ve aktivist tutumuna karşı toleransın ne manaya geldiğini mi düşünmeliyiz? 

 

beyin jimnastiği yaptığımı düşünün, taaruzza geçmeden önce :))

Emir Kusturica'nın söylediklerine bakınca savaş suçlarına karşı bir küçümseme söz konusu değil. olay tamamen müslüman bir aileden çıktıktan sonra hristiyan olup kendini sırp hissettiği ifadesi üzerine dönmektedir.

 

bir savaşta her tarafın suçlu olduğunu söylemenin onu bu noktaya getirdiği açık. zira herkes her popüler adamdan sadece bosnalılar öldürüldü, sırplar şeytan gibi laflar bekliyor. ancak bir savaş varsa, bu tip lafların geçerliliği yok. basın toplantısında söylemiş zaten: "sırpların yaptığı insanlık dışı eylemleri kınıyorum"  diye. ben kendisi açısından onu savaş suçlularının safına ekleyecek bir argüman göremiyorum. sadece karşımızda genel kabulün dışında olan bir kişi var ve düşünmeye meyilli olmayan halkımız da bu genel tarzın dışındaki kişi üzerinden sömürülüyor.

 

murathan mungan ile ilgili bir bilgim yok ancak semih kaplanoğlu o denli aşağılık bir iş yapmıştır ki kelimeler yetmez. zaten katılamayacağı festivalden filmini çekmesi ne demektir? emir kusturica'nın geleceği zaten belliyken beyefendi tepkisini katılamayacağı kesinleşince göstermiş ve tepkisini tamamen provakatif basından yaptığı alıntılara  dayandırmıştır.

ama nerede bu bay ikiyüzlüye doğru dürüst tepki koyacak kamuoyu, yok tabi.

kusturica'ya gösterilen tepkiyi haklı bulan bir kimsenin, benzer bir tepki başka bir ülkede bizden bir sanatçının başına geldiğinde ne düşüneceğini merak ediyorum. ermeni diasporası diye ağlıyoruz ondan sonra.

 

insanlık suçları - üzerinde düşünmemiz, tartışmamız ve ders çıkarmamız gereken büyük trajediler. olayı kan davasına dönüştürmek ise yeni insanlık suçlarının müjdeleyicisi. 

 

karar sizlerin.

 

 

Ben de bir iki söz söylemek istiyorum. Sıcak tartışmayı görünce dayanamadım.

 

Kusturica'ya verilen tepkiler; yapay, göstermelik, popülist, tribüne yollanan goller niteliğindedir belki. Ama benim kimseye kendimi sevdirmek gibi bir derdim yok. 

 

Kusturica ne demiş yaşanan tecavüz ve soykırımla ilgili olarak ; "olayı fazla abartıyorlar, bundan 500 yıl önce hepimiz Sırp değil miydik, yeniden Sırp ve Hristiyan olarak meseleyi çözelim"

 

Şimdi işkembeden konuşmak lüzumsuz.

 

Zaten dünya kamuoyu tarafından ne gerçekleştiği dönemde ne de üzerinden 15 yıl geçtikten sonra "ciddiye alınmayan" ," önemsenmeyen" bir "mesele" ( o meselede binlerce insanın kanı var)  bir de Kusturica tarafından bu şekilde tahnit edilince o insanların verdikleri olumsuz tepkilerin sebebini anlamamak için beyninizin iki üç damarı tıkanmış olmalı.

 

Kişilerin mesleki kimlikleri kadar karakterleri de önemli. Bir yarışmada seni birileri "jüri" üyesi olarak seçtiyse bu sadece mesleki yeterliliklerinle ilgili değildir.

 

Demokratik ülkelerde kitleler "tepki" verirler. O tepkinin sonuçlarını "linç" olarak etiketlemek pek de makûl bir tavır değil. 

 

Holywood'da Elia Kazan'a verilen tepkileri hatırlatmak isterim. Ömür Boyu başarı ödülü alacağı sıra kimse Elia Kazan'ın mesleki yeteneklerine "yuh" çekmedi.

 

Orda olunca demokratik tepki olan bazı şeyler neden okyanusun öteki tarafında "ilkel" sıfatlarla tanımlanıyor.

 

ORda öldürülenlerin dinleri benim umrumda bile değil. Milliyetleri de öyle. Ölenler Sırp, öldürenler Boşnak da olabilirdi pekala. Böyle bir senaryoya kimi milletlerin verecekleri tepkiler de bu kadar önemli olmamalı.

 

Kısaca, Kusturica, aklından geçenleri söylemiş bir kimse. Ama bu aklından geçenlerin "makbul" şeyler olduğu anlamına gelmiyor. Akıldan geçen her şeye saygı duymam gerektiği de çok eski bir yanlış anlaşılma sanırım.

 

Nedense Balkanlar'da yaşanan trajediyi üçe bölme hevesinde bir kitle var. Kimse kimseyi kandırmasın o yıllarda yaşanan katliamların "doğrudan" sorumlusu Sırp yönetimidir. Ölenlerle öldürenlerden bahsediyorsak eğer, suçlu "tek" olmak zorunda. Burda mevzu bahis katliamsa kurbanlara da bir suç yüklemek en basit haliyle "edepsiz" bir tavır.

 

 

 

 

her şeyin bir sınırı olmalı ama yok.

 

kusturica ne demiş türkler hakkında: uğursuz gudubet yaratıklar, hiç sevmiyorum, zaten kim sever ki...

 

pardon bunu siyah kediler hakkında söylemiş, yanlış alıntılamışım.

 

öncelikle kusturica'nın dedim dedikleriyle, basın çarpıtması ya da tamamen yalan olarak nitelediklerini ayırmak gerekiyor. ama maksat provakasyon olunca gerek duyulmuyor. elimizdeki tek gerçek kaynak geldi ve bizim genel itibariyle sevebileceğimiz ve sevmeyeceğimiz laflar söyledi. Aman şirin gözükeyim demedi. ama hala yalan hala yalan. 

filmadami.com çok dandik site bu kadar kötüsünü görmedim demiş bir de.

 

 

bazı alıntılar:

 


Bir kez daha ifade ediyorum: Hayatım boyunca asla ve asla insanlığa karşı işlenmiş bir suça destek olmadım. Hukuksal olarak bakarsak orada insanlığa karşı işlenen suçlardan uzak durdum ve tavır aldım, şimdi bu algı değişmeye başladı. Şu anda dünyanın her yerinde arka arkaya soykırımlar görüyoruz ve bunların hiçbirinin parçası değilim.

Nihai olarak, özellikle Bosna'da özellikle katledilen Müslümanlar için üzüntümü bir kez daha ifade ediyorum.

 

#### 

Benim üyesi olduğum Sırbistan'ın Bosna'daki Müslümanlara karşı işlediği suçlara her zaman tavır aldım ve mesafe koydum. Bosna'da olduğu gibi benim ulusumda da işlenen cinayetlere karşı tavır koydum ve protesto ettim.

Aynı şekilde Bosna'da birçok Sırp da öldü. Siz ne kadar insan kalıp eski suçlara karşı tavır alsanız da suçun, cinayetin politik vizyonuna uyamıyorsunuz. Sonra da bu anlamsız suçlamalara muhatap oluyorsunuz. Bu da Kültür Bakanı'nın yerine getirdiği eylem oluyor. Bin yıl yaşacak olsam ya da 2 bin yıl. Bu 2 bin yılda kaç büyük kolonyal devletin işlediği soykırımlara tavır almak zorunda kalacağım. Ne yazık ki gelişme soykırımlar üzerine kurulu bu insanlık tarihinde.

 

 

##########

 

 

Ben bir siyasetçi değilim. Benim sinemam söylenenleri anlamsız kılıyor zaten. Beni suçlayanlar arasında yönetmenler de varmış. Bu gayri ahlaki bir durum. Bir gazeteyi alıp bu gazetede söylenenleri insanı tamamen temsil eden birşey olarak kabul edemezsin.

Benim sinemama bakmış olsaydınız eğer bütün söylenenlerin anlamsız olduğunu görürdünüz. Şu anda dostane bir şekilde konuşmak istiyorum. Hayatımda bu konuyla ilgili yanlış birşey yaptığımı düşünmüyorum."

 

####


Bu suçlamalar hiçbir gerçekle uymuyor. Bu birilerinin propagandası. 

Ben devrimciyim, düşüncelerimi yüksek sesle dile getiririm. Benim ailem melez. Balkanlar'ın tam anlamıyla temsilcisiyim. Damarlarımda Müslüman kanı, Hıristıyan kanı dolaşıyor. Ben Hıristiyanım doğru. Bütün bunların Bosna'daki savaşla hiçbir ilgisi yok.

Savaş başladıktan sonra Fransız basınından "tecavüzler hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sordular. Beyanımda şu yönde; herşeyin abartıldığını söyledim. Kızılhaç savaşta bütün taraflardan öldürülmüş insan sayısının 110 bin olduğunu söylüyor. Ama savaş başladıktan sonra 250 bin insanın öldürüldüğünden bahsediyorlar. Ben de bununla ilgili "Biraz daha rasyonel davranmamız gerekiyor ve her konuda biraz abartılıyor" dedim. Ama asla kadınlardan bahsetmiyordum.

 

 

 

 

Yani elimizde görüşleriyle halk olarak pek uyuşmadığımız bir kişi var. Ancak görüşlerle uyuşmamak farklı, hala çarpıtmalarla linç anlayışına destek çıkmak farklı. 

 

gerek olabileceğini sezdiğimden ek bir tercüme yapayım: Kendisi diyor ki; evet, bana kadınlar hakkında bir soru soruldu ve bunu cevapladım. cevabımda savaşta propaganda amaçlı abartmalar olduğunu, söylendiği kadar kişinin ölmediğini düşündüğümü belirttim. Ancak ben tecavüze uğrayan kadınlardan değil ölüler üzerinden yürütülen propogandadan bahsediyordum.(kızılhaç ile bosna kaynakları arasında rüportaj döneminde ciddi bir fark var ve kendisi kızılhaç'ı daha güvenilir buluyor) yani sorulan soruya o doğrultuda bir cevap vermemiş.

 

şimdi buna inanmayabilirsiniz de ancak adamın yüzü buradaydı, kimseye şirin gözükeyim demedi aksine "ölü sayıları porpaganda için kullanıldı" gibi bu coğrafyada hiç hoş karşılanmayacak laflar etti.

 

Bunun dışında da adamı savaş suçlularıyla aynı safta gösteren pek çok haberi doğrudan yalanladı.

 

işin özü şu ki çarpıtmalara baş vurmadan da bu coğrafya da eleştirilebilir kendisi. illa çarpıtma ve yalanlardan kuvet alarak işi linç boyutuna çekmeye gerek yok.

tıkalı damarlarımdan birkaçını açtırıp tekrar düşündüm de, az bile yapmışız kusturica'ya. elde meşalelerle sokağa dökülüp kaldığı otelin etrafını kuşatsaydık keşke. 

 

elia kazan da onur ödülünü alırken yuhalanmış, demokratik bir şekilde "kitleler" tarafından tepki görmüş. ama o ödülü almış, değil mi? yaşam boyu başarı oscar'ını işbirlikçilikten vermiyorlar bildiğim kadarıyla. şerefsizin önde gidenidir, sevmek zorunda değiliz ve dahi nefret edebiliriz, ama işkembeden de büyük yönetmen olunmuyor.

 

kimseyi savunduğum sanılmasın, kastım yalnızca şudur ki: eğer irdelersek topluma mal olmuş her bireyin eylem, söz ve davranışlarını, altından mutlaka karşısında duracağımız, subjektif veyahut objektif olarak değerlendirildiğinde "insanlık dışı" bile denebilecek bir dolu kirli çamaşır çıkacaktır. roman polanski buna en güncel örnek belki de. çocuk istismarından suçlu bulundu bu adam, a.b.d.'ye girişi yasak. ama birkaç yıl önce en iyi yönetmen oscar'ını kazandı. bu ödül o insanın -ki işlediği bir insanlık suçudur, bunun altını çizelim- karakterine verilmedi. sanatına verildi. "tebrik ederiz sübyancı kardeşim, al bu da ödülün" demedi kimse. 

 

aradaki farkı görmek gerek, diye düşünüyorum. hepsi bu.

Kusturica'dan alıntılar için teşekkür ederim Hewit.

(evvelki mesajımı siliyorum konuyu saptırdığımı düşündüğüm için)

Kendisinin Can Dündar ile yaptığı röportajı incelerseniz eğer,yaptığı düzeltme ve yanlış anlaşıldığına dair serzenişlerinin anlamsız olduğunu görebilirsiniz.

 

Emir Kusturica, Boşnaklığın sanal bir var oluş olduğunu, Boşnaklar'ın da aslında Sırp olduklarını iddia etmekte. Dahası yaşandığı iddia edilen katliam ona göre koca bir kumpastan ibaret. Özetle bunları demiş kendisi.

 

Kimse Kusturica'yı yakalım demiyor. Onu öldürmek,canına okumak, linç etmek ve benzeri gayelerin ardına düşmemiz gerekmiyor.

 

Ama bu birinin düşüncelerine tepki gösteremeyeceğim anlamına mı gelmekte ? Yapılan en büyük hata, kendisiyle oturup edepli bir üslupla tartışmamak. Kusturica'nın Miloseviç yönetimiyle olan bağları, bir sır değil. Kendisinin inkâr ettiği bir gerçek de değil bu.

 

Hoşunuza gitsin gitmesin ortada, bir soykırımı kabullenmek istemeyen bir adam var. Olay benim gözümde bundan ibaret. Kendisinin din değiştirmesi, milliyet değiştirmesi falan filan; inanın sadece falan filan.

 

Müslümanlık da en az Hristiyanlık kadar saçma ve anlamsız bir inanç. Kusturica'nın Sırplığı, İtalyanlığı falan fişmekan da; inanın sadece falan fişmekan.

 

Kusturica'ya yöneltilecek tüm olumsuz eleştiriler ne yazık ki bu gerçeğin ardında un ufak olup gidiyor. İyi de niye ? Niye yahu ? Bana de bunlardan ?

 

Kusturica'ya gösterilen tüm tepkileri, linç çabası olarak mı niteleyeceğiz ? Bir insanın fikirlerinin bir omurgası olması onun doğru şeyler söylediği anlamına mı gelir ?

 

Popüler bir dille devam edeyim yada, New Orleans'ın göbeğinde "lanet olası pis zenciler" diye bağıran bir ırkçı daha mı az ırkçıdır ? Telaviv'de, "Yahudi Katliamı yalandır diyen bir şahıs, daha mı saygıdeğerdir ?

 

Kusturica, Sırp milliyetçiliğinin kültür sanat ikonlarından biri. Bu ikona tepki koyabilecek şahısların ve fikriyatların da yeri belli. Sadece bu coğrafyada yaşayanların değil, aklı başında herkesin tepki koyması gereken bir takım iddiaları var. Neden olay bu coğrafyayla sınırlandırılıyor ?

 

Pieter Willem Botha'yı yıllarca gittiği her yerde takip eden kalabalıkların amaçlarıyla bizimki arasındaki farkın sebebi nedir ? Yanlış şeyleri, doğru yerlerde savunan insanlardır neticede sorunumuz.

 

Kimse kimseyi katletmesin, öldürmesin, gırtlaklamasın efendim. Kimse. Hiç kimse hem de.

Bir mesaja cevap veriyorsunuz.