Belirsiz Gece Suare No: 84 - Su da Yanar

althttp://www.filimadami.com/thumbnails/thumb_21290.jpg" />

 

Ali Özgentürk'ün 1987'de çektiği dördüncü filmidir.
Yönetmenin "lanetli filmim" diye nitelediği yapıt,
gerçekten de onu doğrulayan bir serüvenin içinden çıkıp gelir...
Nazım Hikmet üzerine bir film çekmek isteyen ve bunu gerçekleştirmek için çabalar harcayan bir yönetmenin,
aynı zamanda aşk ilişkilerinde de açmazlar yaşaması üzerine kurulu olan film,
gösterime girdikten bir süre sonra önce Anadolu'da,
daha sonra da İstanbul'da yasaklanmış ve kopyaları polis tarafından toplanmıştır.
Özgentürk'ün de yargılandığı bir dizi mahkemenin ardından "aklanan" yapıt,
bundan sonra da Japonların ellerinde bulunan negatifi "kaybettiklerini" açıklamalarıyla gündeme oturmuştur.
"Türk sinema tarihinden silinen film" diye anılan "Su da Yanar",
Ali Özgentürk'ün tam çabalarına karşın halen olumlu bir gelişmeyle yüzyüze gelememiştir...
Yönetmenin, Tokyo Film Festivali'nden kazandığı 250 bin dolarla gerçekleştirdiği filmde,
başrolleri Tarık Akan, Nathalie Duverne ve Şahika Tekand paylaşıyorlar. 

Oy hayatımda izlediğim en kötü filmlerden biri. Hatta en kötüsü diyebilirim. Bildiğiniz filme 1 (bir) verdim. Bu filmi izleyip beğenen var mı ya :( 

bunu izleyip uyurum diyordum. teşekkür ederim dostum, direk yatıyorum :)

ne diyeceğimi bilemedim şimdi. izlemesi bayaaa zordu onu söyliyebilirim. adamın hayatı gibi filmde ordan oraya sürükleniyor ve kopuk kopuk. sevemedim bu durumu. film çok dağınık ve uzun geldi bana. izledikten sonra biraz araştırayım kim ne demiş acaba dedim. doğru düzgün yorum yapılmamış filmle ilgili. yasaklı oluşundan negatiflerin kimin tarafından yok edildğinden dem vurmuş insanlar. filmi yorumlayan eleştiren yazı neredeyse yok. onlarda benim gibi pek bişey anlamadılar sanırım...

 

yinede yeşilçama olan sevgi ve hörmetimden fazla yermek istemiyorum filmi. zaten muallakda kaldım. herşeye rağmen, yaşaklanmış hatta türk sinema tarihinden silinmiş bir filmi izlediğim için mutluyum. öneri için teşekkürler :)

hmmm demekki film çok kötü olduğundan negatifleri yok edilmiş ve unutulsun diye kimse üzerine konuşmamış:) denek olarak kullandığımız arkadaşlarımız sayesinde bizde bu işkenceden kurtulmuş olduk. dostluklar bu günler içindir işte  :) buda suare tarihinin nazar boncuğu olsun artık.

Vallahi tümden yok edilseymiş film iyiymiş :D 

vallahi yorumları okuyunca kendimi iyi hissettim çünkü izlerken "ben mi filmin içine giremedim?film mi çok dağinik?metoforları kafam mı almıyor?" diye uzun uzun düşündüm :) hatta bazı yerlerde ben bir recep ivedikçiymişim de bana nbc filmi izletiyorlarmış gibi hissettim :D

 

özellikle ellerinde kumaşlarla çayırda koşan teyzelerin olduğu sahnede kafayı yiyecektim noluyor burada diye....gerçi sonrasında anladım ama olsun,o ilk anlar çok yorucuydu :) bir de boş meydanda metal olduğunu sandığım yüz figürünün tıngırdadığı sahnede aynı şeyleri hissettim :)

 

şimdi bakınca ucuz metaforlar filmi gibi geliyor ama bakarsanız zamanına göre oldukça cesur bir film,hiç seyircisi olmamasına şaşmamalı.çünkü düşünün bu kadar çok metaforlu bir film var mı yakın zamanda çekilmiş? yalan yok izlerken bergman ın ucuz prodüksiyonlu bir kopyasını izlemişim gibi hissettim(sıkılarak söylüyorum ki bergmandan da hoşlanmıyorum) bu arada gerçekten figüranlar olsun prodüksiyon olsun; nasıl ucuza getiririz endişesiyle çekilmiş bir film gibiydi. aslında haklılar da ne de olsa çoğunluğa hitap eden bir film olmadığı için hiç bir şekilde gişe yapmayacağı belliymiş.

 

bir de nazım filmi diye başladım ama nazımla ilgili bir kaç şiirinden öteye bir şey yoktu filmde,o açıdan hayal kırıklığı oldu. zaten bir süre sonra film çok başka yerlere gitti;sonuçta ne iki aşk arasında kalan bir adam tam anlatılabildi ne de nazım filmi çekmeye çalışan bir yönetmen...

 

filmin en sevdiğim kısmı ise türküleri oldu;hatta alevi dedesinin rakı masasında söylediği türküyü eşime buldurttum haftasonu döndüre döndüre dinledim :)

 

ayrıca Tarık Akan da sadece anadilinde oynayabilen bir oyuncuymuş bunu da gördük :)

 

  ---spoiler---

sonundaki tecavüz sahnesi de ne manaydı anlayamadım.. hiç bir amaca hizmet etmeyen bir sahne izledik,sadece rahatsız etti..


---spoiler---

 

kısacası ben filmden pek bir şey anlamadım;başı,sonu,olay örgüsü, metaforları ve hatta mesajları benim için havada kaldı. ama yine de döneminin bu kadar ilerisinde bir film yaptıkları için de takdiri toplamayı başardılar..

Kim önerdi bunu ya :D

Film için çok yorum yapmak istemiyorum. Çünkü hiç iyi şeyler söyleyemiycem. Uzun zamandır izlediğim en anlamsız, bayağı, sıkıcı, gergin filmdi. İzlemek tam bir işkence oldu benim için. 3-4 bölümde surekli durdurarak izlemek zorunda kaldım. Utanmasam karantinaya alıcam o derece. Hiçte şimdiye kadar böyle bi yorum yapmamıştım suare filmleri için. Bi acayip oldum :)

Metin sen bir daha film önerme canım. hadi biraz dışarda oyna. suare tarihine altın harflerle yazdım adını. zirvede bırak bence :)

haftaya cemal önersin, o bu işlerden daha iyi anlıyor :)

Bir mesaja cevap veriyorsunuz.