9

12 OY
PUAN VER
5

IMDb: 8.2 (57.324 OY)

Süre

1 Saat

Ülke

ABD

KONUSU

The Leftovers, Tom Perotta‘nın aynı isimli romanından uyarlama bir dizi. Dizinin yapımcısı ve yürütücüsü Lost yapımcılarından Damon Lindelof. İlk sezonu 10 bölüm sürecek. Konusuna gelirsek… Hristiyanlıkta Rapture diye bir kavram var. Hz. İsa’nın yeryüzüne inip inanan ve iman edenlerle birlikte yeniden yükseleceğine dair bir çeşit inanış. Dizi de bu ya da bu çeşit bir Rapture’ın sonrası üstüne kurulmuş. Dünya üzerinden milyonlarca insan silinmiş durumda. Dolayısıyla da ortalık fena karışmış. İki çocuk babası polis müdürü Kevin Garvey, birçok insanın açıklanamaz şekilde yok olmasından sonra durumu kontrol altında tutmaya çalışmaktadır. Tabii eşi Laurie’nin onu ve çocuklarını terk edip gizemli bir tarikata katılması bunu hiç de kolaylaştırmayan bir durum. The Leftovers’ın merkezinde Garvey Ailesi olsa da dizide bu tarikat, bir gazete editörü, bir liseli kız gibi aileyle bir şekilde bağlantılı, bağlantısız kişilerin başından geçenleri, bu olayın sonrasında yaşananları izleyeceğiz.

SPOILER

TÜM YORUMLAR (5)

@parfenrogojin yazdı...

Paz, 01 Eki 2017, 08:27 (8 ay önce)

Dizi, bir gün dünya genelinde 150 milyon insanın aynı anda birden bire ortadan kaybolmasıyla başlayan olayları anlatıyor. Kaybolan insanlar hiç bir şekilde bulunamıyorlar. Buna Ani Ayrılış adı veriliyor. Günahkâr Geriye Kalanlar adında bir tarikat doğuyor, bu insanlar dünyanın sonunun geldiğine ve hayat devam edilmesinin anlamsız olduğunu insanlara göstermeye çalışıyor. Dizi üç sezon boyunca yaşadıkları olayı anlayamayan, anlamaya çalışan ama cevap bulunamaması sebebiyle kendi yanıtlarını yaratan ve kendi hikâyelerini yazan insanları anlatıyor. Böylece dizinin tamamı dinin aslında ne olduğunu anlatan büyük bir alegoriye dönüşüyor. İnanç ve iman, hakikat arayışında kendimize anlattığımız hikâyeler mi, yoksa hakikatin kendisi mi? Bizler sorularımızın doğru yanıtlarını bulamadığımız için mi inanıyor ve kendi hikâyelerimizi yazıyoruz, yoksa aslında hakikate temas mı ediyoruz? İnanç bizi iyileştiriyor mu, aramızdan ayrılanların başına ne geldiğini bilmeyen bizler için bir iyileşme süreci mi, hayatı anlamlı yapacak, tutunacak bir dal mı, yoksa sadece kendimizi mi kandırıyoruz? Dizinin tamamı bu meseleyi bütün karakterleri üzerinden bütün yönleriyle ortaya koyarak bizi hikâyeleri dinlemeye, onlara inanmayı ya da inanmamayı seçmeye çağırıyor. Dizinin yapımcılarından birisi Lost?un yapımcılarından olduğu için doğa üstü ya da mistik olan şeylerle karşılaşsak bile bunların hepsi aslında kayıp duygusuyla, yas duygusuyla başa çıkmaya çalışan insanların savunma ve hayatta kalma mekanizmalarını yürüttükleri ilginç, renkli olaylara dönüşüyor. İnanç iyileştirir mi, yoksa inanç bir psikoz türü müdür, hayat çok ve karmaşık olduğu ve ölümden sonra ne olduğu bilinemediği için kendimizi iyi hissetmek adına, burada olma tecrübemizi korkudan uzak tutmak için kendimizce yarattığımız bir hayata dayanabilme mekanizması mıdır? Peki ya Tanrı kimdir? O da Aniden Ayrılanlardan mıdır, yoksa Geriye kalan Günahkârlardan mı? Bu anlamda dizi neden burada olduğumuzu açıklamaya çalışan bütün büyük anlatılanlara yeniden bakmaya çağırıyor bizi. Eğer diziyi izlerseniz muazzam güzellikte bir metinle karşılaşacaksınız. Kesinlikle çok şaşıracağınız çok ilginç bölümlerle dolu sıra dışı bir çalışma. Kesinlikle kalburüstü ve müzikleri de en az metni kadar güzel.

@nihilreich yazdı...

Pzt, 14 Ağu 2017, 23:15 (9 ay önce)

10 / 10

 Bütün televizyon tarihinde duygusal derinlik ve oyunculuk kapsamında eşi benzeri olmayan bir dizi.  Bunların yanında karakterlerin yaşadıklarını seyirciye en iyi hissettirebilen dizi olduğunu da düşünüyorum, ve demek istediğim oyunculukla bir duygunun temsili değil, karakterlerin yüzleştiği varoluşsal sorularla dizi kendi yapısı nedeniyle seyircileri de sorguluyor, dizinin dünyasını kafamızda oturtmak için aynı karakterler gibi biz de mantık veya inanç yollarından birini seçmek zorunda kalıyoruz.    ama tabi ki finalde bu soruların ve cevaplarının önemsizliği baskın geliyor ve insanın elindeki tek şey olan duygularıyla baş başa kalınıyor.

@pembezurafa yazdı...

Cmt, 10 Haz 2017, 18:49 (1 yıl önce)

10 / 10

The Leftovers, şu ana kadar izlediğim dizilerin arasında beni en çok tatmin eden ve kafamı meşgul eden dizi diyebilirim. Bu diziyi çerez yer gibi değil, bir ana yemek yer gibi, sindire sindire izlemek gerek. Birinci sezon introsuyla beni gerçekten büyüledi, ayrıca dizide kullanılan müzikleri de çok sevdim. İzlerken her türlü duyguyu yaşattı bana; merak, hüzün, mutluluk... Karakterler öyle oturmuşlardı ki, yaptıkları hiçbir şey sırıtmıyordu. Bana sürekli olarak "ben olsam ne yapardım?" sorusunu sordurttu ve düşündürttü. Bu dizide önemli olan sonuca ulaşmak değil, süreçti. Gidenlerin nereye gittiği değil, adından da anlaşıldığı üzere kalanların ne yaptığıydı. Dizinin finalinde bize istediğimiz sona inanma şansı sunuldu ve böylece herkes diziye tatmin olmuş bir şekilde veda etti. Her anlamda dolu olan bu dizinin, izlenmeye değer olduğunu düşünüyorum. 

Spoiler içeren yorumlarınızda "spoiler"
butonunu kullanınız.

SPOILER

The Leftovers dizisine Benzer Dizi ekliyorsun.

Arama Sonuçları

The Leftovers dizisini Kategorize ediyorsun.

Bu diziyi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

The Leftovers dizisine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

DİZİ İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER

SİNEROBOT

BUGÜN NE İZLEMEK İSTERSİN?

YILI

SÜRESİ

PUANI