14 yıl önce
Redline filmine yorum yazdı:
Psycho-Pass dizisine yorum yazdı:
aylar sonra gerek konusuyla gerek çizimiyle gerek felsefesiyle göz ve beyin dolduran bir anime buldum. şiddetle tavsiye ederim.
Koro filmine yorum yazdı:
hiç kötü fransız filmine denk gelmedim benim şansım mı yoksa bu adamlar bu işte çok mu iyi:) büyüleyiciydi
Tehlikeli Oyun filmine yorum yazdı:
Sarsıcı bir filmdi. Alman ırkçılığının boyutlarını bize tüm gerçekçiliğiyle yaşatmayı başarıyor.
Tim karakteri tam Hitler olabilecek bir tip. Ezilmiş ve reddedilmiş bir tip-hitlerde çok istediği sanatçı kimliğini kabul ettiremeyince sanatçılara yoz sanatçı damgasını vurmaktan çekinmemiştir...Tim, dalga söz konusu olunca daha sosyal, konuşkan biri oluyor ve sonunda da dalga benim hayatımdı diyerek "kavgam" misali bir oyunculuk sergiliyor. Gerçekten insanın kanını donduracak türden bir film ve çoğu okul konulu film gibi idealist bir öğretmen kötü öğrenciler mitinin dışına çıkabilmiş deney tarzı bir film olmuş. Sinan karakteri çok başarılı olmuş, evinde tam bizden biri:)tim'e ben olsam yıldızlı pekiyi verirdim. Öğretmenin verdiği inanışı, dalganın bayrağını o temsil ediyor. yeri geldiği zamanda ise kafasına sıkmaktan da çekinmiyor.
Vol-i filmine yorum yazdı:
Animasyonun sonunda insanlık tarihi ile sanat tarihinin özeti gözlerimizin önünden film şeriti gibi akıp gitmiştir.
Çizme, toprakta yeşillenir, ilk olarak premethus ( yani wall-e gözleriyle) ışığı tanrılardan çalar, insanoğluna verir. Karanlık çağlardan ışıkla aydınlanılır. Duvar resimleri, ardından Mısır sanatı ve tarım; Bizans mozaikleri, hemen ardından uzak doğu sanatı; ardından İtalya, erken Rönesans eserleri, sanayileşme-kentleşme ve hemen ardından Paris'e kayan sanat, renkçi anlayışla izlenimci eserler (Renoir, Monet, Turner vs) ardından puantizm tabiki Seurat, en son olarak da Van Gogh, Cezannevari bir post-empresyonist resimle animasyon cast'a geçer. çok yaratıcı, öğretiici ve eğlenceli olmuş
http://www.youtube.com/watch?v=hscu7cc1_2Y
Dipnot: İnsanoğlunu uzayda tutan robot 2001'deki halın ta kendisi ya da familyasından biri değil de nedir:)
Efsane Beşli filmine yorum yazdı:
isa’nın doğduğu günü, dirildiği 3 günü, dişimizi yastık altına koymamızı bize hatırlatan, bunları unutmamamızı tembihleyen animasyondur. bir de balkabağı kafayla valentine’yi koysalarmış çok daha bilinçli çocuklar olacaktık ya neyse. ilk yorumumu bilerek silmedim çünkü çok büyük beklentiyle izlemenizi tavsiye etmem. görsellik şahane ama renkli renki tam çocuklara göre olmuş bir animasyon. rus aksanlı bir noel babamız, bumerang’lı savaşçı bir paskalya tavşanımız ve tipik kafası karışmış bir jack frost’umuz var ha bir de herclues’ten kaçma hades kılıklı karabasanımız var. çok zorlanarak bitirdim. wreck-it ralph’ı izleyeceklere tavsiyem ilk olarak rise of the guardians’i izleyin derim (yoksa 15 dakika ozr dayanırsınız). ve ejderhamı nasıl eğitirim tadında bir şey beklemeyin hayal kırıklığına uğrarsınız. onun dışında çerezlik olarak çok iyi, yolda, kahvaltı ederken ya da uyurken iyi gider
Testere filmine yorum yazdı:
abimle bu film üzerine iddiaya girdik. abime:"istediğin kadar tahmin hakkın var ama eminim katili bulamayacaksın"dedim. film boyunca aradı beni şu mu, şu mu diye. hepsinde doğal olarak hayır yanıtını verdim. filmin sonunda arayıp sağlam saydırdı teli kapattı. işin komik kısmı katili ben izlediğimde buldum şöyle ki: arkadaşlarla izlerken en olmayacak karakter için katil bu, deriz. bazen örümcek, bazen teyzenin biri:) film başladı ye katil yerde yatan adam diye salladım. tuttu ama tabi ki ciddi değildim-sayılmaz yani:) hala da ilk izleyenlere derim. katili bulamazsınız...
The Method filmine yorum yazdı:
filmle ilgili kişisel düşüncelerimi paylaşmak istedim. öncelikle çok başarılı, sürükleyici tek mekan filmi olmuş -kadınların kendi arasındaki savaş, bakışlar gerçekten etkileyiciydi. çünkü diğer kadının gitmesini isteyen nieves, eski sevgilisi için değil, diğer bir kadının varlığından rahatsız olup seçimini yapmıştır. -nieves karakteri aslında en belirleyici karakter olmuş ve oyunun sonuna kadar tüm gidecekleri kalacakları kendisi belirlemiştir. hatta en güçlü karakterlerden julio'yu göndermedeki etkin güç olmuş, ahlak ve insanlığı iş dışında tutarak çoğunluğu -cazibesiyle- cezbetmiş, kışkırtmıştır. -soruların sadece julio'ya gelmesi, diğer adaylarda da julio'nun önder olması bakımından etken olmuştur. burada fernandez aslında julio ile bir güç savaşına girmiştir. -julio elenince fernendez'iz egemenliği eline alışını izliyoruz. mağarada kalabilmek adına millitarist, ataerkil "maço -iber- erkek karakteriyle" mağarada nievesle ne kadar benzedikler ... Devamıfilmle ilgili kişisel düşüncelerimi paylaşmak istedim. öncelikle çok başarılı, sürükleyici tek mekan filmi olmuş -kadınların kendi arasındaki savaş, bakışlar gerçekten etkileyiciydi. çünkü diğer kadının gitmesini isteyen nieves, eski sevgilisi için değil, diğer bir kadının varlığından rahatsız olup seçimini yapmıştır. -nieves karakteri aslında en belirleyici karakter olmuş ve oyunun sonuna kadar tüm gidecekleri kalacakları kendisi belirlemiştir. hatta en güçlü karakterlerden julio'yu göndermedeki etkin güç olmuş, ahlak ve insanlığı iş dışında tutarak çoğunluğu -cazibesiyle- cezbetmiş, kışkırtmıştır. -soruların sadece julio'ya gelmesi, diğer adaylarda da julio'nun önder olması bakımından etken olmuştur. burada fernandez aslında julio ile bir güç savaşına girmiştir. -julio elenince fernendez'iz egemenliği eline alışını izliyoruz. mağarada kalabilmek adına millitarist, ataerkil "maço -iber- erkek karakteriyle" mağarada nievesle ne kadar benzediklerini görebiliriz. çünkü sadece ikisinin sunduğu şeyler direkt hayvansal güdülere seslenmektedir. insanları güden, düzene sokan güç ve çekicilik, seks istemi diğerleri üzerinde de sağlıktan, medeniyet, eğitimden önce gelir. -fernandez'in nievesle birlikte olması filmin en çarpıcı sahnelerinden biriydi kanaatimce. bu mücadeleden galip çıkan nieves carlos'la beraber fernandez'in üzerine gelmeye başlar. burada kişilere verilen ülkeler tamamen karakterleriyle ilişkiliydi bence.carlos'a kibirli, asil ve entellektüel bir ingiliz karakteri uygun görülürken, içten pazarlıklı, her zaman ingitere'nin gerisinde olan egoist bir fransız karakteri nieves'e uygun görülmüş. her iki ülkenin tarihte çok gerisinde kalmış hatta fransızlar tarafından işgal edilmiş ispanya figürü ise zaten kullanılmış gibi hissedildiği neives'in karşısında fernandez'e uygun görülmüş. dar görüşlü, milliyetçi olan fernendez fransa ve ingiltere'nin aşağılamalarına, kendilerini beğenmiş şekilde yabancı dille arkasından attıp tutmalarına dayanamıyor zaten. bilgisinin ve sabrının götürdüğü yere kadar oyuna devam ederek sonunda da pes ediyor. -her yerde kamera olması ve izlenmesi nedeniyle neives'in pek şansı yoktu bana kalırsa zaten carlos dışarı çıktıktan sora kapıyı kapatmaya çalışıyor ama kapı yavaş kapanıyor bana bu çok garip geldi...bu yüzden metod tamamen carlos'un sabrının (gömleğin yerini değiştiren büyük ihtimal şirketti) test etmeye yönelikti. carlos neives'in niyetinden ve sinsiliklerinden olayı çözerek şirkete adım atıyordu. neives karakteri ise kafası gibi karışık olan sokaklara adımını atıyor. sokak sorudaki mağara gibidir. adeta kıyamet kopmuştur. ama o çok güvendiği cinselliğiyle kapı dışarı edilmiştir.
Oyunbozan Ralph filmine yorum yazdı:
metal gear solid'ten (torbada mantardan sonra ünlem çıkıyor ya orada sese dikkat!) super mario'ya, street fighter'dan super mario'ya sonic'ten mortal kombat'a (zombinin kalbini çıkartan kano:)çocukluğumuzun efsane oyunlarına göndermede bulunmuş, aşmış bir yapım olmuş. zaten 80'ler ve öncesinde doğmuş kişiler için ateri salonları, coins-up lar unutulmaz mekanlar olmuştur. aslında ne zaman gerçek oyun alanları, parklar yerini oyun dünyasına bıraktı da biz sokaktan uzaklaştık diye soracak olursak buna kimsenin cevap verebileceğini, cevap vermek isteyeceğini de sanmam çünkü kim ne derse desin 90'larda ateri salonları bilardo salonlarıyla beraber en çekici, cezbedici mekanlardı. ver geçeyimcileri, onun taktiği varcıları, karı taktiği yapanları, fazla jetonu varmıcıları, tek jetoncuları, kırmızı perfecktçileri, hep orada tanıdık ve bu tipler her zaman da karşımıza çıktı...arcade salonu merakım hakkında: jeton alabilmek için deniz gözlüğüyle her gün saatlerce denizin dibinde para arayan, ahto ... Devamımetal gear solid'ten (torbada mantardan sonra ünlem çıkıyor ya orada sese dikkat!) super mario'ya, street fighter'dan super mario'ya sonic'ten mortal kombat'a (zombinin kalbini çıkartan kano:)çocukluğumuzun efsane oyunlarına göndermede bulunmuş, aşmış bir yapım olmuş. zaten 80'ler ve öncesinde doğmuş kişiler için ateri salonları, coins-up lar unutulmaz mekanlar olmuştur. aslında ne zaman gerçek oyun alanları, parklar yerini oyun dünyasına bıraktı da biz sokaktan uzaklaştık diye soracak olursak buna kimsenin cevap verebileceğini, cevap vermek isteyeceğini de sanmam çünkü kim ne derse desin 90'larda ateri salonları bilardo salonlarıyla beraber en çekici, cezbedici mekanlardı. ver geçeyimcileri, onun taktiği varcıları, karı taktiği yapanları, fazla jetonu varmıcıları, tek jetoncuları, kırmızı perfecktçileri, hep orada tanıdık ve bu tipler her zaman da karşımıza çıktı...arcade salonu merakım hakkında: jeton alabilmek için deniz gözlüğüyle her gün saatlerce denizin dibinde para arayan, ahtopot fln yakalayıp satan çocuklar olduğumuzu, hatta hayatımda ilk kez karakola yaşım tutmadığı için ateride bulunmaktan gittiğimi söylemek yeterli olacaktır sanırım:) animasyona gelecek olursak lara craft esprisiyle olsun, nes gamepadi şeklindeki kasasıyla olsun buram buram retro kokan bir havası var. eski oyunun yerine yenisinin gelmesi, makinelerin arızalanıp kalkması, oyunların unutulması insanın resmen içini acıtıyor. en etkileyici yanı ise mutlak kötü anlayışına getirilmiş eleştiri olmuş. kötülüğü sorgulayan, böyle yapımlarda kötünün aslında ne kadar önemli olduğunu pekiştirmemiz açısından çok yalın ve yerinde anlatımı var animasyonun . zaten olduk olası jerry'e kıl kapıp tom'u seven, road runner'a uyuz olan nesil olarak ralph'a karşı sempati kurmamız kaçınılmaz. zaten oyunun hikayesine bakınca, sözde iyilerin ralph'ın ağaç kütüğünü bile başka yere kaydırıp yerine apartman dikmelerinde haklı bir tarafını göremiyoruz. ralph'ı daha çok donkey kong'a benzettim fix it felix'e direkt mario rolünde. bu animasyondan önce kings of kong'u izlemiştim. ateri hastalığını, hayatı bir oyuna adamayı görünce daha da etkilendim wreck it ralph'tan. ve bodrum katına kaldırdığım snes sistemini yeniden kurup 2 düğmeli karmaşık olmayan eski oyunlara dönmek istedim. son sözleride midas gibi her dokunduğunu altın yapan (yani düzelten) fix it felix'in ağzından aktarıyorum: dokunduğum her şey neden düzelmek zorunda:)
deepnot: vanellope karakterine ayrı bir parantez açmak lazım:buradan sesiyle can veren kıza saygıyla eğiliyorum bu nasıl seslendirmedir
ayrıca: türkçe versiyonuda çıkmıştır:
http://www.youtube.com/watch?NR=1&v=wk2F4FxmZXo&feature=endscreen
:D
CM101MMXI Fundamentals filmine yorum yazdı:
bu adamı eleştirenler kendi hikayelerinin tiiye alınmasına içten içe bozulanlardır büyük ihtimal(fotoğraf çeken tipte kendimi gördüm, utandım:) saptamalar, ince espriler çok yerinde ve yaptığı işte daha ileri giden nadir komedyenlerden biri cem yılmaz. komik olan aslında bizleriz (ki adam babasını, abisini bile dahil etmiş) cem yılmaz bunu çok güzel anlatıyor. bir söyleşisinde dediği gibi nasrettin hocayı nasrettin hoca yapan abuk sabuk, yerli yersiz soru soran insanlardır:)
elvis kılıklı baş karakter, gaz müzikler, oyun karakteri tanıtırcasına geçişleriyle yarış ve arabalara ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir anime