Film Gibi Oyunlar

Hani bazen, oyun oynarken, bunun filmi yakında çıkar dersiniz ya, öyle filmlerden ziyade,gerek içeriği,gerek yansıttığı atmofer gerekse de, karakter derinliğiyle,bir filmi  yaşatmayı hedefleyen oyunlar vardır. 

 

Öyle oyunları paylaşalım. 

 

İlk tavsiyem, Call of Cthulhu,Dark Corners of the Earth

 

H.P.Lovecraft okumuş herkes,Cthulhu'yu duyunca biraz olsun irkilecektir. Böyle konuları abartmayı hiç sevmem. Ama oyun gerçekten sizi korkutmayı başarıyor. Bol hatalı,yamalı bohça oyunlarının vazgeçilmez ismi Bethesda'nın elinden çıkma bir oyun bu. Oyun boyunca Jack isimli bir dedektifi canlandırıyorsunuz. Aksiyon ve point click türlerinin bir kırması ancak şimdiye kadar oynadığınız çok az oyuna benzeyen bir karakter sistemi var.

 

JAck,sizin,benim gibi bir insan. Korkuyor,ağlıyor,yalvarıyor hatta sizin tavırlarınıza göre intihar bile ediyor. Yüksekten korktuğu için,bir iple aşağı inerken,kuyunun dibine bakarsanız,ipi bırakıp aşağı düşüyor mesela. Bazen, panikleyip kendini yere atıyor. Çok fazla korkarsa başına pompalıyı dayayıp tetiği çekebiliyor :) 

 

Spoiler yapmayım ama sonu da iyi olmuyor zaten,zavalllı Jack'in. 

İkinci tavsiyem: Syberia 

 

Post Mortem ve Still Life gibi çok başarılı "macera" oyunlarının yapımcısı Microids tarafından piyasaya sürülmüş ve benim şimdiye kadar oynadığım en başarılı oyunlardan biri olan Syberia,tam bir "point click". 

 

Oyunca, Kate Walker isimli son derece alımlı ve zarif bir bayanı canlandırıyorsunuz. Baştan sona gotik bir havası var oyunun. Ancak mekan çeşitliliği bakımından size çok az filmin yaşatabileceği deneyimler sunuyor. Çağına göre muazzam düzeyde gelişmiş bir grafik teknolojisi kullanılmış. 

 

Moron FPS'lerinden hoşlanmıyorsanız ve gizemli bulmacalarla aranız iyiyse size çok güzel anlar sunabilecek bir oyun,Syberia. 

Üçüncü tavsiye: Secret Files:Tunguska

 

Fusionsphere'ın bence en başarılı oyunu,bu da bir macera oyunu. Babası, Sibiryanın Tunguska bölgesine düşen bir meteorun gizemini araştırırken kaybolan,uçarı Nina'yı canlandırıyorsunuz. Kate Walker ne kadar hanımhanımcıksa Nina da o oranda yırtık bir tipleme. Benim şimdiye kadar kullandığım en zevzek karakterlerden biriydi :) 

 

Oyun,birbiriyle ilişkili veya ilişkiliymiş gibi görünen ?? nesneleri kullanarak,çözülmesi gereken acayip bulmacalarla dolu. Film gibi bir izleği var zaten oyunun en sonunda, "sahne arkası" bölümü var ki,sırf o bile sizi güldürebilecek düzeyde,özel. Devamı da gelmiş ancak ülkemizde yayınlanmamış bir seri. Ne yazık ki,sadece ilk oyunu oynadım. Aslında,biraz hafif bir dili var ve kendini çok ciddiye alan bir oyun değil,bu yüzden de oynamanızı öneriyorum. 

Dördüncü Tavsiyem: Republic:The Revolution.

 

Devrimlerle aranız nasıl ? Eğer hayalinizdeki ülkeyi yaratmak istiyorsanız,bu oyunu oynamalısınız. Oyunda,Karasov isimli bir diktatöre karşı direnmeye çalışan ve her şeyini bu uğurda kaybetmiş bir "devrimci" yi canlandırıyorsunuz. Sözde devriminizi finanse etmek içinse çok çeşitli yollar kullanabilirsiniz. İnsanları tehdit edebilir,korkutabilir,beyin yıkama yöntemlerini kullanarak kandırabilir veya karizmanızı kullanarak yanınıza çekebilirsiniz. Oyun size o kadar geniş bir serbestlik sunuyor ki,zamanla KArasov'un bir kopyası bile olabiliyorsunuz.  

 

Karargahınız,sim city görünümünde bir yer ve alacağınız tüm kararlar tarihin yazılmasında etkili olacak. O kadar gerçekçi bir oyun ki, karakterlerin tamamı Rusça konuşuyor ve pek bir şey anlayamıyorsunuz :)

 

Ama günlerinizi harcayabileceğiniz düzeyde kompleks ve etkileyici bir oyun. 

Beşinci Tavsiyem: Phantasmagoria

 

 

Çok küçüktüm ilk oynadığımda ama şimdi bile,gece,tek başıma oynasam korkutacağından şüphem yok. Sierra'nın en büyük hediyesi bu oyun oldu. Oyunun konusu şöyle : İlk evlerinin heyecanını taşıyan,genç çifAdrienne ve Donald,bu evin çok eskiden yaşamış,ünlü sihirbaz  Zoltan Carnovash'a ait olduğunu öğrenirler. Adrienne zamanla kabuslar görmeye başlar ve bu kabusların her birinde kendisine bir hikaye anlatılır. Zoltan evvelce evlendiği 12 karısını korkunç yöntemlerle öldürmüştür. Her hikaye, başka bir cinayete ve her cinayet daha korkunç bir gerçeğe doğru bizi taşır. Zoltan,hırslarına yenik düşmüş ve çok korkunç bir şeyi eve çağırmıştır....... Daha çok anlatmayım :) 

 

Phantasmagoria yada bizim o zamanlar Fantazma diye kısalttığımız oyun,95 yapımı bir macera oyunu. İnanın bizi korkutan şey küçüklük değildi. Oyunda, canlı,kanlı oyuncular kullanıldığı için bildiğiniz film havasında ilerliyor. İnsanı dehşete düşürebilecek kadar başarılı bir oyun :) 

 

Nostalji yapmak isteyenler veya merak edenler için, oyun vidyoları burada. 

Pek bileni olmasa da, oynayanlar için tam bir hazine : Nocturne

Oyun,Bloodrayne gibi bir kültün yapımcısı Terminal Reality'den geliyor. Epey eski bir oyun bu sebeple grafikleri çağınızın biraz gerisinde kalabilir. Oyunda, "Stranger" lakaplı bir ajanı canlandırıyorsunuz. Stranger gerçekten tam bir maço. :) Biraz sinir bozucu olabilir tavırları. Kovboy ahlakıyla donatılmış sinirleri var. 1907'den 1935'e kadar uzanan 4 farklı görevi canlandırmanız gerek. Bu görevlerin hepsi,son derece karanlık ve korkutucu bir atmosfer içerisinde cereyan ediyor. 

 

Nocturne,mükemmel bir korku ve macera oyunu. Her dosyanın bir çözüme ulaşmadığı ve bazı dosyaların sonunda, çok "ilginç" bazı gizemlere raslayacağınızı da hatırlatmak isterim :) 

 

Oyun,kendisinden sonraki birçok yapıma ilham kaynaklığı etmiş. Oynarken birçoğunu anımsayacağına eminim. 

 

ne olursa olsun sniper elite (v2) kadar grafikleri güzel bi oyun görmedim oyun yavaş seyredibilir yada güzel olsun uygun bir yer bulalım derken vurulabilirsiniz ama en zevkli yeri adam vururken ekranın sizinle değilde mermiyle birlikte gitmesi ve adamın son andaki görünüşü ne kadar oynadım bilmiyorum ama her adam vurduğumda aynı zevki aldığım bi oyun

Benim favorim Braid.

Filmi cekilse bu kadar etkileyici olur mu bilmem ama oyunun sonu dunyayi algilayisimiz, kendi kurgularimiz hakkinda oyle bi tokat vuruyo ki suratina insanin, bir sure beyninden vurulmusa donuyorsun.

Suan sonundan bahsetmeyi cok isterdim...

Ayrica muzikleri de enfes!

Ornegin 1, 2, 3

Yeri gelmisken Silent Hill'den su soundtrack'i paylasmadan edemedim :)

the darkness serisi bu konuda en başarılılarındandır sanırım. ama max payne gibi hiç edilecekse hiç filmi çekilmesin daha iyi. oynarken yaşatıyor kendini resmen gerek konusu gerek atmosferi gerekse müzikleriyle.
 

  ---spoiler---

http://www.youtube.com/watch?v=vRP0pbVsRV0&feature=related


---spoiler---



http://www.youtube.com/watch?v=C6WKYAZXlCA

özellikle ikinci oyunun sonuna doğru tımarhane sahneleri inanılmaz başarılı. sayfalarca övgü içerikli sözler sarfedebilirim aslında ama gaza gelip spoiler vermekten korktuğum için burda bırakıyorum.

Bir mesaja cevap veriyorsunuz.