insan istediği tüm filmleri görmeye ömrünün yetmeyeceğini kabullendiğinde çok rahatlıyor..

Son birkaç bu sıkıntıyı yaşıyorum. Yetmeyeceğini bildiğimden bir filmş bir daha izlemek istemiyorum. Garip bir endişem var.
insanın istediği tüm filmleri görmeye ömrü yeter. sadece onları görecek kadar vaktiniz yok. çalışmak zorunda olmasanız, sorumluluklarınız ve yapmanız gereken bir şey olmasa pek tabi ömrünüz yeter görmeye hepsini.

bana gelince, film izlemek o kadar da önemli bir şey değil. önemli olan filmi izledikten sonra zihinde kalan düşünceler, sorular. ben daha çok bu sorulara kesin cevaplar bulamayacağım için üzülüyorum.
İzlediğiniz beşyüz filmden sonra izlemek istediğiniz film sayısı azalmıyorsa kaybettiğiniz bin saate üzülmeye başlasanız iyi olur.Şu ölmeden önce izlemeniz, okumanız, dinlemeniz gerekenle başlayan tüketici zihniyetine de bir çift lafım var.bana ölmeden önce dokunmam gereken bir kadın söyle ve yerine otur. :)
Bir dönem her gün film izlemediğim zaman kendimi rahatsız hissediyordum, izlemek için fırsat yaratmaya çalışıyordum. Şimdi ise işimin bir parçası olduğu halde izlemeyi azalttım, fırsatını bulursam izliyorum bulamazsam şartları zorlamıyorum. Hele şu "Ölmeden Önce Görmeniz Gereken" benzeri listeler beni acayip sinir ediyor. Sinemaya hızlıca tüketmemiz gereken bir gıda maddesi muamalesi gibi geliyor bana, bu haliyle de seyirci biricikliğinden çıkıyor. Sindire sindire istediğim zaman istediğim filmi izlerim, şu listeyi tamamlamalıyım gibi bir takıntı halinden uzaklaştı ki bence en güzeli bu şekilde.
tamam, kimse kimseden üstün değil..bn de laf yetiştirecek değilim tabiki..

sadece sorulan sorulara kıyıdan, köşeden ordan burdan şurdan cvplar veriyorum..

daha fazlası değil..artniyet aramamak lazım..
dediğim gibi size laf yetiştirebilecek bir kafam yok , ve bazı kelimeleri de yanlış kullanıyor olabilirim havalı olsun diye... ve yine sizinle aynı sebeplerden burdayım ne bir eksik ne fazla...
alakasız yorumlar olabilir..(Yani konuyla alakasız) ama alakasız sorular sorarsanız alakasız cevaplar alırsınız..

konu uzamaya devam ettikçe benim trollüğüm de -dolayısla şöhretim de- artıyor..ilginç miş:)
Enik kral adlı birader burada meslekleri küçümsediğim yok sadece göründüğün gibi olmak en güzeli diyorum. Öyle lafı soktum engelledim rahatladım kıvamındaysan bravo sana..
İroni kelimesinin ne işe yaradığını bilmezsen tabii kendi fikrinin doğru olduğuna inanırsın..
yazar olmak istesem birilerinin yardımıyla ve pohpohlamasıyla yapmam bunu..

Yyrıca Türkiyede yazar olmak büyük bir riski gerektirir....Eğer kişi iyi yazmış olsa bile okuyucu kitlesini edinmesi çok zor.. Elif Şafak, Hakan Günday gibi yazarların baştacı edildiği yerden hiçbirşey beklemememek gerek..

--

"gerçek hayatın çok sıkıcı inanılmaz monoton ve yalnızlığın dibindesin burayla kendini teselli etme"

bunu sözlerimden, avatarımdan ve alıntılarımdan mı anladın.? eğer öyleyse İyiyimiş..

--

Ayrıca yalnızlık kötü bir şey değil bence.Ha insan doğasına aykırı mı, evet çoğu durumda aykırı..Ama kişi "bilinçli" olarak yalnızlığı seçmişsse orda bir problem yok bence..Ama Kafka gibi sürekli topluma adapte olmaya çalışıp her defasında kapıya konulursa kendisi işte orda bir sorun vardır..Uyumsuzluk vardır..Bunun kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum..Ama kişide belli bir "eziklik" hissiyatı yaratır..Ve sonuçları kötü olabilir..

Nedense bilmiyorum ama Yalnızlığı bir "öcü, bir korku unsuru" gibi lanse ediliyor, ve ben bunu anlamıyorum..

Bence bu tabulaştırıldı..Yalnızlık = eziklik.

Dostoyevski yalnız kalmak için neler yaptı, bilirsiniz..Ama şimdiki gençlerin çoğuna bakın (en azından Noumena gibi iyi bir gözlemciyseniz) hepsi kendini bir nesneye veya özneye teslim ediyor..Yalnızlık düşüncesini zihinlerinden atmak için telefonlara, I phonelara (doğru mu yazdım bilmiyorum) sarılıyorlar..

He bir de kendini topluluk içine sokup orda rahatlayanlar var..Onları da incelemek lazım..
Bir mesaja cevap veriyorsunuz.
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL