maalesef avatar

Şüphesiz Bruce, haklısın. Nolan'ı "mal" diye nitelendirmek haksızlık. Ama kendilerine biçilen ve asla hak etmediklerini düşündüğüm payelerin yarattığı bir öfke bu. Lafın gelişi mi derler, öyle bir şey.

2 saatlik eğlencelerin, eğlenceli olmadıklarını da söyleyemem. Ama adı üstünde, bu insanlar "eğlence" pazarlıyorlar. Dahası; sinemayı "pazarlanabilir" bir sanayi ürünü olarak algıladıkları için, bugün böylesi büyük bir kısırlık ve kabızlık süreci içerisinde debelenmekteler.Sonuçta tedavi, zorlu bir lavman. Acısını da biz çekiyoruz.

Çektiği filmi satmak, bunun ötesinde onu iğrenç ideolojilerle sıvazlayıp pazarlamak için çabalayan bu insanlar yıllardır, "çok iyi film yaptıkları" gerekçesiyle türlü ödüle boğulmaktalar.

Ama niye ?

Sorumun cevabı öfkemin de nedenidir.
hollywood'un çerezlik ve kapitalizm kokan yapımları bir kenara konulduğunda, hadi sinemada devrim maiyetinde yapımlara imza atan spielberg ve cameron'ı da bunun dışında tutalım, chris nolan gibi bir yönetmeni "mal" olarak tanımlamak en basit tabirle haksızlık olur. sadece memento der ve susarım, tartışmak isteyenle de sonuna kadar tartışmaya hazırım.

spielberg, cameron, lucas ve türevlerine gelirsek..

bu adamların hayal gücü 30 küsür senedir yüzlercesine ilham oldu mu?oldu.

başta cgi teknolojisi olmak üzere görsel efektler hususunda birçok yeniliği sinemaya kazandırdılar mı?evet. (star wars, jurrasic park, avatar vs.)

peki bu çektikleri filmlerin sinema sanatı ve/veya senaryo açısından değerlendirildiğinde birer başyapıt olduğunu mu gösterir?yüzbinkere hayır. özellikle çektikleri filmlerdeki alt-metinleri okuduğumuzda karşılaştığımız ucuz propoganda(ki son örneği avatar'dır), olmayan bir amerikan rüyası pohpohlaması, dünyanın amerika etrafında dönmesi vs.

eleştirirken bu noktalara dikkat edilmesi gerektiği kanaatindeyim. mevzubahis yönetmenler gerçekten iyi filmler çekmiştir, evet. bunu kabul etmeli. ancak sanatsal yönden incelendiğinde izleyene 2 saatlik eğlenceli seyirlik haricinde ne katmıştır, senaryo ve karakter derinliğinden ne denli bahsedilebilir, alttan alta amerikan ve yahudi propogandası yapılıyor olması -ki birçok amerikan yapımı için geçerlidir bu- ne denli kabul edilebilir, bunları tartışmalıyız.

tekrar ediyorum, tüm bu etmenler bir filmi kötü yapmaz, değersiz kılar yalnızca. o yüzden evet, bu yönetmenler iyi filmler çekmiştir ve evet, teknoloji kullanımı göz önüne alındığında yedinci sanatı bir adım daha öteye taşımışlardır. ancak bu çektikleri filmlerin "değersiz" olduğu gerçeğini değiştirmez. bunun ayrımı yapmak gerektiğini düşünüyorum, ötesi abesle iştigaldir çünkü. önce sezar'ın hakkı sezar'a verilmeli, sonra dibine kadar eleştiri yapılmalıdır.

peki ben niye derdimi anlatmak için bu kadar kastım? çünkü hepsi dönüp dolaşıp ideolojik meselelere bağlanıyor ve bu konuda birşeyleri açıklığa kavuşturmam gerektiğini düşündüm. yanlış anlaşılmak hayatta en sevmediğim şey. umarım anlaşılmışımdır.

saygılar.
Böyle yapmaları çok çok çok çok çok iyi oluyor.

Zira, Holywood'un tepemize çıkardığı kimi "efsane" isimlerin aslında ne "mal" ve ne kadar "mal" olduklarını daha iyi idrak edebiliyoruz. Bu insanların yüzde kaçı hava yüzde kaçı kuru madde herkes bilsin artık.

Spilberg'den tutun, Nolan'a, Nolan'dan Cameron'a, aslında ne kadar kısır insanlarla, muhatap olduğumuzu, ellerinden CGI alınsa kaybolmuş çocuk durumuna düşeceklerini bir kere daha görüyoruz.

Ünlü insan yaratma projeleri, Kapitalist Medya'nın en eski ve en eksi silahı. Gayet vasat insanları allayıp pullayarak, idollerini ve yarı tanrı demigodları aramıza salıyorlar.

Bakalım akın ne zaman bitecek ve tarih bu insanların kaçını hatırlayacak.
televizyonda gösterilen reklamlar doğru ise tekrardan 'daha önce hiç görmediğimiz sahneleri ile'(!?!) sinema salonlarına gelecekmiş...
peki, şöyle bir şey aklınıza gelir mi, ya da akla yakın gelir mi? Bu sinemanın sanat yönü ile değil de politik yönü ile ilgil daha çok. batılı ülkelerden öncü gruplar amerika ana karasına çıkar. zengin doğal kaynaklar ve oranın yerlileri vardır. bir süre sonra sadece zengin kaynaklar ve öncüler kalır. tabi insanların bazıları sormaya başlar "bunlara ne oldu" diye. meclislerinde akıllı adamlar toplanır, aylarca inceler,cilt cilt raporlar yayınlanır ve milli arşivlere konur ama kimse anlamaz, tatmin olmaz ve eğlenmez. sonra westernler başlar.hah, hem eğlenirim izlerken, hem "haa...böyle imiş, aa,bunları katletmişler, ama bak, mecburmuşlar, "falan deriz. hem de anlatan adam cezai bir sorumluluk almaz. Yıllar geçer. 1963 te J.F. Kennedy bir şekilde kendi memleketinde kendi vatandaşınca öldürülür. halkta büyük bir merak başlar. ama devlet belgeleri 2037 yılına dek gizli kılmıştır. Yıllar geçse de merak çığ gibi büyür. Bunun üzerine, Oliver Stone bana göre çok iyi bir film yapar. kadro çok iyidir. devlet de destekler, ayrıca filmdeki HİÇ BİR ŞEYİ YALANLAMAZ. tabi doğrulamaz da. 3 saat izlerim. Vaay beee.. derim.(babam 74 yaşında, ona bunu zorla izlettim. Emekli matematik hocası,iyi bir satranç ustası ve yazar. O öyle dedi) tüm merakım tatmin olur. cevabı tabi sinema vermiştir. hukuki sorumluluk yoktur. hem de eğlendirir. Ayrıca sonra yapılan kamuoyu araştırmalarında halkın çoğunun verilen cevaptantatmin olduğu,merakın söndüğü görülür. ne güzel, herkes memnun... sonra biri şüphelenir. devlet sinemayı günah çıkartma aracı olarak kullanıyor-mu diye.para veriyor, bilgi veriyor, yalanlamıyor, eh, daha ne... o zaman Mel Gibson Conspiracy Theorie!deki gariban 5 aboneli bülteninde Bu yönetmenin devletin gayriresmi sözcüsü olduğunu ve itiraf edemedikleri şeyleri ona açıklattıklarını yazar. biz de hah, bak öyleymiş işte deriz ve merakımız biter. sonra biz dahil her yönetim bu işi yapmaya başlar ve sanat-sanat için, -toplum için, -devlet politikası için diye yeni bir üçüncü tarz doğar. gerçi eğlenceli de. son olarak, daha çok uzak ama, batılı uzay fatihleri eğer doğal kaynakları ve yerlileri olan bir gezegen bulursaa... ne yaparlar dersiniz? bu onların blilnç dışını ele vermiyor mu? yorum ve eleştirilerinizi bekliyorum. Diğer okurların da.
aha!! =D=D=D=D
Bu çok iyi :)

İzledikten sonra biraz üzülmüştüm, o kadar paraya keşke daha farklı bir hikaye anlatsaymış diye. Hikayesi konusunda bir iddiası yok ama karakter tasarımı, mimari... gibi unsurlarda oldukça iddialı olduğunu düşünüyorum. Yönetmenin takıntıları yine mevcut, ana türünün aksiyon olduğunu göz önüne alacak olursak, bu türün gerekliliklerini yerine getirmiş ve bir şeyler eklemiş, izlemeyenler için ipucu vermek istemediğim için yazmıyorum ama zaten dediğiniz gibi çok bilindik bir hikaye olduğu için belki de söyleyebilirim, neyse şimdilik susayım :))

Sonuç olarak vasat bir film kanımca.

Bir şey daha: İşin içine animasyon girince devamlılık hatalarının yok olmasına deliriyorum. Filmleri film yapan o devamlılık hatalarıdır, ama şu ana kadar hiç devamlılık hatası olan bir animasyon izlemedim. Muhtemelen vardır. Hatta bilen varsa söylesin, hemen izleyeyim. Yine de seviyorum animasyon izlemeyi :)
işte Pocahontas'ın üç boyutlusu gibi bir şey diyebiliriz kısaca sanki =)
Bir şey değil. Siz bu filmi izlediniz mi? Ne düşünüyorsunuz?
Bir mesaja cevap veriyorsunuz.
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
ŞİFREMİ UNUTTUM
ÜYE OL