7.6

221 OY
PUAN VER
5

IMDb: 8.1 (159.933 OY)

KONUSU
1700’lerin tam ortasındayız. Genç bir İrlandalı olan Redmond Barry, bir subayı düelloda öldürünce kaçıp yeni bir hayat kurmak ister. Serüvenler sonucu kendisini savaşın ortasında Prusya ordusunda bulur. Savaştan sonra casuslukla görevlendirilip İrlandalı bir Şövalye’nin peşine takılır. Onunla birlik ... Devamı
1700’lerin tam ortasındayız. Genç bir İrlandalı olan Redmond Barry, bir subayı düelloda öldürünce kaçıp yeni bir hayat kurmak ister. Serüvenler sonucu kendisini savaşın ortasında Prusya ordusunda bulur. Savaştan sonra casuslukla görevlendirilip İrlandalı bir Şövalye’nin peşine takılır. Onunla birlikte Prusya’dan kaçar ve kumarbazlığa başlayarak Avrupa’nın kalburüstü sosyetesine burnunun ucunu sokmayı başarır. Ama gözü daha yükseklerdedir.

W.M. Thackeray’nin İngilizce konuşulan ülkelerde çok meşhur romanından Kubrick’in yaptığı bu uyarlama, ustanın filmleri arasında en mütevazi hayran kitlesine sahip olanı. Yine de bir yükselişin ve düşüşün öyküsünü müthiş bir sükunet ve ritmle anlatmayı biliyor ve tüm Kubrick filmleri gibi ısrarla zamana direniyor.
Ryan O'Neal

Redmond Ba...

Marisa Berenson

Lady Lyndon

Patrick Magee

The Cheval...

Hardy Krüger

Capt. Potz...

Gay Hamilton

Nora Brady

Frank Middlemass

Sir Charle...

Arthur O'Sullivan

Captain Feeny

YORUM YAZ

SPOILER

POPÜLER YORUMLAR

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@patrickjane

10 ay önce

4.5 / 10

İzlerken 3 kere uykuya daldım. Uyku sorunu olanlara tavsiye ederim
K

@katmandukavunu

1 yıl önce

"Tarihin sinema aracılığıyla yeniden şırıngalanmaya çalışılmasının bilinçlenmeyle değil, yitirilen gönderenler sistemine duyulan özlemle ilişkisi vardır. Bu tarihin sinemada hiçbir zaman ön plana çıkmadığı, güncel bir süreç, bir diriliş değil bir direniş biçimi olarak sunulmadığı anlamına gelemez. Gerçek dünyada da bir zamanlar sinemadakine benzeyen bir tarih olmakla birlikte bugün böyle bir tarihin varlığından söz edilemez. Sinemanın bize "sunduğu" (elimizden alınmış) tarihin "tarihsel gerçekle" olan ilişkisi, resim alanında klasik gerçekçi tablolarla neo-figuratif tablolar arasindaki ilişkiden fazla değildir. Neo-figurasyon bir yandan nesnel benzerlik ilişkisi kurmaya çalışırken, diğer yandan da yeniden canlandırılan nesnelerin kesinlikle ortadan kaybolduklarını, yani hipergerçekleştiklerini gostermektedir. Bu resimlerdeki nesneler hiperbenzerlikten kaynaklanan bir parlaklığa (tıpkı güncel filmlerde pırıl pırıl parıldayan tarihi görün
... Devamı
"Tarihin sinema aracılığıyla yeniden şırıngalanmaya çalışılmasının bilinçlenmeyle değil, yitirilen gönderenler sistemine duyulan özlemle ilişkisi vardır. Bu tarihin sinemada hiçbir zaman ön plana çıkmadığı, güncel bir süreç, bir diriliş değil bir direniş biçimi olarak sunulmadığı anlamına gelemez. Gerçek dünyada da bir zamanlar sinemadakine benzeyen bir tarih olmakla birlikte bugün böyle bir tarihin varlığından söz edilemez. Sinemanın bize "sunduğu" (elimizden alınmış) tarihin "tarihsel gerçekle" olan ilişkisi, resim alanında klasik gerçekçi tablolarla neo-figuratif tablolar arasindaki ilişkiden fazla değildir. Neo-figurasyon bir yandan nesnel benzerlik ilişkisi kurmaya çalışırken, diğer yandan da yeniden canlandırılan nesnelerin kesinlikle ortadan kaybolduklarını, yani hipergerçekleştiklerini gostermektedir. Bu resimlerdeki nesneler hiperbenzerlikten kaynaklanan bir parlaklığa (tıpkı güncel filmlerde pırıl pırıl parıldayan tarihi görüntüler gibi) sahiptirler ki, bu da aslında onların hicbir şeyi yeniden canlandıramadıkları, nesnelerin gerçek biçimine sahip anlamsız imgelerden ibaret oldukları anlamına gelmektedir. Bu bir ölüm kalım sorunudur,başka bir deyişle nesneler ne canlıdır be de ölü. Zaten bu yüzden ani bir gerçeğin tıpkısı, kusursuz ikizlerine gerçeğin aniden ortadan kaybolacağı sirada çekilen görüntülerine benzemektedir. Chinatown, Akbabanın Üç Günü, Barry Lyndon, 1900, Başkanın Adamları dahil olmak üzere bütün bu tarihi filmlerdeki kusursuz görüntüler insanı endişelendirmektedir. Bu yapıtları izlerken insanın gerçek filmlerden çok kusursuz benzerler, kombinatuvar (ya da McLuhancı anlamda mozaik) bir kültürün sunduğu olağanüstü kurulama olanakları, muazzam foto, kino ya da sentetik tarihi görüntülerle karşı karşıya olduğuna inanası gelmektedir."
K

@katmandukavunu

1 yıl önce

"Kuşkusuz bu filmler de asıl uretildikleri dönemden cok daha güzel olacaklardır. Başka bir deyişle bu filmler kusursuz, olağanüstü "artefactlar", sinemayı sinema yapan halusinasyon ve düş gücünden başka eksikleri olmayan dahice simülakrlardır. Bu türün en güzel örneği Barry Lyndon’dur. Ondan daha iyisi yapılmamış, yapılmayacaktır. Çünkü bu yeniden canlandırma değil, bir simülasyondur. Bu filmdeki tüm zehirli ışınlar temizlenmiş, gerekli ve yeterli malzeme kusursuz bir şekilde yerli yerine oturtulmuş olup, hiçbir hata yoktur. Gerçeği söylemek gerekirse bu filmden estetikle bir ilişkisi olmayan "cool", soğuk, işlemsel, denklemsel ve güdümlenmiş bir keyif alındığı söylenebilir. Visconti’nin (Leopar, Senso vb.) filmlerini düşündüğümüzde, ki bu filmler kimi açıdan Barry Lyndon’u andırmaktadır, karşılaştırdigimizda yalnızca aradaki stil farkını değil aynı zamanda sinematografik yaklaşım farkını da görebilirsiniz. Visconti’de anlam, tarih, çek
... Devamı
"Kuşkusuz bu filmler de asıl uretildikleri dönemden cok daha güzel olacaklardır. Başka bir deyişle bu filmler kusursuz, olağanüstü "artefactlar", sinemayı sinema yapan halusinasyon ve düş gücünden başka eksikleri olmayan dahice simülakrlardır. Bu türün en güzel örneği Barry Lyndon’dur. Ondan daha iyisi yapılmamış, yapılmayacaktır. Çünkü bu yeniden canlandırma değil, bir simülasyondur. Bu filmdeki tüm zehirli ışınlar temizlenmiş, gerekli ve yeterli malzeme kusursuz bir şekilde yerli yerine oturtulmuş olup, hiçbir hata yoktur. Gerçeği söylemek gerekirse bu filmden estetikle bir ilişkisi olmayan "cool", soğuk, işlemsel, denklemsel ve güdümlenmiş bir keyif alındığı söylenebilir. Visconti’nin (Leopar, Senso vb.) filmlerini düşündüğümüzde, ki bu filmler kimi açıdan Barry Lyndon’u andırmaktadır, karşılaştırdigimizda yalnızca aradaki stil farkını değil aynı zamanda sinematografik yaklaşım farkını da görebilirsiniz. Visconti’de anlam, tarih, çekici bir dil, ölü anlar, tutkulu bir oyunculuk vardır. Bu tutku hem filmlerin tarihsel içeriklerinden hem de sahneye konulma biçiminden kaynaklanmaktadır. Kubrick’te bunların hiçbiri yoktur. O, filmini bir satranç tahtası gibi görmekte ve tarihi işlemsel bir senaryoya dönüştürmektedir. Doğal olarak bu yaklaşım bicimi bizi oyun ve anlama meydan okuma gibi bir karşıtlık, yani ayrıntı zenginliğine onem veren o eski us ve geometrik us karşıtlığına goturmemektedir. Oysa içinde yaşadığımız anlamadan yoksun filmler çağında artık bunlar çeşitli boyutlara sahip, kocaman karmaşık sentetik görüntü sistemlerinden başka bir şey değildirler. "

@carmeh

1 yıl önce

8.9 / 10

Muhteşem görselliğe sahip, çoğu sekansı barok dönemden fırlayıp gelmiş birer tablo. Üstüne müzik eklenince 3 saat hemen akıp gidiyor. Işık kullanımı her sahnede beni benden aldı. Ryan O’Neal’ın oyunculuğuna da bayıldığımı söylemeliyim. Her detayıyla dönemini çok iyi yansıttığını düşünüyorum, Kubrick elinden çıkmış bir şaheser daha.

@acemiseyirci

2 yıl önce

8.5 / 10

Gene Stanley gene bir şaheser. Muazzam görsellik her sahne bir tablo gibi
J

@josephwhite

7 yıl önce

8.9 / 10

Heath Ledger i izler gibi olmadınız mı ? Ryan O’Neal değildi sanki, hep Heath oynuyor gibiydi ve ne harika bir filmdi, ne güzel bir hayat hikayesi ve filmin sonunda ki müthiş bitiş;

It was in the reign of George III that the aforesaid personages lived and quarreled; good or bad, handsome or ugly, rich or poor they are all equal now

Ve evet hepimiz bir gün eşit olacağız, inansak da inanmasak da; varlıkta ya da yoklukta ...
M

@mertaksu

8 yıl önce

8.4 / 10

Schubert ve Handel'in en çarpıcı eserleriyle, epik yapısıyla kendini izlettiren film. Zaten Kubrick'in olduğundan herhangi bir övgüye de gerek yok. İzleyiniz.

@geppetto

10 yıl önce

9.1 / 10

Yakın dönemde çekilen Waterloo filminden dolayı Kubrick Napoleon hakkında film çekmekten vazgeçmiş ve Napoleon ile tam tersi karaktere sahip özgür iradeye inanan ve yaptığı her bireysel hareket nedeniyle yavaş yavaş herşeyini kaybeden adamın Barry Lyndon’un hikayesini filme almıştır ve çok da iyi yapmıştır.

@mryz

10 yıl önce

8 / 10

Kubrick bu filminde iç mekan çekimlerinde hiç ekstradan ışık kullanmamış, tıpkı o zamanlardaki gibi yalnızca mum ışığı ve gün ışığından faydalanmış diye bir şey duymuştum. hakikaten de izleyicisine sanki o zamanlara açılmış bir pencereden içeriye bakıyor gibi hissettiriyor film.

@babelfish

13 yıl önce

8.9 / 10

Kubrick'in en az bilinen filmi herhalde ama kamera açıları, ışık ve müzikler, muhteşem bir biçimde kullanılmıştır kanımca.. dönemin ışıklandırmasına uygun olarak, kimi sahneler gerçekten mum ışığında çekilmiş diye duymuştum mesela..



edit: "filmin bazı sahnelerinde mum ışığı kullanılmıştır yazmışsınız.aslında filmin bütününde mum ışığı dışında herhangi bir yapay aydınlatmadan faydalanılmamıştır.hatta bunun için nasa tarafından hazırlanan ve oldukça düşük diyafram değerlerine inebilen bir objektif kullanılmıştır." dedi shibumi.. teşekkür ederim bilgiendirdiği için..
SPOILER

Barry Lyndon filmine Benzer Film ekliyorsun.

Arama Sonuçları

Barry Lyndon filmini Kategorize ediyorsun.

Bu filmi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

Barry Lyndon filmine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

FİLM İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL