... Devamı Renee içindeki şeytanları çıkarıp yürüyüp gidemiyor. Onu belgeleyen ve yürüten oğlu, yani yönetmen Jonathan Caoulettenin kendisi, yapabiliyor mu? Caouette, 11 yaşında hayatını filme kaydetmeye başladı. Çok ses getiren ilk filmi Kahrolası, 20 yıl boyunca birikmiş bu görüntülerin çarpıcı bir şekilde kurgulanıp bir araya getirilmesinden oluşuyordu: kayıplara karışmış bir baba, akıl hastanesine girip çıkan bir anne, berbat bir çocukluk... Caouette’in ikinci otobiyografik belgeseli de bu ilk filmin devamı niteliğinde. Bu kez kendi yetişkinliğini ve annesinin ilerlemiş ruhsal bozukluğunu bir yol filmi formatında anlatıyor. Caouette, annesi Renee’yi daha iyi bir kliniğe yatırmak üzere zorlu bir yolculuğa çıkıyor. Müziği, psikedelik görüntüleri ve gerçekle hayali harmanlamasıyla dikkat çeken film, sevgi ve fedakarlık üzerine önemli sorular soruyor. Ancak, en can alıcı yanı yine de Caouette’in kendisi. Duygularıyla ve gözyaşlarıyla Caouette, herhangi bir yönetmenden çok daha fazlasına cüret ediyor.