7.7

35 OY
PUAN VER
5

Imdb: 8.1 (22.989 OY)

KONUSU
Polis Akademisi’nde okuyan Sarp ve Mert kardeş olduklarından habersiz birbirlerine rakip olurlar. Sarp, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürü Yusuf tarafından Polis Akademisi’nden mezun olmasına bir hafta kala polislikten atılır. Mezuniyet günü Yusuf’a silah çeken Sarp böylece daha önce hiç bilm ... Devamı
Polis Akademisi’nde okuyan Sarp ve Mert kardeş olduklarından habersiz birbirlerine rakip olurlar. Sarp, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürü Yusuf tarafından Polis Akademisi’nden mezun olmasına bir hafta kala polislikten atılır. Mezuniyet günü Yusuf’a silah çeken Sarp böylece daha önce hiç bilmediği yepyeni bir hayata adım atar. Bu yeni ve karanlık dünyada Sarp’ın en yakın düşmanı ise Akademi’nin diğer göz bebeği Mert olacaktır.

YORUM YAZ

SPOILER

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@burakt0

10 ay önce

6.1 / 10

Evet, izlenmeyi bekleyen onlarca dizi, yüzlerce film varken biz oturduk agalarla İçerde dizisini tekrar izleme kararı aldık. İşin garip tarafı, 39 bölümlük diziyi 8 günde bitirmişiz...

Neyse, dizi hakkında uzunluğundan dolayı muhtemelen kimsenin okumak istemeyeceği bir “inceleme” yazdım.

Şimdi şunu baştan kabul edelim: Bu dizi fazlasıyla ortalama bir dizi. Mantık hataları, saçma sahneleri, göze batan oyunculukları, süresi ve gereksiz uzatma çabalarından dolayı İçerde iyi bir dizi değil. En fazla 12 bölüm şeklinde dijitale çıkmış bir mini dizi olsaydı, çok daha iyi olabileceği bir gerçek.

Tüm bu saydıklarımın haricinde, yönetmenliğini ve sinematografisini sevsem de gereksiz “estetik gözükme” çabaları gözüme çok battı. Her aksiyon sahnesini ağır çekimle gösterme fikri ilk kimden çıktı bilmiyorum ama cidden göz yoruyor ve keyif vermiyor.

Spoiler vermeden son bir şey söyleyeceğim: Türk izleyicisinin ters köşe sevdiğini anlayan E
... Devamı
Evet, izlenmeyi bekleyen onlarca dizi, yüzlerce film varken biz oturduk agalarla İçerde dizisini tekrar izleme kararı aldık. İşin garip tarafı, 39 bölümlük diziyi 8 günde bitirmişiz...

Neyse, dizi hakkında uzunluğundan dolayı muhtemelen kimsenin okumak istemeyeceği bir “inceleme” yazdım.

Şimdi şunu baştan kabul edelim: Bu dizi fazlasıyla ortalama bir dizi. Mantık hataları, saçma sahneleri, göze batan oyunculukları, süresi ve gereksiz uzatma çabalarından dolayı İçerde iyi bir dizi değil. En fazla 12 bölüm şeklinde dijitale çıkmış bir mini dizi olsaydı, çok daha iyi olabileceği bir gerçek.

Tüm bu saydıklarımın haricinde, yönetmenliğini ve sinematografisini sevsem de gereksiz “estetik gözükme” çabaları gözüme çok battı. Her aksiyon sahnesini ağır çekimle gösterme fikri ilk kimden çıktı bilmiyorum ama cidden göz yoruyor ve keyif vermiyor.

Spoiler vermeden son bir şey söyleyeceğim: Türk izleyicisinin ters köşe sevdiğini anlayan Erkan Birgören ve Toprak Karaoğlu, bu dizide tam anlamıyla ters köşenin bokunu çıkartıyorlar. Bazen başarılı olsa da çoğunu zaten anlıyoruz. Üstelik bu kadar ters köşe olunca, izleyici bir yerden sonra “Tamam, burada bu olacak” diyerek tahmin edebiliyor.

Buradan sonra spoiler vermeden yazabileceğimi sanmıyorum; ona göre okumaya devam edin.

Şimdi, İçerde dizisi denince aklımıza ilk gelen kayıp bir kardeş ve hem polis hem de Celal’in yanına sızan adamlar gibi şeyler, değil mi? Ama bu dediğimiz olayları gerçekten birkaç bölümde anlatmak mümkün olabilirdi. Baş kötümüz Celal iken, dizide saçma sapan karakterler de eklendi. Bunun en büyük örneği, Ercan Kesal’in canlandırdığı Köstenceli karakteriydi. Karakterin herhangi bir amacı ya da motivasyonu yok; sadece iş yapmak için geliyor ve iş bozulduğu için Celal’i öldürmeye çalışıyor. Karakter diziye girerken öyle bir övüldü ki, Celal bu adamın yanında adeta çerez gibi kaldı; ama birkaç bölüm içinde işi bitti. Demem o ki, diziyi uzatmak için ne kadar klişe ve basit yol varsa, İçerde bunu en başından beri kullanıyor.

Coşkun karakterine ne demeli; son iki bölüme kadar sürekli telefon sapığı gibi arayıp “Sana kardeşini vereyim mi?” diyen, boş bir karakterden başka bir şey değildi. Tamam, hikaye için gerekliydi ama aşırı basit yazılmıştı. Üstelik son iki bölümde sanki her şeyi Coşkun çözmüş gibi gösterdiler; yaptıklarını unutmuş gibiydiler. İçimizden “Bunu daha en başında yapabilirdin” diyoruz, çünkü belli ki Celal’den de korkmuyorsun. Son bölümlerde yapılan tüm planlar tehlikeliydi ve hepsinin içinde Coşkun vardı.

Alyanak karakteri hakkında da kısa bir şey yazacak olursak, sanırım ne olduğu en başından beri belli olan tek karakterdi: Alyanak Hasan. Daha hapiste Sarp’la karşılaştığında dahi bu adamın ikili oynayacağı belliydi. Kendisinin de dediği gibi İsviçre gibi bir adamdı Alyanak. Ayrıca dizide izlemekten zevk aldığı nadir karakterlerden biriydi.

Hemen her dizinin yaptığı gibi, bu dizide de beni sinir eden bir şeyden bahsedeceğim: Ben diziyi izlerken neden bir mafya ile bağ kurmak zorunda bırakılıyorum? Neden mafyayı sevdirmeye çalışıyorlar? Neden mafyaya empati yaptırma çabası var? Bu soruları birçok dizide sordum ve asla cevabını alamadım. Tamam, izleyiciye her karakteri sevdirme çabasını anlayabilirim ama bir yere kadar.

Mesela Kebapçı, Celal’i bile sevdirmeye çalışan bir diziydi; Davut karakteri de aynı şekilde. Ulan, adam sapık gibi, yıllardır sevdiği kızın fotoğrafını çekip dolabında saklıyor ve bunu bazı geri zekalılar romantik buluyor. Cidden üşenmeden baktım, bu Davut karakterinin fanı var; sapık ve Celal’in tüm kötülüklerini öğrenmesine rağmen hâlâ onun yanında olan Davut karakterini sevmeyi başarmış “insanlar” var. Şimdi platonik demeyin, çünkü platonik aşk bu değil; platonik dediğimiz daha saf bir sevgidir.

Minik karakterinden de bir örnek vereyim: Oyunculuğu kötü, duygusu olmayan, üstelik bir de katil olan bir adama karşı nasıl empati yapabilirim? Nasıl ve neden seveyim ki ben bu karakteri? Adı Minik ama cüsseli diye mi seveceğiz? Öldüğü sahnede polise engel olup Celal’in kaçmasına yardımcı olan bir karakteri mi seveceğim?

Bende farkındayım, bu karakterlerle bağ kurmamızı dizi istiyor ve maalesef bizim Türk televizyon dizilerimiz bunun suyunu çıkarmakta usta. İster istemez bazı karakterlerle bağ kurabiliyorsunuz; ancak bunu abartıp karakterin kötü yanlarını bir tarafa atıp seven tayfa da işin başka bir boyutu.

Daha fazla uzatmadan, direkt finale gelecek olursam, zaten yeterince uzamış bir diziyi neden bir bölüm daha uzatma çabasına girdiniz, anlamıyorum. Bir önceki bölüm benim için zaten finaldi; peki ne gerek vardı Celal’in kaçmasına? Ne gerek vardı duygu sömürüsü yaparak bir bölüm daha izletmeye? Celal’in intiharı bana gayet cesur bir sahne gibi geldi. Daha önce televizyonda bu kadar net ve doğrudan gösterilen bir intihar sahnesi olmuş muydu, hatırlamıyorum; günümüzde sansürün bile sansürlendiği bir televizyonda böyle bir sahne çekilemez diye düşünüyorum. Tabii, sigara ve alkolü sansürleyip kadına şiddeti gösteren RTÜK belki bunu da normal karşılar artık; kestiremiyoruz.

Son söze gelmeden önce, filmin ters köşelerinin herhangi bir şeye yaramadığını fark ettiniz mi? Evet, onlarca ters köşe gördük; bazılarını yedik, bazılarını tahmin ettik ama etkisini göremedik. Sadece izleyiciye “aaa” dedirtmek için konulan şeylerden ibaretmiş. Dizideki ölümlerden ise yalnızca Yusuf Müdür’e üzüldüm; en azından bu mutlu sonu görmeyi hak ediyordu. Arada çocuk gibi Sarp’ı kandırmayı denese de, dizide sevdiğim isimlerden biriydi. Meleğin ölmesine ise sevindim; çünkü cidden yapay duran bir bayan karakterdi. Bensu Soral’ın oyunculuğu öyle kötü ve yapaydı ki, karakterin ölümüne bile sevinmek daha mantıklı geldi.

Şunu da eklemek gerekir: Dizi reytingler düştüğü için final yapmamış; tadında bırakmak istemişler. Zaten fazlasıyla uzamış bir dizi, daha da uzasaydı ne düşünürdük, bilemiyorum. En azından bir noktada akıllı davranıp final kararı almışlar.

Kısaca, bu dizi bizi “gel, bende ters köşe var” diyerek kandıran, duygu sömürüsü ve klişelerle bir şeyler başarmaya çalışan garip bir iş olmuş. Ha, Türk televizyon dizisi olarak bakalım dersek, ortalama üstü belki iyi bir dizi diyebiliriz; ama ben televizyonda yayınlanan diziler gibi değil, dizi gibi yorumlamayı tercih ediyorum. Puanımda da ufak bir torpil olduğunu söylemem gerek.

@burakt0

3 yıl önce

6.1 / 10

dizide bir ton hata olmasına rağmen diğer Türk dizilerine bakınca bu yanlarında çok iyi kalıyor. Tabi sırf bölümleri uzatmak için tekrara düşmese çok daha iyi olabilirdi

@serkanaydemir

4 yıl önce

7.5 / 10

O kadar da basit değil.

" Ya demeyin öyle bildiğin Türk dizisi işte boş boş şeyler dönüyor." diyenlere aldanmayın millet. Türk dizi kalitesine göre gerçekten sağlam bir dizi. Hatta o kadar sağlam ki dizinin tuttuğu ilk sezonda senaryoyu bozmamak için diziyi bitiriyorlar. Bu bile kalite aslında ülkem adına. Normalde gittiği yere kadar yaparlardı. Tabi eksikleri var ama bu eksikler hepsinde var. Oyuncuların kalitesi ve bence en anlamlı yeri dizinin bizlere şok etkisi yaratma duygusunu çok iyi yansıtması. Çağatay tuhaf adam, nerede oynuyorsa bir şekilde fenomen oluyor dizi. Bence onun da seçim zekası dizi kalitesini etkiliyor. Bir daha ki dizisini merakla bekliyorum. Daha çok yabancı dizi izlesem de gerçekten bu dizi ülkem kalitesinde öyle boşa atılacak bir dizi değil.

Yönetmenin geçmişi dizinin kalitesini artırmada önemli unsur. Uluç Bayraktar Ezel ile bizlere yine iyi bir dizi sunmuştu. Tabi İçerde daha çok bana yakın bir tür. Müzi
... Devamı
O kadar da basit değil.

" Ya demeyin öyle bildiğin Türk dizisi işte boş boş şeyler dönüyor." diyenlere aldanmayın millet. Türk dizi kalitesine göre gerçekten sağlam bir dizi. Hatta o kadar sağlam ki dizinin tuttuğu ilk sezonda senaryoyu bozmamak için diziyi bitiriyorlar. Bu bile kalite aslında ülkem adına. Normalde gittiği yere kadar yaparlardı. Tabi eksikleri var ama bu eksikler hepsinde var. Oyuncuların kalitesi ve bence en anlamlı yeri dizinin bizlere şok etkisi yaratma duygusunu çok iyi yansıtması. Çağatay tuhaf adam, nerede oynuyorsa bir şekilde fenomen oluyor dizi. Bence onun da seçim zekası dizi kalitesini etkiliyor. Bir daha ki dizisini merakla bekliyorum. Daha çok yabancı dizi izlesem de gerçekten bu dizi ülkem kalitesinde öyle boşa atılacak bir dizi değil.

Yönetmenin geçmişi dizinin kalitesini artırmada önemli unsur. Uluç Bayraktar Ezel ile bizlere yine iyi bir dizi sunmuştu. Tabi İçerde daha çok bana yakın bir tür. Müzikleri olsun senaryonun hatalar barındırsa da etkileyici ilerlemesi olsun İçerde hafife alınacak bir yapım değil. İzlemeyen ya da duymayan yoktur tabi ama şöyle dizi son zmaanlarına yaklaşırken vay be iyi diziydi diyor insan. Senaryo hatalarını ya da dayatılan benzer olaylara bir şey demiyorum ama iyi dizi iyi. Fazla kurcalama. Türkiye'de bu tarz diziler yok. Çalıntı hikaye falan takılma. Hollywood'un 10 senaryosunun 8'i neredeyse çalıntı.

Keyfini çıkart.
İyi seyirler.

@serbestdusenasa

9 yıl önce

9 / 10

Bi yandan keşke deeeaaammmiiitseydi dediğim bir yandan da iyi ki uzatıp cıvıtmadılar dediğim dizi hakkında ilk yorumu yapayım. İnternet ortamında "hiçbir haltı beğenmeyen insan toplulukları" tarafından her ne kadar yerin dibine sokulmuş olsa da diziyi sevenlerin sayısı her daim daha fazladır diye düşünüyorum ki bunu hak ediyor/etti. Fakat 38. bölümde final yapmalıydı o ayrı konu. Final bölümü sanki dizi fanlarının mutlu son yapın baskılarına dayanilamayip değiştirilmiş ve haliyle aceleye getirilmiş gibiydi.
*Umarım bundan sonra gelecek dizilere biraz ilham olur. Önümüze fakir kız zengin oğlan hikayeleri koymaktan bi bıkmadılar.???? Bu ülkede sadece ergenler yaşamıyor sayın senaristler...
SPOILER

İçerde dizisine Benzer Dizi ekliyorsun.

Arama Sonuçları

İçerde dizisini Kategorize ediyorsun.

Bu diziyi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

İçerde dizisine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

DİZİ İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL