Bence fazla uzundu. Gereksiz bi uzunluğu var. Çok bi aksiyon yok hareketlilik yok. Kuru film gibi olmuş. Görsellik çok iyiydi. Bir şey dikkatimi çekti sene olmuş 2049 adamlar ufoyla ısınma ihtiyacını karşılıyorlar. Isınma konusunda hiç mi gelişmemişler :))
Yıllar sonra böyle bir kült filme devam filmi çekmeye kalkışmalarını ticari bir hamle olarak yorumlamış ve bu filme önyargıyla yaklaşmıştım.Ancak filmi izledikten sonra boşuna önyargılı davrandığımı anladım, birçok kişinin belirttiği gibi gerçekten de ilk filmin ruhunu yakalayan bir film olmuş, izleyici çekmeye yönelik hamlelerden kaçınılmış ve ilk filmin üzerine bir şeyler ekleyebilmiş.Hatta bir kere izlemekle yeterince özümsenemiyor, birkaç kere daha izlemek isteği uyandırıyor.
Çok iyi bir yönetmen..Kaliteli oyuncu kadrosu ama senaryo pek olmamış bence..Film kendini izletiyor ama tadı tuzu olmamış yemek gibi..Çok daha iyi aksiyon sahneleri ile film tatlandırılabilirdi ama nerdeyse kayda değer bir tane düzgün aksiyon sahnesi yok..Kim robot,kim değil anlamaya çalışıyoruz..’’Köpek gerçek mi,kendisine sor’’ tarzında,basit diyaloglarla film ilerliyor..Oyuncu performansları da filmle paralel dikkate değer değildi..Film kötü demiyorum ama iyi de değildi..
Gayet iyi, beklentilerimi düşük tutarım hep sonradan çekilen devam filmleri için ama beni tatmin etti. Lakin eksik. Neden eksik? Amaç eksikliği. Alt-metin, sahnelerdeki sembolizm, oyunculuklar, atmosfer ya da müzik değil eksiklik. Hatta bu konuda fazlasıyla sanat filmi tadında tabi ilk filme göre büyük oranda bir muhteşem diyalog eksikliği olduğu açık ama yönetmen farkı diyip anlayışla karşılanabilecek bir durum. Gelelim amaç ile neyi kastettiğime;
İlk filmde ana karakterimiz kararlılık içinde replicant kovalarken, düşman gördüğü o androidler karşısında belirsizleşiyor; dünyayı, diğer insanları ve androidleri farklı görmeye hatta kendini sorgulamaya başlıyor ve film aslında bu şekilde bitiyor. Film boyu bir kötü karakter aramıyor, arama çabasına da girmiyoruz. Burada ise filmin başında ana karakterimiz K’den gördüğümüz bir kararlılık yok. Bir şey buluyor ve hadi ordan, olmaz öyle şey gibi düşüncelerle olayların içine dalıyor. Lakin bize kötü k... Devamı
Gayet iyi, beklentilerimi düşük tutarım hep sonradan çekilen devam filmleri için ama beni tatmin etti. Lakin eksik. Neden eksik? Amaç eksikliği. Alt-metin, sahnelerdeki sembolizm, oyunculuklar, atmosfer ya da müzik değil eksiklik. Hatta bu konuda fazlasıyla sanat filmi tadında tabi ilk filme göre büyük oranda bir muhteşem diyalog eksikliği olduğu açık ama yönetmen farkı diyip anlayışla karşılanabilecek bir durum. Gelelim amaç ile neyi kastettiğime;
İlk filmde ana karakterimiz kararlılık içinde replicant kovalarken, düşman gördüğü o androidler karşısında belirsizleşiyor; dünyayı, diğer insanları ve androidleri farklı görmeye hatta kendini sorgulamaya başlıyor ve film aslında bu şekilde bitiyor. Film boyu bir kötü karakter aramıyor, arama çabasına da girmiyoruz. Burada ise filmin başında ana karakterimiz K’den gördüğümüz bir kararlılık yok. Bir şey buluyor ve hadi ordan, olmaz öyle şey gibi düşüncelerle olayların içine dalıyor. Lakin bize kötü karakter olarak gösterilen biri var, Luv. Onun da bir efendisi var, gizemli ve pek detayına inilmeyen bir karakter. Luv ve Wallace’ın ne için savaştığı muallakta ve onlara karşı olarak gördüğümüz tüm diğer karakterlerin aslında neye karşı uğraş verdiği havada kalıyor bu durumdan ötürü. Bu yüzden filmde bir amaç kopukluğu var. Amaca gidişi çok net görüyor ve anlıyoruz ama nereye varacağı konusunda hiçbir fikrimiz yok, tüm bunlar neden yapılmış, kim kime karşı bilmiyoruz. Yani Wallace bir android imparatorluğu kurmak ve onları özgür bırakmak mı istiyor? Wallace insan gibi ve özgür, doğurkan replicantlar yapıp onları piyasaya sürünce ne elde edecek? Ordu mu kurmak istiyor, ezik ve zavallı gördüğü insan ırkından daha üstün bir ırk yaratıp tanrıcılık mı oynamak istiyor? Bu kaçak ve asi replicantlar neyle savaşacaklar? Eğer Wallace bu gücü elde edip, onlara vermek istiyorsa zaten replicant vs insan savaşı olur dolayısıyla bir grup eski model replicant’ın ne devrimi yapacağı meçhul. K ile Luv+Wallace mücadelesi tamam. Çocuğu istiyorlar. Peki K’nin müdürü olan Polis amiri ne istiyordu? Bildiği, bildiğinin bilindiği bir durum var. Bu duruma diğer bilen karşı taraftan önce el koyup insanlığı korumak istiyorsa bu demektir ki Wallace gerçekten de bir replicant imparatorluğu kurmak ve evrene yayılmak istiyor o zaman bu onu filmde kötü karakter yapar mı? Yapmaz ise neden bize öyle gösteriliyor, yapar ise neden iyi gösterilen kaçak replicantlar savaşa hazırlanıyor?
Gibi gibi kafamde deli sorular. Ha tabi ilk film kusursuz mu? Değil ama o konu artık geçti, şimdi biz bu yeni filmi, ilkini baz alarak eleştirmek durumundayız dolayısıyla ilk filmi temel aldığımız için onun iyi yönleriyle karşılaştırmak zorundayız. Film kanımca burada kaybediyor. Amaç eksikliği. Yinede yıllar sonra gelen bir devam filmi olarak, ilk film gibi hakettiği hasılatı yakalayamayıp batarak bence kültüğe adım attı.
Türk dizisi gibi 20 sn bekleye bekleye ilerleyen diyaloglar sinir bozucu, sıkıntıdan gerçekten patladım ve yarısında filmden çıktım. Salondaki bazı insanlar o kadar bile beklemeden birer ikişer çıktılar. e hadi nolucaksa olsun dedirtecek kadar yavaş akıyor. İzlemediğim ikinci yarıda bir mucize olmadıysa tamamen vakit kaybı.
Kaotik ortamı kısmen yaratmışlar filmde. Fakat filmin bazı bölümleri gerçekten inanılmaz durağan ve karmaşık gözüktü. Ciddi beklentimin olduğu bir filmdi fakat istenilen performansı veremedi film maalesef. Gişe başarısı da çok yüksek değildi.
Son zamanlarda fanatiği olacak kadar beğendiğim nadir filmlerden. Yine de bir tane bayat sahnesi olduğunu düşünüyorum:
Şu robot kadın ve elemanları Harrison Ford’u alıp götürdüklerinde neden Ryan Gosling’i öldürmediler? Sanki sahne "sağ bırakalım da filmin devamında bizden intikam alma fırsatı olsun." der gibiydi. Yanlış yorumluyorsam aydınlatın lütfen.
Ekleme: youtube’daki "Looper" isimli kanalın videosunda Luv’un (yani robot kadının) K’ye (yani Ryan Gosling’e) aşık olduğunu ve bu yüzden onu orda sağ bıraktığını söylemişler.
Ayrıca filmde sorulan "Hayatı ne tanımlar?" sorusu ile ilgili youtube’da güzel bir yorum buldum:
Herkes sondaki ironiyi kaçırıyor: Yapay K’in gerçek bir hayatı varken , orjinali olan kız kardeşinin yapay bir hayatı var. K, gerçek arıları ve kar tanelerini hissederken, kız kardeşi sadece yapay böcekleri ve kar tanelerini hissedebildi. Özünün ne olduğu önemli değil, yaşamak hayatı tanımlar.
Everyone misses the irony of ... Devamı
Son zamanlarda fanatiği olacak kadar beğendiğim nadir filmlerden. Yine de bir tane bayat sahnesi olduğunu düşünüyorum:
Şu robot kadın ve elemanları Harrison Ford’u alıp götürdüklerinde neden Ryan Gosling’i öldürmediler? Sanki sahne "sağ bırakalım da filmin devamında bizden intikam alma fırsatı olsun." der gibiydi. Yanlış yorumluyorsam aydınlatın lütfen.
Ekleme: youtube’daki "Looper" isimli kanalın videosunda Luv’un (yani robot kadının) K’ye (yani Ryan Gosling’e) aşık olduğunu ve bu yüzden onu orda sağ bıraktığını söylemişler.
Ayrıca filmde sorulan "Hayatı ne tanımlar?" sorusu ile ilgili youtube’da güzel bir yorum buldum:
Herkes sondaki ironiyi kaçırıyor: Yapay K’in gerçek bir hayatı varken , orjinali olan kız kardeşinin yapay bir hayatı var. K, gerçek arıları ve kar tanelerini hissederken, kız kardeşi sadece yapay böcekleri ve kar tanelerini hissedebildi. Özünün ne olduğu önemli değil, yaşamak hayatı tanımlar.
Everyone misses the irony of the ending: In the end, the reproduced K was the one, who had a real life, whereas his "original" sister only had a reproduced life. K felt real bees and real snowflakes, whereas his sister only feels reproduced insects and snowflakes. It doesn’t matter what your origin is, living defines life.
Aradığım hemen her şeyi bulduğum muhteşem bir film olmuş. İlk filmin ruhunu tamamen anlayan bir yönetmen, senarist (biri aynı zaten) ve müzisyen. Keza oyuncular da öyle. Acelesiz, yudum yudum tadını çıkaracağınız sahneler. Tekrar izlemek için sabırsızlanıyorum.
Öte yandan sansür olayı çok can sıkıcı, bu filmi feda edemedim ama bundan sonra Sony'nin dağıttığı filmlere gitmeyeceğim, satın almayacağım. Terbiyesizlik. E-posta ve sosyal medya ile kendilerine şikayetlerimi bildirdim.
@shamur_musti
9 yıl önce
6.8 / 10
@melihcevdet
9 yıl önce
@mrs_aurora
9 yıl önce
@mizantropist
9 yıl önce
6 / 10
@darkpassenger
9 yıl önce
8.5 / 10
İlk filmde ana karakterimiz kararlılık içinde replicant kovalarken, düşman gördüğü o androidler karşısında belirsizleşiyor; dünyayı, diğer insanları ve androidleri farklı görmeye hatta kendini sorgulamaya başlıyor ve film aslında bu şekilde bitiyor. Film boyu bir kötü karakter aramıyor, arama çabasına da girmiyoruz. Burada ise filmin başında ana karakterimiz K’den gördüğümüz bir kararlılık yok. Bir şey buluyor ve hadi ordan, olmaz öyle şey gibi düşüncelerle olayların içine dalıyor. Lakin bize kötü k ... Devamı
İlk filmde ana karakterimiz kararlılık içinde replicant kovalarken, düşman gördüğü o androidler karşısında belirsizleşiyor; dünyayı, diğer insanları ve androidleri farklı görmeye hatta kendini sorgulamaya başlıyor ve film aslında bu şekilde bitiyor. Film boyu bir kötü karakter aramıyor, arama çabasına da girmiyoruz. Burada ise filmin başında ana karakterimiz K’den gördüğümüz bir kararlılık yok. Bir şey buluyor ve hadi ordan, olmaz öyle şey gibi düşüncelerle olayların içine dalıyor. Lakin bize kötü karakter olarak gösterilen biri var, Luv. Onun da bir efendisi var, gizemli ve pek detayına inilmeyen bir karakter. Luv ve Wallace’ın ne için savaştığı muallakta ve onlara karşı olarak gördüğümüz tüm diğer karakterlerin aslında neye karşı uğraş verdiği havada kalıyor bu durumdan ötürü. Bu yüzden filmde bir amaç kopukluğu var. Amaca gidişi çok net görüyor ve anlıyoruz ama nereye varacağı konusunda hiçbir fikrimiz yok, tüm bunlar neden yapılmış, kim kime karşı bilmiyoruz. Yani Wallace bir android imparatorluğu kurmak ve onları özgür bırakmak mı istiyor? Wallace insan gibi ve özgür, doğurkan replicantlar yapıp onları piyasaya sürünce ne elde edecek? Ordu mu kurmak istiyor, ezik ve zavallı gördüğü insan ırkından daha üstün bir ırk yaratıp tanrıcılık mı oynamak istiyor? Bu kaçak ve asi replicantlar neyle savaşacaklar? Eğer Wallace bu gücü elde edip, onlara vermek istiyorsa zaten replicant vs insan savaşı olur dolayısıyla bir grup eski model replicant’ın ne devrimi yapacağı meçhul. K ile Luv+Wallace mücadelesi tamam. Çocuğu istiyorlar. Peki K’nin müdürü olan Polis amiri ne istiyordu? Bildiği, bildiğinin bilindiği bir durum var. Bu duruma diğer bilen karşı taraftan önce el koyup insanlığı korumak istiyorsa bu demektir ki Wallace gerçekten de bir replicant imparatorluğu kurmak ve evrene yayılmak istiyor o zaman bu onu filmde kötü karakter yapar mı? Yapmaz ise neden bize öyle gösteriliyor, yapar ise neden iyi gösterilen kaçak replicantlar savaşa hazırlanıyor?
Gibi gibi kafamde deli sorular. Ha tabi ilk film kusursuz mu? Değil ama o konu artık geçti, şimdi biz bu yeni filmi, ilkini baz alarak eleştirmek durumundayız dolayısıyla ilk filmi temel aldığımız için onun iyi yönleriyle karşılaştırmak zorundayız. Film kanımca burada kaybediyor. Amaç eksikliği. Yinede yıllar sonra gelen bir devam filmi olarak, ilk film gibi hakettiği hasılatı yakalayamayıp batarak bence kültüğe adım attı.
@haoff
9 yıl önce
@deniz_agnostik
7 yıl önce
@bozzoba
9 yıl önce
@asdf_13
9 yıl önce
10 / 10
Şu robot kadın ve elemanları Harrison Ford’u alıp götürdüklerinde neden Ryan Gosling’i öldürmediler? Sanki sahne "sağ bırakalım da filmin devamında bizden intikam alma fırsatı olsun." der gibiydi. Yanlış yorumluyorsam aydınlatın lütfen.
Ekleme: youtube’daki "Looper" isimli kanalın videosunda Luv’un (yani robot kadının) K’ye (yani Ryan Gosling’e) aşık olduğunu ve bu yüzden onu orda sağ bıraktığını söylemişler.
Ayrıca filmde sorulan "Hayatı ne tanımlar?" sorusu ile ilgili youtube’da güzel bir yorum buldum:
Herkes sondaki ironiyi kaçırıyor: Yapay K’in gerçek bir hayatı varken , orjinali olan kız kardeşinin yapay bir hayatı var. K, gerçek arıları ve kar tanelerini hissederken, kız kardeşi sadece yapay böcekleri ve kar tanelerini hissedebildi. Özünün ne olduğu önemli değil, yaşamak hayatı tanımlar.
Everyone misses the irony of ... Devamı
Şu robot kadın ve elemanları Harrison Ford’u alıp götürdüklerinde neden Ryan Gosling’i öldürmediler? Sanki sahne "sağ bırakalım da filmin devamında bizden intikam alma fırsatı olsun." der gibiydi. Yanlış yorumluyorsam aydınlatın lütfen.
Ekleme: youtube’daki "Looper" isimli kanalın videosunda Luv’un (yani robot kadının) K’ye (yani Ryan Gosling’e) aşık olduğunu ve bu yüzden onu orda sağ bıraktığını söylemişler.
Ayrıca filmde sorulan "Hayatı ne tanımlar?" sorusu ile ilgili youtube’da güzel bir yorum buldum:
Herkes sondaki ironiyi kaçırıyor: Yapay K’in gerçek bir hayatı varken , orjinali olan kız kardeşinin yapay bir hayatı var. K, gerçek arıları ve kar tanelerini hissederken, kız kardeşi sadece yapay böcekleri ve kar tanelerini hissedebildi. Özünün ne olduğu önemli değil, yaşamak hayatı tanımlar.
Everyone misses the irony of the ending: In the end, the reproduced K was the one, who had a real life, whereas his "original" sister only had a reproduced life. K felt real bees and real snowflakes, whereas his sister only feels reproduced insects and snowflakes. It doesn’t matter what your origin is, living defines life.
@spike
9 yıl önce
8.8 / 10
Öte yandan sansür olayı çok can sıkıcı, bu filmi feda edemedim ama bundan sonra Sony'nin dağıttığı filmlere gitmeyeceğim, satın almayacağım. Terbiyesizlik. E-posta ve sosyal medya ile kendilerine şikayetlerimi bildirdim.
@film_patologu
9 yıl önce