Filmlerde görsel olarak birbirine benzeyen sahneleri bir araya getirmeyi seviyorum. Guillermo del Toro’nun Pinocchio’su ve Blade Runner 2049’daki bu sahneler sayesinde, filmlerin hikayeleri üzerine düşündüğümde yalnızca görsel benzerliklerin değil, hikâyelerin de aslında birbirine çok uzak olmadığını fark ettim.
Guillermo del Toro's Pinocchio (2022) (Guillermo del Toro, Mark Gustafson)'su aşina olduğumuz Pinokyo masalının farklı bir yorumu olsa da genel olarak masala sadık kalınmış. Pinokyo masal dünyasına ait bir karakter, Geppetto usta erken yaşta hayatını kaybeden çocuğunun yokluğunu bir nebze giderebilmek için ahşap bir kukla yapar. Ama bu asi ve başına buyruk kuklanın kontrol edilemez oluşu onu tedirgin etmektedir.
Blade Runner 2049 (2017) (Denis Villeneuve) bilim kurgu evreninde geçen bu hikayede ise insanlar kendilerine çeşitli konularda yardımcı olmaları için, görünüm olarak insana çok benzeyen yapay zekaya sahip replicantlar üretmiştir.... Devamı
İki film ve benzer iki sahne…
Filmlerde görsel olarak birbirine benzeyen sahneleri bir araya getirmeyi seviyorum. Guillermo del Toro’nun Pinocchio’su ve Blade Runner 2049’daki bu sahneler sayesinde, filmlerin hikayeleri üzerine düşündüğümde yalnızca görsel benzerliklerin değil, hikâyelerin de aslında birbirine çok uzak olmadığını fark ettim.
Guillermo del Toro's Pinocchio (2022) (Guillermo del Toro, Mark Gustafson)'su aşina olduğumuz Pinokyo masalının farklı bir yorumu olsa da genel olarak masala sadık kalınmış. Pinokyo masal dünyasına ait bir karakter, Geppetto usta erken yaşta hayatını kaybeden çocuğunun yokluğunu bir nebze giderebilmek için ahşap bir kukla yapar. Ama bu asi ve başına buyruk kuklanın kontrol edilemez oluşu onu tedirgin etmektedir.
Blade Runner 2049 (2017) (Denis Villeneuve) bilim kurgu evreninde geçen bu hikayede ise insanlar kendilerine çeşitli konularda yardımcı olmaları için, görünüm olarak insana çok benzeyen yapay zekaya sahip replicantlar üretmiştir.
İnsanoğlu, kendisinden bildiği üzere (inanç, kanun ve kurallar vb.) kendi yarattığı bu replicantlara güven konusunda endişelidir. Replicantların duygusal olarak sapma yaşayıp kontrolden çıkmalarını istemedikleri için düzenli olarak testler uygulamaktadırlar. Replicantların doğru söyleyip söylemediklerini uygun referans değerlere göre değerlendirip yakın sonuçlar vermeyen örnekleri sistem dışında bırakan bu testin, Pinokyo da ise yalan söylediğinde uzayan burnu sayesinde uygulanmış olduğunu söyleyebiliriz.
Sonuç olarak insanoğlunun kendi ihtiyaçları için ürettiği bu oyuncakları, bir masal ya da bilim kurguda da olsa görebilmek mümkün, kontrolden çıkma ve itaat etmelerine yönelik kaygılarını da öyle.
Horatius’un dediği gibi:
“Quid rides? Mutato nomine, de te fabula narratur.”
(Neden gülüyorsun? Adı değiştir; anlatılan senin hikâyendir.)
İlk filmi çok da beğenmemiştim o yüzden bu filmi de pek de beğenmem diye düşünerek izlemeye başladım ve süresinin oldukça uzun olması da başta bi önyargı oluşturmuştu ama film öyle güzel ki zaman nası geçiyor anlamıyorsun bile. Ryan Gosling'in üstün aktörlüğüne zaten laf yok. Adam özellikle böyle çaresiz, yalnız ve umutsuz karakterleri yaşatıyor. Ana de Armas'ın da aktörlüğü bu filmde ayrı bi iyi.
Yani yok olmamış. Güzel gidiyordu oysaki, ters köşeler falan da iyiydi ama çoooook boşluk vardı filmde. Kim neydi neredeydi bu nasıl oldu dedirtti sonunda. Çerezlik bir film. Sinemada izleseydim de yorumum aynı olurdu. Mafles sana puanım 5 kanka.
Normalde devam filmleri pek iyi olmaz. Çünkü biliriz ki o ruhu yakalamak hep kolay değildir. Lakin Blade Runner 2049 bu konuda yapılmış çok önemli bir eser.
O kadar aynı ki hissettiklerimiz ilk film ile.. Yine kocaman karanlık bir dünyada küçük bir hikâyemiz var. Yine umutsuzluk hakim. Yine aslında herkesin haklı olduğu çaresiz kalınan durumlar..
Filmin oyuncu seçimi konusundaki başarısı da yadsınamaz. Bu tarz karanlık atmosferlerde var olan ciddi karakterler için Ryan Gosling seçimi tam isabet olmuş. Gereksiz tek bir diyalog yok. Bu diyaloglardan gelen o soğuk havayı hemen hissediyorsunuz.
Muhteşem bi devam filmi. Hatta benim görüşümce ilk filmden de daha iyi, hem teknik açıdan hem de bu Blade Runner felsefesinin (insan nedir, özgür irade, hissetmek vb.) üstüne koyması açısından çok başarılı. Ve, ve, ve tabii ki sinematografisi. Abartmıyorum, karşılaştığım en iyi sinematografiye sahip film olabilir. Işıklandırması, görsel efektleri, gölgeler falan muazzam. Film bitince bi ton güzel sahne aklınızda kalıyor. Ve en az ilk film kadar güzel bir atmosfer de kuruluyor. Karakterler falan da çok iyi yazılmış, özellikle başrollerimiz Ryan Gosling ve Ana De Armas çok iyi oynamışlar rollerini. Garip bi şekilde ilk filmdeki başrol karakterimiz olan Harrison Ford bu filmde daha iyi oynamış:) İlk filme göre daha yavaş, daha durağan ve daha sanat filmi gibi bir havası var (Bu yüzden de daha derin) o yüzden herkesi çekmeyebilir, ama ben bayılıyorum bu havaya:) Filmle ilgili tek kusuru kötü adam tarafında buluyorum. Denis Villeneuve yine yönetmenlik nasıl yapılır göstermiş. Kesinlikle izl... Devamı
Muhteşem bi devam filmi. Hatta benim görüşümce ilk filmden de daha iyi, hem teknik açıdan hem de bu Blade Runner felsefesinin (insan nedir, özgür irade, hissetmek vb.) üstüne koyması açısından çok başarılı. Ve, ve, ve tabii ki sinematografisi. Abartmıyorum, karşılaştığım en iyi sinematografiye sahip film olabilir. Işıklandırması, görsel efektleri, gölgeler falan muazzam. Film bitince bi ton güzel sahne aklınızda kalıyor. Ve en az ilk film kadar güzel bir atmosfer de kuruluyor. Karakterler falan da çok iyi yazılmış, özellikle başrollerimiz Ryan Gosling ve Ana De Armas çok iyi oynamışlar rollerini. Garip bi şekilde ilk filmdeki başrol karakterimiz olan Harrison Ford bu filmde daha iyi oynamış:) İlk filme göre daha yavaş, daha durağan ve daha sanat filmi gibi bir havası var (Bu yüzden de daha derin) o yüzden herkesi çekmeyebilir, ama ben bayılıyorum bu havaya:) Filmle ilgili tek kusuru kötü adam tarafında buluyorum. Denis Villeneuve yine yönetmenlik nasıl yapılır göstermiş. Kesinlikle izlemeniz gereken bir film, ama düşünmeyi kafa yormayı seven biriyseniz!!
İlk film çekildiği yıla göre görsel kalitesi ve görsel anlatımı olarak çok başarılı olsa da, hikayenin anlatımı - sahneler bana kendini eskimiş hissettirmişti. Yıllar sonra gelen gelen bu ikinci film; ilk filmdeki ne kadar güzel şey varsa alıp çok daha üstüne taşımış, gerçek anlamda bir devam filmi olmuş.
Görsel olarak güzel bir film izleme niyetiyle başına oturup tatmin olduğumu söyleyebilirim. Hikaye olarak pek bir beklentim yoktu. Beklentimin üstüne çıkan kısmı müzikleri oldu. Yersiz müzik kullanmaktan ziyade atmosfere uygun ve zamanlaması güzel müzikler vardı. Film izlemekte zorlandığım bir dönemde beni yormadan bu zevki yaşattı, dönüp dönüp izleyebilirim sanırım.
Ryan Gosling role hiç oturmamış. ilk filmin aksine her şey çok yapay. ilk filmi soluksuz seyrederken bunda çok zorlandım. görüntüler ve renkler çok güzel ama filmdeki oyunculuklar da dahil hiçbir şeyden tatmin olmadım. ilk filmdeki büyüyü bozmuşlar bence
@enik_kral
7 ay önce
Filmlerde görsel olarak birbirine benzeyen sahneleri bir araya getirmeyi seviyorum. Guillermo del Toro’nun Pinocchio’su ve Blade Runner 2049’daki bu sahneler sayesinde, filmlerin hikayeleri üzerine düşündüğümde yalnızca görsel benzerliklerin değil, hikâyelerin de aslında birbirine çok uzak olmadığını fark ettim.
Guillermo del Toro's Pinocchio (2022) (Guillermo del Toro, Mark Gustafson)'su aşina olduğumuz Pinokyo masalının farklı bir yorumu olsa da genel olarak masala sadık kalınmış. Pinokyo masal dünyasına ait bir karakter, Geppetto usta erken yaşta hayatını kaybeden çocuğunun yokluğunu bir nebze giderebilmek için ahşap bir kukla yapar. Ama bu asi ve başına buyruk kuklanın kontrol edilemez oluşu onu tedirgin etmektedir.
Blade Runner 2049 (2017) (Denis Villeneuve) bilim kurgu evreninde geçen bu hikayede ise insanlar kendilerine çeşitli konularda yardımcı olmaları için, görünüm olarak insana çok benzeyen yapay zekaya sahip replicantlar üretmiştir. ... Devamı
Filmlerde görsel olarak birbirine benzeyen sahneleri bir araya getirmeyi seviyorum. Guillermo del Toro’nun Pinocchio’su ve Blade Runner 2049’daki bu sahneler sayesinde, filmlerin hikayeleri üzerine düşündüğümde yalnızca görsel benzerliklerin değil, hikâyelerin de aslında birbirine çok uzak olmadığını fark ettim.
Guillermo del Toro's Pinocchio (2022) (Guillermo del Toro, Mark Gustafson)'su aşina olduğumuz Pinokyo masalının farklı bir yorumu olsa da genel olarak masala sadık kalınmış. Pinokyo masal dünyasına ait bir karakter, Geppetto usta erken yaşta hayatını kaybeden çocuğunun yokluğunu bir nebze giderebilmek için ahşap bir kukla yapar. Ama bu asi ve başına buyruk kuklanın kontrol edilemez oluşu onu tedirgin etmektedir.
Blade Runner 2049 (2017) (Denis Villeneuve) bilim kurgu evreninde geçen bu hikayede ise insanlar kendilerine çeşitli konularda yardımcı olmaları için, görünüm olarak insana çok benzeyen yapay zekaya sahip replicantlar üretmiştir.
İnsanoğlu, kendisinden bildiği üzere (inanç, kanun ve kurallar vb.) kendi yarattığı bu replicantlara güven konusunda endişelidir. Replicantların duygusal olarak sapma yaşayıp kontrolden çıkmalarını istemedikleri için düzenli olarak testler uygulamaktadırlar. Replicantların doğru söyleyip söylemediklerini uygun referans değerlere göre değerlendirip yakın sonuçlar vermeyen örnekleri sistem dışında bırakan bu testin, Pinokyo da ise yalan söylediğinde uzayan burnu sayesinde uygulanmış olduğunu söyleyebiliriz.
Sonuç olarak insanoğlunun kendi ihtiyaçları için ürettiği bu oyuncakları, bir masal ya da bilim kurguda da olsa görebilmek mümkün, kontrolden çıkma ve itaat etmelerine yönelik kaygılarını da öyle.
Horatius’un dediği gibi:
“Quid rides? Mutato nomine, de te fabula narratur.”
(Neden gülüyorsun? Adı değiştir; anlatılan senin hikâyendir.)
@scenehunter
10 ay önce
10 / 10
@dilekcandar
1 yıl önce
@masquerade
2 yıl önce
@yokitosama
2 yıl önce
8.5 / 10
O kadar aynı ki hissettiklerimiz ilk film ile.. Yine kocaman karanlık bir dünyada küçük bir hikâyemiz var. Yine umutsuzluk hakim. Yine aslında herkesin haklı olduğu çaresiz kalınan durumlar..
Filmin oyuncu seçimi konusundaki başarısı da yadsınamaz. Bu tarz karanlık atmosferlerde var olan ciddi karakterler için Ryan Gosling seçimi tam isabet olmuş. Gereksiz tek bir diyalog yok. Bu diyaloglardan gelen o soğuk havayı hemen hissediyorsunuz.
@sineperest
3 yıl önce
8.1 / 10
@enes146
5 yıl önce
8.5 / 10
@warmageddon
5 yıl önce
9 / 10
@linquter
5 yıl önce
8 / 10
@hicbilemezsin
6 yıl önce
7.4 / 10