Persona Yorumları

Persona filmi detayları

@zett

15 yıl önce

Persona

Film diye tanımlamanın yavan kalacağı sıradışı İngmar Bergman başyapıtı. Filmle ilgili ekşide, orada burada okuduğunuz yorumların her birinden ayrı bir senaryo ve film çıkarılabilir. Çünkü film sizi anlatır.. İmgeler,olaylar belki farklıdır ama ekrandaki sizsinizdir. Sizin yaşamınızdır. Bu film dipsiz bir kuyudur. Defalarca ve defalarca izlenip insanın hayatını bile değiştirebilir. Ve bir erkek bir kadının içini nasıl böyle anlayıp anlatabilir? Hakikaten hayranlık uyandırıcı bir zeka. 1966 yılı yapımı olan filmin çekimleri de o döneme göre muhteşem hatta bu dönemle bile boy ölçüşebilecek derinliğe sahiptir. Şaheserdir. Birçok günümüz filmine kaynak olduğu da söylenmektedir. Kısaca,biri gelip senin hayatını film yapmak istiyorum deyip

yaşadıklarını beyazperdeye bile taşıyabilir.Ama senin kendine bile söylemeye çekindiğin şeyler çat diye ekranda karşına çıkarsa işte o filmin adı Persona’dır.

Filmin en can alıcı tiradı:

(spoiler değildi
... Devamı
Persona

Film diye tanımlamanın yavan kalacağı sıradışı İngmar Bergman başyapıtı. Filmle ilgili ekşide, orada burada okuduğunuz yorumların her birinden ayrı bir senaryo ve film çıkarılabilir. Çünkü film sizi anlatır.. İmgeler,olaylar belki farklıdır ama ekrandaki sizsinizdir. Sizin yaşamınızdır. Bu film dipsiz bir kuyudur. Defalarca ve defalarca izlenip insanın hayatını bile değiştirebilir. Ve bir erkek bir kadının içini nasıl böyle anlayıp anlatabilir? Hakikaten hayranlık uyandırıcı bir zeka. 1966 yılı yapımı olan filmin çekimleri de o döneme göre muhteşem hatta bu dönemle bile boy ölçüşebilecek derinliğe sahiptir. Şaheserdir. Birçok günümüz filmine kaynak olduğu da söylenmektedir. Kısaca,biri gelip senin hayatını film yapmak istiyorum deyip

yaşadıklarını beyazperdeye bile taşıyabilir.Ama senin kendine bile söylemeye çekindiğin şeyler çat diye ekranda karşına çıkarsa işte o filmin adı Persona’dır.

Filmin en can alıcı tiradı:

(spoiler değildir konusuna değil olağanüstülüğüne işaret eder)

Varolmanın umutsuz düşü...var gibi olmak değil, var olmak. her an bilinçli...aynı zamanda kendin için olduğun insanla,diğerleri için olmanın farklılığı...Baş dönmesi hissi ve sonunda yorgunluktan ölme isteği...İçinin görülmesi, kesilip biçilmek, hatta hatta yok edilmek...her ses bir yalan,her jest sahne, her gülümseme bir tuzak...intihar mı? hayır!(...)

Ama hareket etmeyi reddedebilirsin. Konuşmayı reddedebilirsin.O zaman en azından yalan söylemezsin. böylece düşünceye dalıp, kendi içine kapanabilirsin. Artık rol yapmaz, herhangi bir maske takmaz ve yalancı davranışlarda bulunmamış olursun.

Ama gerçek kan kırmızıdır, saklandığın yerde kalamazsın. Hayat her şeyin içine sızar. Ve tepki vermek zorunda kalırsın. Hiç kimse de bunun gerçek olup olmadığını, sen içten misin yoksa yapmacık mısın diye sormaz.Bu soruların önemsendiği tek yer tiyatrodur,hatta orada bile fark etmez.

@zett

15 yıl önce

Yorumlar ve anlayışınız için teşekkür ederim çok önceden yazdığım bir yazıydı bi gazla yollamışım. Ingmar Bergman'ın yanında ne kadar sığ kaldığını ben de buradan okurken farkettim. İyi bir Bergman yazısı ile dönmem dileğiyle. Beceriksizliğim bir yana kelimeler nedense böyle adamların yüceliği karşısında küçücük kalıyor.

@daw

15 yıl önce

İyi niyetli ama kötü bir yazı olmuş sanırım. Zaten Bergman hakkında yazmak zordur, e bir de Persona hakkında yazmak 2 kat daha zordur. Bende filmin sayfasına bir yorum yapmıştım ama kendi yazımı bile beğenmemiştim pek..
Daha fazla yanıt göster
M

@mbaran

15 yıl önce

8 / 10

Yönetmenin en iyi eseri olduğu konusunda iddialı olamam, ama en iyilerinden birisi olduğuna eminim; çünkü daha sonra çekilen pek çok filmde persona'nın etkisi gözle görülür derecede fazladır.

@darkscream

16 yıl önce

8.8 / 10

tüm bu karakter bölünmelerini ve / veya çoklu karakterleri geçersek, filmde bir insanın konuşmadan bile sadece birlikte yaşayarak yaşadığı insanı nasılda derinden etkileyebileceğini görüyoruz.

Bu arada film boyunca yer yer hızlıca geçen resimlerin ve hızlandırılmış videoların ne anlama geldiğini çözeni 'personadam' ilan ediyorum.

@daw

16 yıl önce

9.7 / 10

Filmden bi bk anlamadım diyenler olabilir. Bence filmi seyrettikten sonra yapılacak ilk iş birşey düşünmemektir. Zira filmi dikkatli seyredenlerin zihninde yemek yerken, yürürken, diş fırçalarken, okula/işe giderken ve özellikle uyumak için yataklarına uzandıklarında bazı kıvılcımlar çakacaktır.

Şöyle ki "acaba hemşire var mıydı yok muydu?" "Ortada bi hastalık varsa bu gerçekten aktriste miydi?Yoksa hemşirede miydi?" "Kadın neden sessizdi?" "Yanan rahip haberi ve savaş fotosu neden etkiledi?" "Adam karısını nasıl tanımaz?"..........

Şimdi bu sorulara tek tek cevap verip kafanızda oluşacak kıvılcımlara engel olmak istemiyorum ama kıvılcımların hızlanması için tek birşey söyleyeceğim. Persona’yı keşfeden Carl Gustav Jung amca şöyle demiş : "Bir adamı çalıştığı iş yerinde gözlemleyen biri, onun güleryüzlü, ileri görüşlü, samimi biri olduğu sonucuna varabilir. Ama aynı adam, başka bir ortamda, örneğin evinde, işyerindekinin tam tersi bir halde ol
... Devamı
Filmden bi bk anlamadım diyenler olabilir. Bence filmi seyrettikten sonra yapılacak ilk iş birşey düşünmemektir. Zira filmi dikkatli seyredenlerin zihninde yemek yerken, yürürken, diş fırçalarken, okula/işe giderken ve özellikle uyumak için yataklarına uzandıklarında bazı kıvılcımlar çakacaktır.

Şöyle ki "acaba hemşire var mıydı yok muydu?" "Ortada bi hastalık varsa bu gerçekten aktriste miydi?Yoksa hemşirede miydi?" "Kadın neden sessizdi?" "Yanan rahip haberi ve savaş fotosu neden etkiledi?" "Adam karısını nasıl tanımaz?"..........

Şimdi bu sorulara tek tek cevap verip kafanızda oluşacak kıvılcımlara engel olmak istemiyorum ama kıvılcımların hızlanması için tek birşey söyleyeceğim. Persona’yı keşfeden Carl Gustav Jung amca şöyle demiş : "Bir adamı çalıştığı iş yerinde gözlemleyen biri, onun güleryüzlü, ileri görüşlü, samimi biri olduğu sonucuna varabilir. Ama aynı adam, başka bir ortamda, örneğin evinde, işyerindekinin tam tersi bir halde olabilir. "Öyleyse hangisi asıl karakterdir, gerçek kişiliktir?" diye sorar Jung. "... Normal bir kişilikte bile, karakter bölünmesi imkansız değildir."

Sahne sahne kritik yapmadan geçersek, hemşire insanlardan nefret etmiş. Savaşlar, yalanlar, kariyer hedefleri, aldatmalar, verilen kararlar... Bu yüzden TV’de gördüğü rahip haberinden o kadar çok etkileniyor, elindeki fotoğraftan, baloda kendisine iltifat olarak söylenen "çocuk size çok yakışır" cümlesinden.. Zaten zayıf kişiliğini ve ruhunu sürekli gülen, herşey yolunda mesajı veren "persona"sı ile gizliyor. Aynı şekilde kendini zeki bulmayan, sahildeki ufak bi seks deneyimi yüzünden psikolojisi bozulan, sıradan deneyimsiz (ki kendide farkında) bir hemşire olan diğer kahramanımız karşısında bir anda tiyatro sanatçısı bulunca bir yandan geçmişini anlatıp kendinden parçaları karşıya verirken, hayranlığı neticesinde karşıdan da parçalar alıyor. (gerçi sonlara doğru şiddetle red etmeye çalışıyor ama..)

Ayrıca bu kişilik değişimlerini hızlandıran diğer bir unsurda karakterlerin fiziksel olarakta birbirine benzemesidir.(bu benzerlikte ikisinin bir insan olduğuna işarettir) Bu düşüncemin oluşmasına yol açan iki sahne var biri hemşirenin yatarken aktrisin gelmesi, diğeri ise ikisinin yüzünün birleşmesidir. Aslında birde "masada uyuma" lafı var ama onu gerçekten hemşire mi dedi tam anlayamadım. Orası ucu açık zaten..


Kısa yazayım derken uzun tutmuşum.. Bilmiyorsam benim cahilliğim ama bence bu film psikoloji üzerine yapılmış en en en iyi filmdir..

@sfksmsk

16 yıl önce

8 / 10

kafa açıcı film kategorisine soktuğum ingmar bergman filmi

---dikkat spoiler çıkabilir---

filmin büyük bir kısmının monologlardan oluşması filme ayrı bir hava katmış.filmin adı konusu hakkında ipucu veriyor.hemşirenin kendi benkiğini kaybedip aktristinkiyle bütünleştirmesi,kendisini maskelemesi esasında bir şekilde personanın tanımını oluşturuyor.filmin 1966 yılında yapıldığını gözönüne alırsak bergman kült bir filme imza atmış ve bence mulholland dr stay hatta fight clup tarzı filmlerin babası,esin kaynağı olmuştur.

1 sa 20 dk lık filmin son 30 dksı olayların kopmaya başladığı zaman.burada bergman geçişi başarılı bir biçimde yapmış.elizabeth'in kocasının hemşireye karısı gibi davranması,hemşirenin elizabethle konuştuğu sahne ve aynada ikisinin yüzünün bütünleşmesi önemli ve akıllıca detaylardı.bibi anderson'un ounculuğunu beğendim.film süresince inişleri ve çıkışları abartılı değil.ayrıca filmin siyah beyaz olması dahi liv ullmanın güzelliğinin önüne geçememiş.

@pensive

16 yıl önce

7.5 / 10

Sanatçının, sıradan insanların anılarınıve öykülerini,yaptığı iş adına kullanabileceğini söyleyen Bergman, bununla birlikte kadının iç dünyasına iniyor ve, uzun tiradlardan oluşan özgün monologlarla,insan siluetlerindenoluşan metaforlarlabize bir başyapıt sunuyor.
T

@tenebreux

17 yıl önce

10 / 10

buram buram 'ingmar bergman' kokan filmdir. gelmiş geçmiş en iyi yönetmenlerden biri olarak gösterilen bergman'ı anlamak için izlenmesi gereken bir başyapıtdır. psikolojik-drama tarzı film arayanlar için birebir.

ve filmi tek kelime ile özetleyecek olursak 'var olmak gibi değil, var olmak!!!'
SPOILER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL