Bir filmden ziyade bir deney gibiydi. İzlerken sıkılmadım mı,sıkıldım açıkçası. Anlattığı şeylere vakıf olduğumdan değil de sanki biz bu sorguları pek uzun süre evvel izlemiştik,belki ondan. Çok ilginç şeyler sunmuyor size film. Yani belirli bir yaşa gelip az buçuk sinema kültürü edindiyseniz,elinize fazla bir şeyler geçmeyecektir,film sonunda. İşin sonunda bilinçaltı denen şey aleni bir müstehcenliktir zaten.
yorum yazanların birşey anladıgını zannetmem.akıl hastalarının bayrak tasıyanı bergmanın hastanedeyken senaryosunu yazdıgı berbat monologlu ve hiçbir şey anlatma çabasında olmayan saçma sapan sahne geçişleri ile kameraya bakan,iskandinavyanın en çirkin iki kadının başrolunde oldugu bir filmdir bu.
anlayanlara ne anladıgını sormak isterim. bence bunu bergman bile bilmiyor.
Parçalanmış kişilik bozukluğuyla ilgili enfeserotik bir o kadarda rahatsız edici bir film. Aktris toplumsal hayattaki yalanlardan kaçmak, oğluna karşı duyduğu vicdan azabından kurtulmak için yepyeni, iki kişilik bir dünya kurar kendine; ancak yerdeki cam kırıkları durumu ele verir, o an ikisinin de canı yanar ve sadece biri gerçektir. Hayal olan ise sadece bir..........................
persona maske demek ve bergman bu filmde hepimizin maskelerini bize gösteriyor, hissettiriyor. hepimizin hayatta maskeleri var ve bizim düşündüklerimiz ile yaptıklarımız çok farklı. bunun sonucunda giderek kendimize yabancılaşmaya ve kendimizle çatışmaya başlıyoruz. bergman bize bu gerçekliği slavoj zizek'in de dediği gibi "gerçeklikten daha gerçek" bir şekilde veriyor. ayrıca yönetmenin ışığı mükemmel kullandığı bu eserinde her sahnede ayrı bir anlam ve güzellik var. ayrıca sekansları da oldukça etkileyici.
-- spoiler --
elisabeth'in alma ile ilk karşılaşması ve alma odadan çıktıktan sonra elisabeth'in yüzünün kararmasından elisabeth'in yüzünde bir maske olduğunu anlayabiliyoruz. çünkü elisabeth'in alma'yı ilk gördüğünde ki yüzüne ışık vurmuştu.
elisabeth susarak kurtulmaya çalışıyor filmde maskesinden. alma ise direkt bir şekilde açıklıyor tüm içindekileri ve döktükçe her şeyini rahatlıyor ta ki elisabeth'in mektubunu okuyana kadar.
doktor'un elisabeth'e söyledikleri de oldukça ö... Devamı
persona maske demek ve bergman bu filmde hepimizin maskelerini bize gösteriyor, hissettiriyor. hepimizin hayatta maskeleri var ve bizim düşündüklerimiz ile yaptıklarımız çok farklı. bunun sonucunda giderek kendimize yabancılaşmaya ve kendimizle çatışmaya başlıyoruz. bergman bize bu gerçekliği slavoj zizek'in de dediği gibi "gerçeklikten daha gerçek" bir şekilde veriyor. ayrıca yönetmenin ışığı mükemmel kullandığı bu eserinde her sahnede ayrı bir anlam ve güzellik var. ayrıca sekansları da oldukça etkileyici.
-- spoiler --
elisabeth'in alma ile ilk karşılaşması ve alma odadan çıktıktan sonra elisabeth'in yüzünün kararmasından elisabeth'in yüzünde bir maske olduğunu anlayabiliyoruz. çünkü elisabeth'in alma'yı ilk gördüğünde ki yüzüne ışık vurmuştu.
elisabeth susarak kurtulmaya çalışıyor filmde maskesinden. alma ise direkt bir şekilde açıklıyor tüm içindekileri ve döktükçe her şeyini rahatlıyor ta ki elisabeth'in mektubunu okuyana kadar.
doktor'un elisabeth'e söyledikleri de oldukça önemliydi.
"anladığımı düşünmüyor musun?
var olmayı boş yere hayal etmek. öyleymiş gibi görünmemek, gerçekten olmak. uyanık olduğun her an. tetikte. başkalarına karşı sen ile yalnızken ki sen arasındaki uçurum. baş dönmesi ve sürekli açlık, açığa vurulmak için. içinin görülmesi için... hatta parçalara ayrılmak ve belki de tümüyle yok edilmek için. sesin her tonu bir yalan, her davranış bir aldatmaca, her gülümseme aslında yüz ekşitme.
intihar etmek mi?
oh, hayır! bu çok çirkin. sen yapmazsın.
ama hareket etmeyi reddedebilirsin. konuşmayı reddedebilirsin. o zaman en azından yalan söylemezsin. böylece düşünceye dalıp, kendi içine kapanabilirsin. artık rol yapmaz, herhangi bir maske takmaz ve yalancı davranışlarda bulunmamış olursun.
sen öyle sanırsın. ama gerçek inatçıdır. saklandığın yer su geçirmez değildir. yaşam dışarıdan sızar içeri. ve tepki vermek zorunda kalırsın. hiç kimse de bunun gerçek olup olmadığını, sen içten misin yoksa yapmacık mısın diye sormaz. bu soruların önemsendiği tek yer tiyatrodur. hatta orada bile fark etmez.
seni anlıyorum, elisabeth. kendini bırakmanı, hareketsiz kalmanı, hayali bir sistem içinde apatiye girmeni anlıyorum. seni anlıyorum ve seni takdir ediyorum. hevesin gecene, tüm ilgin bitinceye kadar bu rolü oynaman gerektiğini düşünüyorum.
o an geldiğinde diğer rollerini bıraktığın gibi,bunu da bırakırsın..."
Filmi izlemeden önce kavram hakkında bilgi edinilmeli.
Kavram olarak Persona;
Persona, Türkçe karşılığıyla maske, Jung tarafından ortaya atılan, bireyin günlük yaşamdaki ihtiyaçlarıyla ilişkili olan tavrı tanımlar. Buna göre, bilinç ile bilinçdışı arasında sürekli bir yer değiştirme söz konusudur ve aralarında belirgin bir ayrım yoktur. Ne düşüneceğimizi önceden tahmin edemeyiz, bilinçli isteklerimizden bütünüyle farklı bir yönde beklemedik düşünceler oluşabilir. Ayrıca, bugün bilinçli olan şey, yarın unutulabilir veya bastırılabilir. Bir adamı çalıştığı iş yerinde gözlemleyen biri, onun güleryüzlü, ileri görüşlü, samimi biri olduğu sonucuna varabilir. Ama aynı adam, başka bir ortamda, örneğin evinde, işyerindekinin tam tersi bir halde olabilir. "Öyleyse hangisi asıl karakterdir, gerçek kişiliktir?" diye sorar Jung. "... Normal bir kişilikte bile, karakter bölünmesi imkansız değildir."
Çocuklukta Persona
Çocukluk dönemini ele alacak olursak, sağlıklı bir bebek çok doğaldır, ... Devamı
Filmi izlemeden önce kavram hakkında bilgi edinilmeli.
Kavram olarak Persona;
Persona, Türkçe karşılığıyla maske, Jung tarafından ortaya atılan, bireyin günlük yaşamdaki ihtiyaçlarıyla ilişkili olan tavrı tanımlar. Buna göre, bilinç ile bilinçdışı arasında sürekli bir yer değiştirme söz konusudur ve aralarında belirgin bir ayrım yoktur. Ne düşüneceğimizi önceden tahmin edemeyiz, bilinçli isteklerimizden bütünüyle farklı bir yönde beklemedik düşünceler oluşabilir. Ayrıca, bugün bilinçli olan şey, yarın unutulabilir veya bastırılabilir. Bir adamı çalıştığı iş yerinde gözlemleyen biri, onun güleryüzlü, ileri görüşlü, samimi biri olduğu sonucuna varabilir. Ama aynı adam, başka bir ortamda, örneğin evinde, işyerindekinin tam tersi bir halde olabilir. "Öyleyse hangisi asıl karakterdir, gerçek kişiliktir?" diye sorar Jung. "... Normal bir kişilikte bile, karakter bölünmesi imkansız değildir."
Çocuklukta Persona
Çocukluk dönemini ele alacak olursak, sağlıklı bir bebek çok doğaldır, yapmacıklık taşımaz. Diğer kişilerin hislerine aldırış etmeden nasıl istiyorsa öyle kabul eder, istemediğini de reddeder. Büyüdükçe, diğer insanların bilincine varır ve bir topluluğa kendini kabul ettirmek için nasıl rol yapacağını öğrenmeye başlar. Çocuklar, hızlı değişiklik gösterirler; dolayısıyla bu yapmacıklığın ne zaman baş göstereceği ve hangi boyutlarda ilerleryeceği her çocukta farklı olacaktır. Jung, yapmacıklık ile bilinçdışı yapmacıklık olarak tanımlanan özdeşleşmeyi birbirinden ayrı tutar. Eğer bir çocuk kendini babasıyla fazla özdeşleştirirse, gerçek kimliğinden bazı şeyler kaybedebilir. Kimlik sahibi olmanın aşamaları vardır veya ebeveynin veya ebeveynlerin arasındaki veya ona bir bebek gibi bağlı olan bir bakıcısı arasındaki duygusal bağa göre bu kimlik derecelendirmesi de değişecektir.
@pinky
10 yıl önce
@havlayankuzu
11 yıl önce
@ustilago
11 yıl önce
anlayanlara ne anladıgını sormak isterim. bence bunu bergman bile bilmiyor.
@ozturkkursat
11 yıl önce
8.4 / 10
@helmintt
11 yıl önce
felsefe, psikoloji ve hayat...
en son elisabeth'in alma'yı persona olarak kullanması ve doktorun monoloğu tuğla kalınlığında kitap yazdırır.
@carpathia
12 yıl önce
8.5 / 10
HİÇ
@burakberdem
12 yıl önce
-- spoiler --
elisabeth'in alma ile ilk karşılaşması ve alma odadan çıktıktan sonra elisabeth'in yüzünün kararmasından elisabeth'in yüzünde bir maske olduğunu anlayabiliyoruz. çünkü elisabeth'in alma'yı ilk gördüğünde ki yüzüne ışık vurmuştu.
elisabeth susarak kurtulmaya çalışıyor filmde maskesinden. alma ise direkt bir şekilde açıklıyor tüm içindekileri ve döktükçe her şeyini rahatlıyor ta ki elisabeth'in mektubunu okuyana kadar.
doktor'un elisabeth'e söyledikleri de oldukça ö ... Devamı
-- spoiler --
elisabeth'in alma ile ilk karşılaşması ve alma odadan çıktıktan sonra elisabeth'in yüzünün kararmasından elisabeth'in yüzünde bir maske olduğunu anlayabiliyoruz. çünkü elisabeth'in alma'yı ilk gördüğünde ki yüzüne ışık vurmuştu.
elisabeth susarak kurtulmaya çalışıyor filmde maskesinden. alma ise direkt bir şekilde açıklıyor tüm içindekileri ve döktükçe her şeyini rahatlıyor ta ki elisabeth'in mektubunu okuyana kadar.
doktor'un elisabeth'e söyledikleri de oldukça önemliydi.
"anladığımı düşünmüyor musun?
var olmayı boş yere hayal etmek. öyleymiş gibi görünmemek, gerçekten olmak. uyanık olduğun her an. tetikte. başkalarına karşı sen ile yalnızken ki sen arasındaki uçurum. baş dönmesi ve sürekli açlık, açığa vurulmak için. içinin görülmesi için... hatta parçalara ayrılmak ve belki de tümüyle yok edilmek için. sesin her tonu bir yalan, her davranış bir aldatmaca, her gülümseme aslında yüz ekşitme.
intihar etmek mi?
oh, hayır! bu çok çirkin. sen yapmazsın.
ama hareket etmeyi reddedebilirsin. konuşmayı reddedebilirsin. o zaman en azından yalan söylemezsin. böylece düşünceye dalıp, kendi içine kapanabilirsin. artık rol yapmaz, herhangi bir maske takmaz ve yalancı davranışlarda bulunmamış olursun.
sen öyle sanırsın. ama gerçek inatçıdır. saklandığın yer su geçirmez değildir. yaşam dışarıdan sızar içeri. ve tepki vermek zorunda kalırsın. hiç kimse de bunun gerçek olup olmadığını, sen içten misin yoksa yapmacık mısın diye sormaz. bu soruların önemsendiği tek yer tiyatrodur. hatta orada bile fark etmez.
seni anlıyorum, elisabeth. kendini bırakmanı, hareketsiz kalmanı, hayali bir sistem içinde apatiye girmeni anlıyorum. seni anlıyorum ve seni takdir ediyorum. hevesin gecene, tüm ilgin bitinceye kadar bu rolü oynaman gerektiğini düşünüyorum.
o an geldiğinde diğer rollerini bıraktığın gibi,bunu da bırakırsın..."
-- spoiler --
@ozanozcan
12 yıl önce
@asdf_13
12 yıl önce
10 / 10
Kavram olarak Persona;
Persona, Türkçe karşılığıyla maske, Jung tarafından ortaya atılan, bireyin günlük yaşamdaki ihtiyaçlarıyla ilişkili olan tavrı tanımlar. Buna göre, bilinç ile bilinçdışı arasında sürekli bir yer değiştirme söz konusudur ve aralarında belirgin bir ayrım yoktur. Ne düşüneceğimizi önceden tahmin edemeyiz, bilinçli isteklerimizden bütünüyle farklı bir yönde beklemedik düşünceler oluşabilir. Ayrıca, bugün bilinçli olan şey, yarın unutulabilir veya bastırılabilir. Bir adamı çalıştığı iş yerinde gözlemleyen biri, onun güleryüzlü, ileri görüşlü, samimi biri olduğu sonucuna varabilir. Ama aynı adam, başka bir ortamda, örneğin evinde, işyerindekinin tam tersi bir halde olabilir. "Öyleyse hangisi asıl karakterdir, gerçek kişiliktir?" diye sorar Jung. "... Normal bir kişilikte bile, karakter bölünmesi imkansız değildir."
Çocuklukta Persona
Çocukluk dönemini ele alacak olursak, sağlıklı bir bebek çok doğaldır, ... Devamı
Kavram olarak Persona;
Persona, Türkçe karşılığıyla maske, Jung tarafından ortaya atılan, bireyin günlük yaşamdaki ihtiyaçlarıyla ilişkili olan tavrı tanımlar. Buna göre, bilinç ile bilinçdışı arasında sürekli bir yer değiştirme söz konusudur ve aralarında belirgin bir ayrım yoktur. Ne düşüneceğimizi önceden tahmin edemeyiz, bilinçli isteklerimizden bütünüyle farklı bir yönde beklemedik düşünceler oluşabilir. Ayrıca, bugün bilinçli olan şey, yarın unutulabilir veya bastırılabilir. Bir adamı çalıştığı iş yerinde gözlemleyen biri, onun güleryüzlü, ileri görüşlü, samimi biri olduğu sonucuna varabilir. Ama aynı adam, başka bir ortamda, örneğin evinde, işyerindekinin tam tersi bir halde olabilir. "Öyleyse hangisi asıl karakterdir, gerçek kişiliktir?" diye sorar Jung. "... Normal bir kişilikte bile, karakter bölünmesi imkansız değildir."
Çocuklukta Persona
Çocukluk dönemini ele alacak olursak, sağlıklı bir bebek çok doğaldır, yapmacıklık taşımaz. Diğer kişilerin hislerine aldırış etmeden nasıl istiyorsa öyle kabul eder, istemediğini de reddeder. Büyüdükçe, diğer insanların bilincine varır ve bir topluluğa kendini kabul ettirmek için nasıl rol yapacağını öğrenmeye başlar. Çocuklar, hızlı değişiklik gösterirler; dolayısıyla bu yapmacıklığın ne zaman baş göstereceği ve hangi boyutlarda ilerleryeceği her çocukta farklı olacaktır. Jung, yapmacıklık ile bilinçdışı yapmacıklık olarak tanımlanan özdeşleşmeyi birbirinden ayrı tutar. Eğer bir çocuk kendini babasıyla fazla özdeşleştirirse, gerçek kimliğinden bazı şeyler kaybedebilir. Kimlik sahibi olmanın aşamaları vardır veya ebeveynin veya ebeveynlerin arasındaki veya ona bir bebek gibi bağlı olan bir bakıcısı arasındaki duygusal bağa göre bu kimlik derecelendirmesi de değişecektir.
Kaynak:Vikipedi
@koftepatates
12 yıl önce
10 / 10