O
12 yıl önce
Ben O Değilim filmine yorum yazdı:
Lucy filmine yorum yazdı:
Luc Besson son zamanlarda iyice seyirciye onamaya başladı ve kalite yerlerde. Bir iki animasyon çak, bir iki bilimsel bir şeyler zırvala olsun sana bilim-kurgu(?!). Ben böyle filmlere bilimli kurgu bile demem. Bilimsellikten aşırı uzaklar. Hadi onu beceremedin, en azından bize bir şey anlat. O da yok. Animasyonu çak, seyirci yer! Hollywood ne yapacağını şaşırdı. Filme vasat bile diyemiyorum, bildiğin kötü. En kötüsü de Leon gibi değerli bir filmin yönetmeninin elinden böyle bir film çıkması! Vakit ve para kaybı...
Düşüş filmine yorum yazdı:
Big Fish severler bu filmi kaçırmasın. Anlatımlar birbirine çok benziyor. O yüzden biraz taklit film gibi gelse de hikayeyi bağlama biçiminden birbirinden ayrılıyorlar. Filmin gerçekten muhteşem bir görselliği var. Darvin ile ilgili de çok ince espriler var. Ben hem güldüm, hem ağladım filmde. Çocuk masumiyeti, saflığı ve hayal dünyası ile ilgili filmleri sevenler bu filmi ve "Daha erken öl, daha uzun ölü kal" filmini izlesinler derim.
Venüs ve Fleur filmine yorum yazdı:
Ben bu filmi çok sevdim! O kadar sade bir doğası var ki! Yönetmen kıssadan hisse çıkarmaya çalışmamış, ya da çok enteresan olaylar yaratmaya da çalışmamış. Duygular muhteşem aktarılmış. İzlemeye değer diyorum.
Örneğin Venüs'ün sevgilisinden ayrılıp eve geldiği sahne takdire şayan. Aralarında ne konuştuklarını göstermek yerine, seyircinin tahmin etmesini istemiş. Bunu yaparken Venüs'ün yalan söylediğini de hesaba katarsak, sahne çok başarılı. Sinema budur!
Yazgı filmine yorum yazdı:
Güzel bir analiz yazısı için buradan yakın:http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/yazgi-nihilizm-ve-musa-5678
Yazgı filmine yorum yazdı:
Serdar Orçin ve Engin Günaydın'ın iyi oyunculuklarına rağmen, Zeynep Tokuş'un oyunculuğu göz tırmalamış, rahatsız etmiştir. Zeki Demirkubuz ise hem senaryo aşamasında hem de yönetmenlik koltuğunda döktürmüş. 10 üzerinden kaç verirsin diye sorarsanız: farketmez...
Annesi ölünce Musa'nın TV nin karşısına geçip, kendine kahve yapması, hatta yetinmeyip annesinin ölü yattığı odanın açık olan kapı ve ışığından rahatsız olması, kapatıp TV karşısına geçmesi kanımı dondurdu. Karakteri çok abartmış diye düşünürken film ilerledikçe aslında karakterin çok iyi inşa edildiğini anlıyorsunuz. Öyle ki vereceği tepkileri önceden tahmin edebiliyorsunuz. Savcı ile yaptığı konuşma 3-4 kere izlemeyi dinlemeyi hak ediyor.
Yozgat Blues filmine yorum yazdı:
Ercan Kesal’ın oyunculuğu göz doldurmuş. Filmin konusundan çok bir şey beklemeyin. Çünkü olay değil, durum anlatılmış biraz. Öyle aksiyonlar, terz düz etmeler falan yok yani. Fakat duygular, karakterler güzel aktarılmış. Bir kaç sahnesinde Nuri Bilge’nin "Bir Zamanlar Anadolu’da" filminin esintileri var. Özellikle çay sahnesini görünce e pes diyorsunuz. Benzer olmalarının bir diğer nedeni de "taşra sıkıcılı" ya da "taşra durağanlığı" nı yansıtıyor olmaları.
Temmuz'da filmine yorum yazdı:
Çok çoook güzel ama bu kadar tesadüf fazla değil mi abiler ablalar? 1 değil, 2 değil 3 değil. Neyse genel itibari ile güzel yansıtılmış, güzel kurgulanmış ve güzel duygulara dokunan bir film olmuş.
Kutsal Motorlar filmine yorum yazdı:
Filmin güzel bir analizini okumak için:http://www.sinemazingo.com/holy-motors-kutsal-motorlar-2012
Gerçekten güzel bir iş çıkarmış Carax tam 11 yıl aradan sonra. Ne diyelim, 11 sene yaramış.
La Commune (Paris, 1871) filmine yorum yazdı:
5 saat 45 dk'lık filmin yaklaşık 1.5 saatini izleyebildim şimdilik. Nitekim 2-3 güne yayılacak bir filme benziyor. Sonunu görmeden yorum yapıyorum ama burada anlatılanlar, bugün Türkiye'de yaşananlara o kadar benziyor ki! İşçi sınıfının sömürüye, burjuvaziye, hükümete karşı savaşı, medyanın hükümetin yanında olup olayları çarpıtarak anlatması, hükümetin bu olayları "dış mihrakların bir oyunu" olarak göstermesi, dinin "itaat ve sömürü" aracı olarak kullanılması, haksız tutuklamalar, isyancıların "bir kaç ayyaş" olarak gösterilmesi ve şehri yakıp yıktıkları yalanlarının söylenmesi, kürtaj ve içkinin hükümet tarafından yasaklanması ve daha niceleri. 1.5 saat boyunca benzerliklere şaşırarak izledim. Geri kalan 4 küsür saatte daha ne benzerlikler yakalanabilir! Sonumuzun, bu filmde anlatılan bir son gibi olmaması dileğiyle... #direngezi #direntaksim #direntürkiye
Ayşe teknedeyken denize ne ara atladı? Hatta acaba atladı mı düştü mü belirsiz. Polis normalde cinayet ihtimalini düşünüp Nihat'ın ifadesini almalıydı. Çay içirip gönderdiler. Bu karının mayosu derken "karısı" olduğuna nasıl emin oldu? Nüfus cüzdanlarına baksa durumu anlayacak. Hadi Nihat'ın Necip'e benzemesi tamam da Asiye'nin Ayşe'ye benzemesi fazla kaçmış. Anlatmak istediği konudan saptırmış bu benzeme. Asiye'nin mayoyu giyip geldiği sahne de artık göze parmak olmuş.
Sonuç olarak senaryoda bu kadar açık varken En İyi Sen ... Devamı
Ayşe teknedeyken denize ne ara atladı? Hatta acaba atladı mı düştü mü belirsiz. Polis normalde cinayet ihtimalini düşünüp Nihat'ın ifadesini almalıydı. Çay içirip gönderdiler. Bu karının mayosu derken "karısı" olduğuna nasıl emin oldu? Nüfus cüzdanlarına baksa durumu anlayacak. Hadi Nihat'ın Necip'e benzemesi tamam da Asiye'nin Ayşe'ye benzemesi fazla kaçmış. Anlatmak istediği konudan saptırmış bu benzeme. Asiye'nin mayoyu giyip geldiği sahne de artık göze parmak olmuş.
Sonuç olarak senaryoda bu kadar açık varken En İyi Senaryo ödülünü nasıl aldı merak ediyorum.