O
14 yıl önce
Kardeşimden Sonra filmine yorum yazdı:
Kıskanmak filmine yorum yazdı:
2 ana karakter nasıl bu kadar farklı olabilir? Nergis Öztürk’ün oyunculuğu göz doldururken Berrak Tüzünataç daha konuşmayı becerememiş. Nusret rolundeki oyuncu da lise piyesinden ödünç alınmış gibi. Yapmacık tavırlar..
Filme ait tek güzel şey Zeki’nin kadrajları sanırım. Onun dışındakiler yapay. Hele hele oyuncuları yaşlandıralım derken şebeğe çevirmişler son sahnede.
Hayal kırıklığı.
İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış... Ve İlkbahar filmine yorum yazdı:
Film aldığı tüm ödülleri hak etmiş. Filmin çekildiği mekan insana nerede yaşadığı sorgulatıyor adeta. Küçük oyuncu muhteşem bir iş çıkarmış. O yaştaki bir çocuğun bu kadar doğal oyunculuğu daha ilk sahnelerde filmin içine girmenize neden oluyor.
Filmin son 1.5 dksı uluslararası versiyonda atılmış. Fakat o 1.5 dklık sahne filmin sonunu tamamen değiştiriyor. İngiltere’de hayvanlara eziyet sahneleri gösterilmek istenmediği için atılmış bu sahneler. Bir araştırın ve bu sahneyi bulup izleyin lütfen. Filmin sonuna dair algınız tamamen değişecek.
Filmdeki her mevsim insan hayatının bir evresine karşılık geliyor. Her mevsim için bir hayvan kullanılmış. İlkbahardaki köpek çocuk saflığını ve yaramazlığını, yazdaki horoz cinselliği, sonbahardaki kedi yuvaya dönüşü, kıştaki yılan ise reenkarnasyon ve bilgeliği ifade ediyor. Duvarları olmayan kapıların kullanılması gelenek ve göreneklere bağlılığı simgeliyor. Duvarlar olmadığı halde kapıların kullanıldığın ... DevamıFilm aldığı tüm ödülleri hak etmiş. Filmin çekildiği mekan insana nerede yaşadığı sorgulatıyor adeta. Küçük oyuncu muhteşem bir iş çıkarmış. O yaştaki bir çocuğun bu kadar doğal oyunculuğu daha ilk sahnelerde filmin içine girmenize neden oluyor.
Filmin son 1.5 dksı uluslararası versiyonda atılmış. Fakat o 1.5 dklık sahne filmin sonunu tamamen değiştiriyor. İngiltere’de hayvanlara eziyet sahneleri gösterilmek istenmediği için atılmış bu sahneler. Bir araştırın ve bu sahneyi bulup izleyin lütfen. Filmin sonuna dair algınız tamamen değişecek.
Filmdeki her mevsim insan hayatının bir evresine karşılık geliyor. Her mevsim için bir hayvan kullanılmış. İlkbahardaki köpek çocuk saflığını ve yaramazlığını, yazdaki horoz cinselliği, sonbahardaki kedi yuvaya dönüşü, kıştaki yılan ise reenkarnasyon ve bilgeliği ifade ediyor. Duvarları olmayan kapıların kullanılması gelenek ve göreneklere bağlılığı simgeliyor. Duvarlar olmadığı halde kapıların kullanıldığını görüyoruz ilk sahnelerde. Yaz kısmında ise çocuk kapıları kullanmayaya başlıyor. Yani gelenek ve görenekleri ihlal etmeye başlıyor. Filmin sonlarına doğru kim Ki-Duk’un dağa taşıdığı heykel ise budizmde şevkat tanrıçası. Günahlarından arınmayı simgeliyor.
Film tamamen sembolik bir anlatıma sahip olduğu için birçok ayrıntı da havada kalmış tabi. Örneğin yaşadıkları yerde ne yemek yediklerini ne de tuvalet ihtiyaçlarını giderebilecekleri bir yer olduğunu görüyoruz. Filmin sembolik olmasına bağlı bu tür ayrıntılar. Dikkat edenler de sorgulamışlardır, tek sandal var, sandalla küçük keşiş uzaklaştığı zaman arkasından büyük keşiş takip ediyor. Tek sandal varken ve o sandalı da küçük keşiş kullanmışken, ıslanmadan büyük keşiş nasıl geliyor diye sorguluyorsunuz. Adamın tutuklanıp gittiği veda sahnesinden de anlaşıldığı üzere büyük keşiş beyin gücü ile sandalı hareket ettirebiliyor.
Film hayatımda izlediğim en iyi görselliği yakalamış. Yarattığı dinginlik de cabası.Başucu filmlerime girdi hemen.
Into the Wild filmine yorum yazdı:
Gerektiğinden fazla pohpohlanıyor bence bu film. Filme hakim Hollywood-vari kadrajları, çekim teknikleri vs bile senaryonun yanlış kişilerin ellerinde olduğunu hissettirdi bana. En çok da dış ses olayına takılmış durumdayım.
Aynı senaryonun başka yönetmenlerin ellerinde çok çok daha güzel çekilebileceğine inanıyorum. Ama görselleri de güzeldi, ona laf yok.
Öldürme Üzerine Kısa Bir Film filmine yorum yazdı:
Kesinlikle izlenilmesi gereken bir film.
’Kabil’den bu yana hiçbir ceza dünyayı iyileştirmedi.’ repliği beynimize kazınmıştır bu filmden sonra. Adam cinayet işlerken ne kadar irite oluyorsanız, aynı adamın idamını izlerken de aynı derecede irite oluyorsunuz. Ayrıca iple boğarak cinayet işleyen birinin yine iple boğularak idam edilmesi suç-ceza ikileminde devletin katilden farksız olduğunu vurgulaması açısından güzel olmuş.
Kieslowski farklı açılardan kadrajları ile yine göz doldurmuş. Koltuk altından baktığı sahnedeki kadrajı çok güzeldi mesela. Yine aynalardaki yansımalar ihmal edilmemiş.
Transylvania filmine yorum yazdı:
Film daha yarım saatini doldurmadan kendi içine çekiyor. Anlatım çok başarılı. Özellikle kadının dramını anlatan karnaval sahnesine hayran kaldım! Kadının rahatlığı ve özgürlüğü çok ütopik gelmişti başlarda. Ama sonradan düşündüm ki aslında içinde yaşadığımız dünya ütopya, normal olan ile olmayan algımız bu ütopyadan kaynaklanıyor.
Uzun lafın kısası izleyin!
Veronique'nin İkili Yaşamı filmine yorum yazdı:
İlk öykü biraz kısa tutulmuş ama ikinci öykünün içinde ilk öyküden bir çok çağrışım var. Duygular çok güzel yansıtılmış. Görsellik muhteşem! Yönetmen filmini kırmızı ve yeşil tonlar üzerine kurmuş adeta. Her sahnede kırmızı ve yeşili görebilirsiniz. Kukla sahnesi çok etkileyici. Müzikler muazzam. Öyküsü de içine çekiyor insanı. İzlemek çok keyifliydi.
Cennetin Çocukları filmine yorum yazdı:
Kaybolan ayakkabılar, kaybolmayan umut ve güven.
Çocuk masumiyeti bu kadar iyi yakalanabilir. Sinemada bazen 2-3 saniyelik bir görüntü paragraflara denktir ya, işte bu filmde bunun örneklerini çok iyi görüyoruz. Ayrıca Ali rolündeki oyuncu harikalar çıkarmış.
Artist filmine yorum yazdı:
Film sessiz dönemden sesli döneme geçmeyi hem teknik olarak anlatmış- mimikler, oyunculuklar, ses vs- hem de bu geçişte neler hissedildiğini anlatmış bize. O yüzden başarılı.
Başrol oyuncusunun filmin bir yerinde kadehin masaya konduğunda çıkardığı sesle başlayarak çevredeki sesleri duyması ve dengesini kaybetmesi sahnesi ayrıca başarılıydı. Adamın hissettiği duyguları aynen yaşamanıza neden oluyor.
Fakat film bittiğinde yoğun bir başağrısı hissettim. Sanırım müziklerin yoğunluğundan, inişli çıkışlı yapısındandı. Ona da yapacak bir şey yok, çünkü sessiz filmlerde bazı duyguları verebilmek için müzik kullanılıyormuş.
Mad Men dizisine yorum yazdı:
diğer diziler gibi standard çekimler, klasik anlatım kullanılmamış. birçok yerde görüntü yetiyor ne anlatmak isteğini anlamak için. farklı açılar kullanılmış ve belli ki her bölüm uzun metrajlı filme özenir gibi çekilmiş. yani bu dizinin gücü sadece konusundan gelmiyor. anlatımı da çok çok güzel.
Bir ara arkadaşımla paranoyaya bağladık ve acaba bu da mı ölü, peki bu insan gerçek mi diye tüm karakterleri sorgulamaya başladık. Sonlara doğru çocuğun hastanede uyandığı sahnede "Acaba her şey çocuğun koma halindeyken gördüğü bir rüya mıydı" demekten de kendimizi alamadık. En son ulaştığımız nokta ise "Acaba kız öldü de her şeyi kızın algısından mı izliyoruz, aslında çocuk ve kardeşi hiç olmadı mı?" idi. Bunların hepsi Christopher Nolan etkisi bence. Adam, bu tarz filmlerden beklentilerimizi yükseltti, oyun içinde oyun aramaya başladık.