7.6

275 OY
PUAN VER
5

Imdb: 7.5 (8.656 OY)

KONUSU
Fransız yazar ve düşünür Albert Camusnun hayatın anlamını sorguladığı Yabancı adlı romanından esinle yazılan ve Efes Pilsenin desteği ile çekilen film, iradesiz, ya da iradesini kullanmayı reddeden bir gümrük muhasebecisinin öyküsünü anlatıyor.

Yaşamın boş ve saçma olduğunu, herşeyin aynı kapıya çı
... Devamı
Fransız yazar ve düşünür Albert Camusnun hayatın anlamını sorguladığı Yabancı adlı romanından esinle yazılan ve Efes Pilsenin desteği ile çekilen film, iradesiz, ya da iradesini kullanmayı reddeden bir gümrük muhasebecisinin öyküsünü anlatıyor.

Yaşamın boş ve saçma olduğunu, herşeyin aynı kapıya çıktığını düşünen Musa, kendini olayların akışına bırakmış gitmektedir.Annesinin ölümüne dahi fazla aldırmaz. Hatta, onu sevdiği halde bir tür sevinç bile duyar bu ölümden. Hoşlanmadığı bir kızla sırf o istiyor diye evlenir. Ancak yine iradesizce verdiği bu karar,kaderin bile güç ve iradeler tarafından yazıldığı bir dünyanın eşiğine getirip bırakır onu.İki çocuğun ve bir annenin katledilmesinden sorumlu tutulmaktadır.

Peki gerçekten suçlu mudur?

YORUM YAZ

SPOILER

POPÜLER YORUMLAR

YENİ YORUMLAR

Tüm Yorumlar

@tiamath

4 ay önce

6 / 10

Hayat yaşamaya değer mi?
Evet, tam da anlamsız olduğu için. (Albert Camus)

1942 tarihli "the stranger" romanındaki Albert Camus'un ana felsefesinin alınarak uyarlandığı film. Bir roman uyarlaması değil burayı iyi ayırt etmek gerek bir fikir esinlenişi. Film, Meursault karakterinin iç duruşunu ve felsefesini alarak Musa'ya taşımıştır. Bu açıdan gayet başarılı. Karakterin duygusuzluğu, hayatı anlamsız buluşu, olaylara karşı tepkisizliği gibi unsurlar rahatsız edici seviyede yedirilmiş durumda.

Bu tür filmlerde asıl üzerinde durulmadığını düşündüğüm nokta, gerçekten ahlak, din, kanun, etik artık adını neyle tamamlarsanız tamamlayın, toplumsal yaşamayı bir nevi mümkün kılan tüm suç işleme unsurunu kısıtlayan veya zevk almayı mümkün kılan oluşumları yok saymak gerçekten bir toplumun var olmasını mümkün kılabilir mi? Evet, ilk bakışta ahlak-etik unsurunun tamamen insanların bakış açılarına göre oluşan birşey olması kişiye cezbedici g
... Devamı
Hayat yaşamaya değer mi?
Evet, tam da anlamsız olduğu için. (Albert Camus)

1942 tarihli "the stranger" romanındaki Albert Camus'un ana felsefesinin alınarak uyarlandığı film. Bir roman uyarlaması değil burayı iyi ayırt etmek gerek bir fikir esinlenişi. Film, Meursault karakterinin iç duruşunu ve felsefesini alarak Musa'ya taşımıştır. Bu açıdan gayet başarılı. Karakterin duygusuzluğu, hayatı anlamsız buluşu, olaylara karşı tepkisizliği gibi unsurlar rahatsız edici seviyede yedirilmiş durumda.

Bu tür filmlerde asıl üzerinde durulmadığını düşündüğüm nokta, gerçekten ahlak, din, kanun, etik artık adını neyle tamamlarsanız tamamlayın, toplumsal yaşamayı bir nevi mümkün kılan tüm suç işleme unsurunu kısıtlayan veya zevk almayı mümkün kılan oluşumları yok saymak gerçekten bir toplumun var olmasını mümkün kılabilir mi? Evet, ilk bakışta ahlak-etik unsurunun tamamen insanların bakış açılarına göre oluşan birşey olması kişiye cezbedici gelebilir fakat Musa'nın savcı ile diyalogunun olduğu sahnede şöyle bir keskin nokta var;

Savcı - Çocukların öldürülmesi nasıl iyi bir şey olabilir?
Musa - Çocuklar açısından iyi bir şey olmayabilir ama öldüren açısından iyi birşey olabilir.

Bu bağlama göre (toplumsal kurallarımıza göre) suçu işleyen kişi için suç artık suç değil onun yararına olan bir durum için davranışa döner. Çocuğun öldürülmesi insanlar tarafından uydurulan etik kuralların ürünü olarak kötü kabul edilir. Bu durum diğer tüm suç olarak varsaydığımız durumlara da indirgenince artık tecavüz, hırsızlık ve aklınıza gelen diğer her unsur da yapan kişi için faydalıysa artık önemli değildir. Böyle bir düşünce akımı bir toplumun devamlılığını mümkün kılabilir mi? Benzer uç düşünceler spinoza'da da bulunmaktadır fakat bunlar bana hep toplumsal ilerlemeye destek olmak yerine toplumsal çöküşe yol arayan anlayışlar gibi gelmektedir.

Engin Günaydın dışında beğendiğim bir oyunculuk olmadı. Zeynep Tokuş'un da çoğu sahnesi çiğ kalırken Savcı ile Musa arasındaki diyalogda çok fazla yapmacıklık doluydu.

@ezgibakr

4 yıl önce

Kendi içimizde kararları veren ayrı bir benlik var; bu karar verme mekanizması faydalı olanı ayırt etme yetisini yitirince kararları yazgı veriyor. Yaşıyor olmak seçimlerin yapılması zorunluluğunu doğuruyor; benim dışımda başkasının iradesi benim yazgımı oluşturuyor. O halde Musa’nın tanrı tanımazlığı ve annesinin ölümüne üzülmeme duygu durumu seçimlerinin(zorunlu olarak yapılsa da) bir sonucu ancak hangi seçimin buna yol açacağını bilmemek iradenin özgürlüğünü sorgulatıyor ayrıca hayatımızın kontrolünün bizde olmadığını da hatırlatıyor.

@bnbnbnbnbn

11 yıl önce

savcının dahil olduğu uzun diyalog son derece yapay. "sanıyoRdum, biliyoRdum" vb. sözler kulak tırmalıyor. ayrıca mümkünse hiçbir filmde türklere "tanrı" kelimesini kullandırmayın. yapmacık oluyor.

onun dışında serdar orçin ve engin günaydın'ın oyunculuklarını çok beğendim.
C

@cagdasbdy

11 yıl önce

8 / 10

Bu filmi izleseniz de olur izlemeseniz de olur. Farketmez yani...
O

@ozgen

13 yıl önce

9.5 / 10

Güzel bir analiz yazısı için buradan yakın:http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/yazgi-nihilizm-ve-musa-5678
O

@ozgen

13 yıl önce

9.5 / 10

Serdar Orçin ve Engin Günaydın'ın iyi oyunculuklarına rağmen, Zeynep Tokuş'un oyunculuğu göz tırmalamış, rahatsız etmiştir. Zeki Demirkubuz ise hem senaryo aşamasında hem de yönetmenlik koltuğunda döktürmüş. 10 üzerinden kaç verirsin diye sorarsanız: farketmez...

Annesi ölünce Musa'nın TV nin karşısına geçip, kendine kahve yapması, hatta yetinmeyip annesinin ölü yattığı odanın açık olan kapı ve ışığından rahatsız olması, kapatıp TV karşısına geçmesi kanımı dondurdu. Karakteri çok abartmış diye düşünürken film ilerledikçe aslında karakterin çok iyi inşa edildiğini anlıyorsunuz. Öyle ki vereceği tepkileri önceden tahmin edebiliyorsunuz. Savcı ile yaptığı konuşma 3-4 kere izlemeyi dinlemeyi hak ediyor.

@geppetto

13 yıl önce

Romanın en can alıcı kısmını sadeleştirmiş filmde Zeki Demirkubuz. Killing an Arab epizodunun olduğu kısım filmde climax bile yaratacakken hatta görsel olarak romanda çok iyi resmedilmişken fazlasıyla yüzeysel geçmiş filmde Zeki. Zaten daha sonra verdiği bir röportajında romanda ideolojik olarak kabul etmediği yerlerden biri olduğunu söylüyor ve katil değil filmde Mersault. Tam tersine suçu üzerine alan biri. Romanın hikayesi görsele vurulduğunda baya bi foyası çıkdığını söylemiş yönetmen bende aynı fikirdeyim. Romanda kadın karakterler fazlasıyla konu dışıyken ve sembolikken filmde ahlaki ve sosyo-ekonomik açıdan bir gedik oluştururlar. Sinem karakteri filmde inanılmaz ahlaksız gözükür Musa'nın tam tersi olarak. Bu duruma neden olan görsel ile metin arasındaki farktır. Arabın öldürüldüğü kısımlara Kürt temasıda eklenebilirdi ama eklemedi Zeki çünkü yan anlam olarak fazlasıyla ırkçılığa kayacaktı romandaki gibi filmde. İntihar edenler d
... Devamı
Romanın en can alıcı kısmını sadeleştirmiş filmde Zeki Demirkubuz. Killing an Arab epizodunun olduğu kısım filmde climax bile yaratacakken hatta görsel olarak romanda çok iyi resmedilmişken fazlasıyla yüzeysel geçmiş filmde Zeki. Zaten daha sonra verdiği bir röportajında romanda ideolojik olarak kabul etmediği yerlerden biri olduğunu söylüyor ve katil değil filmde Mersault. Tam tersine suçu üzerine alan biri. Romanın hikayesi görsele vurulduğunda baya bi foyası çıkdığını söylemiş yönetmen bende aynı fikirdeyim. Romanda kadın karakterler fazlasıyla konu dışıyken ve sembolikken filmde ahlaki ve sosyo-ekonomik açıdan bir gedik oluştururlar. Sinem karakteri filmde inanılmaz ahlaksız gözükür Musa'nın tam tersi olarak. Bu duruma neden olan görsel ile metin arasındaki farktır. Arabın öldürüldüğü kısımlara Kürt temasıda eklenebilirdi ama eklemedi Zeki çünkü yan anlam olarak fazlasıyla ırkçılığa kayacaktı romandaki gibi filmde. İntihar edenler değişir filmde yine bu nedenle Sinem karakterinin kötü görüntüsünü zayıflatıp dikkatleri Musanın üzerine çekmek için. Roman 1942'de yazıldı en büyük söylemlerii romanın kutsal bir dünyada yaşamıyoruz , insan doğası hakkında söyleyebileceğimiz iyi yada kötü bir şey yok ve ruhumuz otorite ile araya koyduğumuz mesafeden ibaret gibl geçmiş bayatlamış söylemler. Mahkeme sahnesinde adalete bu kadar giydirilmesine gerek yok zaten hukuk sistemi mahkemeler kuruluşları itibariyle zenginleri tüccarları halk içinde korumak ve daha önce çalıp çırptıkları metaları meşru zemine oturtmak için varlar anyı mantıkla aynı dönemlerde polis ve jandarma sistemide kuruldu zaten. Romanı okurken pek farkedilmiyor fakat izlerken yine ortaya çıkan bir hakikat Musat karakteri tamamen kadınların arzularına teslim olmuş bir karakter. İnsan ruhunun yabancı dil bilmek iyi bilgisayar kullanmak ve yakışıklı olmaktan farkı yok söylemi, Musanın sırf istedi diye Sinemle evlenmesi, onu aldatınca karşı çıkmaması kabullenmesi, sinemaya gittikleri sırada onları reddetmelerine rağmen tekrar gelmesini sorgulamaması, sevişmek istemediği zaman bırakması kızmaması, bacağını açtığı zaman uyarılması. Hafızasız neden-sonuç ilşkilerini reddetmiş halinin tersine kadınlara dair bazı değişmez durumları direk hakikat olarak kabul etmesi bu durumun güçlü kanıtları. Aslında Musa ve Mersault karakterleri ölüdür ve karşı çıktığı şey adalet ataerkil düzen ve sistem değildir, karşı çıktığı kabul etmediği şey bir erkeğin yaşamak için motivasyona ihtiyacı (neden değil) olmadığıdır.

@bosphorusbh

13 yıl önce

8.5 / 10

albert camus nun yabancısı benim için bi şaheser niteliğinde kitaptır.filmi ilk keşfettiğimde Zeki Demirkubuz kesin hakkını vermiştir dedim ve yanıltmadı beni. Bu filmle Zeki Demirkubuz un gerçekten de sadece isminin olmadığını filmleriyle isminin hakkını vermiş olduğunu iyice pekiştirdim. Bence en iyi kitap uyarlamarı arasından sıyrılabilecek bir film.Ve filmde kurguyu,uyarlamayı felan geçtim onlar zaten iyi de, özellikle replikleri harika. Sadece replikleri için bile, Demirkubuz bunun senaryosunu kitap olarak satsa gider direk alırım!!

@ynr

13 yıl önce

8.3 / 10

zeki demirkubuz'un en iyi filmidir. yönetmen bu filmin üzerine çıkamadı henüz.

@oscarlover

13 yıl önce

savcı sahnesini izlerken gözümü bile kırpmadım ama yavaştan beynimin yanmaya başladığını hissettim bir ara acaba savcının oyunculuğu kötümü diye düşündüm ardından yine boşluk ve sahne bittikten sonra vay bee diye haykırdım sanki yıllarca süren bi uykudan uyandım düşünmeye başladım belkide basit varlıklarız gerçektende içimizde büyük bir boşluk var ve bu boşluğu doldurmak için daha derin düşünüyoruz duygularımızı ve hislerimizi daha yoğun yaşıyoruz birbirine karıştırıyoruz türk sinemasındaki çok sevdiğim dramı tam dozunda derinleştirmiş yönetmen sizi öyle düşüncelere sevk ediyoki sırıtan oyunculukları görmezden geliyosunuz harika film !

@surgeon

13 yıl önce

9 / 10

Filmi izlemek için bu kadar beklediğim için çok üzgünüm. Filmin başında kafasını yarmak istediğiniz Musa, sonlara doğru baştacınız, hatta idolünüz olabilir. Filmi açtığınızdan itibaren ekrandan bir saniye de olsa gözünüzü alamayacağınızı, durdurmak dahi istemeyeceğinizi, hiçbir hareketlilik olmamasına rağmen sizi içine çekip adeta hipnotize etmesini, bittiğinde ise o siyah ekrana kendinizi boş boş bakarken bulacağınızı garanti ederim.

@havlayankuzu

14 yıl önce

8.5 / 10

Gece gece,abudik gubidik bir silsile sonucu aklıma geldin Musa.

Gerçekten de haklı olduğunu anlayabilmek biraz da olsa zamanımı aldı.

Ama senin de çok önce farkına vardığın gibi: bir işin zaman alabilmesi aslında mümkün değildir.

Tabi sen bunu açık seçik demedin,çünkü,gerek yoktu.

Çünkü her şey,bir şekilde olur ve tüm ihtimaller aynı oranda yaşanırken,biz ucu bize değenlerle bu kadar uğraşıyorsak eğer,aslında bu da,kaydadeğer bir şey değil.

Sevgili Musa,seni sevip sevmememin bir önemi olmadığı konusunda sonuna kadar haklısın. Zaten,ben de bunu sorun yapmayacağım. Hepimiz bir şekilde her şeyin farkına varacağız nasıl olsa. Bunu bilmek bizi rahatlatmamalı elbette. Hem netice itibariyle,rahat olabilmek için evveliyatında rahatsız olmak gerekirdi. E,sen ne zaman rahatsız oldun ki ?

@karamat

15 yıl önce

Çok iyi bir uyarlama diyebilirim. Kitabı cidden pekiştiriyor. Sessiz sakin bir adam olan Musa'nın tek sözü "Farketmez." Repliklerden en güzeli savcıyla Musa arasında geçenlerdi o da şöyle;

-Gerçekten tanrıya inanmıyor musunuz?

-Hayır.

-Bunun üzerine düşündünüz mü?

-Hayır. Benim için düşünülmeye değer bir şey değil.

-Peki neye inanırsınız?

-Hiçbir şeye.


Son sözler olan "... Ve ruhum hala bomboştu."

İşte bu replikler için bile izlenir.
D

@dilsah

16 yıl önce

"bütün sanıklar, yaptıkları eylemlerden ötürü suçlanırlar. ancak yaptıkları eylemlerin, toplumsal ve ahlaki anlamları yüzünden cezalandırılırlar."

@metehan

16 yıl önce

6 / 10

Sadece Musa ile savcı arasında geçen diyalog için bile izlenebilir diyeceğim Engin Günaydın'a haksızlık olacak...Film için ya da düzelteyim Zeki Demirkubuz filmleri için söylemeden geçemeyeceğim şey ise oyuncuların hiç birinin tek kuruş almadan oynadığıdır.
SPOILER

Yazgı filmine Benzer Film ekliyorsun.

Arama Sonuçları

Yazgı filmini Kategorize ediyorsun.

Bu filmi aşağıdaki seçenekleri işaretleyerek kategorize edebilirsin.

Arama Sonuçları

Yazgı filmine Konu ekliyorsun.

Arama Sonuçları

FİLM İLE İLGİLİ İSTATİSTİKLER
GİRİŞ YAP
Şifremi Unuttum!

ÜYE DEĞİL MİSİNİZ?

HEMEN ÜYE OLUN
Aktivasyon Mailim Gelmedi!
ŞİFREMİ UNUTTUM
AKTİVASYON MAİLİ GÖNDER
ÜYE OL