14 yıl önce
Amélie filmine yorum yazdı:
kedinin boncukları tıkırdatarak mutfağa girdiği sahnede insan amelie gibi yaşlarını tutamıyor. çok güzel kurgulanmış bir sahnedir. hayal kırıklığının en güzel sinematik anlatımıdır...
Amélie filmine yorum yazdı:
kedinin boncukları tıkırdatarak mutfağa girdiği sahnede insan amelie gibi yaşlarını tutamıyor. çok güzel kurgulanmış bir sahnedir. hayal kırıklığının en güzel sinematik anlatımıdır...
Nana filmine yorum yazdı:
animesi gayet başarılı ama live-action ve j-drama'yı anime kadar bşarılı yapamadıkları için izleyeceğimi sanmıyorum.
Diriltici filmine yorum yazdı:
bu filmi bir türlü bitiremedim. ilk başta konusu ilginç gelmişti ama oyunculuğun vasatlığı filmden sürekli uzaklaştırdı beni
Clash of the Gods dizisine yorum yazdı:
kasıntı oyunculuğu yok sayarsak mitleri doğal oluşum ve sosyakültürel olgularla destekleyen başarılı bir yapım. titanların savaşından daha besleyici olduğunu düşünüyorum. izlemekte fayda var (en azından tarihi bilgileri açısından)
Pardon filmine yorum yazdı:
filminden önce tiyatrosunu izlemiştim filmi kadar güzel bir yerlerden bulup izlemenizi öneririm (ki ben tiyatroyu zerre sevmem-devekuşu kaberesi hariç)
filmde keşke eniştesini 3. kişi olarak söyleselerdi diyor insan. filmin mantık hatasını da söyleleyeyim tam olsun sinop lapalı cezaevine (kapalı orası şuan müze ) trenle gidiyorlar ama o taraflara tren gitmiyor bildiğim kadarıyla ama olsun o kadar olur...
London filmine yorum yazdı:
tek mekanda geçen, diyalog filmlerini seviyorsanız izlemenizde yarar var. tamam bir 12 kızgın adam, the man from earth değil ya da tarantino filmleri gibi sıkı muhabbetler yok ama jason statman'a giden bir rolle flashbackler yerinde kullanılmış.
Elde Makas Koşmak filmine yorum yazdı:
bir arkadaşımın tavsiyesiyle izleyip sonunu zor getirebildiğim bir filmdi. insanı rahatsız eden karakterleri ve boğucu bir şekilde ilerleyen hikayesiyle arkadaşımın gerek film gerekse psikolojisini sorgulatan film olmuştur benim açımdan.
Prestij filmine yorum yazdı:
filmde en akılda kalıcı replik: hayatı benim tanıdığımın yarısı kadar tanısaydın neden içtiğimi anlardın...bu söz de en çok hugh jackman'a giderdi:)
filmde dikkatimi çeken noktaysa 2 ilüzyonist çinli sihirbazı izlemeye gittiklerinde c. bale'in hemen numarasını anlayıp, yaşamını (yürüyüşünü bile) numarasını gizlemek için ona adapte etmiş diye açıklamasıydı...filmin sonunda da bunu görüyorz. insan kendi parmağını nasıl keser diye sorarken bazı şeylerin aşk acısından da büyük olabildiğinin farkına varıyoruz (yarım yaşam)
Zindan Adası filmine yorum yazdı:
girişi itibariyle insanı cidden geren bir film. hele ki adaya giderken fondaçalanmüzik, adanın heybetli görünümü ve adadaki polislerin oldukça stresli oluşu insanı en baştan etkiliyor. bir de buna rüyalar, sanrılar ve fırtına eklenince izleyeninde nefesi kesilmeye başlıyor. bir sözümde leonardo di caprio'ya, bu adam iyi yönetmenlerle çalışarak kendini yeniden buldu, titanik ya da demir maskeli adamdaki oyunculuklarının kat be ka üstünde oyunculuk sergilemiş. film bana ayrıca memento filmini hatırlattı sonu biraz aynı olmuş, ama olur o kadar.
memento filmindede leonard kendi karısını öldürmüştü ama bunu kabul etmeyerek kendine alternatif bir gerçeklik uydurmuştu.shutter island'da Teddy Daniels'da aynı şekilde kabul etmek istemediği gerçeklerden kurtulmak için kendi yalan dünyasını kurguluyor. ve sonunda bu gerçekliğin farkında yaşamaktansa ölmeyi yeğlerim diyor. (hayvan olarak yaşamaktansa...)
Six Feet Under dizisine yorum yazdı:
hbo dizilerini tek geçen bir insan olarak, felsefeye dolayısıyla ölüme ilginiz varsa bu diziyi çok seversiniz ama yalanlarınızla, tüketiminizle oyalanmaktan mutluysanız bu dizi sizi rahatsız edecektir. ayrıca mr. nobody gibi filmlerede çıkış fikrini veren (iki alternatif hayatı sunuyor 3. sezon) 7. mühür gibi filmleride unutmayan çok sağlam bir dizidir six feet under. ayrıca filmdeki geçişler inanılmaz güzel, tuzağa düşmüş fare görüntüsünden hemen sonra peynir kesen bir insan portresi ya davazonun içinde yer alanyakılmış bir cenaze sahnesinden sonra dizi hemen elektrikli süpürge sahnesiyle devam edebiliyor (benim algıladığım insanında fare gibi tuzağa yakalanmış olduğu, ya da hayatın insanın küllerini bir gün süpüreceği ve bedenen hiç bir şeyimizin kalmayacağı gibi düşüncelere neden oldu bende) sopranos ve six feet under adeta psikoloğunuzla randevu gibi gelir insana, kendinize ciddi bir iyilik yapın ve sorgulamadan yaşamak istiyorsanız bu diziy ... Devamıhbo dizilerini tek geçen bir insan olarak, felsefeye dolayısıyla ölüme ilginiz varsa bu diziyi çok seversiniz ama yalanlarınızla, tüketiminizle oyalanmaktan mutluysanız bu dizi sizi rahatsız edecektir. ayrıca mr. nobody gibi filmlerede çıkış fikrini veren (iki alternatif hayatı sunuyor 3. sezon) 7. mühür gibi filmleride unutmayan çok sağlam bir dizidir six feet under. ayrıca filmdeki geçişler inanılmaz güzel, tuzağa düşmüş fare görüntüsünden hemen sonra peynir kesen bir insan portresi ya davazonun içinde yer alanyakılmış bir cenaze sahnesinden sonra dizi hemen elektrikli süpürge sahnesiyle devam edebiliyor (benim algıladığım insanında fare gibi tuzağa yakalanmış olduğu, ya da hayatın insanın küllerini bir gün süpüreceği ve bedenen hiç bir şeyimizin kalmayacağı gibi düşüncelere neden oldu bende) sopranos ve six feet under adeta psikoloğunuzla randevu gibi gelir insana, kendinize ciddi bir iyilik yapın ve sorgulamadan yaşamak istiyorsanız bu diziye başlamayın çünkü eğer olurda bu diziyi bitirirseniz zerduşt olmanız kuvvetle muhtemeldir.(adler’den bile bahsediliyor...)
ayrıca dizi tamamen herkesin idare edebileceği, bulduklarıyla mutlu olabilmeyi denediğini gösteriyor korkular, endişeler cesareti kırar ve kendimizi güvende hissettiğimiz yere sığınır kalırız. başka şeylerle oyalanır kendimizi, kendi mutluluğmuzu unuturuz....bir dizinin ölümünde ötesinde olabilmesi korkutucu olduğu kadar etkileyici. ama kesinlikle diğer diziler kadar sürükleyici ya da heyecan verici değil. bu dizinin en büyük artısı belkide bu dizi popüler kültüre, klişelere sırtını dönmüş durumda...nate’in gerçek mutluğu bulduğunda ölmesi en acı verici gerçek olarak gözümüze sokuldu, ayrıca all alone bölümünde nate’in cenazesinde mevlananın şiirine yer vererek gönlümde taht kurmuştur. ağlamamak için kendimi zor tuttum ama gözlerim yaşardı.şiir:
Ölümümüz sonsuzlukla evliliğimizdir
Peki sır nedir? Tanrı tektir.
Güneş ışığı kırılır evin pencerelerinden girerken.
Tıpkı üzüm salkımlarındaki çeşitlilik gibi,
Ama üzüm suyu gibi değil.
Çünkü Tanrının Işığında yaşayanlar için,
Nefsin ölümü bir lütuftur.
O ölümü tadan nefs için ne iyi söyleyin ne de kötü,
Çünkü o artık iyiliğin ve kötülüğün ötesine geçmiştir.
Gözlerinizi Tanrıya çevirin ve onun gaybı hakkında konuşmayın.
Ve böylece o size çok farklı görünecek.
Tanrının ışığı ebedidir.
Ebedi olmayan ışıksa fani bedenlerin vasfıdır.
Hakikati lütfeden Tanrıdır.
Ve hakikatin kuşu, sana doğru uçmakta.
Arzunun kanatlarıyla.