Basra'ya gelmeden önce izlediğim bir filmden etkilenerek bir karar almıştım. Julie and Julia izleyenler bilir, Julie 365 günde 524 yemek tarifi yapmaya karar verdiğinde yaşamı pek de istediği gibi gitmemektedir. Yarım bıraktığı işlerin sıkıntısından kurtulabilmek için, ne zaman biteceğini bildiği ve yapmaktan keyif alacağı bir işe kalkışır. Bir internet bloğunda gün gün yaptıklarını yayınlar ve sonuçları itibari ile bu süreç onu bambaşka bir yere taşır. Film iki gerçek öykuden yola çıkalarak çekildiği için "böyle şeyler filmlerde olur" deme lüksümüzüde elimizden alıverir.
Ben de Basra da geçireceğim 180 gün boyunca 200 film izleme kararı almıştım. Beni disipline etmesini umarak izlediklerim hakkında her gün Filmadamına yazmak istiyorum.
Basrada ilk izlediğim film Modern Zamanlar hakkında:
Filmin ilk sahneden niyetini belli ediyor olması ne kadar hoş. Anlatmak istediğini en kısa, en net, en sade, şekliyle daha ilk sah... Devamı
07 Şubat 2011 - Basra
İlk film - Modern Zamanlar-Charlie Chaplin
Basra'ya gelmeden önce izlediğim bir filmden etkilenerek bir karar almıştım. Julie and Julia izleyenler bilir, Julie 365 günde 524 yemek tarifi yapmaya karar verdiğinde yaşamı pek de istediği gibi gitmemektedir. Yarım bıraktığı işlerin sıkıntısından kurtulabilmek için, ne zaman biteceğini bildiği ve yapmaktan keyif alacağı bir işe kalkışır. Bir internet bloğunda gün gün yaptıklarını yayınlar ve sonuçları itibari ile bu süreç onu bambaşka bir yere taşır. Film iki gerçek öykuden yola çıkalarak çekildiği için "böyle şeyler filmlerde olur" deme lüksümüzüde elimizden alıverir.
Ben de Basra da geçireceğim 180 gün boyunca 200 film izleme kararı almıştım. Beni disipline etmesini umarak izlediklerim hakkında her gün Filmadamına yazmak istiyorum.
Basrada ilk izlediğim film Modern Zamanlar hakkında:
Filmin ilk sahneden niyetini belli ediyor olması ne kadar hoş. Anlatmak istediğini en kısa, en net, en sade, şekliyle daha ilk sahneden, lafı hiç dolandırmadan,ben buyum diyerek anlatıyor. Seyirciyle kurduğu bu samimi ilişki filmin tamamına nasıl da siniyor. İlk sahne ile ilgili bazı söylentiler de yok değil. Koyun sürüsü içindeki siyah koyunu herkes farketmiştir. İşte bu siyah koyunun diğerlerini bilinçlendirmek için aralarına karışmış komünist bir koyun olduğu söyleniyor...hadi hayırlısı:)
Filmde coşku, merak duygusu ve heyecan hiç kesintiye uğramıyor. Bunda Şarlonun kişiliğinin ve filmin kurgusal dizgisinin payı çok büyük ancak filmin müziklerinin payı da yok sayılamaz herhalde. Sessiz filmlerde müzik çok daha farklı kullanılıyormuş. Chapline ait olduğunu bildiğimiz filmin müziklerinin sırrı ise her kareye ustaca girmeleri ama asla filmin hakimi olmamaları sanırım. Filmin final sahnesinde kullanılan parça, ilk kez ellili yıllarda "Nat King Cole'un" seslendirdiği, sözleriyle ünlü, popüler bir şarkı haline gelmiş.
Sözsüz halini tercih edecekler de olacaktır sanırım.
Filmin akılda kalan sahnelerinden vida sıkma sahneleri bana "erken final" keyfi yaşattı açıkçası. Film sanki oracıkta bitiverse neden bitti demeyecektim. Bu sahneler, bu yıpratıcı süreç karşısında ortaya konabilecek insani tepki ve karşılıkların neler olabileceğini içeriyor. Fabrika sahneleri sistemin en ağır yanlarını ortaya koyuyor olsa da, bu filmde Şarlo buna değil, yaşam umudunun var olduğuna, mutluluk arayışına, insanın sahip olduğu temel özelliklere vurgu yapıyor bence.
Şarlonun umursamaz, beceriksiz, sakar tavırları modern iş anlayışına Chaplinin verdiği en etkili cevaplardan biri oluyor film boyunca. Bu tavırlar sanki bir düşünme sistematiğine dair de eleştirel göndermeler içeriyor.
Film o kadar güçlü ki eleştirdiği şeyi hem çok büyütüyor ve çok önemli bir sorun haline getiriyor hem de bir o kadar küçültüyor ve başa çıkılabilir kılıyor. Örneğin yemek yeme makinası sahnesinde hem makinalaşmanın gelebileceği boyutları farkettiriyor hem de karikatürize ederek aşağılıyor.Diğer taraftan makinalaşma karşısında insanın her zaman önemli bir gücü olacağını hissettirerek izleyicisini rahatlatıyor.
Bir filmin bu iki şeyi yapabilmesi çok etkileyici açıkçası.
Filmin diyaloglar içeren bir senaryosu daha bulunmaktaymış. Hatta film son anda sessiz film olarak çekilmiş. Sanırım sesli film teknolojisi gelişmiş olmasına rağmen sessiz olarak çekilmesinde Chaplinin konuşmalı sinemaya geçişi protesto ettiğini düşünebiliriz. Gerçi film konuşma içeriyor. Dikkat edilirse Şarlonun şarkı söylediği sahne dışında tüm konuşmalı sahnelerde ses mekanik bir aletten geliyor. Patronun odasında bir radyodan, fabrikada bir mikrofondan ve yine patronun odasında yemek makinası için yapılan ses kaydından. Bunların hepsinde ortak yön itici olmaları ve olumsuzluk içermeleri. Chaplin söz konusu olduğunda bunlar tesadüf olamaz sanırım. Şarlonun şarkı söylediği sahne ise sanırım bu konuda o dönem yapılan tartışmalardaki çatışmayı güçlendirmek için var.
Chaplinin sessiz filmlerin duyguları daha iyi yansıttığını söylediğini biliyoruz ancak Modern Zamanlar Chaplinin de son sessiz filmi oluyor ve bu filmle 1914 yılında yarattığı Şarlo tiplemesine de veda ediyoruz.
İşin eğlencesine varacaksak otomatik inek sahnesine çok güldüğümü belirtmek isterim ve mağazada patenle kaydığı sahnede çok heyecanlandığımı...Tekrar hapisaneye girmek için uğraştığı sahnelerde polisle kurduğu ilişkide içten içe gururlandığımı...Fabrikada yarı makina haline geldikten sonra diğer işçilerle çatıştığını, onların makinalar çalışınca işe geri döndüklerini farkettirmesi ile işçi üzerine kurduğum bilincin doğruluğuna nasıl yeniden güvendiğimi de ekliyorum...
Ve tabiki filmdeki aşk... Öksüz kızın filmin başlarında mutsuz,başka yollara sapacak kadar umutsuz olduğunu düşünürsek... Aşkın yaşamı değiştiren gücü...Tüm denemelere rağmen filmin sonunda yeniden umutsuzluğa kapıldığında "Neşelen biraz...Asla ölümden bahsetme...Daha uzun zaman beraberiz... diyen Şarlo nasıl da kolundan tutuyor ve ayağa kaldırıyor kızımızı.
Bu filmin Chaplinin gerçek hayatından izler taşıdığı söyleniyor. Annesinden ayrılıp fabrikada çalışmak zorunda kalışı ya da annesinin akıl hastanesinde yatması gibi...
Şarlo nun dans ettiği, şarkı söylediği, o dillere destan olmuş sahneye gelecek olursak: Söylenecek bir şey yok. Sadece sözler evrensel yani tam bir Şarloca... Hiç bir anlamı yok ama bunun Chaplinin anlatmak istediğinden eksiltiğini kim söyleyebilir ki.
Hatta "j-five" nakaratında filmin orjinal kayıtlarını kullandığı bir parça yapmış. Çok ta güzel olmuş...
Paten kaydığı sahnede tırnaklarımı yememe sebep olan, neredeyse her anında gülümseten, güldüren, düşündüren, daha iyisini Charlie Chaplin'den başka hiç kimsenin yapamadığı ve yapamayacağı mükemmel film.
yaptığı sistem eleştirisinin muhteşemliğiyle çıtayı oldukça yukarı çıkarmıştır chaplin. bu da bu konuda film çekenlerin işini oldukça zorlaştırmıştır. modern times'ı izledikten sonra sistem eleştirisi içeren başka filmler insanı tatmin etmiyor. filmin diğer bir güzel yanı ise sistemi eğlenceli bir şekilde eleştirmesi.
Filmlerindeki tüm besteleri yapan, siyasi ve sosyal içerikli müthiş konuları yazan, inanılmazbir oyunculuk yeteneğine sahip,cambazım diyen herkese taş çıkartacakkabiliyette ve de inanılmaz bir mizah anlayışı olan dahinin The Great Dictatorile beraber en önemli filmlerinden birisi. Hayatını ve çektiği zorluklarıgörmek isteyenlereChaplin(1992) yi tavsiye ederim.
en güzel ve anlamlı sahnelerinden birisi charlie chaplin'in elinde vida aletiyle makine dişlilerinin arasına girip bir nevi zamanın gevşeyen vidalarını sıkmaya çalışmasıydı.
@realfavor
15 yıl önce
Çoğu filmi izlerken, "işte" diyorum, popüler kültürün şişirip durduğu bir balon..
Fakat bu filmle anladım ki, anlatmak için konuşmak bile gerekmiyor aslında..
Muhteşem bir anlatım, üzen, kahkahalar attıran, eleştiren...
@dilekfidan
15 yıl önce
İlk film - Modern Zamanlar-Charlie Chaplin
Basra'ya gelmeden önce izlediğim bir filmden etkilenerek bir karar almıştım. Julie and Julia izleyenler bilir, Julie 365 günde 524 yemek tarifi yapmaya karar verdiğinde yaşamı pek de istediği gibi gitmemektedir. Yarım bıraktığı işlerin sıkıntısından kurtulabilmek için, ne zaman biteceğini bildiği ve yapmaktan keyif alacağı bir işe kalkışır. Bir internet bloğunda gün gün yaptıklarını yayınlar ve sonuçları itibari ile bu süreç onu bambaşka bir yere taşır. Film iki gerçek öykuden yola çıkalarak çekildiği için "böyle şeyler filmlerde olur" deme lüksümüzüde elimizden alıverir.
Ben de Basra da geçireceğim 180 gün boyunca 200 film izleme kararı almıştım. Beni disipline etmesini umarak izlediklerim hakkında her gün Filmadamına yazmak istiyorum.
Basrada ilk izlediğim film Modern Zamanlar hakkında:
Filmin ilk sahneden niyetini belli ediyor olması ne kadar hoş. Anlatmak istediğini en kısa, en net, en sade, şekliyle daha ilk sah ... Devamı
İlk film - Modern Zamanlar-Charlie Chaplin
Basra'ya gelmeden önce izlediğim bir filmden etkilenerek bir karar almıştım. Julie and Julia izleyenler bilir, Julie 365 günde 524 yemek tarifi yapmaya karar verdiğinde yaşamı pek de istediği gibi gitmemektedir. Yarım bıraktığı işlerin sıkıntısından kurtulabilmek için, ne zaman biteceğini bildiği ve yapmaktan keyif alacağı bir işe kalkışır. Bir internet bloğunda gün gün yaptıklarını yayınlar ve sonuçları itibari ile bu süreç onu bambaşka bir yere taşır. Film iki gerçek öykuden yola çıkalarak çekildiği için "böyle şeyler filmlerde olur" deme lüksümüzüde elimizden alıverir.
Ben de Basra da geçireceğim 180 gün boyunca 200 film izleme kararı almıştım. Beni disipline etmesini umarak izlediklerim hakkında her gün Filmadamına yazmak istiyorum.
Basrada ilk izlediğim film Modern Zamanlar hakkında:
Filmin ilk sahneden niyetini belli ediyor olması ne kadar hoş. Anlatmak istediğini en kısa, en net, en sade, şekliyle daha ilk sahneden, lafı hiç dolandırmadan,ben buyum diyerek anlatıyor. Seyirciyle kurduğu bu samimi ilişki filmin tamamına nasıl da siniyor. İlk sahne ile ilgili bazı söylentiler de yok değil. Koyun sürüsü içindeki siyah koyunu herkes farketmiştir. İşte bu siyah koyunun diğerlerini bilinçlendirmek için aralarına karışmış komünist bir koyun olduğu söyleniyor...hadi hayırlısı:)
Filmde coşku, merak duygusu ve heyecan hiç kesintiye uğramıyor. Bunda Şarlonun kişiliğinin ve filmin kurgusal dizgisinin payı çok büyük ancak filmin müziklerinin payı da yok sayılamaz herhalde. Sessiz filmlerde müzik çok daha farklı kullanılıyormuş. Chapline ait olduğunu bildiğimiz filmin müziklerinin sırrı ise her kareye ustaca girmeleri ama asla filmin hakimi olmamaları sanırım. Filmin final sahnesinde kullanılan parça, ilk kez ellili yıllarda "Nat King Cole'un" seslendirdiği, sözleriyle ünlü, popüler bir şarkı haline gelmiş.
http://www.youtube.com/watch?v=I85ApzR43jU
Sözsüz halini tercih edecekler de olacaktır sanırım.
Filmin akılda kalan sahnelerinden vida sıkma sahneleri bana "erken final" keyfi yaşattı açıkçası. Film sanki oracıkta bitiverse neden bitti demeyecektim. Bu sahneler, bu yıpratıcı süreç karşısında ortaya konabilecek insani tepki ve karşılıkların neler olabileceğini içeriyor. Fabrika sahneleri sistemin en ağır yanlarını ortaya koyuyor olsa da, bu filmde Şarlo buna değil, yaşam umudunun var olduğuna, mutluluk arayışına, insanın sahip olduğu temel özelliklere vurgu yapıyor bence.
Şarlonun umursamaz, beceriksiz, sakar tavırları modern iş anlayışına Chaplinin verdiği en etkili cevaplardan biri oluyor film boyunca. Bu tavırlar sanki bir düşünme sistematiğine dair de eleştirel göndermeler içeriyor.
Film o kadar güçlü ki eleştirdiği şeyi hem çok büyütüyor ve çok önemli bir sorun haline getiriyor hem de bir o kadar küçültüyor ve başa çıkılabilir kılıyor. Örneğin yemek yeme makinası sahnesinde hem makinalaşmanın gelebileceği boyutları farkettiriyor hem de karikatürize ederek aşağılıyor.Diğer taraftan makinalaşma karşısında insanın her zaman önemli bir gücü olacağını hissettirerek izleyicisini rahatlatıyor.
Bir filmin bu iki şeyi yapabilmesi çok etkileyici açıkçası.
Filmin diyaloglar içeren bir senaryosu daha bulunmaktaymış. Hatta film son anda sessiz film olarak çekilmiş. Sanırım sesli film teknolojisi gelişmiş olmasına rağmen sessiz olarak çekilmesinde Chaplinin konuşmalı sinemaya geçişi protesto ettiğini düşünebiliriz. Gerçi film konuşma içeriyor. Dikkat edilirse Şarlonun şarkı söylediği sahne dışında tüm konuşmalı sahnelerde ses mekanik bir aletten geliyor. Patronun odasında bir radyodan, fabrikada bir mikrofondan ve yine patronun odasında yemek makinası için yapılan ses kaydından. Bunların hepsinde ortak yön itici olmaları ve olumsuzluk içermeleri. Chaplin söz konusu olduğunda bunlar tesadüf olamaz sanırım. Şarlonun şarkı söylediği sahne ise sanırım bu konuda o dönem yapılan tartışmalardaki çatışmayı güçlendirmek için var.
Chaplinin sessiz filmlerin duyguları daha iyi yansıttığını söylediğini biliyoruz ancak Modern Zamanlar Chaplinin de son sessiz filmi oluyor ve bu filmle 1914 yılında yarattığı Şarlo tiplemesine de veda ediyoruz.
İşin eğlencesine varacaksak otomatik inek sahnesine çok güldüğümü belirtmek isterim ve mağazada patenle kaydığı sahnede çok heyecanlandığımı...Tekrar hapisaneye girmek için uğraştığı sahnelerde polisle kurduğu ilişkide içten içe gururlandığımı...Fabrikada yarı makina haline geldikten sonra diğer işçilerle çatıştığını, onların makinalar çalışınca işe geri döndüklerini farkettirmesi ile işçi üzerine kurduğum bilincin doğruluğuna nasıl yeniden güvendiğimi de ekliyorum...
Ve tabiki filmdeki aşk... Öksüz kızın filmin başlarında mutsuz,başka yollara sapacak kadar umutsuz olduğunu düşünürsek... Aşkın yaşamı değiştiren gücü...Tüm denemelere rağmen filmin sonunda yeniden umutsuzluğa kapıldığında "Neşelen biraz...Asla ölümden bahsetme...Daha uzun zaman beraberiz... diyen Şarlo nasıl da kolundan tutuyor ve ayağa kaldırıyor kızımızı.
Bu filmin Chaplinin gerçek hayatından izler taşıdığı söyleniyor. Annesinden ayrılıp fabrikada çalışmak zorunda kalışı ya da annesinin akıl hastanesinde yatması gibi...
Şarlo nun dans ettiği, şarkı söylediği, o dillere destan olmuş sahneye gelecek olursak: Söylenecek bir şey yok. Sadece sözler evrensel yani tam bir Şarloca... Hiç bir anlamı yok ama bunun Chaplinin anlatmak istediğinden eksiltiğini kim söyleyebilir ki.
Hatta "j-five" nakaratında filmin orjinal kayıtlarını kullandığı bir parça yapmış. Çok ta güzel olmuş...
http://www.youtube.com/watch?v=baIXpun6piw
Özet olarak sessiz ama çok ses getiren bu film için; yaşadığımız boktan hayatın film olmuş en güzel hali diyebiliriz bence...
@alone
16 yıl önce
10 / 10
@gknrotykmz
16 yıl önce
@efenndisiz
16 yıl önce
8.9 / 10
@okan_adam
16 yıl önce
10 / 10
@lazare_carnot
17 yıl önce
@yorgun_nihilist
17 yıl önce
9 / 10
en güzel ve anlamlı sahnelerinden birisi charlie chaplin'in elinde vida aletiyle makine dişlilerinin arasına girip bir nevi zamanın gevşeyen vidalarını sıkmaya çalışmasıydı.
!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!
@prensesinuykusu
17 yıl önce
8.5 / 10
@toshiro
18 yıl önce