5 yıl önce
The Lighthouse filmine yorum yazdı:
https://wannart.com/icerik/20121-atesi-calan-titan-prometheus
Je pense, donc je suis!
The Lighthouse filmine yorum yazdı:
https://wannart.com/icerik/20121-atesi-calan-titan-prometheus
The 100 dizisine yorum yazdı:
Yıllar önce ilk bölümlerine bakıp bırakmıştım ama daha sonra arkadaşımın ısrarı üzerine tekrar bir şans tanıdım, başladım ve artık bu serinin bağımlısı oldum diyebilirim.
Edit: https://youtu.be/aTLs4vagcKc
Kasaba filmine yorum yazdı:
ÖZET
Gözlerden uzak bir taşra kasabasında yaşayan bir ailenin üyeleri, iki çocuğun gözünden, dört mevsimi temsil eden dört farklı bölümde anlatılıyor. İki kardeş, yetişkin dünyasının türlü zorluklarıyla birlikte, doğanın ve yaşamın gizemleriyle tanışıyor.
YORUM
Nuri Bilge Ceylan retrospektifimizin ilk filmi Kasaba, taşra yaşamının kendine has ritmini yansıtan lirik bir şiir. Kırsal bölgedeki bir ailenin hayatını bu şiiri güçlendiren bir siyah beyaz görsellikle takip eden film, sade, dingin bir üslupla, rüyalar ve gündelik hayat arasında gidip geliyor.
The Platform filmine yorum yazdı:
Bu sadece bir teori tabi, ama bana en mantıklı gelen bu, o şefin kıl sahnesindeki yiyecek ile mesaj olan yiyeceğin aynı olduğunu göz önüne alınca bundan başka bir mantıklı açıklama bulamıyorum:
Filmin finali büyük ölçüde yanlış anlaşılıyor. Filmin son kısmı sandığınız gibi asıl final değil, filmin içindeki başka bir sahne asıl final.
Hatırlıyor musunuz filmin bir kısmında şef, o panna cotta’dan kıl çıktı diye kızıyordu aşçılara, o panna cotta Goreng ve Baharat’ın mesaj niyetine gönderdiği panna cotta’nın ta kendisi. Şef mesajı anlamıyor ve aşçılarına "kıl düşürmüşsünüz o yüzden yememişler" diye kızıyor. Kıl düşme sahnesi boşuna mı koyuldu zannediyordunuz? O sahne, asıl final işte.
"Ama panna cotta’yı kız yemişti? Kızı mesaj olarak göndermemişler miydi?" diyorsanız filmin son kısımlarının hayalden ibaret olduğunu anlamamışsınız.
Miharu’nun kızı sandığımız kişi aslında yok, sadece bir hayalden ibaret. Delik’e girecekleri içeri almakla sorumlu olan kadın Imoguiri’nin dediğini ha ... DevamıBu sadece bir teori tabi, ama bana en mantıklı gelen bu, o şefin kıl sahnesindeki yiyecek ile mesaj olan yiyeceğin aynı olduğunu göz önüne alınca bundan başka bir mantıklı açıklama bulamıyorum:
Filmin finali büyük ölçüde yanlış anlaşılıyor. Filmin son kısmı sandığınız gibi asıl final değil, filmin içindeki başka bir sahne asıl final.
Hatırlıyor musunuz filmin bir kısmında şef, o panna cotta’dan kıl çıktı diye kızıyordu aşçılara, o panna cotta Goreng ve Baharat’ın mesaj niyetine gönderdiği panna cotta’nın ta kendisi. Şef mesajı anlamıyor ve aşçılarına "kıl düşürmüşsünüz o yüzden yememişler" diye kızıyor. Kıl düşme sahnesi boşuna mı koyuldu zannediyordunuz? O sahne, asıl final işte.
"Ama panna cotta’yı kız yemişti? Kızı mesaj olarak göndermemişler miydi?" diyorsanız filmin son kısımlarının hayalden ibaret olduğunu anlamamışsınız.
Miharu’nun kızı sandığımız kişi aslında yok, sadece bir hayalden ibaret. Delik’e girecekleri içeri almakla sorumlu olan kadın Imoguiri’nin dediğini hatırlarsanız Miharu Delik’e tek başına gelmişti. Yalnızdı, zaten 16 yaşından küçük kimse de giremiyordu. Miharu, Goreng’in hayatını kurtarmıştı ama Goreng onu kurtaramadı, ölümüne engel olamadı. Bundan dolayı pişmanlık duydu ve onun deli olmadığına, gerçekten kızını arayan masum biri olduğuna inanmak istedi. Bundan dolayı hayalinde çocuğun gerçek olduğuna inandı. Bunu Goreng’in rüyasında Miharu ile seviştiğini gördüğünden dolayı ondan hoşlandığı ve bu yüzden deli olduğuna inanmak istemediği ile de açıklayabiliriz. Filmin son kısımları büyük ölçüde Goreng’in hayalinden ibaret.
Gerçekte olanlar ise;
-Yukarıya sadece panna cotta çıktı.
-Baharat kan kaybından öldü.
-Goreng, Baharat’ın öldüğünü görünce panna cotta’yı mesaj olarak gönderdi ve çok büyük ihtimalle kendisi de kısa bir süre sonra kan kaybından öldü. Mesajını göndermenin rahatlığı ile öldü, ancak insanoğlu uslanmaz olduğundan onu sadece "kıl düşmüş" diye yemediğini zannettiler. Mesaj, yalan oldu.
Goreng’in öldüğünü ve en alt katın ahiret metaforu olduğunu söylemek güç değil, zira Trimagasi de oradaydı.
Filmdeki İncil göndermelerini de yabana atmamak lazım. Goreng’in Delik’teki hayatı hem Hz. İsa’nın hayatına, hem kapitalist sağcı sistemlerin gerçek yüzüne parmak basıyor. Filmdeki her olayı hem Hz. İsa’nın hayatıyla hem de günümüz kapitalist sistemlerindeki hayatla bağdaştırılabiliyor. Tam anlamıyla bir başyapıt.
Şipşak Aile filmine yorum yazdı:
Çocuk sahibi olmadan önce izlenmesi gerekiyor.
Bir çiftin üç kardeşi evlat edinmelerini ve aile olma sürecinde yaşadıkları zorlukları anlatan sıcak, samimi ve duygusal bir film. Sürecin gerçekçi yönlerini ele alırken, aynı zamanda bazı kahkaha dolu sahneler ve ince göndermeler ile izleyicileri eğlendirmeyi başarıyor. :)