17 yıl önce
Kaldırım Çocukları filmine yorum yazdı:
De Sica'nın filmlerindeki dramatik kurgu, Rossellini'den daha ağır. Merkezinde şefkat emmeci çocuklar olsa da Bisiklet Hırsızları ve Umberto D. kadar değil. Yine de iyi film.
Kaldırım Çocukları filmine yorum yazdı:
De Sica'nın filmlerindeki dramatik kurgu, Rossellini'den daha ağır. Merkezinde şefkat emmeci çocuklar olsa da Bisiklet Hırsızları ve Umberto D. kadar değil. Yine de iyi film.
Valentine's Day filmine yorum yazdı:
Filmde Mevlana’ya atıf var ama "Mevlana görse sen gelme derdi".
Titanların Savaşı filmine yorum yazdı:
Çılgınca yüzeysel ve Holivud denkleminden çıktığı belli bir şey. Bir de buna oryantalizm rüzgarı katın (Arapça konuşan ve ateşten cinler ve cins isimli karakterler ) hiç yenilmiyor. O kılıç mitolojide var mı bilmiyorum, yoksa feci şekilde ışın kılıcı çakmasıydı.
Mads Mikkelsen, Vodianova, Alexander Siddig gibi oyunculara yazık olmuş derim. Ben derim ama vizyon filmlerinde kalitenin sürekli düşmesiyle izleyicinin beklentileri de değişti. Eminim sinemada "zevkli bir seyir" vermiştir ama bu yeterli mi?
Düzeltme: Şimdi Vodianova derken Alexa Davalos'un yerinde olabilir babında. Yoksa büyük oyuncudur falan kastım yoktu.
Yeraltı Peygamberi filmine yorum yazdı:
Hikayenin kaynağı nereden bilmiyorum ama bana inandırıcı gelmedi film. Kafamda o açıdan soru işaretleri bırakmasının yanında, öne çıkan Fransız filmlerinin o gizli ırkçı -göçmeni sevmeyen- çirkinliğini de barındırıyor. Amerikan filmlerindeki zenci kalıbı gibi bir anlayış var, özellikle Müslümanlara karşı. En bi masum, romantik Fransız filminde bile gördüm bunu.
Barbar Conan filmine yorum yazdı:
Thulsa Doom'un Hasan Sabbah'a benzetildiği bir yazı okumuştum. Filmi beğenmiştim, senaristler de ilgi çekici.
Kaynak filmine yorum yazdı:
Üçüncü izleyiş ve filmde halen yeni şeyler keşfediyorum. Kazdıkça çıkıyor sanki film. Ağaçla yaşadığı farklı boyutu/zamanı ve budist (ya da neyse) halini pek anlamadım hala o başka. Filme çok fazla mit sıkıştırılmış gibi ama seyri enfes. Uygun bir vaktimde filmin derin analizini bir yerden bulup okumayı düşünüyorum. Kaynak konusunda yardımcı olabilecek arkadaşlar varsa da çekinmesin.
Nefes: Vatan Sağolsun filmine yorum yazdı:
Filmin alt metinlerine hiç girmek istemiyorum, anlatım da biraz abartılı geldi ki bu noktada gizli yönlendirme amaçlı olduğu yorumlarını da unutmamalı.
Beni çeken şey oradaki askerlerin hayatlarına hakikaten girebilmesi oldu. Yani bir propaganda filmi olsa; asker Mehmet köydeki sevdiceği Hatçe ile hasretleşirdi ve film sonunda Mehmet ölür Hatçe ve köy halkı karalar bağlardı acı bir müzikle. Burada o yüzeysellik yok, iyi.
Beyaz Bant filmine yorum yazdı:
Cache’den de yukarı bir noktaya çıkarmış filmini Haneke. Trier son filmini Tarkovsky’e ithaf etti düşünüyorum da Haneke bunu Bergman’a ithaf etse olur muydu. Bergman havası var ama bir yere kadar diyebilirim. Hatta şöyle; filmde koluna beyaz bant takılan çocuk Fanny och Alexander’deki bizzat Alexander (Bergman’ın küçüklüğü). Yani Papaz’ın ailesinde benzerlik bulabilsek de film birden fazla hikayeyi içine alıyor tüm köy üzerinden bir nevi baskı rejimi okuması da rahatlıkla çıkabiliyor. Ve çok klişe olacak ama çocukların masumiyeti ve tertemiz dimağların "psikopatlaştırılması" (Faşist Almanya’ya selam) irdelenmiş. Güzel. Filozof yönetmenler var hala ortada.
Ekleme: filmde masumane bir aşkın doğuşu ve filizlenmesi de müthiş bir şekilde anlatılmış, ilk diyalog, başı omza koyma vs. gibi sahnelerde izleyici de heyecanlanıyor ikiliyi izlerken.
Polis filmine yorum yazdı:
Kendisiyle dalga geçen bir yapıda olması izleyicide ters etki bırakabiliyor lakin ben sevdim.
- Lütfen bir kere, beni sevdiğini söyle.
+ Seni seviyorum.
- Yalan söylüyorsun!
Müthişti.
Kara Şövalye filmine yorum yazdı:
Ne yazsam yorum yapan arkadaşlardan farklı bir şey olmayacak ama Ledger'ın bu rol için sağlığını ve hayatını feda etmesine değmiş diyebilirim. Sanırım Nicholson gibi bir selefin altında kalmamak için çok uğraştı ve yönetmenin de etkisiyle -atmosferler farklı olsa da- eski Joker'i ciddiyetsizliği içinde ciddi bir yorumla boğdu.Şu ana kadar izlediğim en anarşist tiplemelerden biriydi ve araba peşinde koşan köpeklerden kat kat fazlasıydı.
En sevdiğim sahnesi ise Slav kökenli mafyanın "Dey vont vörk for e fıriyk" cümlesinden sonra o değişik "Fırriyk" telaffuzunu taklidi idi.
Not: İngilizce biliyorum.